Hani yok hükmündeydi?
761 Okunma, 1 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

21.01.2012

FRANSA’nın verdiği karar için...

Bir yandan “bizim için yok hükmündedir” deniliyor.

Bir yandan da o kararın ne kadar önemli olduğunu gösteren her türlü hareket çekiliyor. Başbakan her gün Fransa’yı konuşuyor.

Gazeteler her gün Fransa’yı manşete taşıyor. Ekranlar her gün Fransa konusunu işliyor. Sarkozy’ye hakaretler yağdırmalar, Fransa’ya ambargolar falan...

Hayrünnisa Hanım bile Fransa Sefiresi’ni davetten mahrum bırakarak kendince “ambargo” uyguluyor.

Kısacası...

Bir mübalağa, bir ağırbaşlılıktan yoksunluk, bir abartı ki...

Bu kadar olur.

* * *

Oysa bir karar için “yok hükmündedir” dendikten sonra ona gerçekten “yok” muamelesi yapılır.

Hem “yok hükmündedir” denilip hem de tepkide aşırı gidilmez.

Yazının tamamı için http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/19780723.asp

 

 

Yorum:

Soykırım yasası kime faydalı?

Ermeni soykırımını inkar yasası kabul edildi. Dünyalarımız yıkıldı. Devlet ricali ayağa kalktı. Halk gerildi. Niçin? Fransa parlamentosu Ermeni soykırımını inkar edene ceza verecek bir yasa çıkardı diye. Çıkarırsa çıkarsın. Fransa çıkarınca ayet mi oluyor? Değişmez kanun mu oluyor? Fransa dünyanın en süper gücü ve orada çıkan kanun tüm dünyada kabul mu ediliyor?

Herkes Sarkozy düşmanı. Sarkozy niçin bunu yaptı diye yorumlar yapılıyor. Sarkozy’nin niçin yaptığına değil de Ermenilerin niçin bunu yaptığını düşünmek bizi asıl sebebe götürecektir.

Ermenileri değişik gruplar halinde düşünmek gerekir. Birinci grup Ermenistan’da oturan Ermenistan vatandaşı Ermeniler, ikinci grup Avrupa ve Amerika ülkelerinde yaşayan Ermeni diasporası (Diaspora: bir ulusun yurdundan ayrılmış kolu). Üçüncü bir grup da Türkiye’de yaşayan TC vatandaşı Ermeniler sayılabilir.

Ermeni diasporası değişik lobiler şeklinde örgütlenmiştir. Bu lobileri yöneten üst yöneticiler vardır. Bu kurulu bir düzendir. Eğer sürekli olarak soykırım gündemde tutulmazsa bu lobilerin varlık sebebi sorgulanmaya başlar. Yani bu lobilerin varlıklarını sürdürebilmeleri için soykırım gündemde olmalı, sürekli Türk düşmanlığı pompalanmalıdır. Peki bu lobilere parasal destekler nereden gelmektedir. Cevabını herkes çok açık olarak bilmektedir: sermaye.

Ermenistan’da Ermeniler çok zor durumdadır. Ekonomik ve sosyal durumları son derece kötüdür. Türkiye’de kaçak olarak 50.000-100.000 arasında Ermeni vardır. Ermenistan Ermenilerinin de büyük bir kısmının hayalinde Türkiye’de yaşamak vardır. Çünkü dışarıya satacak güçlü bir sanayisi yoksa nüfusu az olan bir ülkede refah olmaz, orada da yoktur ve büyük sıkıntı içindedirler. Türkiye’de yaşayan TC vatandaşı Ermeniler hayatlarından memnundurlar. Onların üzerinde bir baskı yoktur.

Ermenistan ile Türkiye arasında iyi ilişkilerin olması sermaye için son derece rahatsız edicidir. Bütün bu sebeplerle Ermenilere Türk düşmanlığı, Türklere Ermeni düşmanlığı pompalanmaktadır. Olan Ermenistan’da yaşayan gariban Ermenilere olmaktadır. Tıpkı Filistin’de yaşayan gariban Yahudiler ve Araplara olduğu gibi.

 

 

Lütfi Hocaoğlu


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
29.01.2012
08:05

soykırım...

Ermeni Meselesi...

değl de başka bir "şey" mi?!.

nedir o şey?..

*

biraz olsun anlamak için;

Mahir Kaynak'ın bu c.tesi-pazar yazılarına bakmalı...

bir de Üstad'ın bu hafta bu konuda yaptığı yorumlara...

ve bunlara istinaden bizim yapacağımız değerlendirmelere...

***

Mahir KAYNAK

mkaynak@stargazete.com

Soykırım iddiaları

28 Ocak 2012 Cumartesi

Fransa soykırım iddiasını ön plana çıkarıp bunu inkar edenleri cezalandıracak kanunu çıkarınca bizim tepkimiz iddiaların yalan olduğu yönündeydi, asıl soykırım uygulayan ülkenin Fransa olduğunu söyledik, yani kendimizi savunduk. Bu konuda daha önceki bir yazımda meseleye böyle bakmanın yanlış olduğunu yazmış ve siyasetçiler tarihi geçmişi anlatmak için değil geleceğe yön vermek için kullanırlar demiştim. Ayrıca bunun Ermeni oylarını almak için çıkarıldığı iddiasına da katılmıyorum. Oy geçmişin hesabını görmek için değil geleceğe yön vermek için kullanılır. Ülkemizden bir örnek verebiliriz. Dersim’deki acı olaylar CHP’nin tek başına iktidar olduğu zamanda yaşanmıştır. Ama bugün o bölgede, yani Tunceli’de, CHP tüm partilere fark atarak seçimleri kazanmaktadır. *** Günümüz küçük hesapların öne çıktığı bir dönem değildir. Dünya tüm boyutlarıyla yeniden şekillenmektedir. Fransa buna kayıtsız kalacak ve Sarkozy’nin keyfine göre hareket edecek bir ülke değildir. Bu tasarı meclislere gönderildiğinde sonuçları hesaplanmıştır. Ülkemizin göstereceği tepkinin de doğru tahmin edildiğini sanıyorum. Bu durum istenmeyen değil ulaşılmak istenen bir sonuçtur. Önümüzdeki dönemde Fransa ile Türkiye’nin aynı çizgide hareket etmemesi planlanmıştır ve bunun alt yapısı hazırlanmaktadır. Bu hesabın bir yanında da ABD’nin olduğunu sanıyorum. Yeni yapılanmada Fransa Kuzey Afrika’da etkili olacak Türkiye bu bölgeye uzak duracaktır. Buna karşılık Türkiye, Suriye dahil, Arap ülkeleriyle birlikte hareket edecektir. Türkiye bölgesel bir güç olma iddiasındadır. Bu amaca ulaşmak için ortam ve büyük güçlerin uzun vadeli hesapları uygundur. Türkiye AB üyesi olmayacak, yani bu bölge bizim aracılığımızla Avrupa’nın kontrolüne terk edilmeyecektir. Fransa’nın tavrı, Almanya’daki yabancı düşmanlığının soydaşlarımıza yönelmesi, Avrupa’nın yaşadığı ekonomik kriz AB üyeliğini imkansız hale getirmektedir. AB üyeliği söz konusu olduğu zaman yıllardır olmayacak yere girilmez dedim ve iddiamın arkasında duruyorum. Türkiye’nin en başarılı politikalarından biri sayılan ekonomik politikanın ciddi bir zaafı vardır. Sağlanan krediler ve sıcak para bankalar kanalıyla tüketici kredisine dönüştürülmüş ve artan talep üretimle değil ithalatla karşılanmıştır. Bu cari açığımızı kolay halledilemeyecek bir sorun haline getirmiştir. Bu konudaki çözüm önerimi şöyle ifade etmiştim. Bankalar tüketici kredisi yerine yatırım ve üretimi destekleyecek krediler vermelidir. Bunlara faiz sübvansiyonu verilebilir. Böylece kredi alanlar yatırım yaparken ya da üretirken insanlar ücret ya da kar elde ederek tüketime harcarlar böylece tüketici kredisinin yarattığı talebe yakın bir talep yaratılır ama bu üretimle karşılanır ve cari açığa neden olmaz. Cari açığın olumsuz sonuçlar yaratmaması, bazı iktisatçıların kötümser değerlendirmeleri gibi bizi Yunanistan’ın durumuna düşürmemesi için yabancı sermayeye muhtacız. Çözüm modelin içindedir. Türkiye bölge ülkelerinin ihtiyaçlarını karşılayacak üretim yapacak, bölgenin petrolden elde ettiği gelirler yatırım için kullanılacak ve böylece tarafların eşit durumda olduğu bir yapı oluşacaktır. Fransa ve Türkiye aynı yapı içinde yer almayacaktır.

***

Mahir KAYNAK

mkaynak@stargazete.com

Görüntü ve gerçek

29 Ocak 2012 Pazar

Türkiye’nin siyasi olayları değerlendirirken yaptığı en büyük hata görünen ve söylenenleri gerçek sayıp buna göre tavır almasıdır. Mesela, başından beri, PKK’nın ülkeyi böleceğini düşünmüş ve ona göre tavır almıştır. Oysa bu örgüt bölgede çok sınırlı bir etkiye sahipti. Nitekim devlet PKK karşıtlarından seksen bini aşkın korucu istihdam etmiştir. Bu sayı PKK’nın on katından fazladır. Ayrıca bölgenin güçlü yapısı PKK’ya karşıydı. Çevre ülkelerde de aynı durum söz konusuydu ve Kuzey Irak’taki egemen yapıyla PKK çatışma halindeydi. Örgüt ortaya çıktığı zaman ilk yaptığım şey kurulması düşünülen devletin yapısını araştırmak oldu. Ekonomik gücü yok denilecek düzeydeydi ve şunu söyledim: Bir devlet kurarsanız bir şeyi başarmış olursunuz: Dünyanın en fakir ülkesini sondan ikinci sıraya atıp birinci siz olursunuz. Örgütü güçlendiren ve bölge halkını devlet karşıtı çizgiye çekenlerin ülkeyi böldürmeyeceğini söyleyenler oldu. Devletin izlediği politika herkesi karşı tarafa itecek cinstendi. *** 12 Eylül öncesi ne sağcılar ne de solcular ülke yönetimini ele geçirecek güçteydi. Nitekim anayasa referandumunda halkın yüzde doksanından fazlası evet oyu vererek bu güçlere karşı olduğunu göstermiştir. Ayrıca devlet kurumlarından hiçbiri bu sokak çocuklarıyla aynı görüşü paylaşmıyordu. Şöyle olmasını bekledim. Milliyetçi kanadın yöneticileri solculara “Sizi ciddiye almıyorum. Hem sözleriniz tutarsız hem de gücünüz sıfıra yakın. Ülke ciddi bir sorunla karşılaşırsa canımızı vermeye hazırız ama sizin gibi el uşaklarını etkisiz hale getirmek devletin görevidir” desin. Sonra milliyetçi kanat da aynı oyunun içinde mi yoksa olayı anlayamıyor mu sorusunu sordum. Ama sonuçta her ikisinin de dışında ve onları kullanıp iktidarı ele geçirenler ülke ekonomisini dünyayla bütünleştirdiler. Askeri darbe bir araçtı ve kısa sürede rol oynayanları mükafatlandırıp asıl hedeflerini gerçekleştirecek düzeni kurdular. Her iki süreçte de başlangıçta kahraman sayılanlar daha sonra farkına varmadan başkalarının amaçlarına ulaşmasına yardım ettiklerini gördüler. Türkiye’yi yönlendirmek isteyenler şöyle bir strateji geliştirmişlerdi. Yönetimin ve halkın tepki göstereceği bir eylem yapmak ve bu eyleme gösterilen tepkiyi kendi hedefleri için kullanmak. Fransa’nın son olarak çıkardığı soykırıma itirazın suç sayılması yasası benzer bir amaç güdüyor. Söylenen yönde, yani Ermeniler lehine, hiçbir sonuç yaratmayacak bu tuhaf kanunu, dünyadaki büyük değişimin bir aracı olarak kullandılar. Onlara şöyle denilebilirdi: Biz soykırım yapmayı beceremiyoruz. Eğer düşmanlık soy temeline dayandıysa ülkemizde her soydan insan vardı ve biz temizliği tam yapamadık. Eğer din farklılığı sebep idiyse, başta Rumlar olmak üzere, birçok kişiyi olayın dışında tuttuk. Siz soykırımı iyi biliyorsunuz keşke bize o zaman yardım etseydiniz! Ama o dönemde Ermenilerin başına gelenlerden üzüntü duyduğumuzu ve başkalarına alet olan bazı Ermeni çeteleri yüzünden masum insanları sıkıntıya sokmanın yanlış olduğu, talihsiz olayların Ermenilerle Türkler arasında yüzyıllar süren birlikteliği bozmasına razı olmayacağımız söylenebilirdi.

Oyun oynayanın sözleri çöp sepetine atılsın, hedefinin ne olduğu araştırılsın.

***

aslında son cümle "her şeyi" anlatıyor...

***

şimdi, Üstad'ın bu haftaki yorumuna bakılmalı...

ve "durumdan vazife" çıkarıp "bir şeyler" yapılmalı...

selam ve dua ile; hayırlı bir hafta geçrmeniz dileklerimle...

reşad





Sayı: 137 | Tarih: 29.01.2012
Mahir Kaynak
Güçlü devlet yapısı
Sermayenin siyasi hâkimiyeti
894 Okunma
8 Yorum
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Hani yok hükmündeydi?
Soykırım yasası kime faydalı?
761 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Kafatası cumhuriyeti
Uyuyan Güzel
756 Okunma
Tayibet Erzen
Ruhat Mengi
Sıra Anıtkabir’e mi geldi?
Yorumsuz
742 Okunma
Vahap Alma
Mehmet Şevket Eygi
Anayasa Konusunda Ümidim Yok
Kuran Delilli Anayasa
741 Okunma
1 Yorum
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Kanaat terörü
Modern cahiliye toplumu
741 Okunma
Ali Bülent Dilek
Hüseyin Gülerce
Yeni Anayasa Yapılabilecek mi?
Yeni Anayasa
731 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Nihal Bengisu Karaca
Türk-Ermeni ilişkilerine Fransız usulü sabotaj
Hepimiz enayi değiliz
711 Okunma
Hakan Kandal