Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mümtazer Türköne - Zaman Arif Ersoy
Ölçüyü şaşıranlar kaybediyor
513 Okunma, 0 Yorum

06 Mayıs 2010, Perşembe

 

Kim kazandı; kim kaybetti? Meclis'te önceki akşam oylanan, kritik Anayasa Mahkemesi düzenlemesinden söz ediyorum.

Haklı olan ve doğru ölçülere uyan kazandı. Haksız olan ve ölçüyü şaşıranlar kaybetti. Doğruyu ve ölçüyü unutanlar kaybetmeye devam edecek.

Ölçüyü koymak için birlikte basit bir muhakeme yürütelim. Sadece tek bir olay üzerinde duralım. Danıştay saldırısı ne için yapıldı? Bu sorunun doğru cevabını öğrenmenin Türkiye için değeri ne? Eğer doğru cevabı bulursak, kimse artık benzer entrikalar çevirmeyecek. İrtica veya başka tür bir tehdit üretmek için, komplolar düzenleyip cinayet işlemeyecek. Öyle değil mi? Danıştay saldırısı yerine Erzincan komplosunu, Balyoz planını, Kafes'i de koyabilirsiniz. Hatta geçmişe dönüp Maraş'ı, Çorum'u, Sivas'ı, 1 Mayıs 1977'yi, 1979'da MHP Genel Merkezi'ne yapılan saldırıyı da aynı mantık süzgecinden geçirebilirsiniz. Sorumuzu tekrarlayalım. Danıştay saldırısını çözersek, kirli işler fabrikasının kapısına kilit vurmuş olmaz mıyız?

Sorduğumuz sorunun cevabını nasıl alacağız? Bize cevabı kim verecek? Erzincan komplosunun üstünü örtmek, gerçeğin ortaya çıkmasını engellemek için yargılamaya müdahale eden yüksek yargı temsilcileri mi? Yargıçlar üzerinde baskı kurmak, halkı sindirmek için mahkeme binası üzerinden F-16 uçuran ordumuz mu? 3. Ordu komutanını mahkeme huzuruna çıkartmamak için, "gizli" işler çeviren Genelkurmay mı? Her vesile ile Ergenekon'a avukatlık yapan CHP lideri Deniz Baykal mı? Bugüne kadar bu konuda tek kelâm etmeyen, bir talebi de olmayan MHP lideri Bahçeli mi? Danıştay saldırısında, bu saldırıyı yapanların amaçlarına hizmet etmek üzere en uçuk başlıkları atan gazeteler mi?

Danıştay saldırısı gibi, diğer kanlı tezgâhlar için de sorduğumuz "Bize cevabı kim verecek?" sorusunun tek karşılığı var. Bize cevabı, Türkiye Cumhuriyeti Başbakan'ı Recep Tayyip Erdoğan verecek. Mahkeme elindeki suçluları yargılayacak, bir hükme varacak. Başbakan ise bu derin komploları çözüp, bu ülkeye hukuku hâkim kılacak. Sadece AK Partililere değil, CHP'ye ve MHP'ye oy verenlerin cevabı da aynı olmalı. Başbakan dışında, bu sorunun cevabını alacağınız güvendiğiniz biri var mı?

Peki Başbakan bize bu sorunun cevabını nasıl verecek? Cevap adım adım verilecek. Şu anda anayasa paketini Meclis'ten geçirmeye çalışan Başbakan, cevabın bir kısmını vermiş olacak. Referandum sandığı önümüze geldiği zaman da, biz de kendi cevabımızı vermiş olacağız. Tekrarlayalım: Neyin? Danıştay saldırısının.

Siyasetin ölçüsünü şaşıranlar kaybediyor. Siyaset bir amaç için yapılır. Bu amaca varmak için, bir yığın araç seferber edilir. Parti örgütü de, parti çıkarları da bu amaca varmanızı kolaylaştırmak içindir. CHP, MHP ve BDP sadece partileri için politika yapıyorlar. Parti çıkarları dışında, anayasa paketine muhalefetlerini açıklayabilecek bir gerekçeleri var mı? "Bu işten AK Parti ne kazanır, biz ne kaybederiz?" sorusu dışında bir hesap yapıyorlar mı? Araçlar amaçları aşınca ölçü kayboluyor. Ölçüyü kaybeden, siyasetteki yerini ve anlamını kaybediyor.

TBMM üyeleri, parti kapatma iradesini kendilerine veren bir anayasa değişikliği teklifini reddetmiş oldular. Darağacını kendi kuran, ipi kendisi düğümleyip boynundan geçiren ve sandalyeyi yine kendisi tekmeleyen BDP; MHP ve CHP ile kurduğu bu kişiliksiz ittifakı, Kürtlere nasıl açıklayacak? Bu paketle birlikte teneffüs ettiğimiz havada artacak olan hukuku boğan MHP, milleti ne ile koruyacak; millete ve onun hukukuna dayanmayan milliyetçiliği nasıl savunacak?

CHP'nin durumu farklı. Başbakan'ın rahmetli İnönü için yaptığı benzetme yanlıştı. İsmet İnönü Führer'e değil, Duçe'ye benzer. Zaten "Millî Şef" tabiri de, Mussolini'nin Duçe unvanından aşırmadır. Bu ay tekrarlayacağımız 19 Mayıs törenleri de, İtalyan faşizminden kopya edilmiştir. Orada umut yok, çünkü faşizm ölmedi, CHP'de yaşıyor.

Bizim gözümüz kulağımız, AK Parti liderinde. 146. madde değişikliğinde, grubunu toparlarken gösterdiği dirayet, Danıştay saldırısının aydınlanması konusunda umutlarımızı artırdı.

 

Yorum:

 

Ölçü, bir şeyin enini, boyunu, ağırlığını, hacmini, süresini ve sıcaklık derecesini belirleyen birimdir. İnsan ile insan, insanla çevre arasındaki alış veriş işlemleri ölçü birimleriyle belirlenir. Ölçülü olma net ve açık olmayı sağlar. Ölçüsüzlük ise karmaşa ve belirsizliği yol çar.

 

Hem peygamber, hem de devlet başkanı olan Hz. Davud (a.s.) oğlu Hz. Süleyman’a yaptığı bir nasihatinde, “oğlum emirlerin ölçüler, sayılır ve tartılır olmalıdır” demiş. Bu peygamberi tavsiye, insanları yönetmede doğru ölçü ve kuralların hayatı öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. 

 

Ölçüler ve kurallar olmasaydı, toplum halinde yaşamak imkânsızlaşırdı. Anarşi ve karmaşa egemen olurdu.

 

Kâinatta her şey ölçü ile yaratıldığı için muhteşem bir nizam ve ahenk bulunmaktadır. Fizik ve kimya gibi fen bilimleri kâinattaki ölçü ve kuralları ortaya koyan bilimlerdir. Bütün bu ölçü ve kurallar güç ve kuvvet sahibi olan kadiri mutlak Allah’ın her şeye kadir olduğunu, eşi ve benzeri bulunmadığını açıkça ortaya koymaktır.

 

Allah’ı inkâr (küfür) kâinattaki düzen ve nizamı inkâr etmek ve hiçbir ölçüyü kabul etmemek anlamına geldiği için bütün peygamberler tarafında en büyük günah kabul edilmiştir. Kâfir demek bir bakıma ilmi ölçü ve kuralları kabul etmemek demektir.  Allah’a ortak koşmak (şirk) ise, kâinattaki ölçü ve dengeyi sağlamada Allah’a ortak bulmak demektir. İlmin ortaya koyduğu kâinattaki ölçü ve kurallara aykırı kendi menfaat ve çıkarı için ilmi ölçü ve kuralların dışında farklı ölçü ve kurallar icat etme eylemi bir bakıma şirktir.

Peygamberler sosyal hayatta Allah’ın insanlara bahşettiği doğal hakları korumak ve nimet-külfet paylaşımında adaleti tesis etmek için insanlara temel ölçü ve kuralları öğretmişlerdir. Onların öğrettiği ölçü ve kurallar ilahi ölçü ve kurallardır. Fizik ve kimya dünyasında var olan doğal kurallar gibi kesindir. Nettir. İnsanlık tarihi boyunca peygamberlerin ortaya koyduğu ölçülerden daha doğru ölçü; onların insanlara öğrettiği kurallardan daha adil kuralları kimse koyamamıştır. Onların ölçü ve kuralları yeryüzünü ıslah ve imar eden kurallarıdır. Kendi menfaat ve hevasına göre yanlış ölçü ve kural koyanlar ise yeryüzünü ifsat etmişler. Savaş ve çatışmalarla mazlum insanları öldürmüşler ve dünyada telafisi güç olan tahribatlara yol açılmıştır.

 

Ölçü ve doğru kurallara sahip olmayan insanlar hem kendilerine, hem ailelerine, hem de içinde bulundukları topluma zarar veririler. Ölçüsüzlük ve ilkesizlik insanı başarısız kıldığı gibi diğer insanların güvenin de kaybedilmesine yol açar.

 

Başarılı, örnek ve önder olan insanlar doğru ölçü ve ilkelere sahip olan insanlardır. Onlar yeryüzünü ıslah ve imar etmede öncülük ve önderlik yapmışlardır. Kendi menfaat ve hevalarına göre yanlış ölçü ve kurallar ihdas edenler ise insanlığı felaket ve sefalete sürüklemişlerdir.

 

Toplumların ortak ölçü ve ilkeleri, zamanla toplumların dünya görüşü ve değer ölçülerine göre oluşurlar. Doğru ölçü ve kurallara sahip olan toplumlar tarihe yön vermişler ve büyük medeniyetler kurmuşlardır. Toplumların dejenere olması, doğru kural ve ilkeleri terk etmeleri ve yanlış ölçü ve kuralları benimsemeleri neticesinde meydana gelmiştir.

 

Bir toplumun ve ulusun uğrayabileceği en büyük felaket ve talihsizlik, doğruluğu yüz yıllar boyunca isbat edilen ve toplumu zaferden zafer götüren doğru  ölçü ve kuralların terk edilmesidir.

 

Bir toplumun daha doğru ölçülere ve daha adil ilke ve kurallara sahip olması toplumu geliştirir. Yüceltir. İzzete götürür. Bir toplumun yanlış ölçüleri ve haksızlığa yol açan ilke ve kuralları benimsemesi ise,  toplumu dejenere eder. Çürütür ve yozlaştırır. Zillete düşmesine yol açar.

 

Doğru ölçüler, hukukun üstünlüğünü sağlayan ve paylaşımda adaleti tesis eden ilke ve kuralları benimseyen toplumdaki değişme gelişme ve ilerlemedir. Yanlış ölçüler, baskı ve dayatmayı artıran paylaşımdaki adaletsizliği yaygınlaştıran ilke ve kuralları benimseyen toplumdaki değişme gerilemek ve yozlaşmaktır.

 

Ülkemizdeki çelişki ve tutarsızlıklar doğru ölçü ve kurallarımızı kaybetmenin yol açtığı sıkıntılardır. Doğru ölçüleri kaybeden, temel hak ve özgürlükleri korumayan kural ve ilkeleri benimsemeyen toplumların iflahı mümkün değildir.

 

Ülkemizin refah ve huzuru için milletimizin dünya görüşü ve değer ölçülerinin ortaya koyduğu doğru ölçülerin benimsenmesi; ülkemizde doğal hak ve özgürlüklerin kamilen korunması için hukukun üstünlüğünü sağlayan kural ve ilkelerin etkin kılınması ve nimet külfet paylaşımında adaletin tesis edilmesi için çalışmalıyız. Bu alanda birbirlerimizle yarışmalıyız.

 

Parti ve kişisel çıkarımız için yanlış ölçüleri kullanır ve dayatma ve zorbalığa yol açan ilkeleri korumaya çalışırsak hem kendimize, hem de ülkemize zar vermiş oluruz. Partilerimiz, iyilikte, güzellikte, hukukun üstünlüğünü sağlamakta ve ülkemizde adil bir düzeni kurmada birbirleriyle yarışacakları yerde; birbirleriyle uğraşmaları, saldırmaları, iftira ve yersiz ithamlarda bulunmaları doğru ölçülerin kaybedilmesi ve yanlış ilkelerin benimsenmesinden kaynaklanmaktadır. 

 

Yanlış ölülerde ısrar edenler, keyfi ve tutarsız kurallar ihdas etmeye çalışanlar hem kendileri kaybederler, hem de mensup oldukları ulus ve ülkeye kaybettirirler.

 

 

Arif Ersoy



YorumYap

Sayı: 48 | Tarih: 9.5.2010
Ebubekir Sifil
Apolojetik
933 Okunma
Zafer Kafkas
Mahir Kaynak
Olumsuz gelişmeler
628 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
İslâm’da Cihad ve İctihad
593 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Alçağın zaferi
589 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Altan
Ağrı'da Soğan Var mı?
546 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Oktay Ekşi
İftiralar Yıldıramadı
545 Okunma
Vahap Alma
Hayrettin Karaman
Oylar çöpe mi gidiyor?
525 Okunma
Hilmi Altın
Mümtazer Türköne
Ölçüyü şaşıranlar kaybediyor
513 Okunma
Arif Ersoy
Fehmi Koru
Kirli, çirkin ve tiksinti verici
510 Okunma
Ahmet Kirtekin
Reşat Nuri Erol
Tarımdaki çöküş nedir?
502 Okunma
Ilker Ardic
Toktamış Ateş
Emekçinin bayramı
495 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
1 Mayıs ve maketiyle yetinmek...
483 Okunma
Hakan Kandal
Ruşen Çakır
8. madde iki milliyetçilik arasında kaldı
474 Okunma
Tayibet Erzen
Zülfü Livaneli
Hitler bahane...
474 Okunma
Ali Bülent Dilek