Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 12
Nas Suresi Tefsiri
29.03.2025
47 Okunma, 0 Yorum

 

 

NAS SURESİ

     

 

 

M. Lütfi Hocaoğlu

 

 

 

 

Editör: Tayibet ERZEN

 

 

www.akevler.org

 

 

سورة الناس

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (1) مَلِكِ النَّاسِ (2) إِلَهِ النَّاسِ (3) مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (4) الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (5) مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (6)

 

“Yaşatan, çalıştıran Allah’ın doğa ve sosyal kanunlarıyla;

De ki: insan ve cin topluluklarından insanların başlarına vesvese veren gizlenebilen vesvesecinin şerrinden insanların rabbine, insanların melikine, insanların ilahına sığınırım.”

 

Sure Hakkında

Adı

Nas

Anlamı

İnsanlar

Sınıfı

Mekki

Nüzul Sırası

21

Sure No

114

Ayet sayısı

6

Kelime sayısı

20

Harf sayısı

80

 

Surenin 6 ayeti tek bir cümleyi oluşturur.

Emir cümlesi (Fiil cümlesi)

Mefûlun bih (Fiil cümlesi)

Fâil

Fiil

أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ

أَنْتَ

قُلْ

 

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (1)

“De ki: İnsanların rabbine sığınırım.”

قُلْ

قُلْ: “Söyle” demektir. İkinci şahıs eril tekil emir malum fiildir.

Ayet emir ile başlamıştır. “Söyle/قُلْ” demektedir. Fakat bu ‘söyle’ sesli bir ifade midir yoksa başka bir şekilde söylemek midir, bunu için önce benzer fiillere bakalım. Aşağıdaki tabloda Kur’an’da geçen قَوْل kelimesine benzer mana içeren kelimeler yer almaktadır.

KELİME

KÖK

ANLAM

قَوْل

قول

Söylemek

تَكْلِيم

كلم

Bir şeyi söyleyerek karşı tarafa manayı iletebilmek

مَنْطِق

نطق

Kelimeyi yani manayı ses, görüntü ve hareket yöntemlerinin hepsini birden kullanarak iletmek

لَفْظ

لفظ

Ağızdan çıkan her şey için kullanılır

مُحَاوَرَة

حور

Söz söylemenin fiziksel yakınlık içinde gerçekleştiğini ifade etmek için قَوْل ile beraber kullanılır

خِطَاب

خطب

Bir amaç için, bir işin gerçekleşmesini istemek için iki tarafın karşılıklı birbirine zıt talepte bulunması

نجْوَى

نجو

Özel konuşma

مُخَافَتَة-تَخَافُت

خفت

Kısık sesle konuşma

سَمْر

سمر

Gece toplantısı, gece etkinliği, gece konuşması

وَحْي

وحي

Birinin başka birine veya birilerine bilgiyi başkaları için gizli olan bir şekilde iletmesi

نِدَاء

ندو

Çağrı

أَذَان

ءذن

Duyuru

ذِكْر

ذكر

Anma, anımsama, anlama, anlatma

 

Kökün Etimolojisi:

(söylemek) ق çember, daire, yoğunlaşmak anlamındadır. Bu kökte bir varlığın yakınlık alanını ifade eder. ل çobanın sopası demektir. Kendine çekme manası olduğu gibi itme ve uzaklaştırma manası da vardır. Burada itme, uzakta tutma anlamındadır. قل ise kendi alanından uzakta tutma anlamındadır. و çadırın kancası demektir. Bağlantı anlamına gelir. Ortaya geldiği için süreçtir. قول bağlantı kurma sürecinde kendi alanından uzakta tutmak anlamındadır. Bu da sözle bağlantı kurmak olarak söylemek demektir.

 

 

أَعُوذُ

أَعُوذُ: “Sığınırım” demektir. Birinci bâbdan birinci şahıs muzari merfu malum fiildir.

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ إِنَّ اللَّهَ يَأْمُرُكُمْ أَنْ تَذْبَحُوا بَقَرَةً قَالُوا أَتَتَّخِذُنَا هُزُوًا قَالَ أَعُوذُ بِاللَّهِ أَنْ أَكُونَ مِنَ الْجَاهِلِينَ

“Hani Musa kavmine ‘Muhakkak ki Allah size bir inek kesmenizi emrediyor.’ demişti. Onlar dediler ki ‘Sen bizimle alay mı ediyorsun?’. Dedi ki ‘Cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.’”. (Bakara 2/67)

Bu fiil بِ ve مِنْ harf-i cerlerini kullanır. بِ den sonra gelene sığınılır, مِنْ den sonra gelen ise kendisine karşı korunulandır.

وَقُلْ رَبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ (97) وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ (98)

“De ki: Rabbim şeytanların kışkırtmalarından sana sığınırım ve Rabbim huzurumda olmalarından sana sığınırım.” (Müminun 23/97-98)

İlk cümlede ikinci mef’ûl مِنْ ile gelirken ikinci cümlede أَنْ ile mastar olarak gelmektedir.

 

بِرَبِّ

بِ: Harfi cerdir. بِرَبِّ olarak  أَعُوذُ fiilinin ilk mef’ûlünün önüne gelir. Kendisine sığınılandır.

رَبِّ: Rab, terbiyeci demektir.

Kökün Etimolojisi:

 

Resh (ر) harfi baş ile gösterilir ve başlangıç noktasını ifade eder. Başa dönüşle ‘tekrar’ manasına da gelir.

Bet (ب); ev, çadır, aile aynı zamanda içeride, ile, içerisi, dahilinde demektir.

Bu iki harften oluşan ana kök eski İbranicede ‘artmak, bereketli olmak’ gibi manalara gelmektedir. ب harfinin ‘aile’ manasına da gelmesi, üremeyle ilişkili olarak artış kavramını da izah etmektedir. İçerdeki artış olarak mana verirsek, kişinin bilgisinin artmasıyla eğitilmesi manası oluşabilir.

Diğer bir bakış açısıyla ب içeriyi ifade ederken ر da başı ifade eder. Yani içeride olan baş olarak bir toplulukta baş olarak görülen, sözü dinlenen eğitimciyi ifade eder.

 

 

النَّاسِ

 

النَّاسِ: “İnsan topluluğu” demektir.

Kökün Etimolojisi:

Alef (ء) harfinin piktografisi öküz başı olup güç, kuvvet ve zorluğu ifade eder.

Nun (ن) çıkan tohum olup yeni bir nesil fikrini temsil eder. Tohumun toprak altında gizli olması sebebiyle üstü kapalı olmayı ve saklanmayı ifade eder. Bu şekliyle kişinin huyunu temsil eder. Huy tohumun toprak altında gizli olması gibi kişinin içinde gizlidir. Nasıl tohum filizlenip dışarı çıkıyorsa, kişinin huyu da davranışları ile ortaya çıkar. Buna ilaveten devamlılık anlamı içeren bu harf süreklilik, kalıcılık manalarına gelir. Aynı zamanda huy nesilden nesile geçtiğinden dolayı bu harfle ilişkilidir. Bu nedenle ن harfi içeride gizli durup dışarıya çıkma potansiyelini ve dışarıya çıkışı ifade eder.

Sin (س) ‘diş’ demektir. Harfin; diş, keskin ve baskı manaları vardır (bu manalar dişin çiğneme sırasındaki işlevleridir). Aynı zamanda iki, tekrar, her ikisi ve ikinci manaları da vardır. Dişlerin dizili olmasından dolayı diziyi de ifade eder.

Harfleri bir araya getirdiğimizde; ortaya çıkan, kalıcı, güçlü dizi manasında insan türünü ifade eder.

 

 

 

Kur’an’da ءنس kökü ile geçen ve meallerin neredeyse tamamında ‘insan’ olarak çevrilen kelimelerin aralarında farklar olduğu muhakkaktır. Biz bu farkları aşağıda yer alan tabloda göstermeye çalıştık.

 

İsm-i cem-i cins: Kelime hem topluluğu hem de cinsi bildirir. Eğer bu kelime ile ilgili zamir, işaret ismi ya da fiil müzekker ise cinsi, müennes ise topluluğu bildirir. Bu kelimenin sonuna يّ veya ة getirilirse kelimenin müfredi elde edilir. Bu tekil kelime tekrar çoğullaştırılabilir. Şimdi bu kuralı ayetler üzerinden tekrar gözden geçirelim.

 

وَأَنَّا ظَنَنَّا أَنْ لَنْ تَقُولَ الْإِنْسُ وَالْجِنُّ عَلَى اللَّهِ كَذِبًا

“İnsan ve cin topluluğunun Allah’a yalan söylemeyeceğini zannettik.” (Cin, 72/5)

 

الْإِنْسُ وَالْجِنُّ fâilken cümlenin fiili تَقُولَ şeklinde müennes gelmiştir. Bu ayette bu nedenle insan ve cin cinsini değil, topluluklarını ifade etmektedir.

 

قَدْ خَلَتْ مِنْ قَبْلِهِمْ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ إِنَّـهُمْ كَانُوا خَاسِرِينَ

“Onlardan önce cin ve insan topluluğundan geçenler oldu. Onlar kaybedenler oldular.” (Fussilet, 41/25)

Bu ayette de fiil خَلَتْ şeklinde müennes gelmiş ve cins değil, topluluk olduğunu göstermiştir. Buna ilaveten sonrasındaإِنَّـهُمْ şeklinde gelenهُمْ ise bu kuralın topluluğu gösterdiğinin delilidir.

 

لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنْسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ

“Onlardan önce onlara(kadınlara) ne bir insan ne de cin türü temas etmiştir.” (Rahman, 55/74)

Bu ayette ise يَطْمِثْ müzekker fiili getirilerek bunların topluluk değil tür olduğunu göstermiştir.

 

Bu şekliyle bu kelimenin ism-i cem-i cins olduğu anlaşılmaktadır.

Bu kelime sonuna يّ gelerek müfredleşir. Bu şekliyle إِنْسِيّ ins cinsinden bir varlığın adı olur ve nekre çoğulu da أُنَاس dır. Marife çoğulu aslında الْأُنَاس dır ancak çok kullanılınca hemze düşmüş ve النَّاس şekline dönüşmüştür. Tablo-1’de bunlar gösterilmiştir.

 

 

Camid isim müfred

Camid isim cem

İsm-i cem-i cins

İsm-i cem-i cinsten müfred

İsm-i cem-i cins müfredden cem

Nekre

إِنْسَان

أَنَاسِيّ

إِنْس

إِنْسِيّ

أُنَاس

Marife

الْإِنْسَان

-

الْإِنْس

-

النَّاس

 

إِنْس kelimesi وَحْش kelimesinin zıttı olarak kullanılır. Okun okçuya yakın olan ucuna إِنْس, sivri ucuna ise وَحْش denir. إِنْس insana yakınlıkla ilişkilendirildiği için sosyal insanı ifade eder.

إِنْسَان kelimesi ise insanın türsel özellikleri, yaradılışsal özellikleriyle ilgilidir. Biyolojik insanı ifade eder. Eğer kastedilen Homo Sapiens ise الْإِنْسَان şeklinde gelir. Eğer kastedilen başka bir insan türü ise nekre olarak إِنْسَان şeklinde gelir. Nekre gelişin çoğulu olan أَنَاسِيّ ise biyolojik insan türlerini ifade eder.

 

مَلِكِ النَّاسِ (2)

“İnsanların melikine”

مَلِكِ

مَلِكِ: “Yöneticisi” demektir. Mübalağalı ism-i fâildir. Yönetme Allah’ın kalıcı sıfatıdır.

GEÇİŞ

MANA

AÇIKLAMA

وَلَمْ يَكُنْ لَهُ شَرِيكٌ فِي الْمُلْكِ

 

Ve mülkte O’na şerik hiç olmadı.

(İsra 17/111)

 

 

Şirk Allah’ın melik sıfatınadır. İnsanlardan olan melikler melik olan Allah’ın kurallarına aykırı olarak yönettikleri zaman şerîk olurlar. Onları destekleyenler de müşrik olurlar.

قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ

 

De ki: mülkün meliki olan Allah’ım, mülkü dilediğine verirsin, mülkü dilediğinden alırsın.

(Ali İmran 26)

 

Allah bu ayetteki yöntemle insanların meliki (yöneticisi) olmaktadır. Mülkü (yönetimi) istediğine vermekte, istediğinden çekip almaktadır. Allah mülkün (yönetimin) malikidir (yöneticisidir). Mülk burada harf-i tarifle marifedir. Allah’ın istediği yönetim biçimidir.

قَالُوا نَفْقِدُ صُوَاعَ الْمَلِكِ وَلِمَنْ جَاءَ بِهِ حِمْلُ بَعِيرٍ وَأَنَا بِهِ زَعِيمٌ

Dediler ki: melikin su kabını kaybettik ve onu kim getirirse ona bir deve yükü vardır ve ben buna garanti veririm.

(Yusuf 12/72)

 

Yusuf Peygamber’in Mısır’da bulunduğu sıradaki yönetici unvanıdır. Henüz Firavunlar dönemi başlamamıştır.

يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ الْمَلِكِ الْقُدُّوسِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ

Göklerde ve yerde olanlar; melik, mukaddes, etkin, hükme varan Allah’ı tesbih eder.

(Cuma 62/1)

Bu ayette melik Allah’ın sıfatıdır.

وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَاقَوْمِ اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللَّهِ عَلَيْكُمْ إِذْ جَعَلَ فِيكُمْ أَنْبِيَاءَ وَجَعَلَكُمْ مُلُوكًا وَآتَاكُمْ مَا لَمْ يُؤْتِ أَحَدًا مِنَ الْعَالَمِينَ

 

Hani Musa kavmine “Ey kavmim, Allah’ın üzerinize olan nimetlerini hatırlayın. Hani içinizde nebiler kılmıştı, sizi melikler kılmıştı ve size alemlerden kimseye vermediğini vermişti.”

(Maide 5/20)

 

İsrail Oğullarından melikler kılınması.

 

 

النَّاسِ

النَّاسِ: “İnsan topluluğu” demektir. İlk ayette anlatıldığı için tekrar edilmemiştir.

إِلَهِ النَّاسِ (3)

“İnsanların ilahına”

إِلَهِ

Kökün üç harfi ا, ل ve ه harfleridir.

ا harfinin orijinal piktografik yazısı öküz başı olup, bir hayvanın yaptığı işteki güç ve kuvveti temsil eder. Bu piktografik yazı aynı zamanda şef veya diğer liderleri de temsil eder. İki öküz bir pulluğu çekmek için bağlandığında biri diğerine öncülük eder. Bir boyda, kabile veya ailede şef veya baba daha büyük olarak görülür ve diğerlerini lider veya öğretmen olarak boyunduruğu altına alır.

Bu harfin modern ismi Yunancada alfa, Arapçada elif’dir. Bu kökün çeşitli manaları vardır; iki öküz, boyunduruk ve öğretmek. Bu anlamların her biri piktografik yazısı ile ilişkilidir. Alef kökü () ana kök olan ()’in alt kökü olup, güç, kuvvet ve şef manasında olup muhtemelen piktografik yazısının orijinal ismidir.

Çobanın sopasıdır ve otoriteyi temsil eder. Bu iki resmin bir arada olması ‘güçlü otorite’yi temsil eder. Şef veya baba güçlü otoritedir.  Aynı zamanda boyundurukta olan öküz olarak da anlaşılabilir. Birçok yakın doğu kültürü tanrı ’a ibadet eder, sıklıkla ‘el’ olarak telaffuz edilir ve heykel ve oymacılıkta boğa olarak resmedilir.  kelimesi İbrani İncilinde genellikle Allah veya diğer tanrılar için kullanılır.

Buna göre ال Arapçadan önce semitik dillerde tanrı demektir. Arapçada ه harfi eklenerek إِلَه şeklinde kullanılmıştır. Buradaki ه harfinin orijinal piktografisi e, ayakta durmuş iki kolunu yukarı kaldırmış bir adamdır. Modern İbranicede ve orijinal olarak bu harfin adı hey’dir. İbranicede hey, büyük bir görüntüye bakar gibi seyretmek manasına gelir.

ه aynı zamanda nefes almak ve iç çekmek manalarına da gelir, büyük bir görüntüye bakınca iç çekmek gibi. Harfin anlamları; seyretmek, bakmak, nefes almak, iç çekmek, açığa vurmak veya büyük bir görüşe dikkat çekince onu açığa vurma manasında vahiydir(ilham).

Modern İbranicede bu harfin sesi h’dir. Orijinal olarak bu harf sessiz olarak çifttir, eh şeklinde. Yunanlılar bu harfi epsilon olarak kabul ettiler.

Bu harf yaygın olarak the (belirlilik ifade eder) manasında bir ön ek olarak kullanılır, ha’arets yani yer kelimesinde olduğu gibi.

اللَّه kelimesi الْإِلَهkelimesinden dönüşmedir. Başlangıçtaki إِلَه kelimesindeki hemze ل’a dönüşmüştür. Allah lafzında bu ل üç ل ardarda olduğu için okunmaz ama yazılışta şeddelenerek gösterilir. Buna ilaveten اللَّه lafzının ilk harfi hemze-i vasldır. Çünkü kendisinden önce harekeli bir kelime gelince okunmaz hatta لِلَّهِ gibi durumlarda yazılıştan da düşer. Bunun hemze-i vasl olması Allah lafzının başının harf-i tariften geldiğini ve الْإِلَه kelimesinden türediğini desteklemektedir.

ه

ل

إ

ل

ا

ه

ل

ل

ل

ا

ه

لّ

ل

ا

الله

 

اللَّه alemlerin Rabbi’nin özel ismidir.

النَّاسِ

النَّاسِ: “İnsan topluluğu” demektir. İlk ayette anlatıldığı için tekrar edilmemiştir.

 

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (4)

“Gizlenebilen vesvese verenin şerrinden”

مِنْ

مِنْ: -den demektir. Kendisinden sığınılan bu harf-i cerden sonra gelir.

شَرِّ

شَرِّ: Başlangıcı ne olursa olsun ki genellikle iyi görünüp sonu kötü olan her şeydir.

 

Kökün Etimolojisi:

س “diş” demektir. Harfin; diş, keskin ve baskı manaları vardır (bu manalar dişin çiğneme sırasındaki işlevleridir). Aynı zamanda iki, tekrar, her ikisi ve ikinci manaları da vardır. Dişin ısırması ile tat duyusu alınır. Bu nedenle س harfi bütün duyuları ifade eder. ش harfinin ise baskının şiddetli olmasından dolayı ‘ayırma, ayrılma’ manası vardır.

Resh harfi baş ile gösterilir ve başlangıç noktasını ifade eder. Başa dönüşle ‘tekrar’ manasına da gelir.

ش harfi ayrılmayı ifade eder. ر harfi ise tekrarı ifade eder. İkisi beraber olunca ayrılma fiilinin tekrarlanması yani bir yerden tekrarlı şekilde ayrılmaların olduğunu ifade eder. Bu şekliyle شَرّ ‘tekrarlayan bir şekilde bir şeyden başka şeylerin ayrılıp yayılmasını, dağılmasını’ ifade eder. Güneşte kumaş veya başka bir şeyi sermek anlamında kullanılmaktadır. Kıvılcım yani شَرَر de ateşten yayıldığı için bu adı almıştır.

Elde olan şeylerin ardı ardına elden çıkmasından kinaye “sonu kötü olan” anlamına gelen “şer” manasını kazanmıştır.

 

 

وَعَسَى أَنْ تَكْرَهُوا شَيْئًا وَهُوَ خَيْرٌ لَكُمْ وَعَسَى أَنْ تُحِبُّوا شَيْئًا وَهُوَ شَرٌّ لَكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ وَأَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

“Umulur ki siz bir şeyden hoşlanmazsınız o sizin için hayırdır ve umulur ki siz bir şeyi seversiniz ve o sizin için şerdir. Allah bilir, siz bilmezsiniz.” (Bakara 2/216)

Bu ayette hoşlanmadığımız şeylerin hayr olabileceği, hoşlandığımız şeylerin ise şer olabileceği ifade edilmiştir.

 

الْوَسْوَاسِ

الْوَسْوَاسِ: “Vesvese veren” demektir.

(وس) الواو والسين: كلمةٌ تدلُّ على صوتٍ غير رفيع.

Ves: Vav ve Sin: Yüksek olmayan sese delalet eden anlamdır. (Makayisu-l Luga)

الوَسْوَسَة والوَسْواس: الصوت الخفي من ريح.

Vesvese ve vesvas: Rüzgârdan gelen hafif sestir. (Lisanu-l Arab)

وَسْوَسَ - يُوَسْوِسُ + كائن + لكائن + بشيء: ينقل معلومات إلى النفس فيها شك وحذر، عن طريق غير حواسي: تظهر في النفس معلومات تبدو كأنها قادمة من إلهام أو وحي أو كلام ذاتي داخلي، ويقابلها المرء بالشك والحذر، فتظل المعلومة تتردد بين القبول والشك، وتجعل المرء متردداَ متذبذباَ: والتضعيف في لفظ (وسوسة) يعطي معنى التردد والتكرار.

Makayisu-l Luga

İçinde şüphe ve korku olan bilgilerin duyusal yollar olmadan iletilmesidir.

İkilem oluşturmak. İki durum arasında kararsız kalmak.

وَسْوَسَ Fiili 4 harfi cer ile kullanılır.

لِ

Sonuca ulaşıyor, ikilemi gerçekleştiriyor. Vesvese oluşuyor.

فَوَسْوَسَ لَهُمَا الشَّيْطَانُ لِيُبْدِيَ لَهُمَا مَا وُورِيَ عَنْهُمَا مِنْ سَوْءَاتِهِمَا وَقَالَ مَا نَهَاكُمَا رَبُّكُمَا عَنْ هَذِهِ الشَّجَرَةِ إِلَّا أَنْ تَكُونَا مَلَكَيْنِ أَوْ تَكُونَا مِنَ الْخَالِدِينَ

“Şeytan ikisine ayıp yerlerini göstermek için ikisine vesvese verdi ve dedi ki: Rabbiniz ikinizden bu ağacı sadece iki melek ve kalıcı olanlardan olmayın diye yasakladı.” (Araf 7/20)

Bu ayette لِ ile gelmiştir. Şeytan Adem-Havva’da vesveseyi iletmiş ve ikilem gerçekleşmiştir.

إِلَى

Vesvesenin başlangıç aşamasıdır. Henüz ikilem gerçekleşmemiştir. İkilem için gerekli sözler ve ortam hedefe ulaşmıştır.

فَوَسْوَسَ إِلَيْهِ الشَّيْطَانُ قَالَ يَاآدَمُ هَلْ أَدُلُّكَ عَلَى شَجَرَةِ الْخُلْدِ وَمُلْكٍ لَا يَبْلَى

“Şeytan ona vesvese verdi, dedi ki: Ey Adem, sana kalıcılığın ağacını ve yok olmayacak mülkü  göstereyim mi?” (Taha 20/120)

 

Bu ayette إِلَى ile gelmiştir. Şeytan Adem-Havva’ya vesveseyi iletmiş ama henüz onlarda ikilem gerçekleşmemiştir.

بِ

لِ ve إِلَى aşamaları olmadan hedefe ulaşıp ikilemin kesin gerçekleştiğini ifade eder. Kendisinden kaynaklanan vesvese için kullanılır.

وَلَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنْسَانَ وَنَعْلَمُ مَا تُوَسْوِسُ بِهِ نَفْسُهُ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنْ حَبْلِ الْوَرِيدِ

“İnsanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vesvese verdiğini biliriz. Biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf 50/16)

İnsanın kendisinden kaynaklanan vesvesedir. Kesin olarak anında gerçekleşir. إِلَى ve لِ aşamaları olmaz.

 

فِي

Özel kullanımdır. صَدْر mef’ûl olduğunda bu harf-i cer ile kullanılır. Bir sonraki ayette bu şekildedir.

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ

“İnsanların sadırlarına vesvese veren.” (Nas 114/5)

الْخَنَّاسِ

الْخَنَّاسِ: Gizlenici demektir. Bu kök görünür halde iken gizlenip görünmez hale gelmek demektir.

فَلَا أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ

“Görünüp gizlenenlere and olsun ki” (Tekvir 81/15)

Kökün Etimolojisi:

خ duvar demektir. Gizlenmeyi ifade eder. ن tohumun filizlenmesi demektir. İkisi bir arada خن gizli bir şeyin açığa çıkması demektir. Sona gelen س ise diş demektir, diziyi ifade eder. Gizlenip açığa çıkmaların dizi şeklinde tekrarlayıcı olmasından bu mana ortaya çıkmıştır.

الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ: “Gizlenici vesvese veren” demektir. Provokatör anlamındadır. Vesveseyi verir ve verirken gizlenir haldedir.

 

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (5)

“İnsanların başlarına vesvese veren”

الَّذِي

الَّذِي: Eril tekil has ism-i mevsuldür.

يُوَسْوِسُ

يُوَسْوِسُ: “Vesvese verir” demektir. Üçüncü şahıs eril tekil merfu muzari malum fiildir.

فِي

فِي: Harfi cerdir. Zarfiyet için gelmiştir.

صُدُورِ

صُدُورِ: “Başlar” demektir. Tekili صَدْر dır.

Kökün Etimolojisi:

(baş, başlangıç, başlangıç noktası): صد gidilmesi gereken bir yere giderken ortaya çıkan bir engel nedeniyle hedeften sapmak, uzaklaşmak demektir. ر harfi baş demektir. Sona geldiği için sonucu ifade eder. Başlangıçtan uzaklaşan şeyler nedeniyle sonuç olarak başlangıç noktası baş haline gelir. Kendisinde bir şeylerin uzaklaştığı noktalar mekân olarak, zaman ise zaman olarak sadr’dır. İnsan vücudunda başlangıç noktası kafadır. Bu nedenle kafa da baştır.

النَّاسِ

النَّاسِ: “İnsan topluluğu” demektir. İlk ayette anlatıldığı için tekrar edilmemiştir.

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (6)

“Cin ve insan topluluklarından”

مِنَ

مِنَ: “-den” demektir. Harfi cerdir. Cinsin beyanı için gelmiştir.

الْجِنَّةِ

الْجِنَّةِ: “Cin topluluğu” demektir. جنن kökünden gelmiştir. Birinci babdan جَنٌّ mastarı birisini veya bir şeyi görünemeyecek bir yerde saklayıp gizlemek manasındadır. Bu mastar manasından saklanılıp gizlenilen manasında جِنَّةٌ ıstılahi olarak “cin topluluğu” anlamında ism-i mef’ûl manasında cin cinsini gösteren camid isimden ism-i cemdir. Bunun dışında جِنّ “cin” demektir. جَانّ “cin türü, bir yılan türü” demektir. Kendini saklayıp gizleyen manasında جَانٌّ ıstılahi olarak görünmediği için “cin türü”, iyi saklanıp gizlendiği için bir “yılan türü” anlamında ism-i fâilden dönüşmüş ism-i fâil ve mef’ûl manasında camid isimdir.

Kökün Etimolojisi:

ج (Gimel) harfinin adı suya yürümek manasından gelmiştir. Suya yürümek manasında olup, suyun çevresinde toplanmayı ifade eder. Bu haliyle suyun çevresini ifade ederek sınırları belirli bir alanı ifade etmiş olur. Böylece sınırlılık etkisi vardır.

ن çıkan tohum olup yeni bir nesil fikrini temsil eder. Tohum, toprak altında gizli olması sebebiyle üstü kapalı olmayı ve saklanmayı ifade eder. ج sınırlılık manasında olduğundan sınırlı bir yerde gizli olmak manasındadır.

Böylece جَنَّة, جَنِين ve جُنَّة kelimeleri hep saklanmayı, gizlenmeyi ifade eden kelimelerdir. جَنَّة kelimesi yeşilliği ve ağaçlarının yaprakları nedeniyle içinde olanları gizleyen sınırlı bir alanı ifade eder. جَنِين kelimesi de annenin karnında olup etraftan gizlenen varlığı ifade eder. جُنَّة kelimesi de savaşta darbelerden gizlenmeyi, korunmayı sağlayan kalkanı ifade eder.

 

وَالنَّاسِ

وَ: Atıf harfidir, “Ve” demektir.

النَّاسِ: “İnsan topluluğu” demektir. İlk ayette anlatıldığı için tekrar edilmemiştir.

SORULAR:

  • İnsanların başına diyor, cinler ve insanlardan diyor, cinlerin başına demiyor. Neden?

 

Vesvese veren

Vesveselenen

 

Cin

İnsan

Cin

Cin

Kıyasla

İnsan

İnsan

İnsan

Cin

Mefhumu muhalefetle

 

إِنَّهُ يَرَاكُمْ هُوَ وَقَبِيلُهُ مِنْ حَيْثُ لَا تَرَوْنَهُمْ

“Muhakkak ki o ve kabilesi sizi, sizin onları görmediğiniz yerden görürüler.”(Araf 7/27)

Cinlerin insanları, insanların görmediği yerden gördüğü söylenmektedir. Görünmeden vesvese vermek en kolayıdır. Görünenin görünmeyene vesvese vermesi uygun görünmemektedir.

 

  • الْوَسْوَاسِ vesvese veren demektir. Marifedir sonra tekrardan ism-i mevsulle açıklanıyor? Neden?

الْوَسْوَاسِ geniş anlamda vesvese veren demektir. Arkadan sıfatı gelmektedir. الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ şeklinde gelen bu sıfatla manası daraltılmış olmaktadır. Buna göre الْوَسْوَاسِ hem insanların hem cinlere vesvese veren anlamındadır.

الْوَسْوَاسِ

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ الْجِنَّةِ

 

Burada mana daraltılarak insanların sadırlarına olan kısım ifade edilmiş oluyor.

 

  • Toplam 20 kelimenin 5 tanesi النَّاسِ’dır. Niçin tekrarlanıyor, zamir dönmüyor?

 

Eğer zamir dönseydi sûre şu şekilde olurdu:

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (1) مَلِكِهِمْ (2) إِلَهِهِمْ (3) مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (4) الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِهِمْ (5) مِنَ الْجِنَّةِ وَمِنْهُمْ (6)

Zamir dönseydi Allah’ı rab olarak kabul eden insanlar ile melik kabul eden insanlar, ilah kabul eden insanlar, vesvese verilen insanlar ve vesvese veren insanlar hepsi aynı topluluk olacaktı. Bunların hepsi içlerinde kesişimler olmakla birlikte farklı gruplardır/kümelerdir.

 

 

  • Rab, melik ve ilah sıfatları geliyor, Allah özel ismi niçin gelmiyor?

Vesvese bu üç alanda etkilidir. Başkasını rab edinmede, başkasını melik edinmede, başkasını ilah edinmede. Bu konularda vesvese veriliyor. İnsanlar vesveselerle çok Allah’ın dununda rab edinirler, Allah’ın kurallarına aykırı kurallar koyanı melik edinirler, Allah’tan başkasını ilah edinirler. Vesveselerle birileri hata yapmaz kabul edilir. O yaptıysa bir bildiği var derler. Bu ifade vesvesedir.

 

  • Rab, melik ve ilah sıfatları atıfla gelmiyor? Niçin bedel olarak gelmiş? Allah lafzı söylenip bu üç bedel Allah’ın sıfatı olarak gelebilirdi? Niçin bu şekilde gelmemiş?

İnsanlar Allah’ın bu üç vasfını da ifade ederek Allah’a sığınabilirler. İsteyen rab, isteyen melik, isteyen ilah sıfatıyla ya da bunların kombinasyonu veya hepsiyle Allah’a sığınabilir.

 

  • مِنَ الْجِنَّةِ وَالْإِنْسَانِ denmemiş de مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ denmiştir.

Vesvese verenlerin tür değil topluluk olduğunu göstermektedir. Tür olarak gelseydi o türdeki her varlığın (insan ve cinin) vesvas olması durumu olurdu.

 

  • مِنَ الْجِنَّةِ وَمِنَ النَّاسِ denmemişte ikisi ortak مِنْ içinde toplanmış?

İkisinin şerri arasında fark olmadığı içindir.

 

  • Niçin مِنَ النَّاسِ وَالْجِنَّةِ denmemiş de مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ denmiştir?

Cinler vesvese verme konusunda daha kolay uygulama yaparlar ve daha beceriklidirler. Bundan dolayı atıfta öncelik verilmiştir.

 

  • الْخَنَّاسِ gelmeden de الْوَسْوَاسِ’ın sıfatı olarak الَّذِي gelebilirdi, niçin الْخَنَّاسِ geldi, onun yerine başka ne gelebilirdi?

 

الْخَنَّاس olmadıkça vesvese etkili olmamaktadır. الْخَنَّاس olarak asıl durumu gizliyor, başka şekilde gösteriyor. Gerçek fikrini kamufle ediyor. Bu nedenle gelmiştir. Hal olarak değil, sıfat olarak gelmiştir. Bu da الْوَسْوَاس’ın الْخَنَّاس vasfı ile beraber gerçekleştirebildiğini göstermektedir. Burada kâfir, müşrik, kötü gibi sıfatlar gelmemektedir. Bunlar الْوَسْوَاس olmak için yeterli değildir.

 

 

  • Son üç sure قُلْ ile başlıyor, bu üç surenin irtibatı nedir?

 

 

 

İhlas suresinde Allah’ı tanıtıyor. O surede insanda olmayan Allah’ın vasıfları anlatılıyor. Sonra iki surede insanlara, Allah’ın insanda olmayan vasıflarıyla Allah’a nelerden ve nasıl sığınacakları anlatılıyor.

 

 

  • Tüm sure tek cümledir ama 6 ayettir, niçin 6 ayettir? Bu parçalarda neden ayet vasfı var?

 

 

Kuran’da genel olarak ayet sayıları az olan surelerin ayet başına düşen harf sayıları da azalmakla beraber bunun tam tersi olan sureler de mevcuttur. Bunlar surelerin bu açıdan sınıflandırmasında önemli olabilir. Pik yaptığı yerlerle aşağı düştüğü yerlerdeki sureler belli bir açıdan gruplandırılabilir. Örneğin şemsi ve kameri harf sayısı, harf grupları gibi özelliklere bakılarak bir ilişki kurulabilir.

 

 

 

  • Niçin son suredir? İlk sure besmele ile başlar, son sure nas ile biter?

 

Bismillah İnsan

Allah’ın doğa kanunları insan içindir. İnsan bunu kullanmalıdır.

Bismillahirrahmanirrahim ile başlıyor. Allah’ın rahman ve rahîm sıfatı insan içindir demektir.

 

صَدَقَ اللَّهُ الْعَظِيمُ

 

***

 

 

 

SARF ANALİZİ

قُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ (1) مَلِكِ النَّاسِ (2) إِلَهِ النَّاسِ (3)

 

النَّاسِ

إِلَهِ

النَّاسِ

مَلِكِ

النَّاسِ

رَبِّ

بِ

أَعُوذُ

قُلْ

Kök

ءنس

ءله

ءنس

ملك

ءنس

ربب

بِ

عوذ

قول

Vezin

الْفُعَالِ

فِعَلِ

الْفُعَالِ

فَعِلِ

الْفُعَالِ

فَعْلِ

بِ

أَفْعُلُ

اُفْعُلْ

Grup

İsim

İsim

İsim

İsim

İsim

İsim

Harf

Fiil

Fiil

Tip

Camid

Camid

Camid

Müştak

Camid

Camid

Harfi cerr

Mutasarrıf

Mutasarrıf

Müştak isim tipi

-

-

-

Mübalağalı ismi fail

-

-

-

-

-

Şahıs no

-

-

-

-

-

-

-

Birinci

İkinci

Munsariflik

Munsarif

Munsarif

Munsarif

Munsarif

Munsarif

Munsarif

-

-

-

Lafzi İrab

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Kesre üzere mebni

Merfu

Meczum

Mahalli İrab

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Mecrur

-

-

-

Çoğulluk

Çoğul

Tekil

Çoğul

Tekil

Çoğul

Tekil

-

Tekil

Tekil

Eril-Dişil

Eril

Eril

Eril

Eril

Eril

Eril

-

Eril-Dişil

Eril

Marife-Nekre

Marife

Marife

Marife

Nekre

Marife

Marife

-

-

-

Zaman

-

-

-

-

-

-

-

Muzari

Emir

Bab

-

-

-

2.Bab

-

-

-

1.Bab

1.Bab

Geçişlilik

-

-

-

Müteaddi

-

-

-

Müteaddi

Müteaddi

Etkenlik

-

-

-

-

-

-

-

Malum

Malum

 

مِنْ شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ (4)

 

الْخَنَّاسِ

الْوَسْوَاسِ

شَرِّ

مِنْ

Kök

خنس

وسوس

شرر

مِنْ

Vezin

الْفَعَّالِ

الْفَعْلَالِ

فَعْلِ

مِنْ

Grup

İsim

İsim

İsim

Harf

Tip

Müştak

Camid

Camid

Harfi cer

Müştak tipi

Mübalağalı ismi fail

-

-

-

Munsariflik

Munsarif

Munsarif

Munsarif

-

Lafzi İrab

Mecrur

Mecrur

Mecrur

Sükun üzere mebni

Mahalli İrab

Mecrur

Mecrur

Mecrur

-

Çoğulluk

Tekil

Tekil

Tekil

-

Eril-Dişil

Eril

Eril

Eril

-

Marife-Nekre

Marife

Marife

Marife

-

Bab

1.Bab

-

-

-

Geçişlilik

Lazım

-

-

-

 

 

الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ (5

 

النَّاسِ

صُدُورِ

فِي

يُوَسْوِسُ

الَّذِي

Kök

ءنس

صدر

فِي

وسوس

ءلل

Vezin

الْفُعَالِ

فُعُولِ

فِي

يُفَعْلِلُ

الَّذِي

Grup

İsim

İsim

Harf

Fiil

İsim

Tip

Camid

Camid

Harfi cer

Mutasarrıf

Gayrı mutasarrıf

Gayrı mutasarrıf tipi

 

-

-

-

İsmi mevsul

Şahıs no

-

-

-

Üçüncü

-

Munsariflik

Munsarif

Munsarif

-

-

-

Lafzi İrab

Mecrur

Mecrur

Sükun üzere mebni

Merfu

Sükun üzere mebni

Mahalli İrab

Mecrur

Mecrur

-

-

Merfu

Çoğulluk

Çoğul

Çoğul

-

Tekil

Tekil

Eril-Dişil

Eril

Eril

-

Eril

Eril

Marife-Nekre

Marife

Marife

-

-

Marife

Zaman

-

-

-

Muzari

-

Bab

-

-

-

Rubai

-

Geçişlilik

-

-

-

Müteaddi

-

Etkenlik

-

-

-

Malum

-

 

مِنَ الْجِنَّةِ وَالنَّاسِ (6)

 

النَّاسِ

وَ

الْجِنَّةِ

مِنْ

Kök

ءنس

وَ

جنن

مِنْ

Vezin

الْفُعَالِ

وَ

الْفِعْلَةِ

مِنْ

Grup

İsim

Harf

İsim

Harf

Tip

Camid

Atıf harfi

Camid

Harfi cer

Munsariflik

Munsarif

-

Munsarif

-

Lafzi İrab

Mecrur

Fetha üzere mebni

Mecrur

Sükun üzere mebni

Mahalli İrab

Mecrur

-

Mecrur

-

Çoğulluk

Çoğul

-

Tekil

-

Eril-Dişil

Eril

-

Dişil  

-

Marife-Nekre

Marife

-

Marife

-

 

 






Tüm Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 12
Nas Suresi Tefsiri
29.03.2025 47 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 11
Felak Suresi Tefsiri
23.03.2025 63 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 10
Tebbet Suresi Tefsiri
7.01.2025 565 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 9
Nasr Suresi Tefsiri
14.12.2023 1830 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 8
Kafirun Suresi Tefsiri
28.02.2023 1401 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 7
Maun Suresi Tefsiri
7.02.2023 2400 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 6
Kureyş Suresi Tefsiri
6.12.2022 2488 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 5
Fil Suresi Tefsiri
3.06.2022 3831 Okunma
1 Yorum 04.06.2022 10:32
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 4
Fatiha Suresi Tefsiri
24.04.2022 3798 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 3
İhlas Suresi Tefsiri
5.08.2020 8843 Okunma
1 Yorum 06.09.2020 13:49
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 2
Asr Suresi Tefsiri
1.04.2019 11143 Okunma
4 Yorum 03.08.2020 16:15
Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 1
Kevser Suresi Tefsiri
1.11.2018 11500 Okunma
2 Yorum 03.08.2020 16:16


© 2025 - Akevler