Süleyman Karagülle
Dershaneler
7.12.2013
12389 Okunma, 8 Yorum

 

Eskiden krallar vardı. İstedikleri kanunu çıkarır ve uygulatırlardı. Diledikleri şeyleri yasaklar, istedikleri vergileri koyarlardı. Avrupa’da büyük savaşlar ve ayaklanmalar oldu, kanlar aktı; sonunda kanunsuz vergilerin olamayacağı, kanunsuz yasakların getirilemeyeceğini anayasalara koydular. Bizim anayasalarda da vardır. Ne var ki işin kolayı bulundu. Anayasalar müsade etmediği halde, Bakanlar Kurulu’na vergi salma yetkisi verildi, bakanlara kanun hükmünde istediği kararname çıkarma yetkisi tanındı.

Tevhidi Tedrisat Kanunu’ndan önce isteyen istediğini okurdu, okuturdu; bilmenin, öğrenmenin yasağı olmazdı. Türkiye’yi dinsizleştirmek amacıyla tekel sermaye Türkiye’de İslâmiyet öğrenilmesin diye bunları yasakladı. Ne var ki halk bu yasağa rağmen okumaya ve öğrenmeye devam etti. Ben bu yasak tedrisatın içinde yetiştim. Evimizin arka kapısı vardı. Görevliler gözlenirdi. Görevliler görününce çocuklar arka kapıdan boşaltılırdı. Dersler kâğıt üzerinde değil de tahta parçaları üzerinde yazılırdı ve görevliler görülünce sobaya atılırdı.

Bu millet yılmadı, bunun mücadelesini verdi. İmam-Hatip Okulları, İlâhiyat Fakülteleri ve Kur’an Kursları açtırdı. CHP iktidarını bile dize getirdi.  

AK Parti’nin; yasakları kaldırdım, tarikatlar serbest, medreseler serbest demesi gerekirken, AK Parti CHP’nin en karanlık günlerinde bile başaramadığı bir işi yapmaya kalkışıyor!

Dershaneler para kazanmak için kurulmuyor; okulun ateist eğitimini etkisiz hâle getirmek ve ahlâklı gençler yetiştirmek için kuruluyor. Dershaneler destekleniyor; kazanç kaynağı değil gider kaynağı oluyor.

Devletin dershaneleri ve tarikatları bütçeden desteklemesi gerekiyor. Nasıl partilere kamu bütçesinden pay ayrılıyorsa, bunlara da pay ayrılmalıdır. Halk ne istiyorsa onu okur ve onu öğrenir. Nabi Avcı’nın yani MEB’nın bir köy mollasına tahakküm etme hakkı yoktur. Öğrenmenin bir zararı yoktur. Başkasına zarar vermediğiniz müddetçe kimse kimsenin ne okuduğuna ve ne öğrendiğine karışamaz.

Hazreti Ömer zamanında bir valinin zina yaptığı şikâyet ediliyor. Dört şahit getiriliyor. Üçü valinin zina yaptığına şehadet ediyor. Dördüncüsü ise; pencereden valinin o kadınla aynı yatakta yattığını gördüm ama zina yapıp yapmadıklarını bilmiyorum diyor. Hazreti Ömer valiye değil de diğer üç şahide seksener sopa attırmıştır.

Aynı evde kalan kız ve erkeğe kimse siz zina yaptınız diyemez. Zina yaptıklarının dört şahitle ispatlanması gerekir. Cinsi ilişkide bulunsalar bile, bir kadın iki erkekle bir iddet içinde cinsi ilişki kurmadıkça veya ilişkiyi gizli yapamadıkça, ilişki akrabalar arasında olmadıkça ceza verilemez. Biz beraberiz, cinsi ilişki de kuruyoruz dedikleri takdirde onlar evli sayılırlar. Ebu Hanife’ye göre de bunlara ceza verilemez.

Kur’an başkalarının evine girmeyi yasaklamaktadır. Dolayısıyla İslâmiyet’e göre mahkeme kararı ile de olsa başkasının evine oradakilerin izni olmadıkça girilemez. Durum böyle iken, ışık evlerini kapatmak amacıyla öğrenci evlerini kapatmaya kalkışmak İslâmiyet’e aykırıdır.

Ceza kanununda zinayı suç olmaktan çıkaran Ak Parti şimdi özel kanunlarla, beraber oturma yasağını getirmektedir. Bir yerde haklı olabilir. Anne babasından gizli birlikte oturanları anne babalarına bildirmek devletin görevi olabilir. Gizlilik yasaktır. Beraber oturma yasak değildir.

“Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nda zina tarif edilmiştir.

AK Parti’nin yapacağı şey “Adil Düzene Göre İnsanlık Anayasası”nı tartışmaya açmasıdır. O anayasada bütün sorunlar çözülmelidir. Yasaklar getirme neyi sağlayacak; polisi ve jandarmayı daha çok meşgul etme, onlara zulüm yapma imkânı vermeye yarar. Her yasak yolsuzluğun ve rüşvetin kaynağı olur.

Nabi Avcı’nın ışık evlerin mensupları ile geçmişi vardır. Hissî etkilerle bunları düşünmektedir. Derhal Millî Eğitim Bakanlığı’ndan alınmalıdır. Beşir Atalay gibi makul davranan bir kişi oraya getirilmelidir. Yoksa AK Parti’nin başına büyük işler açılır ve sonunda Başbakan gider.

 

SÜLEYMAN KARAGÜLLE

Yay. Haz.: REŞAT NURİ EROL

www.akevler.org (0532) 246 68 92

 

 


YorumcuYorum
Mete Firidin
11.12.2013
07:42

Hz Ömer hata yapmıştır. Vali zina yapmadıysa yatakta işleri nedir. Bunun mantıklı bir açıklaması olmalıdır. Bu yaklaşım ayetleri hafife almak, etkisiz kılmaktır. 4 bilir kişi getirdiğinizde, yatakta birlikte olduklarının anlamını sorduğunuzda, haliyle "zina yaptıklarını" söyleyecektir. Yusuf kıssasında "gömleğin önden yırtıldığı veya arkadan yırtıldığı" yorumu yapılmaktadır. Bu da bize yorum hakkı kazandırmaktadır. Ben olsam 80 sopada Ömere vurdururdum.

hakansarilar
12.12.2013
01:50

20. yüzyılın başında islamcı aydınlar en büyük darbeyi medreselerden yiyorlardı. Aklı terketmiş milyon kilometrekarelik osmanlı coğrafyasında akıl ile dinsizlik aynı şey olarak görülüyordu. Ebu Hanife eğer mezhebinin gelip dayandığı bu yeri görseydi aceba ne derdi. 20. yüzyılın başında milyon kilometre karelik osmanlı coğrafyasında tahakküm eden ve dine el koyan bir takım insanlar, İstanbul merkezli kuran dinine dönüş çabalarını yer yer sopalarla yer yer zındıklık suçlamalarıyla bertaraf ediyorlardı. Sahihliği dahi tartışılan hadisler tarafından kuşatılmış ve kıpırdayamaz hale getirilmiş Kuran-ı Kerim duvarlarda başvurulması gereksiz bir süs haline getirilmişti. Hadisçilerin bir sözü vardır: "Kuran'ın hadise olan ihtiyacı, hadisin kurana olan ihtiyacından fazladır." İnanın muhterem üstad yüzyılın başında bir Anadolu kasabasında olsaydınız, mevcut İslam anlayışınızla, o kasabadan çıkamazdınız. Şu anda Anadolunun il merkezlerinde bile giderek müesseseleşen yeni bir İslam anlayışı var. Özellikle ev kadınlarını hedef alan ve akıl ve Kuran dışı hurafelerle örülü halkı cehennem korkularıyla zaptu rabt altına alan ve müslümanların 21. yüzyılı kaybetmesine sebep olacak akımlar kol geziyor. Siyasilerin oy kaygısıyla bu yeni baronlar karşısında nutku tutulmuş durumda. Gavsı azam gibi duyan halkı ezen kelimelerle gövde gösterileri yapılıyor. Bosna Hersek'te görevim gereği bulunduğum sırada kaldığım ev-otel gibi bir mekanda bunlardan biriyle sohbet etme imkanım oldu. Gavsı azam geldi. Ona uymayanlar hem bu dünyada hem öte dünyada azapların en büyüğünü çekecek falan diyordu. Farklı İslami görüş falan diyecek oldum. Aklıma yatarsafalan diyecek oldum.Ne mümkün... Akıl onun bir tek bakışı karşısında eriyip yok filan olurmuş. Yani sizin anlayacağınız ensedeki sinir kökünden bağlı olmamız gerekiyormuş. Kısaca bana göre öğretmenin kriterleri olmalıdır. Her önüne gelen kamu eğitimi verememelidir. Osmanlıda ve daha önceki uygulamalarda dahi icazet sistemi vardı. Bu sözüm dershanelerle ilgili değildir. Yazının ikinci kısmıyla ilgilidir. Dershanelerle ilgili görüşüm ise genel olarak dershane olgusu üzerindendir. Yani bana göre dershaneler ortaya çıktığından beri liselerden üniversitelere boş insanlar gönderilmektedir. Dershane çoktan seçmeli saçmalığının ürünüdür. Liseler özellikle üçüncü ve dördüncü sınıftan itibaren şu an itibarıyla işlevsizdir. Okula giden dahi yoktur. Böyle bir eğitim sisteminin uygulayıcısı olan devlet, okulunun altını tutamayan bir devlet kapıya kildi vursun gitsin. Ben yapamıyorum desin.

Mete Firidin
12.12.2013
07:17

Hakan bey fikirlerinize tamamen katılıyorum.

Tayibet Erzen
19.12.2013
09:15

Aşağıdaki yazılar herkul.com'da yer alan Hoca Efendi'ye ait olan ifadelerdir. Tarihlere ve içeriklere dikkat edelim.

Bamteli: 15/12/2013 "Elli defa bizim hesaplarımızı, çıkınlarımızı, kredi alanlarımızı yoklasalar, hep “züğürt” diyebilmeliler. (32:25)" 400. Nağme: 18/12/2013 " Houston’da ameliyat olduğu zaman merhum Turgut Özal’ı ziyaret etmiştim; sarıldı, hıçkıra hıçkıra ağladı; “Ben bu Hizmet’in önemini ve insanlık için ne ifade ettiğini bu çevremdekilere anlatamıyorum!” dedi, gözyaşlarıyla dert yandı. Merhum Turgut Özal, vefatından bir hafta on gün evvel arkadaşlara haber gönderdi; “Orta Asya’da Hizmet’e karşı değişik olumsuz şeyler var; ben oralara gidip teminat olayım!” dedi. Pek çok ülkeye uğradı ve gittiği her yerde ülke başkanlarına “Bu arkadaşlara ilişmeyin; ben bunlara kefilim!” dedi. Doğrusunu Allah bilir, karanlığa taş atar gibi söz söylemek insana yakışmaz, fakat inanıyorum ki, 163. Madde’yi kaldırması gibi hizmetleriyle beraber ortaya koyduğu civanmertlikler vesilesiyle Cenâb-ı Hak, Merhum’a şehitlik sevabını da lütuf buyurdu ve Firdevs’iyle sevindirdi."

Tayibet Erzen
19.12.2013
09:17

adres www.herkul.org olacak

http://www.herkul.org/bamteli/dogruluk-sadakat-ve-is-hayatinin-sadiklari/

http://www.herkul.org/herkul-nagme/400-nagme-merhum-cumhurbaskani-turgut-ozal-ve-sehitlik/

Hüseyin Kayahan
19.12.2013
20:49

Bu arada "POST MODERN DARBENİN" yargılama süreci de "POST MODERN YARGIYA" dönüştü. Takip eden var mı?

Hüseyin Kayahan
30.12.2013
11:29

Bu tartışmalar, bu alt-üst oluşlar iyidir. Geçici olarak sıkntıya düşenler, eziyet görenler ve zarara uğrayanlar olur. Allah hiç kimsenin emeğini zayi etmez ve hiç kimse gücünün yetmediğinden de mes'ul değildir, eğer son hesaba inanıyorsak. "Kıyamet", "kıyam günü" hesapların karara bağlandığı gündür. Bugün dahi yargı kararları okunurken, haziruna tebliğ edilirken "kıyam yapılır/ayağa kalkılır". Demek o günde de ayakta karalar okunacaktır.

Dersaneler ve okullar ile tartışmalar sonunda "öğrenimde (eğitim demiyorum, o dini kuruluşların görevidir) serbestliğe" götürür. Bugün MEB'i ve YÖK'ü kim ele geçirirse onun görüşleri öğretiliyor çocuklara. Bundan dolayı da bu ben zeri tüm merkezi kurumları ele geçirme mücadelesi verilmektedir. Bu kavgalar bir gün biter ve sonunda merkezi sınav ve merkezi ehliyet vermenin dışındaki öğretim faaliyetleri serbest hale gelir. Merkezi sınavı ve soruları da her gruptan eşit katılımlarla oluşturulmuş bir heyet yapar.

Savcı ve hakemler konusu da böyledir. Herkes HSYK ve benzeri teşkilatları ele geçirmeye çalışmaktadır. Kim ele geçirmişse onun görüşlerine göre yapılanma olmaktadır. Bir memlekette her görüşte, inanışta, yaşayışta insanlar olur. Bunların her türlü kademede olmaları da normaldir. Herhangi bir etnik kökenden, her hangi bir dini gruptan, vs her türlü insan; devlette ve serbest hayatta, diğerleri ile eşit statüde görev alır, çalışır ve yaşar. Bunun aksi ayrımcılıktır, kasttır, kolonizasyondur. Böyle olunca da her grubun erkleri ele geçirme mücadelesi dürüp gitmektedir. Yargıda da bunun çözümü; "hakemlik sistemidir". Her çeşit hakem ve her çeşit avukat olması toplumun doğal yapısı gereğidir. Tarafların kendilerinin hür iradeleri ile güvendikleri hakemi seçmeleri ve onlar adına bunların nizayı çözmeleri tarafların rızasının olduğu bir adaleti tecelli ettirir. Bütün bunlara "adil düzen" de işaret edilmiştir.

Hiç bir şey kolaylıkla ve kandiliğinden gelmemektedir. Artık başka çare kalmayınca, tarafların gücü de tükenince "ne yapalım ki bunu çözelim" derler ve yeni çözüme ulaşılır. Bu aşamada veya biraz sonra mutlaka "Pavluslar" zuhur eder ve sistem dejenere olur ve böylece ecelini beklemeye başlar. Sonra insanlar yeniden düşünür ve yeni yöntemler bulurlar. Eğitim (ilmi kurumlar)ve yargı (siyasi kurumlar) ve diğer iki erk olan ekonomik ve dini kurumlarda da böyle değişimler olacaktır. Bu çatışmalar iyidir.

Bu yeni yüzyıl, yeni bin yılın ilk yüzyılıdır. meşhur tabiri ile "hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır". Bu yargı hem başkası hem de bizim için böyledir. Ömrü olanlar yaşanacak değişim ve başkalaşıma şahit olacaklardır.

Saygılarımla.

H.Kayahan

Yusuf Ziya Saral
08.04.2014
09:25

Sa,

Sevgili Hocam

Fethullah Gülen in sizinle beraber olduğunuz dönem ve sizden ayrıldıktan sonraki bir kısım dönemi hariç ,

İtikat daki bozuklukları sebebiyle Fethullacılar oldular artık islamiyetin dışında bir isimle anılır oldular.

Bunların okulları ve evleri islamiyeti bozmak ve CIA nın menfaatlerine göre hareket etmek mecburiyetindedirler.

Hüsnü zan herzaman iyidir, bunların hüsnüzanlık durumları kalmamıştır. Allah a emanet olun . Ellerinizden öperim.

dualarınızı beklerim. Allah ömrünüzü uzun ve bereketli kılsın.

Not:Bu yazıyı şimdi okumak nasip oldu.





Çok Okunan Makaleler
Süleyman Karagülle
Sorun yargı sorunudur
20.12.2017 2494 Okunma
Süleyman Karagülle
Beraberiz
10.02.2018 2492 Okunma
Süleyman Karagülle
ASIL SORUN
13.11.2020 2492 Okunma
Süleyman Karagülle
Meşruluk
26.01.2019 2488 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorun Ekseriyette
10.05.2018 2486 Okunma
Süleyman Karagülle
SİLAH YASAĞI
4.01.2021 2485 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞERİATTA GÜVENİRLİK
7.12.2020 2478 Okunma
Süleyman Karagülle
YÖNETME
14.12.2020 2477 Okunma
Süleyman Karagülle
İKİ ÖLÜM HABERİ
1.11.2020 2472 Okunma
Süleyman Karagülle
Sağlık Sorunu
14.10.2017 2470 Okunma
Süleyman Karagülle
AK PARTİ’NİN TARİHÇESİ
30.12.2020 2464 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEM
15.12.2020 2458 Okunma
Süleyman Karagülle
ALBAYRAK’IN İSTİFASI
10.11.2020 2458 Okunma
Süleyman Karagülle
YORUM
12.09.2017 2458 Okunma
Süleyman Karagülle
OSMANLILAR
6.10.2020 2456 Okunma
Süleyman Karagülle
Barıştan yana olmalıyız
15.09.2020 2455 Okunma
Süleyman Karagülle
TÜRKİYE’DEKİ DEĞİŞİM
15.11.2020 2455 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Gençlerimiz (9)
20.02.2021 2453 Okunma
Süleyman Karagülle
MISIR’IN DÜŞMANI
13.10.2020 2452 Okunma
Süleyman Karagülle
MİRAS
24.11.2020 2451 Okunma
Süleyman Karagülle
CHP'nin şansı var mı?
14.08.2020 2447 Okunma
Süleyman Karagülle
Zıtlar
31.12.2017 2447 Okunma
Süleyman Karagülle
BİDEN GELDİ Mİ?
16.11.2020 2446 Okunma
Süleyman Karagülle
MAKBUL MAKTUL
24.10.2020 2446 Okunma
Süleyman Karagülle
KATAR
6.01.2021 2446 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-5
10.02.2021 2445 Okunma
Süleyman Karagülle
ADİL YARGI
24.01.2021 2444 Okunma
Süleyman Karagülle
İSLAM'DA YÖNETİM
29.10.2020 2431 Okunma
Süleyman Karagülle
Her yer kısa
27.09.2020 2427 Okunma
Süleyman Karagülle
FARK ETMEZ
5.11.2020 2426 Okunma
Süleyman Karagülle
DOLAR, ALTIN, SEMT BONOLARI VE …
9.12.2020 2424 Okunma
Süleyman Karagülle
Oyalama
30.11.2017 2424 Okunma
Süleyman Karagülle
Afrin
20.01.2018 2424 Okunma
Süleyman Karagülle
Türkiye ve Malezya
20.05.2018 2424 Okunma
Süleyman Karagülle
KAPALI DEVRE
15.01.2021 2421 Okunma
Süleyman Karagülle
NE YAPSIN?
22.01.2021 2421 Okunma
Süleyman Karagülle
ABD SEÇİMLERİ
9.12.2020 2416 Okunma
Süleyman Karagülle
EZBERE İŞLER
25.12.2020 2414 Okunma
Süleyman Karagülle
İslam İş birliği Teşkilatı
13.12.2017 2413 Okunma
Süleyman Karagülle
AYNI OYUN
8.01.2021 2411 Okunma
Süleyman Karagülle
Kur’an Seminerleri ve Kur’an Düzeni(8 )
18.02.2021 2409 Okunma
Süleyman Karagülle
SORUNLAR
2.11.2020 2409 Okunma
Süleyman Karagülle
Oyuncular
27.10.2018 2408 Okunma
Süleyman Karagülle
İKİ DARBE
16.01.2021 2405 Okunma
Süleyman Karagülle
MERKEZ BANKASI
20.11.2020 2403 Okunma
Süleyman Karagülle
TRUMP’IN DURUMU
14.01.2021 2399 Okunma
Süleyman Karagülle
Sorun seçimde değil
5.11.2018 2388 Okunma
Süleyman Karagülle
BARZANİ
31.10.2017 2388 Okunma
Süleyman Karagülle
SERMAYE’NİN HUYU
13.01.2021 2387 Okunma
Süleyman Karagülle
ESKİ SOVYETLER
13.01.2021 2384 Okunma
Süleyman Karagülle
İstiklal Savaşı
14.07.2020 2382 Okunma
Süleyman Karagülle
Yıkılanların Yerine Ne Gelecek?
24.02.2018 2382 Okunma
Süleyman Karagülle
GÜVENİLİR
30.12.2020 2380 Okunma
Süleyman Karagülle
DOĞRU BİLGİ
25.09.2020 2374 Okunma
Süleyman Karagülle
DURUM
21.11.2020 2371 Okunma
Süleyman Karagülle
İKİ TEHLİKE
12.01.2021 2367 Okunma
Süleyman Karagülle
SAVAŞ DENGESİ
28.09.2020 2363 Okunma
Süleyman Karagülle
BAĞIMSIZ YARGI
15.10.2020 2354 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-4
10.02.2021 2350 Okunma
Süleyman Karagülle
AYNI SONUÇLAR
4.11.2020 2347 Okunma
Süleyman Karagülle
İNKILAPLARIN ETKİLERİ
28.07.2020 2346 Okunma
Süleyman Karagülle
Ayasofya medrese olsun
19.07.2020 2345 Okunma
Süleyman Karagülle
AKEVLERDEKİ ÇALIŞMALAR
7.11.2020 2345 Okunma
Süleyman Karagülle
SERMAYE’NİN OYUNU
7.01.2021 2337 Okunma
Süleyman Karagülle
TAKİP
11.01.2021 2336 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-2
27.12.2020 2334 Okunma
Süleyman Karagülle
AK PARTİ’NİN DURUMU
18.11.2020 2328 Okunma
Süleyman Karagülle
DOLAR’IN DURUMU
11.10.2020 2323 Okunma
Süleyman Karagülle
USUL İLMİ VE YENİ UYGARLIK
20.11.2020 2318 Okunma
Süleyman Karagülle
DEĞİŞİM
2.01.2021 2317 Okunma
Süleyman Karagülle
DARBEYİ YAPAN KİM?
6.01.2021 2316 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ
27.12.2020 2291 Okunma
Süleyman Karagülle
MERKEZİ YÖNETİM
30.10.2020 2289 Okunma
Süleyman Karagülle
BİZİM YAPACAĞIMIZ
27.10.2020 2282 Okunma
Süleyman Karagülle
GENEL DURUM VE YAPILMASI GEREKENLER
9.12.2020 2281 Okunma
Süleyman Karagülle
ÇÖZÜM DEĞİL
21.01.2021 2250 Okunma
Süleyman Karagülle
SİYASETTE BAŞARI
28.12.2020 2247 Okunma
Süleyman Karagülle
YORUM
29.08.2017 2236 Okunma
Süleyman Karagülle
SURİYELİ GENÇLER
18.01.2021 2225 Okunma
Süleyman Karagülle
ŞEHİR ÜNİVERSİTESİ
20.07.2020 2212 Okunma
Süleyman Karagülle
GERÇEKTEN İNANMAK
9.10.2020 2203 Okunma
Süleyman Karagülle
Heisenberg’in meşhur “kuvantum teorisi” 02.09.2000
23.03.2024 2197 Okunma
Süleyman Karagülle
SEÇKİN SAYILAR VE 19 MUCİZESİ 05.01.2001
12.02.2025 2193 Okunma
Süleyman Karagülle
BİLDİĞİMİZ SENARYO
25.01.2021 2172 Okunma
Süleyman Karagülle
MATEMATİK İLE İfrat ve tefrit nedir? 11.11.2000
12.02.2025 2167 Okunma
Süleyman Karagülle
Ortaklıkta Hizmet Merkezleri
15.11.2020 2160 Okunma
Süleyman Karagülle
HATALI DAVRANIŞ
9.12.2020 2136 Okunma
Süleyman Karagülle
TEHLİKE BÜYÜK, ÇÖZÜM KOLAY
14.01.2021 2112 Okunma
Süleyman Karagülle
Hadislerin tevili
3.02.2018 2079 Okunma
Süleyman Karagülle
MÜTEŞÂBİH ÂYETLER 07.10.2000
12.02.2025 2063 Okunma
Süleyman Karagülle
MEDENİYETLERİN ÖMRÜ 30.09.200
12.02.2025 2001 Okunma
Süleyman Karagülle
SİSTEMATİK HATA 09 EYLÜL 2000
23.03.2024 1996 Okunma
Süleyman Karagülle
KUR’AN VE İLİM SEMİNERLERİMİZ-3
14.01.2021 1957 Okunma
Süleyman Karagülle
DEVLETİN AF YETKİSİ VAR MIDIR? 18.11.2000
12.02.2025 1936 Okunma
Süleyman Karagülle
BİR YETKİLİ YÜKSEK HAKİM DEDİ Kİ: 09.09.2000
23.03.2024 1922 Okunma
Süleyman Karagülle
MESKENLER VE İŞYERLERİ AYETİ 28.10.2000
12.02.2025 1919 Okunma
Süleyman Karagülle
İFRAT VE TEFRİT(KEHF28) 18.11.2000
12.02.2025 1909 Okunma
Süleyman Karagülle
KURANDA MUCİZE-1 23.09.2000
12.02.2025 1906 Okunma
Süleyman Karagülle
SÖMÜRÜ VE ÇARE 04.11.2000
12.02.2025 1905 Okunma
Süleyman Karagülle
AHMET BÜLBÜL’ÜN ÖLÜMÜ VESİLESİYLE; 30.09.2000
12.02.2025 1902 Okunma


© 2026 - Akevler