Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ahmet Hakan - Hürriyet Lütfi Hocaoğlu
Alçağın zaferi
594 Okunma, 1 Yorum

09.05.2010

“GÖRMEYELİM” dedim.

“Dikkate almayalım” dedim.

“Alçak pusucuyu elleri böğründe bırakalım” dedim.

“Yatak odasına kamera sokma eylemine meşruiyet kazandırmayalım” dedim.

Dinletemedim.

“Alçak”, pususunu öyle bir kurmuş ki...

“Mağdur”, öyle dört başı mamur bir rezaletin içinde yakalanmış ki...

Yapacak hiçbir şey yoktur.

“Alçak” tartışmasız kazanmış, galip gelmiştir.

¡ ¡ ¡

Bu öyle dört dörtlük bir zaferdir ki...

Biz “Görmeyelim... Dikkate almayalım...” dedikçe...

Ezip geçen bir soru, bütün tafrasıyla karşımıza çıkar:

“İyi de sen nasıl gazetecisin kardeşim? Koskoca ana muhalefet liderinin evlilik dışı ilişkisi dünyanın her yerinde haberdir... Hele ilişki kurduğu kadın, o parti başkanının sekreteriyse haberin değeri artar... Hele kadın evliyse daha da haberdir... Hele o kadın, parti başkanı tarafından milletvekili yapıldıysa çok daha haberdir”.

Susup kalırsın.

Çünkü “soru”, kaskatı bir gerçeğe işaret ediyordur.

Hayatı boyunca “kem küm” etmekten zerre kadar hazzetmemiş benim gibi bir adam, “Ama alçak pusucu sevinecek... Ama alçak pusucu gülümseyecek... Ama alçak pusucu hepimizin yatak odalarını doğal çalışma mekânına çevirecek...” türünden itirazlarla yetinemez.

İş işten geçmiştir.

Artık ne yapılsa, ne edilse zaittir...

Acımasız gerçek vicdansızca parıldamaktır:

“Alçak pusucu” hepimizi teslim almıştır.

¡ ¡ ¡

Sonuç şudur:

“Yatak odasına gizlice kamera sokan karanlık el”, bir kez daha galibiyetini ilan etmiştir.

Zafer kesindir. Bu öyle büyük bir zaferdir ki, Deniz Baykal’a bırakıp gitmekten başka seçenek sunmamaktadır.

 

Deniz Baykal’a istifa çağrısı

 

DENİZ Bey...

Lütfen şuna inanın:

Olayı öğrendiğim andan itibaren “Başına bela gelenlere karşı geliştirdiğim şefkat” ile “katı gerçekliğin acımasızlığı” arasında debelenip duruyorum.

Şunu anladım:

Ne kadar sağlam duruyormuş gibi yaparsam yapayım, aslında çıtkırıldım herifin tekiymişim...

Moral bozukluğu, tiksinti duygusu, alçaklığın zaferine karşı geliştirdiğim isyan, insani zaaflar, ahlaki sorunlar ve hatta hafiften melankoli falan...

Hepsi birden üstüme geliyor ve mizacım bütün bunlarla boğuşmayı kaldıramıyor.

Ben bu durumdaysam, siz kim bilir hangi durumdasınızdır.

¡ ¡ ¡

Ama Deniz Bey, biliyor musunuz, kesin bir mağlubiyet karşısında bile hiçbir şey yokmuş gibi yapan adamlar, dünyanın en sevimsiz adamları olur çıkarlar.

Ben sizi böylesi bir sevimsizliğin içinde görmek istemiyorum.

Ben strateji kurmaktan, kriz yönetmekten, mağduriyetten zafer çıkarmaktan falan hiç çakmam.

Benim için “ilke” şudur:

Bir “alçak” tarafından, “alçakça yöntemler” ile de olsa, yakalandıysam ve kendimi savunabilecek tek bir kelime bile edemeyecek durumdaysam...

Yenilgiyi derhal kabul ederim.

Her fırsatta önüme çıkarılacak aleni bir mağlubiyetin altında ezik biçimde inlemektense...

Çekip gitmeyi tercih ederim.

Bence siz de böyle yapın.

Etrafınızdakiler size “Bir büyük mücadele veriyorsunuz, bırakıp gitmek olmaz” falan derlerse, “Büyük bir mücadele verdiğim için bırakıp gidiyorum” deyin...

Çünkü yapacak başka bir şey gerçekten yok...

 

Bari hiç konuşma

 

ORTALIK karışmış, düzen bozulmuş... Skandal almış başını gitmiş... Bütün gazeteler, ölçülü bir dille de olsa, olayı haber yapmış... Yorumlar üst üste gelmiş...

Ve bizim Önder Sav çıkmış konuşuyor.

Ama o da ne?

“Esas konu”ya hiç girmiyor.

“Esas konu”ya girmeden konuşmaya kalktığı için de, “esas konu”ya girmediği daha bir belirginlik kazanıyor.

Oysa hiç konuşmasa, “esas konu”ya girmediğinin altı bu kadar çizilmeyecek.

Demek ki “politbüro”da bir bozgun havası söz konusu...

 

Yazının tamamı için tıklayınız.

 

Yorum:

Tecessüs, zina

Baykal hakkındaki görüntüler internet sitelerinde boy gösterir göstermez yayılan haberler nedeniyle olayı göz ardı etmek imkansız hale geliyor. Ancak Kuran aslında bize bunu söylüyor.

يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ وَلاَ تَجَسَّسُوا وَلاَ يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًا

Ey iman edenler zannın çoğundan kaçının. Kesinlikle zannın bir kısmı kötüdür. Ve casusluk yapmayın ve bazınız bazısının arkasından konuşmasın. (Hucurat 12)

وَالَّذِينَ يَرْمُونَ الْمُحْصَنَاتِ ثُمَّ لَمْ يَأْتُوا بِأَرْبَعَةِ شُهَدَاءَ فَاجْلِدُوهُمْ ثَمَانِينَ جَلْدَةً وَلاَ تَقْبَلُوا لَهُمْ شَهَادَةً أَبَدًا وَأُولَئِكَ هُمُ الْفَاسِقُونَ

Ve muhsen kadınlara (zina suçu) atıp sonra dört şahit getirmeyenler, onlara seksen değnek vurun ve onların şahitliğini kabul etmeyin ve onlar yalnızca fasıklardır. (Nur 4)

Baykal olayın doğruluğu veya yanlışlığı mesele değildir. Çünkü insan fıtratına uygun olarak Baykal’ı sevenler şiddetle karşı çıkacak, video-montaj olduğunu söyleyecek, sevmeyenler ise tersini iddia edecektir. Düzen İslam düzeni olmadığı için iddiayı ortaya atanlara seksen değnek de vuramayız.

Önemli olan video görüntülerinin gerçek olup olmaması mı yoksa bu görüntülerin neden servis edildiği midir? Elbette ki servis edilme nedenidir. Çünkü CHP’ye oy verenlerin büyük bir çoğunluğu görüntülerin gerçekliğine inansa bile genel başkan zina ediyor diye CHP’ye oy vermeyecek potansiyeli olan bir grup mu? Bana göre bu görüntüleri servis etmenin ana sebebi CHP’nin oyunu düşürmek olamaz. Burada hedef Baykal’ın kendisidir. Çünkü 7 yıl önce elde edilen bu görüntüler o zaman servis edilmedi de niçin bugün ediliyor?

Bir grup, bir siyasiye kendi istediğini yapmasını söyler. Siyasi ise bunu kabul etmez. O grubun elinde gerçek veya montaj bir veya daha fazla görüntü vardır. Tehdit eder. Siyasi tehdidi ciddiye almaz. Bunun üzerine düğmeye basılır. Eğer tehdide devam edeceklerse en az belirgin olan görüntüler servis edilir. Siyasi hala direnirse artık siyasinin işinin bitirilmesi için daha ayrıntılı görüntüler servis edilir. Clinton-Monica olayını hatırlarsanız göreceksiniz. O sırada Clinton Afganistan ve Irak’a girme politikalarını desteklemiyordu. Bunun üzerine sermaye Clinton’ın işini bitirmek için düğmeye bastı. Ya Monica’yı onlar gönderdi ya da var olan ilişki görüntülendi. Bir şekilde Clinton’ın işini bitirmek istediler. Ancak Clinton görevinden ayrılmadı ve direndi. Sonuçta Afganistan ve Irak macerası gecikmiş oldu.

Bu görüntüleme olayının ardından gelecek bir dizi olayı gözleyeceğiz. Baykal’dan ne istendi ve Baykal neye direndi. Önemli olan budur. Çünkü bir güç büyük bir mekrin arifesinde demektir. Baykal neden saf dışı edilmek isteniyor? Baykal’ın yerine biri seçildi de yeri mi boşaltılıyor? Ya da kim gelirse gelsin önemli değil, sadece şu inatçı Baykal gitsin hele, yerine söz dinleyen birini nasıl olsa buluruz mu?

Bekleyelim, göreceğiz ve anlayacağız elbette Baykal’dan istenilen önemli şeyi.

 

 

Lütfi Hocaoğlu

Yorumcu 
Yorum 
ömertamer
10.05.2010
20:15

Ben de Sayın Lütfi Bey’e katılıyorum, burada gösterilmesi gereken tavır Hucurat suresi 12.ayette belirtilmiştir. Heyecana, galeyana gelip bir topluma olan kinimiz onlar hakkında olumsuz da olsa bizi temel prensiplerimizden ayırmamalıdır. Bugün Yeni Şafak gazetesinde Salih Tuna’nın bir cümlesi vardı onu paylaşmak istiyorum: "Zina yaptığını ikrar eden bir kadının itirafını kabul etmeyip geri çeviren Rahmet Peygamberi’ni rehber edinenlere yakışan, zinaya gizli kamera "tutanların" elde edeceği bilgiye tenezzül etmemektir."



YorumYap

Sayı: 48 | Tarih: 9.5.2010
Ebubekir Sifil
Apolojetik
937 Okunma
Zafer Kafkas
Mahir Kaynak
Olumsuz gelişmeler
633 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
İslâm’da Cihad ve İctihad
599 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Alçağın zaferi
594 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Altan
Ağrı'da Soğan Var mı?
549 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Oktay Ekşi
İftiralar Yıldıramadı
548 Okunma
Vahap Alma
Hayrettin Karaman
Oylar çöpe mi gidiyor?
528 Okunma
Hilmi Altın
Mümtazer Türköne
Ölçüyü şaşıranlar kaybediyor
517 Okunma
Arif Ersoy
Fehmi Koru
Kirli, çirkin ve tiksinti verici
512 Okunma
Ahmet Kirtekin
Reşat Nuri Erol
Tarımdaki çöküş nedir?
505 Okunma
Ilker Ardic
Toktamış Ateş
Emekçinin bayramı
498 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
1 Mayıs ve maketiyle yetinmek...
486 Okunma
Hakan Kandal
Zülfü Livaneli
Hitler bahane...
477 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ruşen Çakır
8. madde iki milliyetçilik arasında kaldı
476 Okunma
Tayibet Erzen