Ece Ferah
İNSAN VE ARAYIŞI
20.04.2020
1547 Okunma, 0 Yorum

İnsan beyni iki türlü çalışır; bilmek istediği bir bilgiye farkında olarak ulaşıp değerlendirerek, bir de farkında olmadan algılarıyla algılayıp kaydederek. Duyarak, görerek, dokunarak elde ettiğimiz kayıtları alt bilincimiz biz farkında olmadan işler. Bir de insanın yaratılışından kaynaklı haller vardır. Bunlar; irade, akıl ve duygu sistemidir. Daha sonra oluşan ancak bebeklikten oluşmaya başlayan haller de vardır. Bunlar da öz benlik, üst benlik, benlik, özgüven, zekâ, baskın algı. Bildiğimiz tüm yaratılmış varlıklara göre insan üstün yaratılmıştır. İşte bütün bu özelliklerinin farkında olan insan, doğduğu andan itibaren zamanla tamamladığı benlik ve özgüven duygusuyla baskın algısını kullanır ve iradenin vermiş olduğu hakla kendine bir dünya oluşturur. Bu dünyanın içerisinde zekâsıyla keşifler yapar, icatlar yapar.  Bu icatlar, insan buluşudur ve diğer yaratılmış hiçbir canlının yapamadığı icatlardır.  Böylece İnsan zamanla yaratılmış olduğunu yaratma gücünden dolayı unutmaya başlar. Yaratmak düşüncesi insan için süper bir motivasyon olur. Bu motivasyonla oluşturmuş olduğu dünyasında hâkimiyet kurar.  Artık kendisiyle ve çevresiyle ilgili her şeyi kendisi yönetmektedir.  Bu arada insan çoğalır, başka insanları yarattığını düşünür ve bu insanların da aynı özelliklerle üstün olduklarını bilir sonra birbirleri arasında dönüp dolaşan mesajlar yine kendilerini ilgilendiren üstün özellikleriyle ilgili mesajlar olur. Artık insan için kendi dünyasından başka dünya yoktur. Her geçen zaman içinde dünyasını daha çok nasıl geliştireceğini, nasıl bu dünyayı istedikleriyle dolduracağını kurgular ve bunun için ciddi bir çaba içerisine girer. İşte insanın bu haline Kuran’da istiğna hali denir. İnsan kendine(dünyasına) daha fazla şeyler katma çabası içerisindeyken sürekli olarak bilgiye ihtiyaç duyar ve bu noktaya gelene kadar farkında olmadan algılarıyla, yaratılış özellikleri bir de bebeklikten oluşmuş duygu ve zekâsıyla devam etmiştir yaşam yoluna. Buradan sonra ise artık insan için arayış başlamıştır. İşte insanın arayışı bilgi ile alakalıdır.

Şimdi ben insandan bahsederken insanın bir bilgiye farkında olarak ulaşıp, değerlendirme yapmasından bahsetmedim. İnsan sürekli olarak bilgi kaydeder, araştırır, okur, sorar bunları yapmasa bile kendisine çevresindekilerden bilgi akışı sağlanır ve bir şekilde bilgiye ulaşır. İşte insan bu bilgilere ulaşınca dünyasına uygun olan ve dünyasını geliştirip büyütebileceği bilgileri, sorgulamadan direk benimser. Diğer gördüğü her bilgiyi ise alt beyni kayıt eder. Yani benimsedikleri dışında bir de daha henüz benimsemediği bir sürü bilgi artık kafasında kayıtlıdır. İşin garip tarafı benimsediği veya benimsemediği bilgileri paylaşanlar, kendi gibi bir insandır ve o insan da başka insandan insanlardan bu bilgileri almıştır. Böylece herkesteki bilgi miktarı çoğalır ancak hiçbir bilgi insanın kendisine ait değildir.  Böylece insan hem istiğna halinde kalmış hem de koca bir belirsizliğin içine düşmüş olur. Hâlbuki insan kaynak bilgiye ulaşırsa ve akıl yoluyla değerlendirir, başkalarından bildikleriyle ölçer sonra da bu kaynak bilgiyi başka biriyle paylaşır, paylaştığı kişiye önce kendi anladığını söylemez ve karşısındaki kişinin değerlendirmesine izin verirse bilgi kendiliğinden ortaya çıkar. İşin sonunda eğer ortaya yakın bir bilgi çıkıyorsa bu bilgiye göre uygulama yapar işte bu şekilde bilgiyi üretmiş olur. Eğer birbirinden çok farklı iki bilgi çıkıyorsa yine bu bilgiler uygulanarak test edilir sonuçlarına bakılır. Asıl üretim uygulama kısmıdır. Bilgiyi uyguladıktan yani test ettikten sonra ortaya çıkan sonuçlardan anlarız ki artık bilgi üretilmiştir ya da üretilmemiştir. Bu üretilen bilgiye üreten kişilerin anlatmalarına veya yazmalarına bakarak ulaşılmaz yine aynı yollardan ulaşılır. Bana göre doğru bilgi ya da yanlış bilgi yoktur. Bence insanların yorumları, anladıkları, kayıtları vardır bir de bilgi vardır. Bir yazıyı okuduğunuzda beyniniz onu kayıt eder ve bu bilgiye ulaşmak için yeterli değildir, okuduğunuza yorum kattığınızda bilgiyi kafanızdaki bildiklerinizle değiştirmiş olursunuz, birinin anladıklarını ya da yorumlarını okuduğunuzda ise bilginin kendisine ulaşmış olmazsınız. Bilgiye ulaşmak için ise başka bir insana değil, sağlam bir kaynağa ihtiyaç vardır, içtihat ve icma yapmaya ihtiyaç vardır.

 

 

Mürüvvet Ece Ferah

 

 

 

 

 

 






Son Yorumlanan Makaleler
Ece Ferah
ADİL DÜZEN YAYIN MERKEZİNE TEMSİLCİ OLMAK
25.04.2020 1597 Okunma
1 Yorum 26.04.2020 20:53
Ece Ferah
BİREYİN DÜNYA HARİTASI
3.05.2020 1483 Okunma
Ece Ferah
RAMAZAN AYININ SON GÜNLERİ
21.05.2020 1413 Okunma
Ece Ferah
BU SAVAŞ KİMİN SAVAŞI
16.04.2020 1683 Okunma
Ece Ferah
İNSAN VE ARAYIŞI
20.04.2020 1547 Okunma
Ece Ferah
NASIL KURTULACAĞIZ
21.04.2020 1644 Okunma