Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ahmet Yücel
GÜLDEN BÜLBÜLLERE KİTABINDAN PAYLAŞIMLAR
2.3.2016
3674 Okunma, 1 Yorum

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

 

24 Ocak 1998 Tarihinde Hakka yürüyen bir Allah dostu, Abdurrahim Reyhan Hz. nin sohbetlerinden paylaşım yapmak istiyorum.

Bu sohbetler teyip ve video kasetlerinden kitaplara aktarılmıştır.

Bu paylaşımımız, ''GÜLDEN BÜLBÜLLERE 1'' kitabından alıntılar olacaktır.

 

Biz kulluğumuzu yapalım, emir ve yasaklara uyalım. Veren Allah ne verirse ona uyalım (şükredelim). Tecelli neyse ona rıza gösterelim. Bizi müslüman halk etmiş. Maddî istekler istemeyelim.

Hak tecelli etmeyince nutka gelmez bir ahad

İzn-i Bâri olmayınca nutka gelmez bir ahad

Hayır ve şer fermanı var. İnanmak müslümanlığın bir parçasıdır. O zaman inancımızı hayra yoralım. Hayır ve şer Allah'tan gelir. Cüz'î irâdemizle şerre yönelmeyelim. Şer istemeyelim. Hayrı isteyelim. Bize şer görünenler hayırlıdır, biz bilmeyiz. Cenâb-ı Hakk'ın şerre rızası yoktur.

Hadis-i Şerif:

"Sizin için güzel görünen şeyler, sizin için çirkin olabilir."

Onun için biz hayırlısını isteyelim. Ne gelirse Allah'tan, hayır da şer de Allah'tan.

 

 

İnsanlar kanaat etmiyor. Bir şey haddini geçince haram oluyor. Tahmin ettiği bir şey var, 10 liraya satacağı bir şeyi 15 liraya sattı. İsteyerek değil, pahalı olduğunu bilerek değil, piyasa değişmiş. Burada veren kim? Cenâb-ı Hakk. Alan kim? Cenâb-ı Hakk. İnsanlar zarar ederse zarar ettiren kim? Cenâb-ı Hakk. "Vebil kaderi hayrihi ve şerrihi" fermanında kâr, zarar, hepsi var. Hastalık, sağlık hepsi var.

Bizim için büyük zarar, manevî zarardır. Büyük kârımız amelle olur. Büyük zararımız da isyanla olur. Manevî kârımız, büyük kârımız Allah'a itaatle olur. Allah'a itaatta ölçü yoktur. Zâhirde bizim bildiğimiz beş vakit namazdır. Namazdan başka ibadetler de vardır. Cenâb-ı Hakk:

"Kulum bana nafile ibadetlerle yaklaşır."  buyuruyor.

 

Savm,  salat, hac ile sanma biter zâhid işin

İnsan-ı kâmil olmaya lâzım olan irfân imiş

Bu da bir  ilimdir. Kalb ilmini bilenler meşâyihlerdir. Çünkü onlar kalb ilmi okurlar. Cenâb-ı Hakk bizi inanmış olarak göndermişse bize kâr ve zarar bildirmiş. Manevî kârımız itaat, zarar ise Allah'a isyan etmektir. Fakat isyan edenler müsavi değiller, itaat edenler de müsavi değiller. İtaat edenler müsavi olsalar bile, birisi daha makbul olur. Diğerinin ki o kadar olmaz.

İlim, amel, ihlas ile itaatlar tamam oluyor. İlim: Allah'ı bilmektir. Amel: Bildiğini işlemektir. İhlas: İlmini de, amelini de Allah'tan bilmektir.

Bu ilmi, Allah verdi, bu ameli Allah verdi. Cenâb-ı Hakk fırsat verdi, kuvvet ve gayret verdi. Onun verdiği güçle ben bu ameli işledim. İşte ihlas budur. Esas ihlasın anlamı: Ben yapamadım, işlemedim, bilemedim.

Onun için, itaatı makbul olan kimse yaptığıyla övünmeyendir. Yapamadım zannedendir. Diğeri de itaat işlemiştir. Ama makbul olanı yapamadım diye düşünüyor. Onun için Cenâb-ı Hakk amelinizi, ibadetinizi rızası dahilinde istiyor. Benim ilmim yok diye üzülmeyin, ilim Allah'ı bilmektir. Herkes bildiğinin âlimidir. İlmimiz inancımızdan.

"Herkes bildiği ile amel ederse, biz bilmediklerini ona öğretiriz."

Burada "bilmediklerini biz ona öğretiriz" diyen Cenâb-ı Hakk, insanlara ilhâmı kalbinden doğduruyor. Hoca ilmi, medrese ilmi de inkâr edilmez. Hoca ve medrese ilmi ile de tasavvuf bulunmuştur. Fazîlet var. Amellerin makbulleri, amellerin kıymetlileri bunlarla bilinmiştir. Bir zâhir ulema kendi bildiği ile kalırsa, ilminden, amelinden dolayı bir kâmile kendini teslim etmezse, bir kâmil insan bulamazsa onun ilminden, amelinden ledünnî doğmaz. İlmi olsa bile. Eğer bir kâmile teslim olmazsa, ilmi yüksek de olsa ondan ledünnî doğmaz. Çünkü:

Söz ile bir kalbe doğmaz ledünni

Bütün azaları dil olmayınca

Nefsi emmârenin bilinmez fendi

Gönül şehri bahr-i Nil olmayınca

 

"Çok zikredin" diye Cenâb-ı Allah'ın bir emri var. Rakam vermiyor. Çok zikredin diyor. Bunu tasavvuf alimi nasıl izah ediyor? Diyor ki:

"Zikren kesîrâ"

Bunun manası ancak müntehide olana tecelli eder. Bir de kesîrin manası tecelli etmez. Kesîr demek, rakam yok demek. Sabahtan akşama kadar zikretmek demek. Müptedi irâde sahibi. Bunda rakam var. Kelâm-ı kibârda buyurulmuş:

Özün bir pîre teslim et müdâvim ol kapısında

Meşâyihten murad şâhım mürebbî kâmil olmaktır

Mürebbî kâmil:  Mürşit, en üstün terbiye edici.

Hem mürebbîdir, O'nu bir yetiştiren var ama kendiliğinden yetişmemiş. Mevlânâ'yı o kadar ilmi ile bir yetiştiren var. Eğer kendiliğinden yetişmiş olsaydı Abdurrahman Câmi Hazretleri, o kadar ilmi ile yetiştirdi. Nice âbidler amelleri ile kendilerini yetiştirirlerdi. Yetiştirememiş bunlar. Yarıda kalmış. "Mûtû kable en temûtû" sırrına mazhar olamamışlardır.

Mürebbi olmak kimdedir ?"Mûtû kable en temûtû"sırrına mazhar olmaktır. "Mûtû kable en temûtû"sırrına ermemişse bir insan, yetişmemiştir. Yetiştirici değildir.

 

Elhamdülillah!

Şeriat cisimle, cesetle olan bir şey. Kalbimizi bütün kötü niyetlerden kötü düşüncelerden muhafaza etmek lâzımdır.

Allah'ın emirlerini yaparsak şeriatı işlemiş oluyoruz. Cesetle olan ibadete ŞERİAT diyoruz.

Tarîkat'a gelince, kalb ve ruh çok önem taşıyor. Daha ziyâde kalbimizi gafletten koruyacağız. Gaflet hangisidir? Allah'tan başka, Resulullah'tan başka, kalbimizde ne varsa bunların hepsi muhâliftir. Bunları atmaya çalışacağız. Niçin? Çünkü kalbimiz vücudumuzun padişahıdır. Herşey kalbimize geliyor ondan sonra vücudumuzu fiiliyata geçiriyor. Bunun için

"Din nasihattır, din nasihattır" buyuruyor Peygamber Efendimiz.

Nasihat ise ikidir:

1. Vaaz vardır  (Zâhir).

2. Sohbet vardır  (Bâtın).

Sohbet insanların kalbinden. Sebep ne oluyor buna, sohbeti kim çekiyor, kim meydana getiriyor?

Sohbeti ancak dinleyenlerin ruhu çeker. Mesela şöyle ki: Hasta gider, doktora hastalığını söyler. Doktor onu dinler, kitaplarına bakar, senin derdin şuymuş, hastalığının ilacı da şu der. İşte bunun gibi, ruhumuz da bir hastalık içerisinde, kalbimiz de bir hastalık içerisinde olduğu için, biz de burada toplanmışız. Sanki muayenehaneye gelmişiz. Doktor bizi ne yapıyor? Dinliyor. Ama bu ruh muamelesidir. Beşeriyette insanlar ayrı ayrıdır. Hani bir müptedi var bir de müntehi var. Bir avam var. Bir de havas var. Fakat mâneviyata gelince, tarîkata gelince bunlarda ayrılık yoktur. Ruhlar birbirleriyle anlaşıyorlar  Burada sohbeti ruhlar cezbediyor.

Bakın kelâm-ı kibârda şöyle:

Bahr-i aşkın katresi ol sohbet-i mevlâ ile

Katreler deryâ olur cemiyet-i kübrâ ile

Bahr-i aşk : Allah için birbirlerini sevenler. Allah için birbirleriyle buluşanlar.

 

İbrahim Hakkı Hazretlerinin emri budur:

"Hak şerleri hayır eyler." buyuruyor.

Hakk şerleri hayr eyler. Anlaşılmasın ki sen veya ben şer işleyelim de Hakk bunu hayır etsin. Hayır! Madem ki Peygamber Efendimiz :

" Benim mürebbim Rabbim. Beni Rabbim terbiye etti."   diyor.

Bunun zâhirdeki anlamı nedir? Peygamber Efendimiz ümmîdir. Yetimdir. Annesi yoktu. Babası yoktu. Okutmadılar. Mektep medrese görmedi. Ama O tıfl iken, onda bir ilim vardı.

Tıfl iken ol dilerdi ümmeti

Sen gocaldın terk edersin sünneti

Tıfl iken! Bu ne? Anasından dünyaya geldi, hemen secdeye kapandı. Seni, beni, ümmetini diledi. Hani onda bir ilim olmasaydı, ne bilyordu ümmetini? Nereden biliyordu? Meşâyih sohbetinde tarîkat sohbetinde buyuruyorlar ki büyüklerimiz, Cenâb-ı Hakk Peygamber Efendimizi O'nu bir hoca talebeye ders verir gibi bin sene okutmuş. Zaten kendisi de buyuruyor ki Peygamber Efendimiz :

"Evvel benim ruhumu halk etti, evvel benim aklımı halk etti, evvel benim nurumu halk etti."

Öyle ise, bizim de bir mürebbiye ihtiyacımız vardır. Biz de ruh sahibiyiz. Cenâb-ı Hakk bize de ruh üflemiş. Öyle ise, bizim de ruhumuzun mürebbisi olacak. Mürebbisiz, ruh yetişmez.

Bizim mürebbimiz kim? Mürşidimiz. Allah, şeriatımıza göre cüz'î irâdemize göre bize emretmiştir. Şerden sakının, kaçının demiştir. Şerre rızası yoktur. Hayra rızası vardır. Ama Hak'tan tecelli eden hayırlar, şerler var. Bizim hastalığımız bize şer görünüyor. Bizim fakirliğimiz bize şer görünüyor. Bu da nedir? İllet, gıllet, zilllet. Ama bir tane mi illet var? Bin tane illet var. Bunlar nereden geliyor. Allah'tan geliyor. Ama bunların hepsi bizim için şer. Mademki herhangi bir hastalık bizi rahatsız ediyorsa, rencide ediyorsa.. Fakirlik, yoksulluk, büyük zararlar, üzüntüler, kederler.. Nedir bunlar? Şer görünür. Allah'tan tecelli eden şer bunlardır. Bir de biz hayır düşünüyoruz. Hayra yoruyoruz. Sen iyi niyetlisin, insanlara iyilik yapmak istiyorsun. Fakat senin karşına çıkan insan da sana kötülük yapıyor. Bak! Ondan da kötülük geliyor sana. Nedir işte bunlar: İllet, gıllet, zillet.

İllet: Hastalık. Gıllet: Maişet darlığı, fakirlik. Zıllet: Cemiyette itibar yokluğu.

İlim olmazsa cihanda insanlar azar kalır yabanda

Böyle tarîk-i müstakîmden kaymış, kitaptan, sünnetten kaymış bir insanın da irâdesi var. Onun da fiiliyatı var. İşte bunlardan insana hayır gelmez. Kitaptan, sünnetten haberi olan iyi insana kitaptan sünnetten haberi olmayan insandan şer gelir. Bunu da Allah'tan bileceğiz ki Cenâb-ı Hakk bunu hayıra tebdil etsin. 

 

 

Fiiliyatımız elimizde, amelimiz elimizde, hâlimiz elimizde değilse, Cenâb-ı Hakk ne buyuruyor?

"Her hâlinizle Bize, Azimüşşan'a rücu edin."

Her hâlinizle. Sadece sıkıntılı zamanımızda mı Allah'a yalvaracağız? Yok. Geniş zamanlarımızda da, safâlı zamanlarımızda da Allah'a şükredeceğiz. O'nu unutmayacağız. O'nu zikredeceğiz. Fakat sıkıntılı zamanımızda da yine Allah'a sığınacağız. Kurtulmamız için Allah'a sığınacağız. Bunun için Cenâb-ı Hakk:

"Her hâlinizle Bize, Azimüşşan'a sığının."  buyuruyor.

Muhakkak bizim de bir cihâdımız oluyor. Cihâdımız ise: Bu kötü zamanlarımızda bize vesvese veren, bize kötü düşündüren, kötü niyetlerle mücâdele. Bunları ne yapmak lâzım? Bunları tebdîl etmek lâzım.

Onun için bakın:

Hevâyı Hû'ya tebdîl et

Bir nefes var insanın içinde "Ha", "Ha", "Ha" ile alınıp verilen bir nefes, nefesinden insanlar haberdâr olsunlar olmasınlar, bir "Ha" ile bir de hava ile girip çıkıyor. Bu nefesleri insanlar Allah'ı zikretmeden alıp veriyorlarsa boşuna. Bunu Hû'ya tebdîl etmek ne demek? Bir kimse nefesini Allah'ı anaraktan, alıp veriyorlarsa, O da hevâyı Hû'ya tebdîl ediyor.

 Bu "Hû" da Cenâb-ı Hakk'ın bir ismidir ki, o nasıldır? Cenâb-ı Hakk'ın binbir ismi sıfatlarının ismi. Lafza-ı Celâl de Cenâb-ı Hakk'ın zatının ismi. Sıfatları var. Sekiz sıfatı var. Bu binbir isim (esma) Allah'ın sıfatları olan isimlerdir. 99 Esma-ı Hüsna var. Bu da binbir isminden seçilen isimlerdir. Cenâb-ı Hakk'ın zatına mahsus olan bir isim Lafza-i Celal'dir. Bu, insanların kalbinde yazılı imiş. Cenâb-ı Hakk onun için buyuruyor:

"Kulum Ben sana şah damarından daha yakınım."

 

Öyle ise yeter ki kalbimizi Allah ile meşgul edelim. Allah, Allah, Allah...

Allah ile meşgul edebilelim. Ne lâzım bize? Sa'y  lâzım.

Zaten Cenâb-ı Hakk:

"Beni çok zikredin." Buyuruyor.

"Beni ayakta zikredin, otururken zikredin, yerken, içerken, gezerken, uyurken zikredin."  buyuruyor.

 

Bak nimetimiz büyük. Nimetimizin kadrini, kıymetini bilelim. Allah'ın emri öyle:

"Ben bir kuluma nimet veririm, bu nimetin kıymetini bilirse büyütürüm, yükseltirim, artırırım onun nimetini. Yoksa çeker elinden alırım."

Burada anlayacağımız bizim:

Allah bizi müslüman olarak halk etmiş. Eğer müslüman olarak yaşarsak Allah bizi cennetine koyacak. Cenâb-ı Hakk âhirette bize çok ihsanlar verecek.

Yok!.. Müslümanlğımızı yaşamazsak, Allah bizi cehennemine koyacak. Bunu Cenâb-ı Hakk buyuruyor:

"Biz insanı güzel, çok güzel halkettik. Çok güzel halk ettiğimiz insanı biz cehennemin esfeli sâfilinine düşürürüz."

Ama bu insanın güzelliği ne ile?

Şeriatle, tarîkatle.. Eğer inanaraktan gelmişse bu dünyaya hayvanî sıfatta değil. Bu insan beşerî sıfata geçerse güzeldir. Melekî sıfata geçerse, güzellerin güzeli olur. Çok güzel olur o zaman. Bir güzel var, bir de çok güzeller var.

Dilersen dilberi dilber kılarsan dilberi dilber

Sana da keşf olur dilber mühim esrârı dervişân

 

GÜLDEN BÜLBÜLLERE 1 kitabının ilk bölümlerinden alıntılar paylaştım. Dileyen kardeşlerimiz, aşağıdaki linkten kitabı okuyabilirler. GÜLDEN BÜLBÜLLERE 1-2-3-4 cilt olarak yayınlanmıştır. Bu 4 ciltten seçilen sohbetlerden AŞK VE MAHFİYET kitabı 5. kitap olarak yayınlanmıştır.

Kitap okumayı sevenler için bir paylaşımda bulunmak istedim.

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

ALLAH'A EMANET OLUNUZ.

 


Yorumcu 
Yorum 
Ahmet Yücel
02.03.2016
00:52
http://www.ahmetyucel.net/?pnum=354&pt=G%C3%9CLDEN+B%C3%9CLB%C3%9CLLERE+1


YorumYap

Çok Okunan Makaleler
Ahmet Yücel
YUNUS SURESİ 62-63-64. AYETLER VE TEFSİRİ
19.2.2016 11854 Okunma
Ahmet Yücel
TARİKATLAR İKİYE AYRILIR
22.2.2016 10646 Okunma
Ahmet Yücel
DÜŞMANIMI BİLSEM
17.2.2016 4686 Okunma
8 Yorum 22.02.2016 23:54
Ahmet Yücel
MÜSLÜMANI TEKFİR ETME HASTALIĞI
21.3.2016 3907 Okunma
1 Yorum 21.03.2016 23:04
Ahmet Yücel
BAŞBAKANIMIZ SAYIN DAVUTOĞLU'NA ARZ EDİYORUM
28.2.2016 3862 Okunma
Ahmet Yücel
GÜLDEN BÜLBÜLLERE KİTABINDAN PAYLAŞIMLAR
2.3.2016 3674 Okunma
1 Yorum 02.03.2016 00:52
Ahmet Yücel
ÇEŞİTLİ KONULAR
29.4.2016 3643 Okunma
3 Yorum 01.05.2016 01:14
Ahmet Yücel
ALLAH DOSTLARI, TARİKAT/TASAVVUF
18.2.2016 3607 Okunma
Ahmet Yücel
BU VATAN SAHİPSİZ DEĞİL
17.7.2016 3581 Okunma
1 Yorum 17.07.2016 03:38
Ahmet Yücel
GÜLÜMSEYEN GELECEK
4.3.2016 3350 Okunma
Ahmet Yücel
TASAVVUF İLE İLGİLİ
28.2.2016 3329 Okunma
Ahmet Yücel
İSLAMİ HABER SİTELERİ - ELEŞTİRİ
19.11.2016 3303 Okunma
4 Yorum 22.11.2016 14:57
Ahmet Yücel
BİR HADİS VE DÜNYANIN GİDİŞATI
5.5.2017 3270 Okunma
5 Yorum 06.05.2017 02:29
Ahmet Yücel
RAZI OLAMADIĞIM İKİ ŞEY
4.3.2016 3192 Okunma
Ahmet Yücel
Tarîkat, Peygamber Efendimizin yolu
17.8.2016 3123 Okunma
Ahmet Yücel
İLİM BİR NOKTA İDİ, CAHİLLER ÇOĞALTTI
3.6.2017 3040 Okunma
1 Yorum 03.06.2017 19:24
Ahmet Yücel
MÜSLÜMAN MÜSLÜMANI İNCİTMEZ.
11.7.2016 2994 Okunma
Ahmet Yücel
ŞERİAT TERAZİSİ İLE ÖLÇEN YOLUNU ŞAŞIRMAZ.
9.9.2016 2992 Okunma
Ahmet Yücel
ŞEHİTLİK
10.4.2016 2990 Okunma
Ahmet Yücel
15 TEMMUZ 2016
6.8.2016 2978 Okunma
Ahmet Yücel
EN BEREKETLİ FETİH
1.1.2017 2973 Okunma
Ahmet Yücel
HUZURLU YARINLARA YÜRÜYÜŞÜMÜZÜ ENGELLEYEMEZLER.
1.7.2016 2963 Okunma
Ahmet Yücel
SALİH BABA DİVANI'NDA ŞERİAT, TARİKAT, RABITA
27.11.2016 2941 Okunma
Ahmet Yücel
REFERANDUM VE UÇAN YALANLAR
2.4.2017 2785 Okunma
8 Yorum 11.04.2017 01:12
Ahmet Yücel
FAİZSİZ BANKACILIK diye bir derdimiz olmalı.
20.2.2017 2783 Okunma
1 Yorum 23.02.2017 16:41
Ahmet Yücel
Sayın Temel Karamollaoğlu hocamıza mektup
3.3.2017 2705 Okunma
Ahmet Yücel
SAADET PARTİSİ NEREYE?
4.3.2018 2544 Okunma
5 Yorum 15.03.2018 22:46
Ahmet Yücel
MİLLİGAZETE.COM.TR EDİTÖRÜNE küçük bir tavsiye.
8.8.2017 2332 Okunma
4 Yorum 19.08.2017 16:23
Ahmet Yücel
FAİZSİZBANKACILIK.COM.TR
10.6.2017 2278 Okunma
1 Yorum 11.06.2017 01:16
Ahmet Yücel
BABAM SENİ KANDIRIR
12.11.2017 2270 Okunma
3 Yorum 13.11.2017 17:38
Ahmet Yücel
GECENİN KADRİNİ BİLMEK - KARDEŞLİĞİMİZ
28.5.2017 2202 Okunma
2 Yorum 28.05.2017 20:05
Ahmet Yücel
DECCAL’E
7.12.2017 2154 Okunma
3 Yorum 07.12.2017 09:26
Ahmet Yücel
ADİL DÜZEN VE MÜSLÜMANLAR
26.7.2017 2096 Okunma
1 Yorum 26.07.2017 17:18
Ahmet Yücel
YENİ GÜNDEMLERE YELKEN AÇARKEN
18.4.2017 2059 Okunma
Ahmet Yücel
Senden gelene razıyım ya Rabbi.
22.6.2018 1994 Okunma
6 Yorum 23.06.2018 19:28
Ahmet Yücel
FAİZ BELASINDAN KURTULMAK
1.4.2018 1916 Okunma
2 Yorum 02.04.2018 12:31
Ahmet Yücel
ADİL DÜZEN NE ZAMAN, NASIL GELECEK, BİZİM HİZMETİMİZ NE
19.9.2017 1884 Okunma
2 Yorum 19.09.2017 09:17
Ahmet Yücel
SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZA SAYGILARIMLA ARZ EDİYORUM.
2.7.2018 1810 Okunma
2 Yorum 10.07.2018 04:28
Ahmet Yücel
GELECEK SEÇİMLER
15.4.2018 1804 Okunma
3 Yorum 21.04.2018 21:54
Ahmet Yücel
Dünya nereye gidiyor? BİR YORUM
8.10.2017 1723 Okunma
Ahmet Yücel
RECEP EROL KARDEŞİMİZE
22.10.2017 1705 Okunma
Ahmet Yücel
''25 Haziranda hepinizi sürmez isem namerdim!'' diyor.
24.6.2018 1694 Okunma
2 Yorum 29.06.2018 16:42
Ahmet Yücel
KARAGÜLLE HOCAMIZA
29.10.2017 1641 Okunma
Ahmet Yücel
CEDDİMİZ OSMANLI
16.8.2017 1621 Okunma
Ahmet Yücel
CEDDİMİZ OSMANLI - 2
19.8.2017 1509 Okunma
Ahmet Yücel
SALİH BABA DİVANI'NDAN
7.12.2017 1501 Okunma
Ahmet Yücel
YASİN KILAR KARDEŞİMİZE
28.8.2018 1444 Okunma
4 Yorum 31.08.2018 00:30
Ahmet Yücel
MEZHEPLER, GÜNCELLEME, SEFERİLİKTE NAMAZ
10.3.2018 1426 Okunma
Ahmet Yücel
Sizi Seviyoruz başkanım ama ulaşmak zor gibi...
1.9.2018 1372 Okunma
1 Yorum 02.09.2018 18:48
Ahmet Yücel
ÇOBAN OLSAM
8.12.2017 1367 Okunma
Prev[1]2Next