Medyada devşirmeler ve iliştirilmişler
965 Okunma, 4 Yorum
Ruşen Çakır - Vatan
Tayibet Erzen

Ruşen Çakır - rcakir@gazetevatan.com

30.03.2012

 

Aralık ayının son günlerinde İstanbul ağırlıklı düzenlenen KCK soruşturmasının hedefinde esas olarak gazeteciler vardı. Gözaltına alınan 49 kişinin çoğu Etkin Haber Ajansı, Dicle Haber Ajansı, Özgür Gündem Gazetesi gibi Kürt medyasının önde gelen kurumlarında çalışıyordu. Onlara ek olarak gazetemiz muhabiri Çağdaş Ulus, Birgün gazetesi muhabiri Zeynep Kuray, AFP (Fransız Haber Ajansı) foto muhabiri Mustafa Özer de gözaltına alınmıştı. Sonuçta sadece 7 kişi serbest bırakılıp diğerleri tutuklandı. Tahliye olanlardan biri de Özer’di.


Çağdaş, haber amaçlı olarak bir-iki kez Kürt medyasından isimlerle temas kurmuş olduğu için mahkeme tarafından acımasız bir şekilde tutuklandı. Buna karşılık defalarca Kandil’e gitmiş olan Özer’in aynı mahkeme tarafından serbest bırakmış olmasının ardındaki mantığı başta anlamadık ama “kaç meslektaşımız serbest kalsa o kadar kârdır” diyerek fazla da sorgulamadık. Ama bir süre sonra öğrendik ki Mustafa Özer sadece bizimle değil başkalarıyla, istihabaratçılarla da meslektaşmış, yani uzun süredir MİT için çalışıyormuş.


“Memleket aşkı” yalanı

Özer, dünyanın çeşitli gazetelerinde yayınlanmış fotoğraflarını gördüğüm, iyi bir foto muhabiri olduğunu düşündüğüm biriydi. Kendisiyle en son olarak deprem gecesi Van’ın Erciş ilçesinde karşılaşmıştım ama samimiyetimiz yoktu. MİT için çalıştığını, Taraf ve Yurt gazetelerinin dünkü yayınlarından önce duymuş, pek şaşırmamış ama üzülmüştüm. Tabii onun için değil, itibarı zaten yerlerde sürünen gazetecilik mesleğimiz içindi üzüntüm. Nitekim dün yayınlanan ifadesinden MİT’le gönüllü olarak ilişkiye geçmiş olduğu anlaşılıyor ki, bunun “memleket aşkı”ndan ziyade iktidar odaklarıyla işbirliği yapıp güçlenmek ve bu sayede diğer meslektaşları karşısında belli bir üstünlük kazanmak hevesinden kaynaklanmış olma ihtimali hayli yüksektir.


Hiçbir istihbarat servisini, herhangi bir kişiyi, hele bir gazeteciyi devşirdiği için suçlayamazsınız, çünkü onların işinin özü budur. Ama gizli servisler tarafından devşirilen bir gazeteciyi, hele devşirilmek için elinden geleni yapmışsa suçlamanın ötesinde, dışlamak şarttır. Çünkü gazeteciliğin özünde hiçbir iktidar odağı, hele gizli servisler tarafından kullanılmamak vardır.


Taraf ve Yurt gazetelerinin yayınlarının ardından sosyal medyada gazeteciler arasındaki ciddi tartışmalara tanık olduk. Kimi meslektaşlarımız bu yayınları, Özer’i hedef gösterdiği gerekçesiyle eleştirdi. Katılmıyorum, çünkü gazeteciliğin ayrıcalıklarını MİT’in hizmetine koşup mesleğine; yerli ya da yabancı fark etmez, gazetecileri fişleyip meslektaşlarına ihanet eden bir kişinin geleceği için kaygılanmamız gerekmez. Bundan sonra ona sahip çıkması gerekenler biz gazeteciler değil, sonradan edinmiş olduğu mesleğin mensuplarıdır.


Tabii olayın bir de siyasi boyutu var. Anlaşılan Özer MİT ile ilişkisi nedeniyle gözaltına alınmış ve yine MİT’in devreye girmesiyle bırakılmış. MİT için paha biçilmez böylesi bir elemanın (isterseniz ajan da diyebilirsiniz) emniyet tarafından deşifre edilmiş olması bu iki kurum arasındaki kavganın sürmekte olduğunun bir kanıtı olarak görülebilir.

 

Devamı için http://haber.gazetevatan.com/Haber/440026/1/Gundem

 


Yorum:

 

Basın özgürlüğe, iyice ezilsin!

 

Her kuruma sızmış olan istihbaratçılık, hiç kaçarı yok gazeteciliğe de bulaşacaktı. Bu zaten yeni bir şey değil. Yanlı yapılan haberler, adamına göre atılan manşetler; kimi gazetecinin tek sözden yargılanırken, kiminin ayan beyan diyaloglarından ötürü bile sorgulanmaması bu ilişkiyi gayet güzel gözler önüne seriyor. Bu düzende ne olacaktı ki zaten. Bir şeylerin gizli yapılmasının ve casusluğun meşru olduğu bir düzende hile de olur, şike de, iftira da, adam kayırma da, adam harcama da…

 

Bugün esas olan gizlilik olduğu için gerçek bilgiye ulaşmak zaten zor. Haber özgürlüğü adı altında bilgi hırsızlığı yapanlar bu işi ahlaki temellere oturtmadıklarından, bunların bu pervasızlığını tazmin eden bir müessese de olmadığından, Allah ne verdiyse üç ekleyip, beş çıkarıp haber diye servis ediyorlar. Nüfuslu biriysen dava açar, tekzip yayınlatırsın. Tabi ona da ömrün, sabrın ve sinir sistemin yeterse. Yok herhangi biriysen veya onlardan biri değilsen, o zaman diğerlerindensindir ve ciddi bir hazım gücüne ihtiyacın vardır.

 

Ortada bir bilgi çöplüğü var bu sebeple neye inanacağına karar vermek için iyice tartmak ve inceden elemek zorunda kalıyorsun. Medya gerçekten çok kirli. Saygınlığını ve güvenilirliğini yitirmiş durumda. Hâsılı onun da format vakti gelmiş, hatta geçiyordur bile.

 



 

 

Tayibet Erzen


YorumcuYorum
Süleyman Karagülle
01.04.2012
14:11

Ben devlette yöneticilik yaptım. Parti il başkanlığı yaptım. Akevler'in yöneticisi oldum. MİT ile direkt hiç irtibatım olmadı. Birçok MİT elemanları benden haberler taşıdı. Oların hepsini davranışlardan bilirdim. Rahatsız olmazdım. Onlardan doğru haber götürenler vardı. Provakasyon yapmazlardı. Onlara daima saygı duydum dostum oldular. Olar da bunu bilirdi. Ama karşılıklı bilmez görünürdük. Bundan çok memnundum. Devletim benden doğru bilgi alıyordu. Bu benim güvencem idi Ayrıca CİA ile işbirliği yapan provake eden yalan haberler uyduran MİT çiler de vardı. Onların provakeleri ile gerek koopertif gerek parti olarak çok uğraştık. Şahsım hiç bir zarar görmedim. Ama parti ve koopertif çok ağır savaş verdi. Ne var ki onu elemanlar değil o gün ki siyasiler yapıyordu. Dış baskılarla yapıyordu. Bir gazetecinin Milli İstihbaratçı olması kötü bir şey değildir. Yeter ki provakatör olmasın, haber üretmesin . Bize göre açık olmak şartı ile hiçbir söz suç olamaz. Hakaret varsa, yalan varsa muhakeme edilir ve mahküm edilir. Bölücülük de fiikr bazında kaldığı müddetçe suç olmamalıdır. Fiili suçu gazeteci de olsa ihbar edilmeldir.

Tayibet Erzen
01.04.2012
15:59

Sıkıntı da bu zaten: 'Açıklık' !

Yapılanlar açıkça yapılmıyor. Lehte olsun, aleyhte olsun birşey varsa, bu ayan beyan ise eyvallah; değilse istihbaratın her türlüsü, bana göre, yarardan çok zararlıdır.

Mete Firidin
03.04.2012
14:10

Açıklık mı? Ne açıklığı! Bu işler gizli kapaklı olur. Ve her yerde olur. Olacak da. Sorun düzende değil. Düzende sorun yok demiyorum. Bir çok Ülkedede aynı düzen var. Fakat sorunu Toplumu oluşturan kişilerin ahlakı, yani kişiliği.

Kişiliksiz, haysiyetsiz, utanmaz, çıkarı için herşeyi yapan insanların oluşturduğu bir düzen ne olursa olsun iflah olmaz. Örnek mi?

Peygamber ve dört halifeden sonraki İslami düzen. Düzeniniz Ne kadar Adil düzen olsada, Yezitlere bırakılan düzen yozlaşmaya, kokuşmaya mahkumdur.

Tayibet Erzen
03.04.2012
15:20

Adil düzen yönetim birimlerinde gizlilik yoktur, necva yoktur. Toplantılar bile açık yapılır gizli kapılar ardında, otel lobilerinde değil. Bu sebepten açıklık esastır.





Sayı: 146 | Tarih: 1.04.2012
Mehmet Şevket Eygi
Halkımızın Bir Kısmı Çok Saf
Canım Naki Amcama...
1054 Okunma
Emine Hocaoğlu
Nihal Bengisu Karaca
Üniversite sınavlarının kalkması iyi bir şey mi?
Bu şartlarda alternatifi yok
1019 Okunma
Hakan Kandal
Ahmet Hakan
Yerim neden KESK’in yanıdır?
4+4+4’e karşı çıkmak
1007 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Medyada devşirmeler ve iliştirilmişler
Basın özgürlüğe, iyice ezilsin!
965 Okunma
4 Yorum
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
Arşimet noktasını yitirmiş bir eğitim sistemiyle
Gazete yazarlarıyla"eğitim"buraya kadar
920 Okunma
1 Yorum
Ali Bülent Dilek
Ahmet Altan
Barış ve BDP
Barış, Ak Parti ve BDP
901 Okunma
1 Yorum
Vahap Alma
Mahir Kaynak
Kürt sorunu
Kürt Sorunu ve Çözümü
900 Okunma
Süleyman Karagülle