Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol - Milli Gazete Ilker Ardic
Tarımdaki çöküş nedir?
502 Okunma, 0 Yorum

İnsanlar ilk dönemde sadece meyve toplayıcılığı ile geçiniyorlardı. Nüfus arttı, soğuklar geldi, meyveler yetmez oldu; insan avcılığa başladı.

Nüfus arttı, av hayvanları tükendi, havalar ısındı; insanlar çobanlığa başladı.

Otlaklar azaldı ve tükendi; insanlar tarıma yöneldi ve çiftçilik yapmaya başladı.

Tarım arazileri artan nüfusa yetmedi, insanlar üretimi artırmayı denedi ve başardı.

Önce "pazar mübadelesi", sonra "tüccar mübadelesi" dönemi doğdu. Yeryüzü tek pazar olmaya başladı, "serbest piyasa" ekonomisine doğru giden adımlar atıldı. Üretimi daha da artırmak için "emek mübadelesi" dönemine geçildi. "Sermaye terakümü/birikimi" ile büyük fabrikalar oluştu, "ağır sanayi" sayesinde sanayi malları ucuzladı. Sanayileşen dünyada halk şehirlere göç etmeye başladı, "TARIM" kesimi zor durumlara girdi. İnsanlık tarihindeki bu gelişmelerin ardından hâlen yaşamakta olduğumuz döneme gelindi.


Bilgiyi, teknolojiyi, sanayi ürünlerini elinde bulunduranlar, özellikle "tarım ülkelerini emperyalistçe", bazen "vahşice" ve acımasıca sömürdüler. Son zamanlarda "Vahşi Kapitalizm" adeta "Vampir Kapitalizm" hâline dönüştü.

Sömüren ülkeler, sömürülen ülkelerin sırtından geçinir oldular, onları sömürdükçe sömürdüler; hâlen de sömürmeye devam ediyorlar...

Ulaşım ve haberleşme alanındaki gelişmeler dünyayı adeta tek bir ülke hâline getirdi. Okullar, üniversiteler, eğitim, basın ve yayın insanların gözünü açtı. İletişim çağı başladı.

Ancak, bu arada insanlık açısından vahim bir gelişme gerçekleşti, "Tarım Sektörü" üretim ve sağlık açısından çöktü. Büyük sermaye sanayi sektöründe olduğu gibi tarım sektörünü geliştiremedi, yönetemedi, insanlığa bu alanda yararlı olamadı.


Tarım sektörünün ilmî teknolojiye kavuşturulamamasının dört sebebi vardır.

1. Tarım sektörü canlıdır; insan ona emredemez, insan ona ancak hizmet edebilir. Dolayısıyla merkezi talimatlarla tarım yapılamaz. Tarımı ancak ona özel yakınlık ve akrabalık ilişkisini kurabilen kimseler yapabilir.

2. Tarım sektörü merkezi bir fabrika veya atölyede toplanamaz, onun ayağına gitmek gerekir, tarlaya gitmek gerekir. Oysa sermaye kırlara ve tarlalara açılamaz, oralara kadar uzanamaz. Dolayısıyla tarım sektörü sanayide olduğu gibi işçilik sistemi ile çözülemez.

3. Tarım özel ihtisas istemektedir. Üretilecek tarım ürünleri sayısızdır. Ayrıca her ürünün yetişmesi yere, araziye, tarlaya, mevsime, hava şartlarına göre değişir. Her üretim için özel bilgi ve tecrübe gerekmektedir. Atalardan gelen binlerce yıllık bilgi ve tecrübe sayesinde o tarlada o ürün yetiştirilebilir. Dolayısıyla merkezi projelerle tarımda bir sonuç alınmaz.

4. Tarımın dördüncü zorluğu, ürünün emekle orantılı olmayışıdır. Bizim hesaplayacağımız sebeplerle bir günlük emekle bazen yüzlerce kilo ürün elde edebilirsiniz; bazen yüz gün çalışırsınız ama bir kilo bile tarım ürünü elde edemezsiniz. Dolayısıyla tarım sektörü sanayideki gibi merkezi işletmelerle işletilemez.


Tarım işçiliği ve emekçiliği yapmayan ülkeler ancak sömüren ülkelerdir.

Bizim gibi sömürülen ülkeler ancak borçlanarak belki bir zaman varlığımızı sürdürebiliriz ama bu durum çok fazla sürdürülebilir değildir.

Sanayi ve ulaşımın gelişmesi sonucu halkımız köyleri bırakmış, kentlere taşınmıştır. Ürettiğimiz sanayi malları dünya piyasalarında yeterince satılmamaktadır. Tarlalarımız da terk edilmiş ve kırlaşmış bulunduğu için; bir taraftan tarımımız ve tarım üretimimiz çökerken, diğer taraftan ekonomimiz de çökmektedir. Ancak borçlanarak yaşayabiliyoruz.

Demem o ki: Dün sözünü ettiğim 'ET İTHALATI' sadece et ithalatı değildir, tarımımızın çökmesi de sadece tarım çöküşü değildir; bir ülkenin topyekün çöküşüdür.

 

Ilker Ardic



YorumYap

Sayı: 48 | Tarih: 9.5.2010
Ebubekir Sifil
Apolojetik
933 Okunma
Zafer Kafkas
Mahir Kaynak
Olumsuz gelişmeler
628 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
İslâm’da Cihad ve İctihad
593 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Alçağın zaferi
589 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Altan
Ağrı'da Soğan Var mı?
546 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Oktay Ekşi
İftiralar Yıldıramadı
545 Okunma
Vahap Alma
Hayrettin Karaman
Oylar çöpe mi gidiyor?
525 Okunma
Hilmi Altın
Mümtazer Türköne
Ölçüyü şaşıranlar kaybediyor
512 Okunma
Arif Ersoy
Fehmi Koru
Kirli, çirkin ve tiksinti verici
510 Okunma
Ahmet Kirtekin
Reşat Nuri Erol
Tarımdaki çöküş nedir?
502 Okunma
Ilker Ardic
Toktamış Ateş
Emekçinin bayramı
495 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
1 Mayıs ve maketiyle yetinmek...
483 Okunma
Hakan Kandal
Ruşen Çakır
8. madde iki milliyetçilik arasında kaldı
474 Okunma
Tayibet Erzen
Zülfü Livaneli
Hitler bahane...
474 Okunma
Ali Bülent Dilek