Lütfi Hocaoğlu
Mukayeseli Tefsir 6
Kureyş Suresi Tefsiri
6.12.2022
1270 Okunma, 0 Yorum

 

KUREYŞ SURESİ

MUKAYESELİ TEFSİRİ

 

 

 

M. Lütfi Hocaoğlu

 

 

 

Editör: Tayibet ERZEN

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

www.akevler.org

 

 

 

 

سورة قريش

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ (1) إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ (2) فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ (3) الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ (4)

 

“Yaşatan, çalıştıran Allah’ın doğa ve sosyal kanunlarıyla;

Kureyş’i bir araya getirmek için. Onların yaz ve kış ticari yolculukları sebebiyle birleşmeleri için. Bu evin rabbine ibadet etsinler. O, onları açlıktan dolayı doyuran ve korkudan dolayı onlara güvenliği sağlayandır.”

 

Sure Hakkında

Adı

Kureyş

Anlamı

Kureyş

Sınıfı

Mekki

Nüzul Sırası

29

Sure No

106

Ayet sayısı

4

Kelime sayısı

17

Harf sayısı

74

 

 

Emir cümlesi (Fiil cümlesi)

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Rabıt
fa'sı

Mefûlun lieclih

Sıfat

Mevsûf

Mecrur

Cârr

الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ

رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

وَ

لِيَعْبُدُوا

فَ

إِيلَافِ قُرَيْشٍ إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ

لِ

 

لِإِيلَافِ قُرَيْشٍ (1)

Kureyş’i bir araya getirmek için

Mecrur

Cârr

Bedel

Mübdelün minh

Mefûlun lieclih

Muzâfun
ileyh
Fâil

Muzâf
Şibh-i
fiil

Muzâfun
ileyh
Fâil

Muzâf
Şibh-i
fiil

Muzâfun ileyh

Muzâf

Ma'tûf

Atıf harfi

Ma'tûfun aleyh

الصَّيْفِ

وَ

الشِّتَاءِ

رِحْلَةَ

هُمْ

إِيلَافِ

قُرَيْشٍ

إِيلَافِ

لِ

 

لِإِيلَافِ

 

لِ: Harf-i cerdir. “İçin” demektir. Sûre harf-i cerle başlamıştır ve gerekçe göstermektedir.

إِيلَافِ: “Birleştirme, bir araya getirme” demektir. ءلف kökünde İf’âl bâbındandır. Bu kök Kuran’da sayı olan 1000 için kullanılır. Bunun dışında tef’îl bâbında ve if’âl bâbında müştak olarak kullanılır. Tef’îl bâbında da birleştirme demektir. Bu bâbda teksir ve mübalağa vardır. Burada if’âl bâbından gelir ve birleştirmenin bir kerelik olduğunu gösterir. Bu fiilin işlendiği süredeki tekliği gösterir, bir daha işlenmeyeceği anlamına gelmez.

لف lif şeklinde yapıdır. Bir arada olan ama birbiriyle fiziksel olarak bağlanmayan yapıdır. Başına gelen ء güç demektir. Üçü bir arada güç oluşturmak için birbirinin parçası olmadan bir araya gelme demektir. Burada öğelerin her biri ayrı ayrı sayılabilir. İki öğe tek öğe olmaz. Bu nedenle sayı olarak 1000 olan أَلْف de bu kökten gelmiştir.

Kur’an’da ءلف kökünden başka ‘birleşme, bir araya gelme’ manasında geçen جمع ve وصل kökleri vardır. Bu kökleri etimolojik olarak inceleyerek mukayese edelim.

جمع

(toplantı): ج ayak demektir, tek yönlü hareketi ifade eder. م su demektir. İkisi bir arada جم ‘suya gitmek’ olup toplanmak anlamındadır. ع göz demektir; görünmeyi, bilinmeyi ifade eder. جمع ‘bilinme ve görünmeyle sonuçlanan toplanma’ yani toplantı demektir.

Cemaat, ortak bir yönü ile soyut olarak bir arada olan topluluktur. Ağaç cemaati dendiğinde ağaç olan her bitki bu cemaate dahildir. Aynı yerde olması gerekli değildir. Cemaat üyelerinin bir arada olmasına gerek yoktur. Zıttı farktır. إِيلَاف’da ise fiziksel olarak bir araya gelme vardır.

وصل

إِيلَاف’tan farklı olarak bir arada olup birbirinden ayrılanların tekrar bir araya gelmesi durumu vardır.

 

قُرَيْشٍ

قُرَيشٌ : Denizdeki diğer deniz canlılarının hepsini yiyen canlıdır.

قُرَيشٌ: دابةٌ في البحر لا تدَع دابةً إِلا أَكلتها فجميع الدواب تخافُها.

Lisanu-l Arab:

Kureyş de ticari gücü en fazla olup tüm tüccarlar içinde en güçlü olanlardır. Bu nedenle onlar diğer tüccarları toplar hem de kendileri de toplanırlar. Bu da bedelle çok kısa bir şekilde anlatılmış olur.

وقيل: سميت بذلك لتَقَرُّشِها أَي تجمُّعِها إِلى مكة من حواليها بعد تفرُّقِها في البلاد حين غلب عليها قُصَّيّ بن كِلاب، وبه سمي قصيٌّ مُجَمِّعاً، وقيل: سميت بقريش بن مَخْلَد بن غالب بن فهر كان صاحب عيرهم فكانوا يقولون: قدِمَت عيرُ قُرَيش وخرجت عير قريش، وقيل: سميت بذلك لتَجْرِها وتكسُّبها وضَرْبِها في البلاد تَبْتَغي الرزق، وقنيل: سميت بذلك لأَنهم كانوا أَهلَ تجارة ولم يكونوا أَصحابَ ضَرْع وزرْع من قولهم: فلان يَتَقَرَّشُ المالَ أَي يَجْمَعُه

تَقَارُش: Bir araya getirmek demek. Karış kelimesi de muhtemelen bir araya getirmekten gelmektedir.

Kureyş en güçlü tüccardır. Çok sayıda malı tekrarlayan bir şekilde bir araya toplar (قر). Eliyle yani gücüyle (ي) dağıtır (ش).

إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ (2)

Onların yaz ve kış ticari yolculukları sebebiyle birleşmeleri için

Mecrur

Cârr

Bedel

Mübdelün minh

Mefûlun lieclih

Muzâfun
ileyh
Fâil

Muzâf
Şibh-i
fiil

Muzâfun
ileyh
Fâil

Muzâf
Şibh-i
fiil

Muzâfun ileyh

Muzâf

Ma'tûf

Atıf harfi

Ma'tûfun aleyh

الصَّيْفِ

وَ

الشِّتَاءِ

رِحْلَةَ

هُمْ

إِيلَافِ

قُرَيْشٍ

إِيلَافِ

لِ

 

إِيلَافِهِمْ

 

Bedel

Mübdelün minh

Muzâfun ileyh
Nâib-i fâil

Muzâf
Şibh-i fiil

Muzâfun ileyh
Fâil

Muzâf
Şibh-i fiil

هُمْ

إِيلَافِ

قُرَيْشٍ

إِيلَافِ

 

İlk إِيلَافِ’daki Kureyş fâil, ikinci bedel olan إِيلَافِ’daki هُمْ ise nâib-i fâil olur. Kureyş’in toplaması ve Kureyş’in toplanması anlamları bedellerle anlatılmış olur.

إِيلَافِ: “Birleştirme, bir araya getirme” demektir.

هُمْ:  “Onlar” demektir. Kureyş’e racidir.

 

رِحْلَةَ

رِحْلَةَ: Ticari yolculuk demektir.

Etimolojisi

حharfinin kökeni Protosinaitik dilde ayakta durmuş iki kolunu yukarı kaldırmış bir adam’dır. Piktografideki gibi el kaldıran adam, hareketi temsil eder. Bu nedenle bu harfin hareket anlamı da vardır.

ل harfi ise çobanın sopası demektir. Yönelme, ona doğru ilerleme, uzama manalarına gelir. Hedefe doğru yönelme manasındadır. Çobanın sopasını iterek veya çekerek koyunları kontrol etmesi, yaklaşma veya uzaklaşma olarak değerlendirilebilir. Bu nedenle sabit bir nesnenin hareketli hale gelmesi manasına ulaşabiliriz. Bu hareket bize doğru ise helal olma, bizden uzaklaşma ise çözme manasına gelir. Buradaki hareket belli bir sınır içindedir. Lam’ın etkisi ile uzaklara doğru gitme yoktur.

حل Bir merkez etrafında, bir sınır içinde bağlı bir şeyi çözmek demektir. Başa gelen ر harfi baş demektir, tekrarı ifade eder. Üçü bir arada tekrar tekrar yapmak için bağlı bir şeyi çözmek demektir. Malları yükledikten sonra varacağı yere kadar dönem dönem yüklerin çözülmesi ile en son çözülecek yere ulaşmaktır. Buradan ticari yolculuk anlamına gelir.

 

 

Kur’an’da ticari yolculuk manasında olan rıhle/ رِحْلَة dışında kullanılan dört kelime vardır. Bunlar sefer/ سَفَر, nefer/نَفَر, seyr/ سَيْرve seyahat/سِيَاحَة‘tir. Bunların birbirlerinden farklarını ayetlerle inceleyelim.

Sefer: Tüm yolculukların genel adıdır.

وَمَنْ كَانَ مَرِيضًا أَوْ عَلَى سَفَرٍ فَعِدَّةٌ مِنْ أَيَّامٍ أُخَرَ (Bakara 2/185)

“Kim hastaysa veya yolculuktaysa diğer günlerin sayısınca (oruç tutsun).”

Ayette oruç bahsi için geçen yolculuk durumu genel anlamda yolculuktur ve bunun için سَفَرٍ kelimesi kullanılmıştır.

Nefer: Askeri yolculuktur.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا خُذُوا حِذْرَكُمْ فَانْفِرُوا ثُبَاتٍ أَوِ انْفِرُوا جَمِيعًا (Nisa 4/71)

“Ey iman edenler, silahlarınızı alın ve bölük bölük yolculuk edin veya topluca yolculuk edin.”

Savaş zamanında silahlarla yapılacak yolculuk için انْفِرُوا (nefere çıkın)  emri gelmiştir.

Seyr: İlmi yolculuktur.

قُلْ سِيرُوا فِي الْأَرْضِ ثُمَّ انْظُرُوا كَيْفَ كَانَ عَاقِبَةُ الْمُكَذِّبِينَ (Enam 6/11)

“De ki: Arzda yolculuk edin sonra bakın yalancıların sonu nasıl olmuş.”

Ayette yolculuk emri ile gözlem yapılması ve ders alınması istenmiştir.

Seyahat: Turistik yolculuktur.

فَسِيحُوا فِي الْأَرْضِ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَاعْلَمُوا أَنَّكُمْ غَيْرُ مُعْجِزِي اللَّهِ (Tevbe 9/2)

“Arzda dört ay yolculuk yapın ve bilin ki Allah’ı aciz bırakacak değilsiniz.”

Ayette kafirlere olan hitapta turistik amaçlı yolculuk kastediliyor ve bunun için seyahat kavramı kullanılıyor.

الشِّتَاءِ

الشِّتَاءِ: Kış demektir. Senenin ilk altı ayıdır.

وَالصَّيْفِ

الصَّيْفِ: Yaz demektir. Senenin ikinci altı ayıdır.

الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ: Yılın on iki ayını ifade eder.

رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ: Yılın on iki ayı boyunca yapılan ticari yolculuk demektir.

فَلْيَعْبُدُوا رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ (3)

“Bu evin rabbine ibadet etsinler.”

Emir cümlesi (Fiil cümlesi)

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Rabıt fa'sı

Muzâfun ileyh

Muzâf

Bedel

Mübdelün minh

الْبَيْتِ

هَذَا

رَبَّ

و

لِيَعْبُدُوا

فَ

 

فَلْيَعْبُدُوا

‘İbadet etsinler’ demektir. Buradaki cem vâvı (و) ibadet etmesi istenilenlerdir. Kureyş’e racidir. İbadet etmek demek ibadet ettiğinin kurallarını geçerli kurallar haline getirmek için çalışmak demektir. Kureyş’e yani büyük tüccarlara bu emir verilmektedir.

Etimolojisi:

عبد

(kul, köle): Kapı içeriden gözlendiğinde عد, dışardan gözlendiğindeدع kullanılır. Bu nedenle عد düşmanlık kökünde kullanılır. Düşman gelecek diye kapının gözlenmesiyle ilgilidir (عدو). Kapı dışarıdan gözlendiğinde dışarıdaki içeri girememekte, uzakta kalmaktadır. Bu nedenle bu iki harf bir arada uzaklık anlamı ifade etmektedir. ب harfi ev demektir. İçeriyi ifade eder. Ortada geldiği için süreçle ilgilidir. Dışarıda olup içeriye ait olan, içeri için çalışan kimse olarak ‘kul, köle’ demektir.

 

رَبَّ

رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ: ‘Bu evin rabbi’ demektir. Rab ‘terbiyeci’ demektir. Yavaş yavaş öğreten, eğiten, geliştiren demektir. ‘Bu ev’ ifadesi nereyi işaret etmektedir? هَذَا yakın ism-i işarettir.

إِنَّ أَوَّلَ بَيْتٍ وُضِعَ لِلنَّاسِ لَلَّذِي بِبَكَّةَ مُبَارَكًا وَهُدًى لِلْعَالَمِينَ (Ali İmran 3/96)

“İnsanlar için kurulan evin ilki, mübarek ve alemlere hidayet olan Bekke’dedir.”

Bu ayette bir tür evin ilkinin Bekke’de insanlar için konduğunu söylemektedir. Bekke Mekke’nin merkezidir. Buradaki ev Kâbe’dir. Burada bahsedilen ev ilk insanın evi değildir. Öyle olsaydı أَوَّلَ الْبُيُوتِ (evlerin ilki) ya da أَوَّلَ الْبَيْتِ (evin ilki) şeklinde marife gelirdi. بَيْتٍ nekre gelmiştir. Cins isimdir. Bu nedenle terminolojik anlam verilmesi gerekir. İnsanları toplayan, tavaf edilen ilk yapıdır. وُضِعَ dendiği için konumu bellidir. Bina değişebilir, konum değişmez demektir.

Etimolojisi:

 

Resh (ر) harfi baş ile gösterilir ve başlangıç noktasını ifade eder. Başa dönüşle ‘tekrar’ manasına da gelir.

Bet (ب); ev, çadır, aile aynı zamanda içeride, ile, içerisi, dahilinde demektir.

Bu iki harften oluşan ana kök eski İbranicede ‘artmak, bereketli olmak’ gibi manalara gelmektedir. ب harfinin ‘aile’ manasına da gelmesi, üremeyle ilişkili olarak artış kavramını da izah etmektedir. İçerdeki artış olarak mana verirsek, kişinin bilgisinin artmasıyla eğitilmesi manası oluşabilir.

Diğer bir bakış açısıyla ب içeriyi ifade ederken ر da başı ifade eder. Yani içeride olan baş olarak bir toplulukta baş olarak görülen, sözü dinlenen eğitimciyi ifade eder.

Sure tekil ikinci şahısa hitap ederek başlamakta ve burada da “Senin rabbin” diyerek devam etmektedir. “Sizin rabbiniz/رَبُّكُمْ” dememektedir. “Allah yaptı” dememekte, “Rabbin yaptı” demektedir. Bu da yapılanın terbiye ile ilgili olduğunu, bir süreçle aşamalar içinde gerçekleştiğini göstermektedir.

 

هَذَا الْبَيْتِ

Ayetteki هَذَا الْبَيْتِ ise bu أَوَّلَ بَيْتٍ’e işaret etmektedir, Kâbe’dir. رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ ise bu evin geliştiricisidir. Zaman içinde Kâbe’deki bütün gelişmelerin sebebi olan Allah’tır.

الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ (4)

“Onları açlık sebebiyle doyuran ve korku sebebiyle emniyete alandır.”

Sıla cümlesi

İsm-i
mevsûl

Ma'tûf
Fiil cümlesi

Atıf
harfi

Ma'tûfun aleyh
Fiil cümlesi

Mefûlun lieclih

Fâil

Mefûlun
bih

Fiil

Mefûlun lieclih

Fâil

Mefûlun
bih

Fiil

Mecrur

Cârr

Mecrur

Cârr

خَوْفٍ

مِنْ

هُوَ

هُمْ

آمَنَ

وَ

جُوعٍ

مِنْ

هُوَ

هُمْ

أَطْعَمَ

الَّذِي

 

الَّذِي

Has ism-i mevsuldür, رَبَّ nin sıfatıdır. Sıla cümlesi birbirine atfedilmiş iki cümledir: أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ.

أَطْعَمَهُمْ

أَطْعَمَ: ‘Yedirdi’ demektir. İfal babından طعم kökünden fiildir. Fâili müsterir هُوَ dir. Rabbe racidir.

أَكْل ile aradaki fark şudur: Vücuda nereden girerse girsin bu أَكْل’dir. أَكْل bir şeyi kendi parçası haline getirmektir. Damardan beslenme أَكْل iken, ağızdan beslenme hem طَعَام hem أَكْل’dir.

أَكْل = Enteral beslenme + Parenteral beslenme

طَعَام = Enteral beslenme

Etimoloisi:

Tet (ط) harfi protosinaitik dilde sepeti temsil eder. Çevrelemek, içermek, çamur/toprak manaları vardır. Buna ilaveten sepetin çizgisel yapısı nedeniyle çizgisel yolu, rotayı temsil eder. Sepet malın depolanması için kullanıldığından zaman içinde bir tür hesap birimi olmuştur. Bir de hesap yapmak için yere çizilen çizgiler kullanılmış bu, zaman içinde kağıttaki yazıya dönüşmüş olabilir.

 

Mem (م) harfi ise piktografisinden(dalga) de anlaşılacağı gibi su manasındadır. Ayrıca, kargaşa, belirsizlik ve büyüklük manaları da vardır. طم aslen bir şey ile aynı seviyeye gelinceye kadar onu örtmek manasına gelir. ط harfi kabı, م harfi ise toplanmayı ifade eder. Bu şekliyle bir kapta toplanmak demektir. Ortaya gelen ع göz demektir. Bilmeyi ifade eder. Ortada olduğu için süreçtir. Bilinen bir süreç içinde kapta toplanma demektir. Bu şekliyle ‘yemek’ demektir.

Diğer bir şekilde طع kökü yalama anlamında olup elde edilen veya sepete konulan yiyeceklerin tadını bilmekten, yalamak ve hatta çiğnemek anlamına gelebilir. Sonuna gelen م ise bunların sonuç olarak toplanıp yemek haline getirilmesini ifade eder. Diğer taraftan طع kökü طعم kökünün hafifletilmesiyle yemek yemekten yalamak anlamına gelmiş de olabilir.

هُمْ:  ‘Onlar’ demektir. Kureyş’e racidir.

مِنْ جُوعٍ

مِنْ: Harfi cerdir. Sebep için gelmiştir. Arkasından gelen mastar ile beraber cümlenin mefulun lieclihi olurlar.  

جُوعٍ: ‘Açlık’ demektir, مَخْمَصَة ise “ileri düzeyde açlık” demektir. Kişinin açlıktan zayıflayıp, göbeğinin küçülmesi ile olan açlıktır. Normal gün içindeki açlık ise جُوع dur.

أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ: ‘Onları açlıktan dolayı yedirdi’ demektir. Buradaki açlık gün içindeki açlıktır. Bu nedenle sadece bir kere yemek vermek değildir.

آمَنَهُمْ

آمَنَ : ‘Güvenliği sağladı’ demektir. ءمن kökünden İf’âl bâbındandır. Bu fiilin arkasından eğer بِ harf-i ceri ile bir isim geliyorsa o ismin sahibine güvendi anlamındadır. Doğrudan mef’ûl alıp بِ harf-i cerini almıyorsa güvenliği sağladı demektir. Fâili müsterir هُوَ dir. Rabbe racidir. Güvenliği sağlayan rabdir.

 

Etimolojisi:

Alef (ء) harfinin piktografisi öküz başı olup güç, kuvvet ve zorluğu ifade eder.

Mem (م) harfi ise piktografisinden (dalga) de anlaşılacağı gibi ‘su’ manasındadır. Ayrıca, kargaşa, belirsizlik ve büyüklük manaları da vardır.

Nun (ن) harfi içeride gizli durup, dışarıya çıkma potansiyelini ve dışarıya çıkışı ifade eder. Bu nedenle dışarıya çıkma potansiyeli olan hisleri ifade eder.

ء ve ن güçlü olma hissini, م ise büyüklüğü ifade eder. Büyük bir güç hissi olarak güven anlamındadır.

 

هُمْ:  ‘Onlar’ demektir. Kureyş’e racidir.

خَوْفٍ مِنْ

مِنْ: Harfi cerdir. Sebep için gelmiştir. Arkasından gelen mastar ile beraber cümlenin mefulun lieclihi olurlar.  

خَوْفٍ : ‘Korku’ demektir. Zarar verici, eziyet edici veya hoş olmayan bir şeyin kendisine isabet edeceğini hissetmek manasındadır. خوف kökünden sülasi dördüncü bâbdan mastardır.

Kur’an’da korku manasında geçen başka kökler de vardır. Bunlar; وجل, رعب, فزز, فزع, شفق, روع ve خشي kökleridir.

KÖK

ANLAM

وجل

Tam olarak anlayamamak, zihnen tatmin olamadığı için tasalanmak

رعب

Panik demektir. Ani olarak gelen ve kişinin mantıklı düşünmesini engelleyen korku halidir. Kuran’da 3 şekilde gelir: ru’bun ilkası, kazfı ve ru’bla dolma. Paniğin geliş hızının en az olanı ilka sonra kazf sonra da meli yani dolmasıdır.

فزز

Korkuyla uzaklaşmak demektir. ف ayrılığı, ز ise titreşim ve gerilimi ifade eder. Kur’an’da İstif’al babında tadiye etkisiyle ‘tedirgin etmek’ manasında gelmiştir.

فزع

Gerçekleşen bir olay sonucunda oluşan korkudur. (Tedirginlik)

شفق

Gerçekleşme ihtimali olan bir olay sonucunda oluşan korkudur. (Kaygı)

روع

Korkunun bedensel tezahürüdür. Dışarıdan bakılınca kişinin korku hissinde olduğu anlaşılmaktadır.

خشي

Çekinme demektir.

 

Surenin genel değerlendirmesini yapacak olursak:

“Kureyş’i bir araya getirmek için. Onların yaz ve kış ticari yolculukları sebebiyle birleşmeleri için. Bu evin rabbine ibadet etsinler. O, onları açlıktan dolayı doyuran ve korkudan dolayı onlara güvenliği sağlayandır.”

 

Emir cümlesi (Fiil cümlesi)

Mefûlun bih

Fâil

Fiil

Rabıt
fa'sı

Mefûlun lieclih

Sıfat

Mevsûf

Mecrur

Cârr

الَّذِي أَطْعَمَهُمْ مِنْ جُوعٍ وَآمَنَهُمْ مِنْ خَوْفٍ

رَبَّ هَذَا الْبَيْتِ

وَ

لِيَعْبُدُوا

فَ

إِيلَافِ قُرَيْشٍ إِيلَافِهِمْ رِحْلَةَ الشِّتَاءِ وَالصَّيْفِ

لِ

 

Burada rabıt fa’sı kendisinden önceki cümlenin öğesini şart haline getirir, sonrasını şartın gerçekleşmesi için gerekli olan cevap haline getirir.

‘Kış ve yaz ticari yolculukları için Kureyş’in toplanması, Kureyş’in toplamasının gerçekleşmesi için bu evin rabbine ibadet edin.’ denmektedir. İbadet çalışma demektir. İbadet edilenin kurallarını geçerli kurallar haline getirmek için çalışmak demektir. Namaz, oruç ibadet değildir. ‘Bu ev’ ibaresi ile yolculukların Mekke’ye olacağı anlaşılmaktadır. ‘Bu evin rabbi’ dediği için gelişimsel bir olay vardır. ‘Mekke’de Allah’ın kurallarının geçerli kurallar olması için çalışın’ demektir.

Sonra tek الَّذِي içinde rabbin iki sıfatı söylenmektedir:

  1. Açlıktan doyurma
  2. Korkudan emniyete alma

Bu iki durum insanın en temel iki ih