Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ebubekir Sifil - Milli Gazete Zafer Kafkas
Mescid-i Aksa ve Dinler Bahçesi
588 Okunma, 7 Yorum

MESCİD-İ AKSA VE DİNLER BAHÇESİ

Son zamanlarda ilgi çekici biçimde hız kestiği görülen Dinlerarası Diyalog faaliyetlerinin İslam Dünyası'nın hangi derdine deva olduğu sorusu hiçbir zaman sahici bir cevap bulmadı. Buna mukabil Müslümanlar'ın bilinçaltında yol açtığı tahribatın semerelerini geçen zaman daha net gösterecek.

Cami ile kilise ve havrayı aynı ortam içine almanın, "yok aslında birbirimizden farkımız"ın kabullenilmesini mümkün kılan, ustaca kurgulanmış bir bilinçaltı atraksiyonu işlevi görmediğini kim söyleyebilir?

Böyle dendiğinde "Bizim geçmişimizde cami ile kilise ve havra zaten bir arada yaşamıyor muydu?" karşılığını vererek ikinci bir atraksiyona başvurulur genellikle. Oysa bizim geçmişimizde cami ile kilise ve havranın bir arada bulunabilmesinin, tamamen İslam hakimiyetinin sağladığı bir imkânla mümkün olduğu asla göz ardı edilemez, bir.

Söz konusu imkânın sağladığı hayat tarzı, farklı din ve kültür mensupları arasında bugünkünden çok daha fazla şeyin paylaşımını –hem de "mecburen" değil, "gönüllü katılım"la!– mümkün kıldığı halde, bugün olduğu gibi inançlar arasındaki sınırların flulaştırılması gibi bir duruma asla rastlanmaz, bu da iki…

Diyalog faaliyetleri söz konusu olduğunda gözden kaçırıldığını düşündüğüm çok hayatî bir noktanın yansımalarından birisidir burası. O nokta, Diyalog faaliyetleri zımnında yapılanlardan/söylenenlerden, yani işin "görünen yanı"ndan daha çok, bu faaliyetlerin Müslümanlar'ın bilinçaltında yaptığı yıkıcı etkidir.

Diyalog faaliyetlerinin diğer tarafları için çok fazla önem arz etmeyebilir, ama "mutlak hakikat" ile sahici bir "mensubiyet" ve "temsil" ilişkisi içinde bulunan Müslüman'ın, bilincini oluşturan kodlarla böylesine aymazlıkla oynanmasına müsaade etmesi söz konusu olamaz. Müslüman, Efendimiz (s.a.v)'in ifadesiyle "Allah'ın yeryüzündeki şahidi"dir ve bu konumun en temel özelliği izafiliğe kapalı oluşudur. Dolayısıyla bir müslümanın, "Ben hakikatin tek şahidi değilim" demesi eşyanın tabiatına aykırıdır…

www.filistinetkinlik.com sitesinde bir haber: İsrail, Camp David ve Oslo anlaşmasıyla Mescid-i Aksa ve el-Halil'e 400 metre mesafede kalmayı taahhüt etmişken, şimdi Mescid-i Aksa sınırları içinde bir sinagog inşa etmeye başladı. Bu yıl içinde tamamlanması planlanan sinagog, üstelik de bir camiin sınırlarını tecavüz ediyor…

Diyalog penceresinden bakıldıkta, İsrail'in bu girişimini "Dinler bahçesi" projesinin yeni bir versiyonu, hatta İsrail'in söz konusu projeye "katkısı" olarak okumak –en azından "tutarlılık" adına– mümkün olsa gerek! Eğer böyleyse ya "çevresi mübarek kılınmış" Mescid-i Aksa için yeni bir konum belirlenme, ya da "mübarek kılınmış çevre" içine bir sinagogu da dahil etme zarureti kendini gösterir!.. Neresinden baksanız problem!..

Şu bir gerçek ki, Filistin meselesi hiçbir zaman bizim Diyalogcular için gündeme getirilmeyi hak edecek öneme sahip olmadı! Filistin'in, Mescid-i Aksa'nın, orada akan kanın ve yaşanan vahşetin bizimle hiç ilişkisi yokmuş gibi davranmayı tercih eden dünyanın bir parçası olmak nasıl bir şeydir?!..

 

Yorum:

     Dinlerarası diyalog faaliyetlerinin İslamın diğer din mensupları tarafından daha iyi ve doğru tanınması açısından faydalı yönleri olduğunu düşünmekteyim. Lakin konunun politik birtakım hesaplar için kullanılması veya yahudilik ve hristiyanlığın da Müslümanlar gözünde hak din olarak algılanmasının sağlanması yönünde çalışmalara medar olması hakka batılın karıştırılması , islamın sulandırılması anlamına geleceği aşikardır.

    Herkesin dininin kendine değerli olması ve kendi için üstün olması yada inancını istediği gibi yaşaması , tebliğ etmesi , inancına uygun giyinmesi ,inancına uygun düzen kurmak istemesi olması gereken bir durum olmakla beraber , Müslümanların müsamaha anlayışlarının ve düzen anlayışlarının da gereğidir. Fakat bu bakış açısının dışına çıkıp müsamaha anlayışını saptırmak yani , her biri değişik görüşler ileri süren ve birbirleriyle çelişki içinde bulunan kimselerin hepsini birden tasdik etmek müsamaha değil aksine ikiyüzlülüktür. İnanç noktasından baktığımız zaman da durum , belirli bir akideye iman ettikten sonra sırf gönülleri hoşnut etmek için inancımıza yüzde yüz zıt inanç ve ideoloji sahibi insanlara ,siz de haklısınız  dememiz veyahut belirli bir hayat tarzını kabul ettikten sonra , bizim yaşayışımıza uymayan yollara insanları davet eden kimseleri tasdik etmemiz ,hiçbir şekilde müsamaha ile yorumlanması mümkün olmayan bir nifak alametidir.

       Şöyle ki dinlerden birisi Allah birdir derken ,bir diğeri iki ilah kabul ediyor,üç ilah olduğunu söyleyen dinler var. Bazı dinlere göre ilahlıkta eşit seviyede olan birtakım kuvvetlere inanılır. Hatta ilah tanımayan dinler mevcut.Şimdi bütün bu dinlerin aynı çizgide hak dinler olması mümkün mü? Biri insanı tanrılaştırıyor , diğeri Allahı insan mevkiine indirgiyor. Biri kurtuluşun tek yolu ameldir derken diğeri imandır diyor. Bir diğeri ise hem ameli hem imanı şart koşuyor. Nasıl olur da bu üç dinin üçü de haktır denilebilir?

      Olması gereken inandığı akidesine ,sadakat ve dört elle sarılarak ,inandığı davasına insanları cesaretle davet etmektir. Yalnız, hiç kimseyi kırmadan ,sataşmadan ,başkalarının inaçlarına saldırmadan ve kimsenin ibadetine engel olmadan bu işi yapacak ve kendi dininin doğruluğuna ikna etmeden önce hiç kimseyi bu dine kabule zorlamayacaktır. Lakin Hakk’ın hak olduğunu söylememek ,batıla da batıl olduğunu bildiği halde ‘Hakdır ‘ demek hiçbir şekilde dürüst ve cesur insanın yapacağı bir iş değildir.

     {Yahudiler ve Hristiyanlar ,sen onların dinine uymadıkça katiyen senden hoşnut olmazlar.De ki : Allahın hidayeti gerçek hidayettir.Eğer sana gelen bunca ilimden sonra ,onların hevalarına tabi olursan ,o zaman Allah’a karşı seni koruyacak ne bir dost ne de bir yardımcı bulursun.} (bakara suresi 120)

 

 

 

Zafer Kafkas

Yorumcu 
Yorum 
Hakan Kandal
07.03.2010
20:51

Hıristiyanlık ve Yahudilik hak din değildir demek İsa ve Musa da hak peygamberler değildir demeye eştir. Dinlerin tahrif olması başka o dinin hak din olması başka. Bugün İslamiyet’in kutsal kitabı tahrif edilmemiştir ama yorumu tahrif edilmiştir. Şimdi İslamiyet hak din değil mi? Neredeyse defacto olarak Müslümanlar ehli kitap seviyesine gelmişlerdir. Kitap var ama uygulanmıyor, onun yerine Müslümanlar kapitalizmi uyguluyor. Bu resmen ehli kitap durumu değil midir?

Hıristiyanlığın ve Yahudiliğin kutsal kitapları tahrif edilmiştir ama hak din oluşlarına bir zeval gelmemiştir. Allah tüm insanlığı İslamiyet’in dinine ( ritüeller-ibadet-ahlak) değil düzenine çağırmaktadır. İnsanı cennete götürecek olan mensup olduğu din değil, inancıdır, niyetidir, iyi insan olma çabasıdır.

zkafkas
07.03.2010
21:54

Evet yahudilik ve hristiyanlık hak din değildir. Hak olan islamdır.İsa ve Musa da islamı tebliğ etmişler fakat daha sonradan bu dinler yahudileşmiş ve hristiyanlaşmışdır. Bunlara hak demek yorumda da yazdığım gibi birbiriyle çelişen ve alakası olmayan düşüncelere ,inançlara hak demektir ki bu da bence çelişkidir.

Metnin tahrif edilmesi başka yorumlarla tahrif farklıdır. Elinizde orjinal metin olursa doğru yoruma ulaşmanız gerçekleşebilir. Ama orjinal metin olmadan doğru yoruma da ulaşılmaz.İslamın kutsal kitabının orjinalliğini koruması farklı müslümanların anlayışlarındaki tahrifat başkadır.

Dediğinize kesinlikle katılıyorum şu anda biz müslümanlar ehli kitap durumundayız. Zaten yahudi ve hristiyanlardan bahseden ayetler bizimde onların düştüğü hataya düşmememiz için uyarı anlamı taşıyor. Fakat maalesef aynı hatalara düşüyoruz.

Beni cennete kimin gidip gitmeyeceği ilgilendirmiyor fakat doğru bir inanç sistemine sahip olmadan insanların iyi niyet ve iyi insan olma çabasında hedefe ulaşmasının zor olacağı kanaatindeyim.

Hakan Kandal
08.03.2010
19:37

İsa ve Musa peygamberlerin peygamber olduğunu nereden biliyoruz? Kurandan. Kim bize böyle olduğunu söylüyor? Allah. Peki, İsa ve Musa peygamber için kendilerine mal edilen gerçekle ilgisi olmayan o kadar rivayetten dolayı biz bu peygamberler için hak peygamberler değildir diyor muyuz? Demiyoruz. Niçin demiyoruz. Allah tam tersini dediği için. O zaman Hıristiyanlar ve Yahudiler Allah’ın sözü olan kutsal kitaplarında tahrifat yaptı diye bu iki din batıl din olmak zorunda mı? Eğer batıl din olsalardı, Kuranda , “Yahudiler, yanlarında içinde Allah’ın hükümleri olan Tevrat dururken seni nasıl hakem tayin ediyorlar demezdi.” Maide 43… Başka bir ayette ise “İncil ehli İncil’le hükmetsin” Maide 47. Görüldüğü gibi bizzat Allah her iki dini meşru görmektedir. Aksi takdirde Yahudilere ve Hıristiyanlara bırakın İncil ve Tevratı, onları fesh ettim, Kurana gelin derdi.

zkafkas
08.03.2010
21:08

Dinlerini tahrif ettiklerini nerden öğreniyoruz Kurandan. İsa ve Musa hakkında Kuranda bir rivayet var mı peygamberliklerine halel getirecek?Allah Kuranla doğru inancın nasıl olacağını bize bildirmiştir. Bu aslında tahrif ettiğiniz inancınızı bırakın doğru inanca gelin demektir. Bundan daha açık bie ifade olabilir mi?Yoksa Allah kendisine şirk koşulmasını mı istiyor?

zkafkas
09.03.2010
08:53

Hz Ademden beri bütün peygamberler İslamla gelmişlerdir. Daha sonra ümmetleri İslamı Yahudiliğe, hristiyanlığa vs.çevirmişlerdir. İnanç olarak hatalılar bunu hermüslümanın kabul etmesi lazım çünkü ben islam inancını kabul etmişim ve bana göre bu doğrudur,başka inançlara doğru demem kendimin çelişkisi olur. O yüzden onların dini bana göre hak din değildir çünkü islam inancından uzaklaşmışlardır. Fakat ben bunlara kafir demiyorum. İnançlarında samimiler ise insanlığın ortak değerleri çerçevesinde hareket ediyorlarsa,müslümandan daha değerlidirler nezdimde. bahsettiğiniz ayetlerde işte bu samimiyetin eksikliği ortaya çıkıyor. Diyorlar ki sen yalancı peygambersin getirdiğin din senin uydurman,sonra da peygamberimizin hakemliğine başvuruyorlar. Burda aslında samimiyetle kendi dinlerinin hükümlerini uygulasalar sorun olmayacak ama samimiyetsizlikleri , menfaatleri yüzünden dinlerini,inançlarını satmaları onların yanlışlıkları ve küfürleri oluyor.Yoksa yanlış inancınızda devam edin anlamında değildir bu. Burada müslümanlara mesaj olarak bakın sizde aynı hataya düşmeyin deniyor. Size katılıyorum şu an Kuranın Ehli Kitapla ilgili ayetlerini sık okumamız lazım çünkü müslümanlar Ehli Kitaplaşmıştır.

Hakan Kandal
09.03.2010
14:26

Sonuç olarak; Hıristiyanlık ve Yahudilik kutsal kitapları tahrif edilmiş hak dinlerdir.

zkafkas
09.03.2010
14:49

Size göre öyle doğru. Ama bana göre bir tane hak din var bütün peygamberlerin tebliğ ettiği din olan islam, sonuç olarak.



YorumYap

Sayı: 39 | Tarih: 7.3.2010
Nihal Bengisu Karaca
Provokasyon sarmış dört bir yanımı...
1784 Okunma
36 Yorum
Hakan Kandal
Yılmaz Özdil
Her şey vatan için!
717 Okunma
Leyla Okta
Mahir Kaynak
Tescilli cahil
643 Okunma
Süleyman Karagülle
Zülfü Livaneli
Ermeni oylaması
620 Okunma
Ali Bülent Dilek
Hayrettin Karaman
Kadınlara şiddet
611 Okunma
Hilmi Altın
Mehmet Şevket Eygi
Kimliğim ve medeniyetim
610 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ebubekir Sifil
Mescid-i Aksa ve Dinler Bahçesi
588 Okunma
7 Yorum
Zafer Kafkas
Toktamış Ateş
Oybirliği...
586 Okunma
1 Yorum
Osman Eskicioğlu
Ahmet Hakan
Olası referandum oyumu açıklıyorum
576 Okunma
9 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Bu yasak bitsin artık!
562 Okunma
Tayibet Erzen
Dücane Cündioğlu
Sanat ve Devlet
561 Okunma
1 Yorum
Abdülkadir Altınhan
Can Ataklı
Eşitlik biri düşünce aklımıza geliyor
559 Okunma
Mesut Karaaytu
Mehmet Altan
Otoriter ve totaliter ruh her yanda
537 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Fehmi Koru
Model ortaklık sınanırken
536 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mehmet Niyazi
Leylak Mevsimi'nin hatırlattıkları
530 Okunma
Abdurrahman Erol
Bekir Berat Özipek
Ahlaksız bir teklifin yıldönümü
522 Okunma
1 Yorum
Bünyamin Demir
Nazlı Ilıcak
CHP ve kara çarşaf
512 Okunma
2 Yorum
Fatma Karuç
Ali Bulaç
CHP Korkusu
477 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Reşat Nuri Erol
Kapitalizmin dini imanı para
456 Okunma
Ilker Ardic
Oktay Ekşi
Demokratlarımız
385 Okunma
Vahap Alma