Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Hayrettin Karaman - Yeni Şafak Hilmi Altın
Oylar çöpe mi gidiyor?
525 Okunma, 0 Yorum

Hayrettin Karaman,  hkaraman@yenisafak.com.tr, 09 Mayıs 2010 Pazar

 

Oylar çöpe mi gidiyor?

Demokrasi iyinin iyisi midir yoksa kötünün iyisi midir? Bu soruya benim cevabım "Demokrasi kötünün iyisidir" şeklinde olacaktır; çünkü demokrasiye zıt olan diğer beşeri-siyasi sitemler kötü olduğu gibi demokrasi de kusurdan hali değildir; kusursuz bir demokrasi tasavvuru belki mümkündür, ama uygulaması mümkün değildir.

İnsanoğlu uzun tecrübelerden sonra kendi bulduğu ve uyguladığı siyasi sistemlerin en iyisi olarak demokrasiyi bulmuş ve çeşitli şekilleriyle uygulamıştır.

En basit, "ilkel" ve topluluğun temsiline en yakın demokrasi, küçük kantonlarda, halkın meydanda toplanarak tartışma sonunda karar alması şeklinde uygulanmış demokrasidir ve bunda bile bütün fertler aynı görüşte olmadığı takdirde ya karar alınamaz veya alınan karar muhaliflerin talebine/iradesine uymadığı için halkın bir kısmı temsil edilmemiş olur. …

Şuraya gelmek istiyorum:

"Çoğunluğun oyunu alan veya en çok milletvekili çıkaran bir partinin iktidarı milli iradeyi temsil etmez, mesela yüzde kırk yedi alarak iktidara gelse bile yüzde elli üç muhaliftir, onlar da ya mecliste olmadıkları veya dedikleri olmadığı için oyları çöpe gidiyor" diyorlar.

Bu doğru olsa bile demokrasinin kusurudur ve çaresi de yoktur.

Ya çoğunluğun iradesi, "yasama ve yürütme" bakımından milli irade olarak kabul edilecektir yahut da "milli iradeyi temsil edemeyen" demokrasiden vazgeçilecektir.

İkincisine kimse razı olmadığına göre birincisi âdeta eşyanın tabiatı gibidir. …

Şu halde "insan hakları çiğnenmemek kaydıyla" çoğunluğun dediği olacak, bu manada azınlık da –çöpe atılan- oylarını çoğaltmanın yollarını arayacaktır. …

3. Çoğunluk, "isteyen bayan başını açar, isteyen örter" diye bir karar alırsa hem çoğunluğun dediği olmuş, hem de kimsenin hakkı çiğnenmemiş olur.

Hayrettin Karamanın yazısının bazı bölümleri aktarılmıştır. Yazının yanlış anlaşılmaması için tümünü okumak gerekir: Bakınız: http://yenisafak.com.tr/Yazarlar/?i=22216&y=HayrettinKaraman

 

 

 

YORUM:

Sn. Hayrettin Karaman’ın yazısını okuyunca demokrasi konusunda şu açıklamalar yer verilmesi gerektiğini düşündüm:

 

Kavramlar insanlar gibi kabul edilebilir.  Kavramlar, canlıdırlar, genetik yapıları vardır. Zaman ve yere göre şekil alan detayları vardır. Kavramların genetiğinin ve değişen yönlerinin neler olduğu üzerinde iyi çalışılması gerekir. Kavramları her yönüyle, ayrıntılarıyla ve birilerinin yaptığı bir tek tanımı geçerli diğer tanımları geçeriz kabul etme yöntemi yanıştır. Kavramın tanımlarında anlaşmaya varılan kısımları ortak tanım kabul etme, uzlaşmaya varılamayan farklı tanımlarda her görüşün tanım ve uygulamada başka alanlara zarar vermeden kendi alanında serbest bırakılması metodu benimsenmelidir.

 

Buna ek olarak,  “demokrasi” kavramını doğuş, ergenlik, olgunluk, yaşlanma, bozulma, ölme ve yerine demokrasinin yeni kavram tanımının doğması şeklinde anlamak yerine belli bir dönemde belli bir görüş tarafından tanımlanmış sabit bir kavram olarak ele alma yanlışlığıdır.

 

Günümüz sosyal yaşamı ve demokrasi anlayışı ergenlik dönemi aşamasına gelmiştir. Kavram tanımlarındaki sert tartışmalar ve güç gösterileri ergenlik dönemi özelliklerini içermektedir. Gerçi kavramların gelişimi ile sosyal yaşamın gelişimi dünyanın her yerinde aynı aşamada olmayabilir. Bununla birlikte genel olarak bakıldığında önemli bir dönüm noktasında olduğu görülecektir.

 

Demokrasi de:

Oylar çöpe atılamaz.

Barış dönemlerinde demokrasi iyinin iyisidir.

Demokrasi:

Halkın yönetiminden halk yönetimine geçiştir.

Çoğunluğun hakim olduğu bir sistem değildir.

Tekeli sistemlerinde uygulanamaz.

Merkezi sistemlerde yeterli seviyede uygulanamaz.

            Merkezi ve tekel yönetimlerde yararlı sonuçlar vermez.

           

Demokrasi:

            Çoğunluk ve tekel yerine ayrılma, ayrı yerel birim olma seçeneğini sunar.

İnsanların yaşamlarına seçeneklerin oluşturulduğu sistemdir.

            Çoğunluk baş örtülmelidir, baş açılmalıdır veya isteyen örtmeli isteyen açmalıdır dediği için çoğunluğun kararının geçerli olması demokrasi değildir. Doğru da değildir. 

 

Demokrasinin mevcut durumundan hareketle ya da gelinen aşamada veya bu aşamadaki demokrasi anlayışında sorunlar, kusurlar vardır, çözümü de vardır. Bilimsel çalışmalarla bu kusurlar çözülür. Çünkü demokrasi “halk yönetimidir”, halkın kendisi için (başkaları için değil) istediği ve seçebildiği yönetimdir.

 

Günümüzde yönetimde sistem sorunu vardır. Merkezi yönetimden yerel yerinden yönetim sistemlerine geçitse sorunlar yaşanmaktadır. Merkezi rant çevreleri iki konuyu istismar ederek merkezi yönetimden yerel yönetim sistemine geçmek istememektedir. İstismar ettikleri konulardan biri yerel yerinden yönetim sistemlerinde güvenliğin sağlanamayacağı ve devletin dağılacağı istismarıdır. Bu istismarın önlenmesi için güvenliğin nasıl sağlanacağı konusunda çalışmaların yapılması gerekir. Örneğin Cumhurbaşkanın Genelkurmay emeklilerinden seçilmesi veya Cumhurbaşkanının seçiminde ya meclisin oybirliği ya da genelkurmayın önerdiklerinden seçilmesi seçeneklerinin değerlendirilmesi gerekir. Buna ek olarak en az on tane ordunun olması ve bu ordu komutanlarının Genelkurmay başkanınca seçilmesi ve halkın bunlardan istediğinde askerlik yapması. Askerliği bedelli yapanların silah taşıma, güvenlik görevlisi olma v.b yetkilerinin kaldırılması fiilen yapanlara bazı hakların verilmesi ile çözülür.

 

Bucak seviyesinde bir yönetim birimi oluşturma ile Türkiye’de 10000 kadar farklı yönetim modeli, farklı yaşama biçimi birbiriyle yarışır hale gelir. Dünyada bu en az 1 milyon kadar farklı yaşam biçimi ve yönetim anlayışının yarışması demektir.

 

Türkiye devleti vatanı ve milleti ile bölünmez bütünlüğününe yönelik tehditleri kendi içinde şimdiye kadar oluşturduğu ve geliştirerek oluşturacağı askerlik sistemiyle çözecektir.

 

Hilmi Altın



YorumYap

Sayı: 48 | Tarih: 9.5.2010
Ebubekir Sifil
Apolojetik
933 Okunma
Zafer Kafkas
Mahir Kaynak
Olumsuz gelişmeler
628 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
İslâm’da Cihad ve İctihad
593 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Alçağın zaferi
589 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Altan
Ağrı'da Soğan Var mı?
546 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Oktay Ekşi
İftiralar Yıldıramadı
545 Okunma
Vahap Alma
Hayrettin Karaman
Oylar çöpe mi gidiyor?
525 Okunma
Hilmi Altın
Mümtazer Türköne
Ölçüyü şaşıranlar kaybediyor
512 Okunma
Arif Ersoy
Fehmi Koru
Kirli, çirkin ve tiksinti verici
510 Okunma
Ahmet Kirtekin
Reşat Nuri Erol
Tarımdaki çöküş nedir?
501 Okunma
Ilker Ardic
Toktamış Ateş
Emekçinin bayramı
495 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
1 Mayıs ve maketiyle yetinmek...
483 Okunma
Hakan Kandal
Ruşen Çakır
8. madde iki milliyetçilik arasında kaldı
474 Okunma
Tayibet Erzen
Zülfü Livaneli
Hitler bahane...
474 Okunma
Ali Bülent Dilek