Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Abdülkadir Özkan - Milli Gazete Özgül Ertuğrul
Domuz gribi yalan rüzgarı mıydı?
518 Okunma, 0 Yorum

Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfgang Wodarg'ın, "Bu yüzyılın en büyük sağlık skandalı yaşanıyor. Virüs bilinenin aksine fazla öldürücü değil. Küresel bir korku oluşturuldu" sözleri  özellikle AB ülkelerinde ciddi bir tartışma başlattı. Bu konuda bir araştırma yapılması, işin aslının araştırılması istendi. Böyle bir araştırmanın sonucu nereye varır bilenemez ama dünyayı bir yalan kampanyası ile kandıran, bu yolla trilyon dolarlarla ifade edilebilen rant elde eden firmalardan sanıyorum bunun hesabı sorulur, sorulmalıdır.

Eğer tüm dünya bir yalan salgın ile kandırılmış ve insanlar bunalıma itilmiş, bir panik havası oluşturulmuş ise buna alet olan ulusal hükümetlerin sorumluları da hesap vermek durumundadırlar. Eğer sadece bu iş birtakım açıklamalarla geçiştirilir, sorumluların yakasına yapışılamazsa bilinmelidir ki bundan sonraki yalan kampanyaları tetiklenmiş olacaktır.

Bu noktada birtakım küresel firmaların istedikleri an ürettikleri ürüne yönelik ilgi oluşturmak için kampanya yapmaları çok kolay mı? sorusu akla gelebilir. Sanıyorum kolay oluyor. Çünkü, başta ABD olmak üzere pek çok ülkede büyük firmalar üniversitelerle ortak araştırma projeleri gerçekleştiriyorlar. Projenin masraflarını üstleniyorlar, ilim adamları da belirlenmiş konu üzerinde ve belirlenmiş bir çerçeve dahilinde projeyi uyguluyorlar. Bu projeler bazen yıllarca sürüyor. Demek istediğim o ki, firmaların bilim adamlarını yönlendirme, hatta tesir altına alma ihtimali ortaya çıkıyor. Bu bakımdan sağlık alanı başta olmak üzere çeşitli alanlarda bilim adamlarının öncülüğünde birtakım kampanyalar oluşturmak, domuz gribi salgını ile ilgili olarak da benzer şeyleri düşünmek mümkün. Ama bu ne kadar doğrudur peşin bir hüküm vermek mümkün değil.

"İlaç firmaları domuz gribine karşı geliştirdikleri ilaçları satmak için küresel bir korku oluşturdu. Bilim adamlarına ve halk sağlığından sorumlu resmi kurumlara telkinde bulunarak, dünya çapında hükumetlerin alarm durumuna geçmesini sağladılar. Bu yüzyılın en büyük sağlık skandalı yaşanıyor."

Bu açıklamalar doğru ise meselenin ülkemiz açısından ele alınması halinde ülkemizdeki ilgililerin de bu küresel güçlerin telkin ve yönlendirmesinden etkilendiklerini ve ülkemizde bunun için herkesin aşı olması için kapmanyalar düzenlendiğini, bu kampanyanın hala sürdüğünü unutmamak gerekiyor.

Gerçekten öldürücü bir salgın yokken estirilen bir havanın tesirinde kalınarak ülkemiz milyonlarca dolar karşılığı aşı almak durumunda kalmış, hatta bu yüzden Başbakan ile Sağlık Bakanı karşı karşıya gelmiş, bir hükumet krizinden son anda dönülmüş ise bunun sorumluları kimlerdir? Kimler kimleri bir yalana ortak etmişlerdir? Ülkenin maddi kaybının sorumlusu, insanlarımızın yaşadığı psikolojik gerginliğin hesabını kimler verecektir?

Ortada hesap sorulacak bir konu, hesap sorulacak kimse yok. Olur böyle şeyler deyip meseleyi geçiştirmek mümkün olabilir mi? Eğer iddialar ciddi bulunup Avrupa Birliği konunun araştırılması için harekete geçecek olursa bunun ülkemize yansıması olacak mıdır? Yani benzer bir araştırmanın ülkemizde de yapılması gerekmez mi?

Akla gelen bir başka soru ise, Sayın Başbakan işin bu boyutundan önceden haberdardı da onun için mi aşı olmamıştır? Eğer böyle ise bu bilgisini ya da duyumunu kamuoyu ile paylaşması gerekmez miydi? Baştan beri ısrarla aşı kampanyasının yaygınlaştırılması gerektiğini savunan ve bunun için çaba gösteren Sağlık Bakanı kim ya da kimler tarafından yanıltılmıştır?

Eğer tüm dünya domuz gribi adlı yalan rüzgarı ile kandırılmış ise bu yalan rüzgarının ülkemizdeki temsilcileri kimlerdir?

Kısacası Wodarg'ın açıklamaları şöyle bir okunup geçilecek cinsten değildir. Yukarıdan beri sıralamaya

 

YORUM:

     İki ay önce Dünya, domuz gribi hastalığı ve sonuçlarıyla sarsıldı. Yetkili yetkisiz herkes bir yorum yaptı. Medya bunu aşırı şekilde abarttı. Bunun bir biyolojik savaş olduğunu, hastalık yapan virüslerle oynanıp pandemi oluşturulmaya çalışıldığı, daha sonra da aşısının üretilip maddi kazanç için ülkelere satıldığı vb. gibi bir sürü yorum.

Hatırlayalım, kuş gribinde de değişik  şekilde yorumlar yapılarak hasta olmayan tavuklar sadece önlem olarak diri diri yakılmıştı. Ama şunu söylemeden de geçemeyeceğim. Eğer ülkemiz bu aşıları getirmemiş olsaydı yine bu kadar yorumları yapanlar bizim canımız bu kadar basitimiydi, diğer ülkeler hastalığı tanıyor aşısını uyguluyor. Bizim ülkemiz bizim  canımızı değersiz mi görüyor diye birçok yorum yapılırdı. Ortada bir hastalık  ve virüs vardı. Bu da göz ardı edilemezdi.

 Yazarın konuda bahsettiği Avrupa Konseyi Sağlık Birimi Şefi Wolfgang Wodarg'ın , "Bu yüzyılın en büyük sağlık skandalı yaşanıyor. Virüs bilinenin aksine fazla öldürücü değil. Küresel bir korku oluşturuldu" sözleri Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu kadar bizim ülkemizde de tartışma başlattı. Yazarla aynı temenniyi paylaşıyorum. Dünyayı bir yalan kampanyası ile kandıran, bu yolla trilyon dolarlarla ifade edilebilen rant elde eden firmalardan sanıyorum bunun hesabı sorulur, sorulmalıdır.

Ülkemizde aşı kampanyaları yapıldı. Sağlık personelleri başta olmak üzere okullarda öğrenciler, askerler, polisler, risk grupları ve aşıya talep olmadığı için yaptırmak isteyen herkese aşı kampanyaları düzenlendi ve hala devam ediyor.

 Netice  olarak ülkemizde birçok bilim adamı var. Bu bilim adamlarının bu hastalık hakkında daha çok araştırma yapmaları, aşıya gerek olup olmadığı, eğer aşıya gerek varsa bu aşıyı dışarıdan değildi ülkemizin imal etmesi  gerekirdi. Peki aşı imal edilmedi..Aşıyı almadan önce araştırmaları gerekirdi.Aşı masum mu yoksa ileride başka hastalıklara mı sebep olacak? Sadece 2-3 ay domuz gribine yakalanmayalım diye değişik hastalıklara yakalanmakta çok vahim. Sayın başbakanımızın sağlık bakanıyla karşı karşıya gelmesi de halkın kafasındaki cevap bulamayan soruları artırdı.

 

 

Özgül Ertuğrul



YorumYap

Sayı: 32 | Tarih: 17.1.2010
Yılmaz Özdil
Tırışkadan teyyare...
666 Okunma
Leyla Okta
Ruşen Çakır
Aysel Tuğluk’un suçu ne?
629 Okunma
Tayibet Erzen
Mahir Kaynak
İsrail Gerilimi
623 Okunma
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
Tesettür Medeniyettir
613 Okunma
1 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Büyükelçi ah büyükelçi
555 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Nazlı Ilıcak
Tam güne CHP'den itirazlar
549 Okunma
Fatma Karuç
Rasim Ozan Kütahyalı
İsrail Haksız mı?
541 Okunma
Recep Yıldırım
Mehmet Altan
Dilencinin mevduatı mevduatın dilencisi
533 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Mümtazer Türköne
Vesayet Merakı
531 Okunma
Arif Ersoy
Mehmet Niyazi
Seccade kavgası
530 Okunma
Abdurrahman Erol
Ümit Zileli
İşbirlikçi Gladyo!
522 Okunma
1 Yorum
Osman Köse
Fikret Bila
Türk-İsrail ilişkileri ağır yaralı
519 Okunma
Harun Özdemir
Abdülkadir Özkan
Domuz gribi yalan rüzgarı mıydı?
518 Okunma
Özgül Ertuğrul
Oktay Ekşi
Alışmayalım
510 Okunma
1 Yorum
Vahap Alma
Gülay Göktürk
Örtü her sıyrıldığında
510 Okunma
Adem Çevik
Reşat Nuri Erol
Neler oldu, neler olacak?
507 Okunma
Ilker Ardic
Zülfü Livaneli
İnsanı anlamak...
504 Okunma
Ali Bülent Dilek
Can Ataklı
Ölenler neden öldü?
491 Okunma
Mesut Karaaytu
Bekir Berat Özipek
19 Ocak’tan sonrasını da konuşalım
488 Okunma
Bünyamin Demir
Fehmi Koru
Tadında bırakabiliriz
480 Okunma
Ahmet Kirtekin
Gülay Göktürk
Örtü her sıyrıldığında
476 Okunma
Adem Çevik
Hayrettin Karaman
Hangi vesayet
470 Okunma
Hilmi Altın
Nihal Bengisu Karaca
Bu kadarı fazla! Yesh gvul!
462 Okunma
Hakan Kandal
Toktamış Ateş
Ayalon'un ettikleri...
436 Okunma
Osman Eskicioğlu
Ebubekir Sifil
İslam inancından düzenine
433 Okunma
1 Yorum
Zafer Kafkas