ÖYLE BİR ZAMANA GELDİK Kİ!
İnsanlar, hayatlarında tutturmuş oldukları yanlışlardan vazgeçmiyorlar. Doğruları söyleyenlere de mesafe koyuyorlar. Ne anlatırsan anlat, fayda etmiyor. Faydasız işlerde ısrar ediyor, ömürlerini heba ediyorlar.
Kim bunlar?
Cemaatistler, kapitalist siyonistler, dünyevistler, menfaatistler, makamistler, diyanetistler, siyasetistler, entrikatistler, hainistler, istemezükistler... Say da say, bitmezler.
Bunlar; siyonizmin kurgulamış olduğu, insanlığı köleleştiren unsurlardır. İnsanlığın, bilinçaltına kazınmış olan alışkanlıklarından vazgeçememesinin ana sebebi; paylaşımda adaleti tesis etmeye çalışanları siyonizmin engellemesi ve sabote etmesindendir.
Bundan sıyrılmanın yolu; birey olarak siyonizmin sömürü çarkından ayrılarak kendi kendine yetecek hane kurmak, ekip biçerek organik beslenmek, ihlasla Kur'an dairesinde, fiilî ve kavlî dua içinde yaşamaktır.
Nelerden Uzak Durmalıyız?
Boş vakit geçirilen mekânlardan,
Gıybet eden insanlardan,
Kendini beğenen, başkalarını küçümseyen enaniyet (kibir) hastalıklı insanlardan,
Siyonizmin toplantı sahalarından (faydası olmayan spor faaliyetlerinden).
Millî sporlarımız bellidir: Güreş, yakın dövüş teknikleri, ata binme, atıcılık, yüzme, dağcılık, koşu gibi sporlar yeterlidir.
Futbol, voleybol, basketbol sahaları; siyonizmin, insanların birbirini tanımadan buluştuğu "kopuk zincir" taktiğini çalıştırdığı; kripto ajanların buluşma ve parola transferi yapma merkezidir. Futbol seyretme bahanesi ile dünyanın her yerine giden sözde fanatikleri takip ederseniz, siyonizmin görevlilerini tespit edebilirsiniz. Siyonizm, futbolu dinleştirerek insanların hakikatleri öğrenmesinin önüne engel koymuştur. Futbol; insanlığın ömrünü israf ettiren, faydasız, hatta siyonizmin çarkının dönmesine yardım eden zararlı bir alışkanlıktır.
"Faydasız şeylerden ve şüpheli şeylerden kaçının." ayetleri ile Allah’ın (c.c.) farz-ı ayın emirleri vardır.
İsraf haramdır deniliyor; en kıymetli hazinemiz ömür değil mi, vakit değil mi? Faydasız işlerle meşguliyetler ömürden israf değil mi?
Kıymetli Takipçilerim;
Sözün özü şudur: İhtiyacımız olan her şey Kur'an'da mevcuttur. Kur'an-ı Kerim'i muhakkak idrak edelim, araştıralım ve hayatımızı ona göre şekillendirelim. Devamında, Kur'an ayetleri ile çelişen uydurma hadisleri tespit edelim. Bugün yapay zekâ ile bunu kolayca yapabiliriz. Diyanet İşleri Başkanlığı, bu çalışmayı yapmamakla büyük vebal altındadır.
Başkalarını dönüştürebilmek için, önce inananların "ayaklı, canlı birer Kur'an’a" dönüşmesi gerekmez mi?
Günümüzde; kendisini Müslüman zanneden ancak siyaseti, futbolu ve eğlenceli hayatı dinleştiren; bilmeden de olsa siyonizmin kölesi durumunda yaşamını sürdüren dünya Müslümanlarının sayısı, toplam Müslüman nüfusun yaklaşık yüzde 99'una tekabül etmektedir. İnsanlığın imanını kurtarması ve insanca yaşaması, geriye kalan yüzde birlik müminlerin vazifesidir.
Kısa vadeli çözüm için, Adil Ortaklık Düzenine geçebilmek adına bu insanları; müminleri Alperenlik ruhunun, Millî Görüş ruhunun içinden ayıklayabilir ve insanlığın kurtuluşu için bizleri yönetmelerine imkân vermeliyiz.
Bugün iktidar ve muhalefet kendi "makam dinlerini" yaşıyorlar. Milleti de manipüle edip peşlerinden sürüklüyorlar. Sayın Cumhurbaşkanımız, ahir ömründe son imkânlarını kullanmalı; Adil Ortaklık Kur'an düzenini ülkemize, milletimize ve insanlığa kazandırmalıdır. İnsanlığı siyonizmin köleliğinden kurtarmalıdır. Bunu yapabilmelerinin formüllerini geçmiş makalelerimde bulabilirler.
Sayın Cumhurbaşkanımızın çeyrek asırlık iktidarlarında, maddi manada çok hizmetleri olmuştur. Fakat Kur'an adına, Allah (c.c.) adına faizin "F"sine dokunamamışlardır. Fuhşiyata dokunamamışlardır, aksine artmıştır. Kumardan dolayı aileler perişandır. Başörtüsü serbestliği, İslami şuur olmadan verildiği için İslam'a faydadan çok zarar vermiştir. Başörtülü memurlar ve çalışanlar İslam'ı hakkıyla temsil edememişlerdir. Eğitimsiz Müslüman, İslam'ı temsil edemiyor.
Çözüm Ne?
Toplumsal barış için, farklı fikriyatların ekonomide dayanışma içinde olmaları gerekmektedir. Bugün tüm fikriyatlar, ekonomileri ile birlikte siyonizmin esiri ve kölesidir.
Her topluluk kendi "Medine"sini, yani Ar-Ge Yaşam Semtini inşa etmeli, devletler de bunu desteklemelidir. Medeniyetler arası adil paylaşım ve huzurlu semtler yarışması düzenlenmelidir. Bir TV kanalı üzerinden semtlerdeki faaliyetler yayınlanmalıdır. Semtler arası hicretler ve dışarıdan katılımlar serbest olmalıdır. Semtlerdeki faaliyetler, yargılamalar, mükafatlar ve cezalandırmalar; kendi semt kanunları dahilinde (idam dahil) serbest olmalıdır.
Bahsetmiş olduğum uygulamalı Ar-Ge Yaşam Semtleri, dünyanın herhangi bir ülkesinde, müsait olan bir alan tespit edilerek yapılabilir. Bizler de "Müminler Semti"ni oluşturarak, tamamen kendi imkânlarımızla bu yarışmaya; kendi kendine yeten, 1 dönüme 1 ev, 100 hane olarak katılmalıyız.
Bizi desteklemek isteyen herkese açığız. Bu denemeler yapılmadan dünya barışı mümkün olmaz. İnsanlık, insan olarak yaşamayı başaramaz.
Asrımızda insanlık, hayvandan da aşağı bir seviyede, siyonizmin esaretinde yaşatılmaktadır. Bu esaretten kurtulmanın yolu, Adil Ortaklık Kur'an Düzeni'nin insanlığa tanıtılması ile mümkündür.
Detaylı bilgi için akevler.org adresine girmeniz yeterlidir.
Hüseyin Bağdatlı.