Takk(iyye)ke düştü!kel göründü!
821 Okunma, 0 Yorum
Yusuf Kaplan - Yeni Şafak
Ali Bülent Dilek

Takk(iyy)e düştü, kel göründü!

Yusuf Kaplan

04 nisan 2014

Parlak bir öğrenci arkadaşımın ve dostumun (Murat Bozkurt kardeşimin) nefis buluşuyla, takk/iyy/e düştü, kel göründü bütün çıplaklığıyla! Hem genel anlamda, hem de özel anlamda!

MİLLETİN VE ÜMMETİN DUALARI, iHANETİ YERLE BİR ETTİ!

Genel anlamda, bu milletin ve ümmetin yürekten duaları, takiyye ile tezgâhlanan oyunları yerle bir etti!

Sadece bir hâdise anlatacağım: Sakarya Üniversitesi rektörlüğünün şoförü bir arkadaşla Sakarya'dan İstanbul'a dönüyoruz. Ordu'lu bir arakadaş. Eşi Alevî, kendisi Sünnî kökenli.

Eşi, 50 yaşında Kur'ân okumayı öğrenmiş. O günden itibaren namazlarını zaman aksatmamış.

Eşi, seçim gecesi sabaha kadar Kur'ân okumuş. Döne döne Fetih sûresi, Yasin-i Şerif okumuş...

'Yarabbi sen bu uzun adamı yalnız bırakma, bizi kimsesiz bırakma, bu kimsesiz Müslümanları başsız bırakma!' diye dua etmiş!

Türkiye'de ve İslâm dünyasının dört bir köşesinde milyonlarca Müslümanın kalbinin, yüreğinin hep aynı duayla attığını, ellerinin hep bu duaya kalktığını adım gibi biliyorum!

İşte bu dualar, takk(iyy)enin düşmesinde, kelin bütün çıplaklığı ile gün ışığına çıkmasında; oyunun, ihanetin, tezgâhın püskürtülmesinde en etkili olan silahlar oldu!

FETHULLAH GÜLEN'DEN DAVA ÜSTÜNE DAVA!

Takk(iyy)enin düşmesi ve kelin görünmesinin benim açımdan ise çok daha özel bir 'anlamı' / karşılığı oldu!

Fethullah Gülen, dava üstüne dava açıyor bendenize! Toplam kaç dava açtığını bile bilmiyorum artık!

Başından itibaren cemaatin hukukunu sonuna kadar savunan, derdi sadece hakikat olan bir adama ne diye dava üstüne dava açar ki bu hoşgörü (!) âbidesi acaba?

Şebekenin zihin şifrelerini çözerek takk(iyy)enin düşmesi ve kelin görünmesini sağladığım için olsa gerek, öyle değil mi?

Gülen'in avukatları, serseri mayın gibi, önüne gelen yazıma toslamayı bir halt zannediyorlar!

Bu arkadaşların hâl-i pür melâline acı acı gülüyorum sadece. Gülüyorum; zira açılan davaların tek gerekçesi var: 'Fethullah Gülen'e ve cemaat'e karşı kin ve nefret tohumları ekmek' (!)

İnsan, Allah'tan korkar biraz, değil mi? Dershane krizinden 17 Aralık operasyonuna ve nihayet seçimlere kadar 'kin ve nefret tohumları' eken tek bir yazı yazmadım. 'Kin ve nefret tohumları ekmek'(!) benim işim değil; olamaz!

Yaptığım en temel şey, yüreği yangın yerine dönen bir fikir yazarı olarak cemaati İslâmî kaygılarla, duyarlıkla mümkün olan en silkeleyici dille ikaz etmek/ti.

ŞEBEKE'Yİ ÇÖKERTMEZSE, BUNUN BEDELİNİ ERDOĞAN ÇOK AĞIR ÖDER!

İkinci olarak da cemaat denen ve bizzat cemadata dönüşen 'şebeke'nin adamları şunu bilsinler: Yarın, şebeke'nin kökü kazınacak! Kazınmak zorunda.

Eğer şebeke'nin kökü kazınmazsa, millet, Tayyip Erdoğan'a verdiği desteği ilk seçimlerde çeker ve Erdoğan'dan çok ağır bir şekilde hesap sorar!

Erdoğan, 'şebeke'nin çökertilmesi konusunda asla geri adım atmaya kalkışmamalı! Milletin Erdoğan'ın arkasında tekyürek olmasının en temel nedeni bu çünkü!

Bu millet, bu ülkeye ihaneti, arkadan vurulmayı, İHH'nın tırlarını El-Kaide tırları diye lanse etme alçaklığını, Erdoğan'ı diktatör olarak sunma pespayeliğini ve en önemlisi de İslâm dünyasının ve mazlum halkların umudu olan Türkiye'nin vurulmasını, yürüyüşünün durdurulmasını aslâ affetmediği için Erdoğan'ın arkasında kenetlendi!

O yüzden, Erdoğan şebeke'yi çökertme konusunda, aslâ tereddüt etmemeli! Eğer ederse bunun bedelini ilk seçimlerde ödeyeceğini iyi bilmeli!

HER ZAMAN VİCDANIN, ADALETİN VE HAKİKATİN YANINDA OLACAĞIM!

Öte yandan şebeke ile cemaatin masum ve suçsuz tabanının bir cadı avı'yla rencide edilmemesi konusundaki Müslümanca hassasiyet aslâ terkedilmemeli!

Yarın eğer bu konuda, büyük yanlışlıklar yapılacak olursa (umarım olmaz), vicdanın, adaletin ve hakkaniyetin sesi olan kalemimi cemaatin masum insanlarının hukukunu korumak için sonuna kadar kullanacağımdan hiç kimsenin şüphesi olmamalı!

Cemaat, bendenizin bu konularda ne kadar hassas hareket ettiğimi çok iyi biliyor ama buna rağmen cemaatin tepesindeki kişiler, insafsızca, vicdansızca, iştahla beni yıldırmak, susturmak için dava üstüne dava açmaktan çekinmiyorlar!

FETHULLAH GÜLEN'İN DAVALARI BENİ HİÇ BİR ZAMAN YILDIRMAYACAK!

Bu insanlara şunu söyleyeceğim sadece: Beni aslâ yıldıramayacaklarını çok iyi bilsinler!

Ülkeye ihanet edildiği, bütün yurtdışı seyahatlerimde/n bizzat tanık olduğum üzere İslâm dünyasının tek umudu olduğuna bizzat tanık olduğum Türkiye'nin yürüyüşünün durdurulmaya çalışıldığı, en önemlisi de ilkelerin, ahlâkın fütursuzca ayaklar altına alındığı, küresel sisteme boyun eğecek ve bitirilecek paralel bir din icat edilmeye çalışıldığı tehlikeli bir süreçte kimse beni susturamaz.

Susarsam, bunun hesabını, bu dünyada da, huzur-u ilâhîde de aslâ veremeyeceğim çok iyi biliyorum!

O yüzden siz ne kadar dava açarsanız açın, hakikatin hakikat olması, hayat olması için nefes alıp veren benim gibi Allah rızası için uykuyu kendisine haram eden birini aslâ sustur-a-mayacaksınız!

SALDIRININ İLK AŞAMASI ATLATILDI AMA ARKASI GELECEK...

Yazılarımın dili, silkeleyiciydi. Bu doğru.

Ama silkeleyici olmak zorundaydı. Zira karşımızda Müslümanların son ikiyüzyıllık fetret dönemlerinde karşı karşıya kaldıkları en büyük, en ürpertici, İslâm'ın geleceğini tehlikeye sokan, mazlum ve masum Müslüman halkların umutlarını yerle bir eden kapsamlı, çok bilinmeyenli, küresel bir saldırı var/dı.

'Seçimler oldu; ama bu saldırı son buldu', diyemeyiz. Eğer böyle düşünürsek, çok büyük bir yanlışlık yapmış oluruz.

Sadece saldırının ilk aşaması iyi-kötü atlatılmış durumda. Saldırıyı tezgâhlayanlar, daha başka yöntemlerle, çok daha sinsi ve kirli yollara başvurarak bu saldırıyı bambaşka şekillerde sürdürecekler. Bunu bir kenara kaydedelim ve teyakkuzu aslâ elden bırakmayalım, diyorum.

…………………….

Geldiğimiz noktada, cemaat, sadece kendi kabile mantığıyla hareket ediyor. Sadece kendi çıkarlarını düşünüyor. Kendi çıkarlarını korumak ve hâkim kılmak için her yolu mübah olarak görüyor.

Kabile mantığıyla hareket edenler, kendi çıkarlarını her şeyin üstüne yerleştirenler, kaset şantajlarına da, kaset montajlarına da, beddualara da başvurmakta sakınca görmezler.

Birileri ne kadar beddua ederse etsin, ne denli ürpertici kaset şantajlarına ve montajlarına başvururlarsa vursunlar, dünyadaki bütün mazlum halkların duasını alan insanları, rahmet ve adalet sahibi Allah-u zü'l-Celâl (cc) hiç bir zaman yalnız bırakmaz.

Zira hiç bir silah, mazlumun duasından daha güçlü değildir.

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/YusufKaplan/takkiyye-dustu-kel-gorundu/51138

yorum;

Kabul olmayacak dua!

Mazlumun mazlum olduğu nasıl belli olacak?

Hangi yargıyla?

Birtek anayasa mahkemesi temiz kaldı demişti başbakanımız

bir televizyon programında.

Aklıma hemen meşhur söz geldi.

“ey Müslüman hasmın kadıysa allah(cc) yardımcın olsun”

Kim Müslüman,kim mazlum, kim kadı,kim mahkum?

Taraflara göre değişiyor.

Demek ki kanun çıkarılırken kendini de hesaba

katacaksın.

Yarın bu beni de vurur diye.

Yada ilahi hitaba kulak verip hakemlik sistemini

getireceksin.

Herkesin kendi görüşünü beğendiğini gördüğün zaman

kıyameti bekleyin,der hadis şerif.

Bugün o gün mü yarın göreceğiz….

 

 

 

Ali Bülent Dilek






Sayı: 251 | Tarih: 6.04.2014
Yusuf Kaplan
Takk(iyye)ke düştü!kel göründü!
Kabul olmayacak dua!
821 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Cemaat’in kaybetmesinin 10 temel nedeni
Cemaatin hataları
789 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mahir Kaynak
Anılar
Seçimlerin Manası
754 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Barlas
Başbakanlık sisteminde başkanlık denemesine doğru
Cumhurbaşkanlığı seçimini beklerken
707 Okunma
1 Yorum
Tayibet Erzen