En kritik sorulara en kritik cevaplar
1010 Okunma, 2 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

23.03.2013

SORU: Ne yani? Bunca genç boşuna mı öldü?

CEVAP: Sorulması gereken asıl soru bu değildir. Asıl soru şudur: Dolu ya da boş, gençler ölmeye devam etsin mi, etmesin mi?

 

SORU: Ne yani? “Analar ağlamasın” diye İstiklal Savaşı’nı vermeyecek miydik?

CEVAP: İstiklal Savaşı’nda başka ulusların işgalci ordularına karşı mücadele ediyorduk, kendi vatandaşımız olan şahıslara karşı mücadele etmiyorduk... Kıyaslama yaparken azıcık düşünsek diyorum.

 

SORU: Ne yani? Biz yenildik, PKK kazandı mı?

CEVAP: Barış varsa yenilen olmaz... Son günlerin o güzel cümlesini bir kez daha haykıralım: Savaşın kazananı, barışın kaybedeni olmaz.

 

SORU: Ne yani? Türk bayrağının asılmamasının hiç mi önemi yok?

CEVAP: Söz konusu olan kanın durması, silahların susması ise... Söz konusu olan silahlı dönemin tamamen bitmesi ise... Gerisi teferruattır.

 

SORU: Ne yani? PKK hiçbir şey almadan mı silahları bırakacak?

CEVAP: Süreç şeffaf ilerliyor: Öcalan’ın BDP’lilere söyledikleri gizli kalmadı... Öcalan’ın mesajı meydanlarda okunuyor, onlarca televizyon canlı yayınlıyor... Bütün bunlara rağmen “Acaba çok gizli pazarlıklar mı dönüyor” kuşkusu taşımak biraz fazla kaçar.

 

SORU: Ne yani? Artık “Türk” demek suç mu olacak?

CEVAP: Hayır... Ne münasebet! Sadece “Kürt” demek serbest olacak... Kürt de en az Türk kadar göğsünü gererek Kürt diyecek. Demesin mi?

 

SORU: Ne yani? Şimdi PKK zafer mi kazanmış oldu?

CEVAP: PKK zafer kazanmadı... Zaferi barış kazandı... Olan biten şudur: Kendi içinden çıkmış silahlı isyan hareketini bastırmak için denemedik yol bırakmayan ve isyanı bir türlü bastıramayan bir ülke, nihayet silahlı isyanı sona erdirecek kansız bir çözüm bulabildi... Eğer ille de bir “zafer” arıyorsan, burada ara.

 

SORU: Ne yani? Şimdi Türkiye demokrasi ve özgürlükler ülkesi mi olacak?

CEVAP: Hayır... Hayır...

Nasıl ki askeri vesayetin sona ermesi demokrasi ve özgürlükleri getirmediyse, terörün sona erdirilmesi de demokrasi ve özgürlükleri getirmeyecek... Demokrasi ve özgürlüklerin gelebilmesi için tahammülsüzlüklere, tek adam anlayışına, yalakalık düzenine, farklılıklara saygısızlıklara karşı mücadele etmek gerekir...

Terör biter ama o mücadele bitmez.

Yazının tamamı için http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22879107.asp

 

Yorum:

Sünni-Şii savaşı mı geliyor?

Önce Kürt açılımı dendi. Sonra demokratik açılım dendi. Sonra olaylar birbiri ardına devam etti. Bunun kendiliğinden olmadığı, bir projenin parçası olduğu açıktı.

Olayları tekrar hatırlayalım. Irak Başkan yardımcısı Tarık Haşimi’ye idam cezası verildi. Türkiye’ye kaçtı. Türk hükümeti kucak açtı ve Türkiye’de istediği kadar kalabilir dedi. Bu bir Sünni-Şii çatışmasının göstergesiydi. Sonra Kuzey Irak yönetimi ile Türkiye’nin arası ısındırıldı. Resmi ihracatımız 10 milyar doları buldu. Sonra BDP’liler Erbil’e gitti. Anlaşmalar yapıldı. Türkiye’deki PKK’lıların oraya gitmesine karar verildi.

Bu arada Suriye ile ilişkilerimiz dış etkilerle bozuldu. Suriye’de taraf haline getirildik ve İran’ın ciddi desteği ile bir Sünni-Şii gerilimi ortaya çıktı.

Irak’la ilişkiler o kadar kötüleşti ki Şii olan Irak başbakanı Türk bakanın uçağının Erbil’e inmesine izin vermedi.

Önce Sünni-Şii bloklaşması sağlandı. Kürtler de Sünni blok içine alınacağından PKK devre dışı bırakılmalı ve Kuzey Irak ile Türkiye bir Sünni ittifakı içine sokulmalıydı.

Bunların neticesinde PKK’nın lağvedilme projesi adım adım gerçekleştirildi. Ancak o kadar profesyonelce yapıldı ki bu, insanlar barış gelecek diye aslında bilinçaltına ekilen ırkçılık tohumlarının farkına varamadı. Öyle ki Diyarbakır’da bir tek Türk bayrağı yoktu. Yani aslında bir bölünmenin ön adımları atılmaktaydı. Böylece Kürtlerde ciddi bir milliyetçilik duygusu oluşturuldu. Apo istediği için PKK bitmiş gibi gösterildi. Oysa Kandil’in dibinde onları destekleyen ABD üsleri olmadığı sürece PKK bir hiçten başka bir şey değildi.

Bunları takiben Obama İsrail’e gitti ve İsrail’in Türkiye’den özür dilemesini sağladı gibi gösterildi. Zaten proje gereği özür dileyeceklerdi ama bunun kamufle edilmesi için Obama oraya gitmişti. Böyle Suriye-İran-Irak Şiilerine karşı oluşturulan Türk-Kürt-Irak-Suriye Sünnileri ittifakına destek verecek bir İsrail ortaya çıkıyordu.

Geriye doğru tekrar düşünelim. Gelen 10 Patriot nefes alamaz hale gelmiş olan Suriye için mi yoksa daha sonrasındaki büyük savaş için mi?

Bunların arkasındaki proje, eğer başarabilirlerse büyük bir savaş çıkarmak ve bunu takiben bölünmüş Irak, bölünmüş Türkiye, bölünmüş Suriye ve bölünmüş İran’ı gerçekleştirmek. Bunları silahsız eyaletler haline getirip Kudüs merkezli Ortadoğu Birleşik Devletlerini kurmak ve böylece arz-ı mev’ûdu gerçekleştirmek.

 

 

Lütfi Hocaoğlu


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
24.03.2013
22:43

İNTERNETHABER.COM- Eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Saadettin Tantan'a göre 21 Mart Nevruz Bayramı'nda okunan mektubu Öcalan değil başka biri yazdı. Tantan'ın iddiasına göre PKK'ya silah bırakma çağrısının yapıldığı mektubu Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'a yakın olan isimlerden biri yazdı. Sözcü gazetesi'nden Uğur Dündar'a konuşan Sadettin Tantan'a göre İmralı süreci ve ardından İsrail'in özür hamlesi birbirine bağlantılı. İşte Dündar'ın o yazısı.... AKP iktidarının İmralı’daki Abdullah Öcalan’la başlattığı müzakere sürecini ve Öcalan’ın Nevruz’da büyük coşkuyla okunan mektubunu, dürüstlüğüyle efsaneleşen eski İçişleri Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan’la konuştum. Tantan sorularıma çok çarpıcı cevaplar verirken “Öcalan’ın mektubunu kimin yazdığını merak edenler, Başbakan Erdoğan’ın makam aracına baksınlar!” dedi. O metnin Başbakan’ın yakınındaki bir yetkili tarafından yazıldığını iddia etti. Tantan ayrıca “75 milyona, organize suç örgütünün önünde diz çöktürüldüğünü” öne sürdü! İşte Sadettin Tantan’a yönelttiğimiz sorular ve onun Türkiye’yi sarsacak cevapları: (UD): Öcalan’ın mektubunun açıklanmasından bir gün sonra İsrail’in Mavi Marmara olayı nedeniyle özür dilemesi, sizce tamamen bir tesadüf mü? Ayrıca bu özür dilemeyi nasıl okumak gerekir? (ST): Mavi Marmara olayına sebep olanlar, Meclis tarafından araştırılmadı. 9 Türk hayatını kaybetti, Türk milleti uluslararası alanda itibarsızlaştırıldı. Bugün özür dilemenin arkasını iyi okumak gerekiyor! ABD-İsrail-İngiltere ekseninde tehdit olarak algılanan İran’a karşı, PKK’nın güvenli bölgelere çekilerek, jandarma faaliyetinde bulunması planlanıyor! PKK’nın silahlı unsurlarının kullanılmak üzere sınır dışına çekilmesi, AKP- PKK’nın kendi başlarına aldıkları bir karar değildir! PKK, emperyal güçler tarafından, Ortadoğu, İran, Hazar Havzası ve Kafkasya’da taşeron silahlı güç olarak kullanılacaktır! Asıl amaç, bölgede giderek yalnızlaşan İsrail’in güvenliğinin sağlanması için Kürt devletinin kurulmasıdır. Ama ondan önce PKK’nın sınır dışına çıkarılarak, Kuzey Suriye’de Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ile birlikte, Esad’a karşı savaşması isteniyor. Öcalan’ın PKK’ya “sınır dışına çıkın” çağrısını yapmasından bir gün sonra İsrail’in özür dilemesinin asıl nedeni işte budur!..

Reşat Nuri Erol
24.03.2013
22:44

“İsrail’in önemli gazetelerinden Haaretz bu haberi nasıl duyurdu biliyor musunuz? “Çıkarların, ego ve siyaset karşısındaki zaferi.” Yani “çıkarlarımız için arkadaşların egosunu tatmin ettik” diyorlar. Peki, çıkarları ne? İsrail Başbakanının “Niçin özür diledik” başlıklı açıklamasına göre “Suriye’de ortak hareket etmek.” / Bir çift sözüm de gönlünü Başbakan Erdoğan’a kaptırmış gazeteci, yazar, akademisyen, kanaat önderlerine var. Arkadaşlar, o kadar çok sevindiniz, heyecanlandınız ve kendinizden geçtiniz ki İsrail’in dilediği özür sizin sayenizde Türkiye için hakarete dönüştü. “İsrail’e tarihinde ilk kez özür dilettik” diyerek Türkiye’yi küçültüp İsrail’i yücelttiğinizin farkında bile değilsiniz. Evet, ilk kez özür dilettiniz, çünkü İsrail, tarihinde ilk kez vatandaşlarımızı öldürdü. 9 vatandaşı öldürülmüş ama gerekli cevabı verememiş bir ülke olmanın utancını nereye ve nasıl sakladınız? Doğrusu hayretler içerisindeyim. Farkında mısınız bir siz, bir İsrailli liberaller, bir de İsrail’in Türkiye’deki dostları sevindi.” (Levent Gültekin, “w.gazeteciler.com” sitesi yazarı)





Sayı: 197 | Tarih: 24.03.2013
Mehmet Barlas
Savaşta gençler, barışta yaşlılar ölür
Akil Adamlar
1135 Okunma
Tayibet Erzen
Mahir Kaynak
Beklentiler
Siyasal Durum
1041 Okunma
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
En kritik sorulara en kritik cevaplar
Sünni-Şii savaşı mı geliyor?
1010 Okunma
2 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Yusuf Kaplan
"Çanakkale"ruhu Fransa'da
O ruh her yerde!
910 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Şevket Eygi
Halk İslam’ı Kur’an Tercümelerinden Değil, Mutebe
Toplumun Önemi
840 Okunma
Emine Hocaoğlu