İKTİDARLAR, HOLDİNGLER, CEMAATLER VE ÖRGÜTLER; ULUSLARARASI DERİN SERMAYENİN TAŞERONLARIDIRLAR.
ANCAK,
Ulus devletler ile bu ulus devletleri kuran uluslararası derin sermaye, yani siyonizm arasında gizli bir anlaşma var ki o da şudur:
Sermaye ile, siyonizm ile mücadele etmek; zekâ ve strateji yarıştırmak, her alanda savaşmak, birbirini ezmek serbesttir. Kazanan yaşar, kaybeden bedel öder fakat küsmek, darılmak yoktur.
Devletimiz; iktidarların, holdinglerin, cemaatlerin ve örgütlerin kontrolüne geçecek kadar aciz değildir. Ancak son 10 yılda ekonomide ve sosyal alanda, üst aklımıza da sızmış oldukları kanaatindeyim. Bu sebeple stratejik hatalar yapıyor; uluslararası derincilerin esaretine düşmüş ahtapotun kollarından kurtulmanın yollarını aramaktayız.
HAL BÖYLE OLUNCA, KUR'AN'I REFERANS ALMAYAN DEVLET NASIL YAŞASIN? DÜNYEVİ HARAM STRATEJİLERLE YAŞAMAK MECBURİYETİNDE KALINIYOR. NASIL MI?
Devlet; enerjisi yüksek, makam, mansıp ve mevki arzusuyla yananları iktidar yapar, hizmetinde kullanır. Uluslararası derincileri de tuzağına çeker.
Yakın tarihe bakalım, kimleri zengin etmiş, büyütmüş:
Enver Ören’i büyüttü, holding yaptı ve görevi bitince şirketlerine el koyup kayyum atadı. Enver Ören'in de Yahudi sermayesi ile dirsek teması var idi. TGRT Kur'an okuyarak açıldı; millet dejenere edildikten sonra, Seda Sayan'ı serinleten aspiratör şovlarla FOX'a dönüşüverdi. Bu nasıl oldu? Televizyon ve şirketler de Yahudi’nin idi zaten. Bunlar taşeronluk yaptılar.
JET FADIL EFSANESİNİ HATIRLAYALIM.
Avrupa'daki Türklerden, "İslami fabrikalar kuracağım" diye para topladı; toplanan paraya devlet el koydu, Jet Fadıl'ı da hapse attı.
Sonra Kombassan grubunun akıbeti de aynı oldu.
Sonra derin CHP ve siyonizmin aktörleri; Fethullah Gülen grubunu klonladı, devşirdi, siyasete ve ticarete yönlendirip büyüttü, büyüttü, büyüttü... İktidara kafa tutmaya kadar şımarttı, FETÖ’leştirdi. En sonunda CIA ve sermaye iş birliği ile iktidarı devireceklerine inandırdı, darbeye teşebbüs ettirdi. Ancak bu sefer devlet aklı ile derin millet devreye girdi ve CIA-FETÖ ortaklığının tüm varlıklarına el koydu.
Bunun kuyruk acısı onlarda hâlâ dinmedi. İntikam için ekonomiye saldırdılar, enflasyonu hortlattılar. Mehmet Şimşek'e; CIA ile iktidar arasındaki alacak verecek, tahsilat, tazmin ve muhasebe memurluğu görevi verilerek, anlaşmak zorunda kalınarak atama yaptılar. Böylece zararlarını kısmen de olsa tazmin ediyorlar. Kısacası; 15 Temmuz'da sermayeye ve CIA'e karşı kazanmış olduğumuz zaferin intikamını, ekonomide almaktadırlar. Bundan sonraki süreçleri daha sıkı yönetebilmenin yolu, Adil Ortaklık ekonomi modeline geçmektir.
ŞİMDİ İSE;
CIA-sermaye ortaklığı, AK Partili kardeşlerimize diş biliyor; inançlı kesime son darbeyi vurmaya hazırlanıyor. AK Parti bu akıbetten kurtulamaz. Tek çareleri var: Topu Yeniden Refah’a atmak, Milli Yol ittifakını kurmak.
Uluslararası derin sermaye son 15 yılda, özellikle FETÖ'den sonra; AKP'yi ve onu destekleyen iş insanlarını büyüttü, büyüttü, büyüttü, zirveye çıkardı. Usulsüzlükleri de dosyalayıp bekletiyor. Kartal taktiği ile avını en yüksekten ne zaman bırakacağını kestirmek için henüz erken, emarelerini bekliyorum.
Diğer taraftan da CHP'nin oylarını büyüttü, mağdur yarattı ve AKP'nin tepesinde sopa gibi bekletiyor. Şimdilerde CHP'yi de çeşitli yolsuzluklarla yıpratıyor, mutlak butlan yapıyor. Diğer taraftan AKP'ye; "Bak istediğimi vermezsen CHP'yi aklarım, senin yolsuzluklarını, usulsüzlüklerini ortaya dökerim, seni de CHP gibi mutlak butlan yaparım" diye tehdit ediyor. Bizimle resmen eğleniyor.
SERMAYE ASLINDA NE PLANLIYOR?
Erdoğan'ı adaylığa mecbur ediyor ki zararlarını hazır kurulu düzende tahsil edebilsin. Erdoğan aday olur da kaybederse; Meclisteki partilerden kazanan kim olursa olsun sermaye için çantada kekliktir. Ancak zaman kaybetmek istemiyor. Yeni hükümetin sömürülmeye, ülkeyi bölmeye razı olması ve sistemin yeniden kurulması zaman alıyor. Artık oyundan sıkıldı, erken sonuca varmak istiyor. Hangi sonuç? Ülkeyi bölme sonucuna varmak istiyor ancak hâlâ kendinden emin değil. "Bu millet bu kadar şeye neden sabırlı?" diye düşünüyor, ona anlam veremiyor. Tekrar yenilirse, Adil Ortaklık Kur'an düzenine razı olmak zorunda kalacağını biliyor. Adil Ortaklık Kur'an düzeni Türkiye'ye gelirse, siyonizmin sonunun başlangıcı olacak. O yüzden yoğurdu üfleyerek yiyor.
ULUSLARARASI DERİN SERMAYENİN ASIL GAYESİ; CHP'Yİ İKTİDAR YAPIP AKP'NİN TÜM BİRİKİMLERİNE ÇÖKMEK.
AKP'YE DİYOR Kİ:
"CHP'yi iktidar yapar, '25 yıllık tüm kazanımlarınızda yolsuzluk var' derim. CHP'ye oynadığım oyunu sana da ustaca oynarım ve her şeyinize el koyarım" diyor. Sonra da "CHP'yi, Selahattin Demirtaş'ı, İmamoğlu'nu aklarım, Silivri'den çıkarır; onların yerine sizi Silivri'ye doldururum" diyor. Kim bunları diyor? 15 Temmuz'da yenildikten sonra intikam hırsı ile B planını işleme koyan, ekonomimize şantajlarla çökmüş olan CIA, FETÖ, siyonizm ve uluslararası derin sermaye diyor.
ÇÖZÜM VAR MI?
Milli Yol - Yeniden Refah ittifakı ile seçime gitmektir çözüm. Seçimlere girerken seçim bildirgesinde, "Adil Ortaklık Kur'an Düzeni Geliyor" sloganı kullanılmalıdır.
Ülkücüleri temsilen Milli Yol Partisinde buluşmalıyız. Milli Görüş'ü ve muhafazakâr çevreyi temsilen Yeniden Refah Partisi çatısı altında buluşulmalı. Erdoğan ve Bahçeli, el altından bu ittifaka destek vermeli. Millet olarak mevcut iktidarın ve muhalefetin seçilmişlerinin semtinden geçenlerden uzak durmalı, onlara oy vermemeliyiz. Bu çatı altına girmek isteyen, sicili temiz her siyasetçiye kapı açık olmalı. Erdoğan'ın ve Bahçeli'nin ömürleri vefa ederse, geçmiş tecrübelerinden istifade etmeliyiz.
BU VE BENZERİ SEBEPLERDEN DOLAYI;
Şimdiden Milli İttifak ilan edilmelidir. Seçimlere ayrı ayrı girilmeli, alınan oy nispetinde bakanlıklar taksim edilmelidir. Milli Yol - Yeniden Refah ittifakının detaylarını önceki yazılarımda bulabilirsiniz.
Selam ve dua ile.
Hüseyin Bağdatlı
Milli İttifakın Teorisyeni / Son Gülle