Provokasyon sarmış dört bir yanımı...
2107 Okunma, 36 Yorum
Nihal Bengisu Karaca - HaberTürk
Hakan Kandal

05.03.2010 18:25:40

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu da Mersin'deki CHP'li kadınların "çarşaf yırtma" eylemi için, "Bu CHP'ye karşı yapılan bir provokasyondur" demiş. Bu cümle beni güldürdü.
CHP'ye provokasyon düzenleyen kim? Mersin'deki CHP'li kadınlar. CHP'li olup olmadığı su götürür bir grup kadın değil, basbayağı, bildiğin CHP'li kadınlar. Hatta eylemin başını çeken CHP İl Kadın Kolları Başkanı Havva Ongunsel. Aynı zamanda halife sayılan son dönem Osmanlı padişahlarından hiçbirinin eşinin çarşaf giymediğine filan da aldırmadan, "hilafet eşittir çarşaf" diye tutturulmuş bir zihinsel kısa devre eşliğinde, kutlamayı kumaş yırtarak taçlandırmışlar.

http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=8656

Yorum:

Provokasyon veya Dinozor çığlıkları

Chp’nin oy kazanmak için çarşafa bile sarıldığı bir dönemde Mersin’deki çarşaf yırtma eyleminin CHP’nin zararına olduğu aşikârdır. Bu büyük olasılıkla CHP içindeki ajanların provokasyonu veya Chp’nin çarşaf açılımını hazmedemeyen bağnaz cumhuriyet kadını artıklarının son çığlıkları olarak algılanabilir. KARACA’nın “ne provokasyonu bu bariz CHP refleksi” kolaycılığına kaçması kasıtlı yüzeyselliğinin ve hedef şaşırtma çabasının bir sonucudur.

Cumhuriyet kadını OUT Türbanlı muhafazakâr kadın IN / Bürokrasi OUT Fetokrasi IN

Cumhuriyet Bürokrasisinin yerini fetokrasinin almaya başladığı süreçte senaryo değişmiyor ama aktörler değişiyor. Vahşi kapitalizmin aktörleri yerini vampir kapitalizmin yeni figürlerine bırakıyor. Artık Protestan İslam’ın distribütörlüğünü almış olan cemaat-tarikatların küresel sermaye adına ‘Salih ameller’ işlediği ahir dönemdeyiz! Bu yeni dönemde yaşamın farklı alanlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin ve İslamiyet’in genetiği üzerinde yapılan mutasyon çalışmalarının sonucunda güya İslamiyet güçlenmiş, zenginleşmiş illüzyonu sergilenmeye başlanmıştır. Bilakis Müslümanlar ahiretlerini satıp yerine dünyayı satın alarak zenginleşmiş, güçlenmiş ve kibirlere bürünmüşlerdir. Cemaat-tarikat asabiyesi bırakın İslam ümmetini(Tüm insanlık) ulusal asabiyeyi-ulusal çıkarları bile görmezden gelmiştir. Çarşaf-sakal tarikatı olan İsmailağa cemaatinin bile sırf AKP’ye oy verdikleri için iktidar partisinden kollanma, koruma hizmeti istemesi buna iyi bir örnektir. Dünya mahvolmuş, insanlık vampir kapitalizm tarafından kanı emilmiş hiç önemli değil, önemli olan tarikatlarının çıkarları! En küçük bir tarikatın hali böyle iken pastadan çok daha büyük paylar alan diğerlerini takdirlere bırakıyorum. Nasıl oluyor da insanlık daha da karanlık zamanlara giriyorken, insanlar daha da fakirleşirken, ahlak daha da dejenere oluyorken, cemaat-tarikatlar bu kadar güçleniyor, maddi açıdan zenginleşiyor ve kalabalıklaşıyorlar? Sermayenin uysal müttefikleri olduklarını anlamayacak kadar aptal mıyız?

CHP Adil Düzen ve Milli Görüş’ün Müttefiki Olacaktır.

Kader Müslümanımsıların enternasyonal solcularla ve Avrupa Birlikçi liboşlarla birlikte peygamber ocağına-Türk ordusuna ortak saldırı düzenlemesinden sonra CHP’yi İslamiyet’e ve Müslümanlara daha da yaklaştırmıştır. Türk ordusu da sağ ve solun kendisine cephe almasından sonra gözleri daha da açılmış, Türk ordusunun asıl samimi destekçisinin milli görüş olduğu gerçeğine kalben ve aklen daha da yaklaşmıştır. Yakın gelecekte Milli Görüş ve Adil Düzen’i Baykal’ın liderliğindeki CHP destekleyecektir. Ülkesine ihanet etmeyen solcular İslamiyet’e ısınacaklardır. Küresel sermaye CHP’nin başına kendi kontrollerindeki birisini getiremedikleri için Baykal’ı hedef almış durumdadır. Mersindeki çarşaf eylemini bu bağlamda anlamak gerekir.

Çakma Sütçü İmamlar

Çarşaf’ın İslam hukuku açısından hangi noktada olduğu ayrı bir tartışma noktasıdır. Burada asıl tartışılması gereken, İslamiyet’i Protestanlaştıran, içini boşaltan ve kapitalizme boyun eğen kandil simidi Müslümanlarının hangi yüzle Sütçü imam refleksi ile çarşaf yırtma eylemine karşı beyanlarda bulunmalarıdır. Akıllara ziyan bir hem suçlu hem güçlü psikolojisi… Sütçü imam, Müslüman kadının iffetini korumak için İslamiyet’e saldıran haçlı zihniyetine karşı kurşun sıktı. Ya Müslümanımsılar? Dünyayı iffetsizliğe boğan, ahlaksızlığa esir eden kapitalizmin kucağında utanmadan sütçü imam rolleri kesiyorlar!

 

 

Hakan Kandal


YorumcuYorum
Lütfi Hocaoğlu
07.03.2010
14:41

[ Müslümanlar ahiretlerini satıp yerine dünyayı satın alarak zenginleşmiş, güçlenmiş ve kibirlere bürünmüşlerdir. Cemaat-tarikat asabiyesi bırakın İslam ümmetini(Tüm insanlık) ulusal asabiyeyi-ulusal çıkarları bile görmezden gelmiştir. ]

Bozuk düzenin doğal sonucu budur. Sermaye kendi işine gelen grup hangisi olursa ona destek vermektedir. Çünkü bir grubun diğer gruplara hakim olması gerekmektedir ki sermaye tek bir grupla uğraşsın. Herkesi kontrol edemez ki. Bunun için Müslümanların yükselişini gören sermaye onların içinden kontrolü altına girme şartı ile bir grubu seçer, destekler ve istediklerini yaptırır.

[Nasıl oluyor da insanlık daha da karanlık zamanlara giriyorken, insanlar daha da fakirleşirken, ahlak daha da dejenere oluyorken, cemaat-tarikatlar bu kadar güçleniyor, maddi açıdan zenginleşiyor ve kalabalıklaşıyorlar? Sermayenin uysal müttefikleri olduklarını anlamayacak kadar aptal mıyız?]

Kuran’da “hak gelir, batıl siner” diyor. Eğer ki bu cemaat ve tarikatlar hak olsaydı batılın gitmesi gerekirdi. Ama Hakan beyin de belirttiği gibi batıl daha da güçlenmektedir. O zaman bu cemaat ve tarikatların hak olduğunu söyleyebilir miyiz?

[Yakın gelecekte Milli Görüş ve Adil Düzen’i Baykal’ın liderliğindeki CHP destekleyecektir.]

Bunun delili nedir? Neye dayanarak bunu düşünmektesiniz? Anlayamadım.

Süleyman Karagülle
07.03.2010
15:55

İslamiyet’te kıyafet zorunluluğu yoktur. Örtünme farzdır. Hatta şeffaf olsa bile örtünmüş sayanlar vardır. Kıyafet simgedir. Kişiler kimliklerini kıyafetleriyle gösterirler. Kişilerin kıyafetlerine müdahale insanlık haklarına saldırı anlamını taşır.

CHP’nin kendi toplantılarında çarşafı yırtarak çarşafa karşı olduklarını iktidar olduklarında eskiden yaptıkları gibi çarşafları yırtacaklarını ifade etmektedirler. Haklarıdır. Saygılı olmalıyız. İktidar olurlarsa çarşafları yırtma haklarıdır. Başka bir parti ise çarşafsız bir kadını toplantıdan çıkarma hakkı vardır. Bunlar iktidar olurlarsa da herkese çarşaf giydirebilirler. Batının ekseriyet demokrasisinin mantığı budur.

Fetokrasi demek memurun rüşvet almaması, kanunlara uyması, vatandaşa zorluk çıkarmaması, bugün git yarın gel dememesi demektir. Sen de bürokratsın. Böyle bürokrattan hoşlanmıyor musun? Dayak atan, işkence eden bürokrat mı istiyorsun. CHP’lilere sempatin buradan mı geliyor?

Biz Halk Partisi ile koalisyon yaptık. Başarılı olduk. Sonunda herkes Adil Düzen’e gelecek. Halk Partisi önce gelebilir. İlk Müslümanlar müşriklerden oluşmuştur.

Çarşafı savunanlar herkesi çarşaf giymeye zorluyorlarsa buna hakları yoktur. Çarşaf giyenlerin çarşafını yırtanların da buna hakları yoktur. Biz kıyafet özgürlüğünü savunuyoruz. Kendi sitemizde kendi kıyafetimizle yaşayalım diyoruz. Bizim sitemizde tesettür olacak ama kıyafet özgür olacak. Kıyafetle mesaj verme insanın tabii hakkıdır.

Tayibet Erzen
07.03.2010
18:25

Süleyman Hocam,

Burada ilk kez duyduğum "Fetokrasi" kavramından nasıl

"rüşvet almaması, kanunlara uyması, vatandaşa zorluk çıkarmaması, bugün git yarın gel dememesi" sonucuna ulaştınız? Açıklarsanız memnun olurum.

zkafkas
07.03.2010
20:03

AKP sermayenin hakimiyeti altında mıdır diyorsunuz, Bunu neye dayandırıyorsunuz? Bu cemaat ve tarikatlerin batıl olduğunu neye dayandıryorsunuz? Adil düzende batılı sindirememiş durumda oda mı batıl?

Hakan Kandal
07.03.2010
20:26

Fetokrasi devletin idari-yargı yapısındaki yeni bir oluşumdur. Cumhuriyet bürokrasisinin postunu feth etmeye yönelik bir bürokrasi yaklaşımıdır. Eğer düzen değişmezse bürokrasi sınıfının değişmesi bizi iyi sonuçlara götüremez. Memurun rüşvet almaması, vatandaşlara zorluk çıkarmaması, bugün git yarın gel demesi yeni fetokrat bürokratlarla, memurlarla da devam eder gider. Belki daha da kötüleşir. Bugün gel yarın hiç gitme de diyebilirler! Süleyman Karagülle, fetokrasi hakkındaki iyi niyetini ifade etmiş ama var olanı görmezlikten gelmiştir. Bürokrasi hiç değilse kendi çıkarına da olsa ulusal kaygılar taşımalıdır. Deniz aşırı kaygılar ve çıkarlar temelli bir bürokrasi cumhuriyet bürokrasisini mumla aratır.

Türkiye’nin iki temel dinamiği vardır. İç dinamiği İslamiyet, dış dinamiği batılılaşma-muasırlaşma-çağdaşlaşma. İç dinamiği kurumsal ve düşünsel anlamda Milli Görüş ve Adil Düzen temsil etmektedir. Dış dinamiği ise Mustafa Kemal’in partisi olan CHP temsil etmektedir. Her ne kadar Süleyman Karagülle CHP için Osmanlıcılık (devletin bütünlüğünün sağlanması) akımını uygun görse de, biz burada Mustafa Kemal’in muasır medeniyetin fevkine çıkmak idealini CHP ile bütünleştiriyoruz. Bu açıdan dış dinamik olarak çağdaşlaşmanın en azından tarihsel temsilcisi olarak görüyoruz. Bu iki dinamiğin sentezi ve güç birliği ile yeni bir Türkiye’nin kurulacağını öngörüyoruz. Deniz Baykal’ın liderliğindeki CHP’nin tarihsel döngü içinde Mekke müşriklerine ve Ebu Süfyan’a paralel olduklarını ifade ediyoruz. Yeni bir Türkiye’nin kuruluşunda müttefik bir siyasi oluşum olacak olan CHP İslamiyet’e dâhil olacaktır. Tarihsel döngü içinde Ebu Süfyan sonrası CHP figürlerinin hangi mecralara akacaklarını öğrenmek isteyenler Uğur Tanış’ın fütürolojik çalışması olan tufan teorileri isimli çalışmasına başvurabilirler.

Lütfi Hocaoğlu
07.03.2010
21:00

Zafer Bey’e

[AKP sermayenin hakimiyeti altında mıdır diyorsunuz, Bunu neye dayandırıyorsunuz?]

Sermaye dediğimiz güç dünyayı ateşe veren, her yeri sömüren Ebu Leheb adıyla simgeleştirdiğimiz güçtür. Bu gücün uzantıları tüm dünyada yönetimlere müdahale ederler ve kendi istedikleri yönde hareket etmesi için çabalarlar. Bugün bunu başaramadıkları nadir yerlerden biri olan İran’a nasıl da saldırı planları düzenliyorlar, görüyorsunuz. Yani sözünü dinlemeyeni değişik metotlarla (renkli devrimler, ihtilaller, postmodern darbeler) indirmeye çalışır. Başaramazsa son çare savaştırır ve indirir. Bu güç ile baş etmenin yolu hak düzen ile gelmektir. Hak düzen ile gelmeyenler, batıl düzen içinde yerlerinde kalabilmek için bu sermayeye boyun eğmek zorundadırlar. Boyun eğmezlerse inerler aşağı.

[Bu cemaat ve tarikatlerin batıl olduğunu neye dayandıryorsunuz?]

Ben bu cemaatler batıldır demedim. Hakkı getirmemişlerdir dedim. Hakkı getirselerdi batıl yerinde duramazdı. Mesela adam diyor ki ben faizsiz banka kurdum diyor. Ama faizli bankalar en yüksek kar oranları açıklıyor. O zaman faizsiz banka adıyla kurulanlar ya hak değil ya da banka değil. Hak olsalardı batıl olan faizli bankalar sinmeliydi.

[Adil düzende batılı sindirememiş durumda oda mı batıl?]

Adil düzen henüz hiç uygulanmadı ki batılın sinip sinmediğini görelim. Eğer biz Adil Düzeni uygular ve batıl da hala sapasağlam duruyorsa o zaman hata bizdedir. Uyguladığımız düzen hak değildir. Yanlışlar vardır. Bu da bizim yanlışımızı anlamamız için bir yoldur.

zkafkas
07.03.2010
22:02

Yani AKP sermayeye boyun eğdiği ve işbirliği yaptığı için bu kadar süre iktidarda kalabildi diyorsunuz.

Cemaatlerin Hakkı getirmesinin zamanı gelmemiş olamaz mı?

Faizsiz bankacılık yaptığını söyleyenlerin hem teknik hem de zihniyet olarak hak olmadıklarını söyleyebilirim.

Lütfi Hocaoğlu
08.03.2010
10:30

Bunların hepsi bir süreçtir ve Allah’ın (rızasıyla değil) iradesinde gerçekleşmektedir.

Hakkı getirme zamanı gelmiştir diye bekliyoruz. Ama hala bir şey olmuyor. Bunun için çalışmak lazım. Ne zaman gelir, Allah bilir.

Yapılan her iyi çalışma bunun için bir adımdır. Bize düşen bu yolda çalışmaktır. Gücümüz neye yetiyorsa odur. Allah kime nasip eder onu bilemeyiz, belki de torunlarımıza nasip eder :)

Hakan Kandal
08.03.2010
19:15

1997 yılında gördüğüm bir rüyayı, geleceğe yönelik delil oluşturması açısından ekliyorum.

Boğaziçi Üniversitesi kuzey kampüste Erbakan’ın 1996 yılında üniversite öğrencilerine konferans verdiği eski ismi Murat Dikmen sinema salonu olan salondayım. Sahnede Atatürk ve Karagülle var, ayaktalar. İranlı devlet-bilim adamları gibi giyinmiş olan Karagülle Atatürk’e, devrimler konusunda hata yaptığını devrimlerin tavandan tabana doğru değil tabandan tavana doğru olmaları gerektiğini söylüyor. Atatürk, Karagülle’ye hitaben "Haklısınız devrimler böyle olmalı, tabandan tavana doğru olmalı" diyor, işte tam Atatürk cümlesini bitirdiğinde salonda seyircilerin oturduğu tarafta bir alkış tufanı kopuyor, alkış tufanı ile aynı anda salonun büyük ışıkları seyirciler arasında oturan iki insanın üzerine düşüyor; Erbakan ve Baykal... Her ikisi de ellerinin avuç içlerini havada karşılıklı olarak çarparak samimi ve mutlu bir şekilde birbirlerini tebrik ediyorlar, salonun içinde tam bir neşe ve mutluluk havası var...

Not: Rüyayı gördüğüm dönemde Baykal’a karşı en küçük bir sempatim bile yoktu tam tersine antipatim vardı.

zkafkas
08.03.2010
23:26

İnşallah dediğiniz gibi olur. Ama bana çok olabilecek birşeymiş gibi gelmiyor.

Hakan Kandal
09.03.2010
14:25

Dinsizin hakkından imansız gelir. Bugünkü süreç budur. Ama ifadeyi tamamlamak lazım, dinsizi dindar yapacak olan da imansızdır. Gelecekteki süreç budur.

zkafkas
09.03.2010
15:41

Adil düzen kurulsun da isimler , partiler çok önemli değil.

Lütfi Hocaoğlu
09.03.2010
18:51

Hakan beyin rüyası şöyle de yorumlanabilir:

Karagülle ekolü ve Mustafa Kemal ekolü sahnede olacak. Ancak bu iki ekolden gelen Baykal ve Erbakan seyredip alkışlayacaklar. Burada Baykal CHP’yi temsil ediyor, Erbakan ise Saadet Partisini. Bu iki parti aktif rol almayacak, olayı seyredip uzaktan destekleyecek demektir. Ama bu iki ekolden gelenler sahnede olacaklar.

Hakan Kandal
09.03.2010
19:46

Erbakan: Milli Görüş-Adil Düzen

Baykal: Kemalizm / 6 ok

Karagülle: Adil Düzen

Atatürk: Kemalizm - 6 ok - Türkiye Cumhuriyeti

Erbakan ve Baykal’ın ittifakı kemalizm ile Milli görüşün ittifakıdır. Bu ittifak Kemalizm’in ve Türkiye Cumhuriyeti’nin Adil Düzen’i benimsemesi ile gerçekleşecektir.

Erbakan ve Baykal süreci uzaktan seyretmeyecekler, bilakis sürecin içindeki aktörler olacaklardır. Asıl siyasi aktör Erbakan’dır. Erbakan sadece Milli Görüş’ü değil, 2. Atatürk rolüyle de yeni Türkiye cumhuriyetinin de kurucusu olacaktır. Bu cumhuriyetin düzeni de adil düzen olacaktır.

Lütfi Hocaoğlu
09.03.2010
19:54

İyi de o zaman Erbakan ve Baykal niye seyirci tarafındalar da sahne de değiller.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
20:02

Benim bu rüyayı yorumum:

Mustafa Kemal orduyu temsil eder. Karagülle’de Adil Düzeni temsil eder. Baykal solu, Erbakan sağı temsil eder. Ortadakiler yok veya ortadakilerin lideri yok.

Olay gerçekleşmiştir. Ak partinin iktidarı Adil Düzenle ordunun ittifakıdır. Erbakan ve baykal dışardadır. Renksizler ise ortada yoktur.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
20:04

Alkış ters yorumlanmalıdır. Baykal ve Erbakan Ak Partiye saldırmaktadır.

Hakan Kandal
09.03.2010
21:13

Sahnede Atatürk var yani: Kemalizm, Türkiye cumhuriyeti ,Türkiye devleti var. Devleti temsilen Türk ordusu da karşılık gelebilir. Geniş ve dar anlamının her ikisi de doğrudur.

Sahnede Karagülle var: Adil Düzen

Sahnede 2 idedoloji, dünya görüşü var. Bu açıdan sahnede olmaları Atatürk ve Karagüllenin nebi olamsıyla açıklanabilir. Ama Atatürk sadece nebi değildir, resul yönü de vardır. Karagülle sadece nebidir. Neden Erbakan ve Baykal sahnede değiller sorusuna vereceğimiz cevap sahnede düzen var, uygulama değil. Nebiler var resuller değil. Erbakan resuldür. Nebiye( Adil düzene) tabidir. Metodu( milli görüş )ile Adil Düzeni dünyaya getirmeye çalışmaktadır.Önce dünyaya getirilecek düzen vardır.Sonra da uygulama. Önce nebi sonra resul.Baykal, resul erbakana yardımcı olacaktır, müttefiği olacaktır. Seyirciler arasında sahne ışıklarının sadece Erbakan ve Baykal üzerine düşmesi uygulamada asıl aktörlerin kimler olacağını gösterir.

Süleyman Karagülle rüya yorumunda Adil Düzen’i akparti olarak tevil etmiştir.Atatürk; ordu, Süleyman Karagülle; akparti.Adil düzeni ulusal ve uluslararası sahnede sadece Erbakan tanıtmıştır. Adil düzenle akparti arasında nasıl bir ilişki kurulmuştur, tarafımdan anlaşılamamıştır. Sahnede, Atatürkle konuşsan Tayyip erdoğan değil, Süleyman Karagülle’dir. Lütfen dikkat edelim.

Süleyman Karagülle
09.03.2010
21:55

Rüya yorumumda bir hata vardır. Ak Parti Adil Düzeni temsil etmiyor. O zaman Hakan kancdal yalnız beni tanyor. Ora da Adil Düzeni değil Akevleri temsil ediyorum. Ak Partinin iki etkin elemanı Akevlerden çıkmıştır. Parti Ak ismini Akevlerden mülhem olarak almıştır. Ak Parti halkı temsil etmektedir. Ordu Ak Parti yoluyla Mustafa Kemalin ilkalerini gerçekleştirmeyi kabul etmiştir.Bana göre rüyanın yorumu geçmişte olanlarla yorumluyoru. Okuyucular da kendi yorumlarını yapabilirler. Bu durumdan Baykal da Erbakan da

Hakan Kandal
10.03.2010
19:41

Cengiz Demirci’nin de belirttiği gibi rüya aslında 2 bölümden oluşuyordu. Konu CHP ve Baykal olduğu için rüyanın ilk bölümünü eklemiştim. Şimdi rüyanın tamamını ekliyorum

Boğaziçi Üniversitesi kuzey kampüste Erbakan’ın 1996 yılında üniversite öğrencilerine konferans verdiği eski ismi Murat Dikmen sinema salonu olan salondayım. Sahnede Atatürk ve Karagülle var, ayaktalar. İranlı devlet-bilim adamları gibi giyinmiş olan Karagülle Atatürk’e, devrimler konusunda hata yaptığını devrimlerin tavandan tabana doğru değil tabandan tavana doğru olmaları gerektiğini söylüyor. Atatürk, Karagülle’ye hitaben "Haklısınız devrimler böyle olmalı, tabandan tavana doğru olmalı" diyor, işte tam Atatürk cümlesini bitirdiğinde salonda seyircilerin oturduğu tarafta bir alkış tufanı kopuyor, alkış tufanı ile aynı anda salonun büyük ışıkları seyirciler arasında oturan iki insanın üzerine düşüyor; Erbakan ve Baykal... Her ikisi de ellerinin avuç içlerini havada karşılıklı olarak çarparak samimi ve mutlu bir şekilde birbirlerini tebrik ediyorlar, salonun içinde tam bir neşe ve mutluluk havası var... Ve rüyada kare değişiyor büyük bir masanın etrafında buluyorum kendimi, masada Erbakan’ın sağ yanında oturuyorum Atatürk ve şürekası, dikdörtgen masada karşı çaprazımızda, masanın köşesinde oturuyor. Erbakan ayağa kalkıyor ve çok saygılı bir şekilde Atatürk’e sunmak üzere masanın üzerine 3 takım elbiseyi( ya da 3 palto) bırakıyor ama Atatürk takım elbiseleri görmezlikten geliyor, birbirinden farklı ama renkleri ve modelleri ile birbirine çok benzeyen takım elbiseler orta yaş ve üstünün giydiği klasik modellerde ve gri renk tonunun ağır bastığı renklerde. Takım elbiseler masanın üzerinde ama Atatürk hala görmezlikten geliyor bir müddet sonra da masadan kalkıp odadan çıkıyor. Atatürk odadan çıktıktan sonra hemen yanı başımda Serhat Albayrak’ı görüyorum. Erbakan, takım elbiseleri Atatürk’e sunması için Serhat Albayrak’a veriyor. Serhat Atatürk’ün arkasından takım elbiselerle-ya da paltolarla- çıktıktan sonra Erbakan bana dönüp "onun arkasından git (onları) takım elbiseleri Atatürk’e verip vermediğine bak" deyip beni Serhat’ın arkasından gönderiyor...

Reşat Nuri Erol
11.03.2010
06:59

HAYIRDIR İNŞAALLAH...

Rüya anlatmaya ve rüyalar üzerinde durmaya başlamışken, bir müddet önce üst üste ve birbiri ardı sıra üç gece Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ı gördüğüm rüyaları çok kısa anlatayım...

Bu üç rüyadan önce gördüğüm ve o rüyalarla ilgisi olduğunu zannettiğim başka bir rüya ile başlayayım:

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, görevinin sona ermek üzere olduğu günlerde veda ziyaretleri yapıyor, ben de onun veda ziyaretlerine refakat ediyorum...

Ziyaretlerin son gününde, Cumhurbaşkanı’nı tam da Babam’la tanıştırıp görüştüreceğim sırada uyandım...

***

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün seçildiği ilk aylarda, üç gece arayla üç rüya gördüm...

1. Gece 1. Rüya:

Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçildiği ilk günlerde rüyamda gördüm... Geniş bir arazide ikimiz memleket meselelerini konuşarak yürüyoruz... Görüşmemizin sonunda o anda hiç de aklımdan geçmeyen bir cümle söyledi: "Sizin birikim ve çalışmalarınızdan (Akevler ADİL DÜZEN Çalışmalarını kastediyor) istifade etmemiz gerekiyor!" O anda hiç de beklemediğim bu cümle karşısında dedim ki: "Şu anda hiç de aklımdan geçmeyen bir şey söylediniz. Ama düşünüyorum da, doğru söylüyorsunuz; bu kadar yıllık çalışmalardan sizin de istifade etmeniz gerekiyor..."

2. Gece 2. Rüya:

İkinci gece Başbakan R. Tayyip Erdoğan’ı rüyamda gördüm. Uzunca bir rüyaydı. Geçmişte Refah Partisi zamanında il yönetiminde birkaç yıl birlikte çalıştığımızdan dolayı, rüyalarda da olsa samimiyetimiz devam ediyor!..

Başbakan’ın ‘Beraber yürüdük bu yollarda…’ diye ifade ettiği gibisinden uzunca bir rüyaydı, yollarda ve caddelerde beraber yürüdük, yürüdük VE gezdik ama detaylarını burada anlatmamı gerektiren bir rüya değildi; geçiyorum...

3. Gece 3. Rüya:

Üçüncü gece gördüğüm rüyada, geniş bir arazide, 15-20 kişiden oluşan bir "HEYET" hâlinde SABAH YÜRÜYÜŞÜ yapıyor, kahvaltı yapmak üzere bir mekâna doğru yürüyor ve konuşuyoruz... Heyette Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan da var. Ben, Başbakan ile ön tarafta el ele yürürken, bir önceki gece gördüğüm rüyayı kendisine anlatıyorum (rüya içinde rüya) ve diyorum ki: “Reis! Önceki gece Abdullah Bey’i rüyamda gördüm. ‘Sizin birikim ve çalışmalarınızdan istifade etmemiz gerekiyor!’ dedi.”

Başbakan da cevaben, "Abdullah Bey doğru söylemiş!" dedi...

Yürümeye devam ettik…

Ben bir ara kıyafet değiştirmek için eve gitmek üzere izin itedim ve kahvaltıya yetişeceğimi söyledim...

Ve uyandım!..

Hayırdır inşaallah…

NOT: Önceki ay, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün davetlisi olarak Balkan ülkeleri (Arnavutluk ve Karadağ) ziyaretlerinde üş gün birlikte olduk...

Önceki hafta sonu, Başbakan R.T. Erdoğan’ın elinden ASKON ödülü aldım ve kısaca bir şey söyledim, not verdim... Bu hafta sonu da bir gelişme olacak...

Vahap Alma
11.03.2010
12:54

Yazdıklarınızdan hiç bir anlam çıkaramadım Hakan Bey. Günümüz CHP’si ile Adil Düzen’i nasıl oluyorda bir çerçevede sundunuz. Bunu da CHP’ye duyduğunuz antipatinin gördüğünüz rüya ile birlikte sempatiye dönüştüğünü ve rüyanıza dayanarak Adil Düzen’e tam destek olacağını söylüyorsunuz.

İnsanların çeşitli rüyalar görebilir ve bu rüyalar saçma da olabilir. Rüyalara göre davranmak çok doğru bir vaziyet değil.

CHP’ye bakıldığında Adil Düzen veya Kur’an adına hiçbir emare yok. Hatta zıtlık var. Tutarsız davranışları, dengesiz muhalefeti ve bu haftaki yazımda da belirttiğim gibi ileri görünüp tutucu saçma davranışlarıyla bu CHP ve Adil Düzen... Pek bağdaşacak gibi görünmüyor...

Süleyman Karagülle
11.03.2010
14:26

Rüyada görülen üçtakım elbise üç seçimde kazanılacak iktidardır. İkisini kazanmıştır.Demek bundansonra da kazanacaktır. Elbisenin gri olması iktidarın ordu ile uyumlu olduğunu veya iktidarın ne iyi ne de kötü olacağına, ayni renkte olmaları üç devrenin de birbirine benzeyeceğini ifade eder Erbakanın Haka’ı kontrolle görevlendirmesi bizim Ak Partiyi uyaracağımızı ifade eder. Daha ilerisi için yeni rüyalar…

Uğur Tanış
11.03.2010
14:54

‘Âdil Düzen’in mi‘mârı Prof. Necme’d-Dîn ERBAKAN 1980’li yıllarda birgün rü´yâsında başlıyor ağlamaya ve Allah’a dönüyor: Yâ Rabbî! Senin yolunda cihêd eden ben yalnız mı kalacağım? Senin düzenini kuramayacak mıyım? Bu Ümmet-i Muhammed’in hâli ne olacak?

Hocam, ümmet için ağlarken birden omuzuna bir el dokunur ve oğlum Necme’d-Dîn der. Erbakan geriye döndüğünde bir de bakar ki nûr yüzüyle Peygamberimiz Hz Muhammed eliyle işâret ederek: İşte sana yardım için hâzırladığımız ordu! Erbakan o tarafa baktığında muhteşem bir ordu görür. Başında ise Allah’ın arslanı (Esedullahi’l-Ğâlib) hz ‘Alî, elinde yalın kılıç. İşte rü´yâ gerçekleşiyor…

(Şevkî Yılmaz, 2 Ekim 1993, Hollanda Amsterdam AMGT konuşması, teyp bantı)

Hakan Kandal
11.03.2010
15:37

3 Takım elbise Erbakan’ın başbakan ve başbakan yardımcısı olarak görev yaptığı 3 hükümete işaret eder.

Uğur Tanış
11.03.2010
15:55

Hz imâm Muhammed Mehdî resûl ERBAKAN (‘as)’ın ‘Arafat çıkışı rü´yâsı:

Hacc’da ‘Arafat’tayız ve biz Türk hâcîlar küçük gruplar hâlinde etrâfa dağılmış bir hâldeyiz. Bu esnâda Erbakan hıtâb ediyor. Erbakan’ın konuşması o kadar etkileyici büyüleyici müdhişdi ki dağınık gruplar hâlindeki hâcîlara baktığımda onların hepsinin yüzlerini hiç umutsuz bir şekilde çaresizlik içinde yere astığını gördüm. Oysa Erbakan onları Cihêd’a da‘vet ediyordu. Ama hâcîların “Bu iş olmaz, her şey´ bitti, hiç bir umut yok, nasıl olacak ki?!” türünden aralarında söylendiklerini duyuyorum. Erbakan Hoca’nın hıtâbetinden anladığım; İnsênlık Têrîhi’nin akışının çok kritik têrîhî önemde bir noktadan geçtiğiydi. Ve bu noktada insênları cihêda-kıyâma da‘vet ediyordu. Hıtâbeti beni o kadar çok etkilemişti ki dayanamayıp ayağa kalktım ve zâten dağınık umutsuz grupları -içlerinden biri IGMG (Islamische Gemeinschaft Millî Görüş / Islamic Community of Millî Görüş / İslâm Toplumu Millî Görüş) Teşkîlâtları irşâd görevlisi olarak- galeyana getirmek için bir nutuk da ben attım. Ve onlara şöyle haykırdım: "Daha ne duruyorsunuz, görmüyor musunuz, anlamıyor musunuz, niçin ‘icâbet etmiyorsunuz?!..."

Uğur Tanış
11.03.2010
18:11

80- "Oğlana gelince, onun ana-babası mü´min kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkâra sürüklemesinden korktuk."

? Çözüm:

Hızır (‘as) : Hz İmâm Muhammed Mehdî Resûl Erbakan (‘as)

Mûsê nebî (‘as) : Müctehid Mûsê Mehdî Nebî Karagülle

Oğlan : Karaoğlan Ecevit

ana : CHP

babası : Atatürk

mü´min kimselerdi: (Ata)türk İlkeleri ve İnkılâbları

ebevâhü mü´mineyni )

Kemâlizm: (Ata(Türk Milleti’nin ((İlke)ler)i)) ve İnkılâbları –> Zemzem (‘Âdil Düzen) (‘Abdulmuttalib’in Zemzem kuyusunu keşfi!)

Rivâyet edildiğine göre onun yerine Allah, bunlara bir kız vermiş ve bu kız bir peygamber annesi olmuş ve o peygamberin eliyle ümmetlerden bir ümmet, hidêyete ermiştir.

http://www.kuranikerim.com/telmalili/kehf.htm

? Çözüm:

bir kız : Deniz Baykal

bir peygamber annesi : Baykal, yerine geçecek velî‘ahd-prensi doğuracak.

o peygamber : Mehdî Erbakan 2015 29 mart "3 sandık 3 seçim birarada" seçimleriyle SP-CHP-ADP Erbakan-Baykal-Karagülle arasında

"Se’âdetHalkÂ" koalisyon hükûmetini kuracak ve 2022 ocak 13 perşembe (cum’a akşamı gecesi) "dünyâ imparatoru" olarak "en büyük şehêdet"iyle yerine Baykal’ın genç velî‘ahd-prensi bi’l-âhere "Müseylemetü’l-kezzâb" "Velîd bin Muğîre" "Kâbîl" "‘Abbêsî halîfesi Mansûr" geçeçek!

ümmetlerden bir ümmet: CHP-sol

hidêyete ermiş : ‘Âdil Düzenci ve Millî Görüşçü olmuş

zkafkas
11.03.2010
18:18

Helal olsun Erbakanı mehdi yaptınız. Daha fazla kötülük etmeyin adama. Şahıslara bu bağımlılık nerden geliyor anlamıyorum. Allah davasını ortaya koyuş bize bildirmiş önemli olan bu dava ,şahısların hiç mi hiç önemi yok. Erbakan yarın ölürse bu dava size göre bitecek anladığım kadarıyla yoksa o ölümsüz mü?

Uğur Tanış
11.03.2010
21:48

"… Mehdî’yi inkâr eden şüphesiz kâfirdir!" (hş)

C Çözüm:

"… Erbakan’ı inkâr eden şüphesiz kâfirdir!"

Mehdî : Hz İmâm Muhammed Mehdî Resûl Erbakan (‘as)

inkâr eden: îmân-bî‘at etmeyen: inanmayan tanımayan kabûl etmeyen -oy vermeyen-

Mehdî’den kasd, Râfızîlerin anladığı gibi Mehdî mefhûmu değil, devrin "imâm"ı anlamında Erbakan’dır. Zâten "devrin imâmını tanımadan ölen kişi; câhiliye ölümüyle ölür" hadîsini Erbakan "kâfir" olarak ölür diye ifâde etmişti.

Kendi kanâ’atımız olarak ithâm olarak değil; hadîsin birebir tâm karşılığı olarak çevirmiş olduk.

"Mehdî’nin çıkışını inkâr eden; Muhammed’e indirileni inkâr etmiştir!…" (hş)

C Çözüm:

"Erbakan’ın çıkışını inkâr eden; Muhammed’e indirileni inkâr etmiştir!…"

Mehdî : Hz İmâm Muhammed Mehdî Resûl Erbakan (‘as)

Mehdî’nin çıkışı : Erbakan’ın yaş-sağlık-oy potansiyeli bağlamındaki özel durumuna işâreten içinde bulunduğumuz süreç haber verilmiş!

Muhammed’e indirilen: “Kur´ân’da 2 Mehdî”. Kur’ân, Muhammed resûl yerine Erbakan konup okunduğunda baştan sona bugünleri ileriye dönük olarak tekrâr tekrâr anlatıyor. "Artık Erbakan’ın işinin bittiğini" vehmedenler (!); Kur’ân’ın anlatıyor olduklarını yarıda kesip artık inanmadıklarını ifâde etmiş oluyorlar!

Âdil Düzen’e göre Îmân’ın 2 rüknü vardır: Hakk olduğuna inanacaksın. Yetmez, mutlaka ve mutlaka başarılı olacağına da inanacaksın!

Vahap Alma
11.03.2010
23:00

Zafer Kaskas’a katılıyorum... Bu ne ya? Adam’a bir vahiy gelmediği kaldı. O’na az buçuk bir saygısı olan adamı da O’ndan nefret ettireceksiniz. Baykal’ı da ne çabuk unuttunuz? İki rüya ile dava adamı yaptınız. Biraz ölçülü atın yaw!

Süleyman Karagülle
12.03.2010
14:31

Uğur Tanış’ın söylediklerini ciddiye almıyor ve cevaplamıyorum.

Vahap Alma
12.03.2010
16:01

Seni yaratan Allah’a kurban olayım Süleyman Hocam... İlim yorgunu ellerin dert görmesin...

Hakan Kandal
12.03.2010
20:00

Uğur Tanış’ın tarihsel döngü yaklaşımlarını ciddiye alıyorum. Çünkü orijinal ve devrimci beyin fırtınası özelliklerine sahip. Bazı noktalarına katılmayabilir ve kendi alternatif düşüncelerinizi öne sürebilirsiniz. Ama ciddiye almıyorum ve cevap vermiyorum şeklindeki bir tavır ilmi bir tavır değil. Süleyman Karagülle ilimde zirvedir ama softalık kokan eğilimleri de dikkatimizden kaçmıyor. Rüyada boşuna iranlı softa din adamları gibi giyinmiyor...

Süleyman Karagülle
12.03.2010
20:05

Seni ciddiye aldığıma şükret.

Lütfi Hocaoğlu
12.03.2010
20:08

[Hz İmâm Muhammed Mehdî Resûl Erbakan (‘as)]

"Muhammed" nereden geldi. Cengiz Bey’in eşitlemesinden mi?

Uğur Tanış
13.03.2010
17:11

İbni Münavi diyor ki:

"Danyal (a.s.)’in kitabında şöyle yazılıdır."

Süfyanlar 3 tanedir, Mehdiler de 3’tür.

1. Süfyan çıkıp adı sanı yayıldığında ona karşı 1. Mehdi,

2. Süfyana karşı 2. Mehdi,

3. Süfyana karşı da Hz. Muhammed Mehdi çıkacak ve

Allah-u Teala daha önce fesada uğrayanları ve iman ehlini onunla kurtaracaktır. Sünnetler onunla ihya edilecek bidat ateşleri de onunla sönecektir. Onun zamanında insanlar aziz olacak ve kendi muhaliflerine galip geleceklerdir. Güzel bir hayat sürülecek, yer ve gök bereketini artıracak, bu durum 7 yıl sürdükten sonra Mehdi vefat edecektir.

(Bu hadis Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman isimli kitabın Süleymaniye Kütüphanesi’nde bulunan el yazılı bir nüshasında mevcuttur.)

http://www.harunyahya.org/imani/ahir_zaman_kitapciklar/hadislerle/mehdi_02.html





Sayı: 39 | Tarih: 7.3.2010
Nihal Bengisu Karaca
Provokasyon sarmış dört bir yanımı...
2107 Okunma
36 Yorum
Hakan Kandal
Yılmaz Özdil
Her şey vatan için!
876 Okunma
Leyla Okta
Mahir Kaynak
Tescilli cahil
780 Okunma
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
Olası referandum oyumu açıklıyorum
773 Okunma
9 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Şevket Eygi
Kimliğim ve medeniyetim
768 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Ermeni oylaması
756 Okunma
Ali Bülent Dilek
Hayrettin Karaman
Kadınlara şiddet
750 Okunma
Hilmi Altın
Toktamış Ateş
Oybirliği...
737 Okunma
1 Yorum
Osman Eskicioğlu
Ebubekir Sifil
Mescid-i Aksa ve Dinler Bahçesi
729 Okunma
7 Yorum
Zafer Kafkas
Dücane Cündioğlu
Sanat ve Devlet
720 Okunma
1 Yorum
Abdülkadir Altınhan
Ruşen Çakır
Bu yasak bitsin artık!
719 Okunma
Tayibet Erzen
Can Ataklı
Eşitlik biri düşünce aklımıza geliyor
701 Okunma
Mesut Karaaytu
Nazlı Ilıcak
CHP ve kara çarşaf
685 Okunma
2 Yorum
Fatma Karuç
Mehmet Altan
Otoriter ve totaliter ruh her yanda
683 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Fehmi Koru
Model ortaklık sınanırken
682 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mehmet Niyazi
Leylak Mevsimi'nin hatırlattıkları
677 Okunma
Abdurrahman Erol
Bekir Berat Özipek
Ahlaksız bir teklifin yıldönümü
669 Okunma
1 Yorum
Bünyamin Demir
Ali Bulaç
CHP Korkusu
614 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Reşat Nuri Erol
Kapitalizmin dini imanı para
596 Okunma
Ilker Ardic
Oktay Ekşi
Demokratlarımız
529 Okunma
Vahap Alma