Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Nihal Bengisu Karaca - HaberTürk Hakan Kandal
Tam demokrasi mi postmodern padişahlık mı?
629 Okunma, 2 Yorum

 

23 Nisan 2010 Cuma, 15:55:05

“TÜRKİYE başkanlık sistemine geçmeli mi geçmemeli mi?” tartışması öteden beri yapılagelen bir   şey. Bazen mevcut seçim sistemi, bazen de parlamenter sistemin kırmızı çizgileri üzerinden, kimi  zaman “istikrar” sorunu, kimi zaman da “temsil” sorunu üzerinde yoğunlaşan çelişkiler dolayısıyla gözlerin ara ara başkanlık sistemine döndüğü bir ülkede yaşıyoruz. Yine de konu, Başbakan’ın yaptığı son ortayla gündeme düştüğünde ufak çaplı bir şok etkisi yarattı. Bu etkinin nedeni, hiç kuşkusuz teklifin “bu iktidar”ın başındaki şahsiyetten gelmesi.

http://www.haberturk.com/yazarlar/510207-tam-demokrasi-mi-postmodernpadisahlik-mi

Yorum:

Cambaz Oyunu

Türkiye’de temel sorunlar çözülmüyor, bunun yerine temel sorunları çözme maskesine bürünen var olan yapıları kurumsal anlamda değiştirme çabaları görülüyor. Temel sorunları çözmedikten sonra en iyi anayasayı getirmeniz hiçbir şey ifade etmez. Ki zaten ülke sınırları dışında yazılıp ülkenin ulusal meclisinde onaylanacak olan made in USA bir anayasa zaten iyi olamaz. Türkiye’nin adam alabilmesi için halkıyla, yöneticileriyle temel sorunların çözümünde samimi bir niyet gerekirdi. Bu niyetin de olmadığı ortadır. Halk yöneticilerin sorunları çözmek yerine kendi çıkarları için manipülasyonlarına hoşgörü ile bizim uşaklar mantığıyla yaklaşırken, yaklaşan tufanın bizim uşaklar iltimasını çekmeyeceğini belirtiriz.

 

Medine Sözleşmesi

İslam peygamberi Medine’de Yahudiler,  putperest Araplar, muhacirler ve ensarla birlikte Medine sözleşmesini gerçekleştirmişti. Medine sözleşmesi gereği bu 4 farklı grup bir siyasi parti gibi kendi kabilesinin iç-özel hukuku konusunda özgür ama Medine şehrinin kamu hukuku açısından ortak bir iradede buluşmuşlardı. Medine sözleşmesi 4 farklı grup için anayasa hükmündeydi. 4 grubun da kabul ettiği konular bu sözleşmeyi oluşturuyordu. Ama günümüzdeki şu zavallılığa bakın ki Türkiye 1500 yıl önceki bu uygulamanın 3 bin yıl gerisinde! Önümüzde olası bir anayasa referandumu var. Anayasaya evet mi hayır mı? Sorusuna cevap verilecek. Bir düşünelim; yüzde 49 hayır yüzde 51 evet çıkarsa ülkemizin yeni anayasası kabul edilmiş olacak. Hayır yanlış, yüzde 51’in anayasası kabul edilmiş olacak! Şu acınası duruma bakın bir de 1500 yıl önceki farklı dünya görüşlerinin kesişim alanı anayasadır, sözleşmedir çağdaş yorumuna bakın!

 

Özel yetkili değil, tam yetkili padişah!

Yapılmak istenen bellidir. Halkın bizim uşaklar diyerek hoş gördüğü siyasi çıkar grupları dünyanın gerçeklerine gözümüzü kapayamayız reel politikası gereği ulusal değil uluslar arası güçlerin istediği bir anayasa yapma girişimiyle kendi selametlerini kurtarma çabalarının da gözden kaçmadıklarının bilinciyle ülkeyi uçuruma götürüyorlar. Başkanlık tartışması da bu planın bir parçası. Önce bir made in USA-EU anayasası meclisten geçirilecek sonra da başkanlık sistemi. Böylece daha önce özel yetkili sömürge valisi Derviş yerine tam yetkili sömürge valisi birisi gönderilecek. Ama halkın bizim uşakları sanıyorlar ki, kendileri başkan olacak! muhahhaaaa. Gülerim bu zavallı beklentiye… Onlar yasaları geçirecekler, başkanlık sistemini getirecekler sonra da reel politikanın efendileri kendilerine bye bye deyip, direkt kendi figüranlarını tahta oturtacaklar. O zaman da eminim, bizi halk getirdi, halk götürür şarkısının terennümlerini hep birlikte dinleriz.”Hoş geldin made in USA padişahımız sen çok yaşa”  sloganlarını o zaman Türk halkı atabilecek mi acaba!

 

 

Hakan Kandal

Yorumcu 
Yorum 
Süleyman Karagülle
25.04.2010
19:50

Sayın Hakan kandal, güzel teşhisin yerinde ancak böyle eleştirdiğin parti orada diken üzerinde oturmaktadır. İçte ve dışta kurulan tezgahlar onu parçalamak içindir. Haklı da olsan düzeni suçlamak gerekirken partiyi suçluyorsun. Sonra da çözümün yok.

Bugün Türkiye’de Allah’a inanan ve kendi iradeleriyle Ona ibadet eden insaların sayısı diğer ülkelerden da fazladır zannediyorum. yalnız bu mü

minler laikleşmiş ve dünya hayatlarını Allah’ın dışında yürütmektedirler. Zafer kafkasın bu haftaki yorumunu defalarca okumalarını müminlere öğütlerim.

Önce İslamiyette ekseriyet sistemi yoktur. Ekseriyetle seçilen bir başkan ADİL düzende meşru bir başkan değildir.Bugünkü anayasa ne emrediyorsa bugünkü meşruiyet oradadır. Ancak müminlerin bu anayasayı değiştirip ekseriyet sistemini değiştirp biat sistemi ile başkanını seçmeleri gerekir.

Müninleirn yanıldığı ikinci husus seçimi halka yaptırmalarıdır.İslamiyette devlet başkanını halk seçmez, meclis de seçmez. Şura seçer, Şura bugünkü anayasamıza göre siyasi partilerin başkanları tarafından oluşturulur. İttifakla veya sıralama usulü ile başkanı seçerler. Milletin siyasi gücünü oluşturan ordu komutanlarına arz ederler. Onlar da onaylarsa devlet başkanı seçilmiş olur.

İslamiyette iki türlü yönetim sistemi var; askeri yönetim , hukuki yönetim.Askeri yönetimde merkezi yönetim esastır. Sivil yönetimde ise yerinden yönetim esastır. O halde devlet başkanı bütün ordunun başkanıdır. Sivil yönetimin ise yalnızca başbakanının başkanıdır.Dolayısıyla devlet başkanının asıl görevi orduyu yönetmektir. Bugün de başkomutan odur.O halde devlet başkanı asker olmalıdır.Müminlerin bu ilahi emirleri (şeriati) hiç hatırladıkları yok. Basit ,geçici,siyasi düşüncelerle Batının istediği istikrarsız bir devlet düzeni için savaş vermektedirler.

Hakan Kandal
25.04.2010
20:00

Medine sözleşmesinden bahsederek anayasa’nın ülkedeki farklı dünya görüşlerine sahip partiler tarafından ortak irade ve konsensusla yapılması gerektiğini ifade ettim. Sadece sorunu ifade etmedim. Başkanlık sorunu çözümünü de siz de ortaya koydunuz. Bu arada artı sonsuz çözüm ortaya koysanız da dediğim gibi halkta ve yöneticilerde sorunların çözümü için samimi bir niyet yoktur.Adil düzenin çözümlerinin zamanı bugün değildir.Bu arada eleştirilerimiz kişisel değil, zihniyete yöneliktir.



YorumYap

Sayı: 46 | Tarih: 25.4.2010
Can Ataklı
Başkanlık sistemi ile federal devlete geçiş
3895 Okunma
Mesut Karaaytu
Ebubekir Sifil
İslami Kristoloji
1167 Okunma
16 Yorum
Zafer Kafkas
Ali Bulaç
Kerim devlet
723 Okunma
2 Yorum
Ahmet Yasir Erol
Reşat Nuri Erol
Tarımda faiz, icra ve iflas
714 Okunma
4 Yorum
Ilker Ardic
Nazlı Ilıcak
AK Parti yalnız kaldı
653 Okunma
5 Yorum
Fatma Karuç
Rahmi Turan
Bize uymayan bir sistem
636 Okunma
Serdar Turan
Dücane Cündioğlu
Ahlaklı ama Edepsiz
634 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Oktay Ekşi
Sistemin Fazileti
632 Okunma
2 Yorum
Vahap Alma
Nihal Bengisu Karaca
Tam demokrasi mi postmodern padişahlık mı?
629 Okunma
2 Yorum
Hakan Kandal
Ahmet Hakan
Çarpıt babam çarpıt
627 Okunma
9 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Başörtüsü Düşmanlarına On Bir Tokat
613 Okunma
Emine Hocaoğlu
Mehmet Altan
Dışişleri soykırımına nasıl bakar?
607 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Toktamış Ateş
İlk Meclis'ten portreler
600 Okunma
Osman Eskicioğlu
Mümtazer Türköne
Savaştan barış çıkartmak
600 Okunma
1 Yorum
Arif Ersoy
Mahir Kaynak
Başka bir Yöntem
598 Okunma
Süleyman Karagülle
Ruşen Çakır
İki yumruk: Benzerlik ve farklılıklar
594 Okunma
Tayibet Erzen
Fehmi Koru
Batılı değerler: Çifte standart ve dinî ayrımcılık
579 Okunma
Ahmet Kirtekin
Zülfü Livaneli
Grass’ın İstanbul’u...
524 Okunma
Ali Bülent Dilek