Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Operasyon boyutu
776 Okunma, 3 Yorum

Yaşadığımız süreçte olayların hukuki boyutu tartışılıyor. Sanki sıradan bir hukuk sorunu ile karşı karşıyaymışız gibi bir intiba yaratılıyor. Oysa Balyoz eylem planı tartışmalarının başından beri operasyonel bir boyutu olduğunu düşünüyorum ve neyin amaçlandığını çözmeye çalışıyorum.

Planla ilgili belgeler devlet kurumlarından biri tarafından ortaya çıkarılmadı. Bilinmeyen bir odak elindeki belgeleri önce medyaya verdi ve hukuki süreç bu yayınlar üzerine başlatıldı. Darbe teşebbüsünü ihbar eden odak bunu önce savcıya verebilirdi. Oysa konunun kamuoyunda herhangi bir süzgeçten geçirilmeden tartışılmasının istendiği anlaşılıyor. Yani hukuksuz bir eylemin önlenmesi kadar kamuoyunun yönlendirilmesi de amaçlanıyor..

Şüphesiz olayın doğruluğu ya da yanlışlığına yargı karar verecektir. Ancak akla uygun olmayan yanları bulunduğu da göz ardı edilemez.

Şu sırada herhangi bir darbe ihtimali yokken ve hem iç hem dış şartlar bir darbeyi düşündürmezken eski bir dosyanın ortaya çıkarılması ve darbe tartışmaları yapılmasının amacı nedir? İlk bakışta Silahlı Kuvvetleri hedef aldığı düşünülen bu operasyonun gerçekte siyasi bir takım hesaplarla yapıldığını düşünüyorum ve başından beri bu operasyonu çözmeye çalışıyorum.

Darbe hazırlığının, belgelere göre, komuta kadrosunun neredeyse tamamını kapsadığı görülüyor. Zamanın Genelkurmay başkanının kadroda olmaması başarısızlığı izah etmeye yetmez. O da bir hedef sayılabilirdi. Bu kadar geniş bir kadronun uzlaştığı bir eylemin başarısızlığı açıklanamaz.

İleri sürülen iddialara karşı, yargı karşısındaki savunmalar dışında, cevap verilmiyor. Ancak Genelkurmay Başkanı ellerinde birçok bilgiler olduğunu ve gerekirse açıklayacağını söylüyor. Olayın şöyle gelişeceğini sanıyorum: Eğer eldeki delillerin bir kısmının bile doğru olmadığı, bir kurgunun ürünü olduğu ispatlanırsa Ordu iftiraya maruz kalmış olacak ve mağdur konumuna gelecektir. Bunun amacı şimdiye kadar mağdur olduğu için halk desteği alan iktidarın bu kozunu elinden almak ve mağdur konumunda olmasını engellemektir.

Siyasi iktidarla yargı arasında gereksiz bir tartışma yaratılmıştır. Bu yargının üst düzeyine bulunanları iktidarın karşısına itmiştir. Böylece Silahlı Kuvvetlerle Yargı iktidar karşıtı cephede yer almıştır.

Durum şöyle özetlenebilir: İktidardan ordu karşıtı olanlara yönelik tavır alması istenecek ve bu karşıtlığın kasıtlı olduğunu ispatlayan deliller sunulacaktır. Bu yeni bir yapılanma talebine dönüşebilir. Çünkü iktidarı desteklemiş olan bazı güçlere karşı tavır alınması istenecektir. Bu talep kabul edilmezse yargının devreye girmesi söz konusu olabilir.

İlk bakışta orduya yönelik olduğu düşünülen operasyonun gerçek hedefinin iktidar olduğunu düşünüyorum. Artık mağdur rolü oynayamayacaktır. Yargının kutsallığı iktidar cephesi tarafından savunulduğu için olumsuz kararlarına karşı çıkmak anlamlı olmayacaktır. Her yer ve herkes soruşturulabildiği için yeni soruşturmaların nereye yöneleceği bilinemez

 

Yorum:

Tarih boyunca insanlık denemelerle peygamberlerden ve filozoflardan aldıkları bilgilerle bugün ki uygarlık seviyesine ulaşmışlardır. Bazı konular vardır ki insanlar onları uygulamakta ittifak halindedir. Hiç bir topluluk kendisini o uygulamalardan uzak tutamaz. Mesela bu gün Türk ordusunun bütçedeki payı üçte birdir. Eğer gereksizdir deyip orduyu dağıtsak dış borçlarımızı iki üç senede tasfiye etmiş oluruz. Ama hiçbirimizin aklından böyle bir öneri geçmiyor. Dünyada da ordusuz devlet yok gibidir.

Savaş ve tehlikesi devletleri oluşturuyor. Ve tüm beşeri faaliyetin beşte biri savaş için harcanıyor. Savaşın manası hukukun tatilidir. Yani mahkemelerde elde edilemeyen hakların savaş alanında elde edilmesidir. Bunlar biz istesekte istemesekte uymak zorunda olduğumuz kurallardır.

Hukuk üstün güce dayanır. Mahkemelerin verdiği kararlara uymayan olursa üstün güç onu zorla uyar hale getirir. Devletler üstü bir güç yoktur. Uluslar arası ilişkilerde

Yargının verdiği kararların güvencesi savaştır.

Ülke içinde hukuk düzenini koruyan silahlı kuvvetlerdir. Silahlı kuvvetlere karşı kullanılacak üstün güç yoktur. Dolayısıyla silahlı güç adil yargının kararlarını dinlerse o devlet güçlü olur, dinlemezse devlet çöker başka bir güvencesi yoktur. Bu gün yargı askerleri muhakeme edebiliyorsa Genel Kurmay Başkanı Başbuğun ona izin vermesi ve diğer komutanların da bu izne ses çıkarmamasındandır.

Bu durum sonuna kadar devam edemez. Genel Kurmay Başkanı sonuna kadar bu izne müsaade edemez. Yargının suçluları muhakeme edememesi de sonuna kadar süremez. Demek ki bu gün ordu, yargı ve siyasi iktidar çıkmazdadır. Çözüm Adil Düzendedir.

Devlet başkanı asker olmalı, ordu komutanlarını o atayabilmeli ve yerinden alabilmelidir. Parlamento ve Hükümet yasama dışında orduya karışmamalıdır. Orduların bütçeleri anayasal olup siyasiler müdahale etmemelidir. Orduların askerleri bulundukları bölgenin dışında oluşmalıdır. Halk istediği orduda askerlik yapabilmelidir.

Yargı orduların içlerine karışmamalıdır. Her ordu kendi disiplini kendisi sağlamalıdır. Ordu da sivillerin işlerine asla karıştırılmamalıdır. Denge sivil asker arasında değil ordular arası sağlanmalıdır. Yani kuvvet kuvvetle dengelenmelidir.

 

Operasyon boyutu 27 Şubat 2010 Cumartesi

Ergenekon hukuki bir sorun değildir. Bir operasyon sorunudur. Belgeler sorumsuzlar tarafından savcılara değil de basına veriliyor. Gaye hukukun gerçekleşmesi değil olayların siyasi istismarı içindir. Akla uymayan yönleri var. Darbe ihtimali yokken eski bir dosya devreye sokuluyor. Orduyu yıpratma amacının yanında siyasi gaye de vardır. Tüm komuta kademesi katıldığı darbe harekâtı bir tek Genel Kurmay Başkanının katılmaması ile önlenemez. İddiaların çoğu asılsızdır. Ordu bunu kanıtlarsa Ak Parti gibi halktan mağduriyet desteğini alacaktır. Yargının üst kademesi iktidar karşısında birleşmiştir ordunun üst kademesi de iktidarın karsısında yer almıştır. İktidar orduya karşı olacak, ordu iktidarı tutanları sindirecek sindirmezse yargı devreye girecektir. Yargı iktidar üzerine yürüyecek iktidar yargıya ses çıkaramayacak, şimdi yargıyı tutan iktidar yargıya karşı olamayacaktır.

Özet Yorum:

Hukuk ancak üstün bir kuvvetin güvence altına almasıyla hukuk olur. Güçler birbirine eşitse artık hukuk bir işe yaramaz. Bu takdirde uluslar arası sorun savaşla, ülke için de güçler arası sorun ancak sıkıyönetim ile çözülür. Ergenekon ve Balyoz hazırlıkları Ak Partiye karşı sermayenin tertibidir. Bugünkü krizler de sermayenin ayni amaçla kullanmasıdır. Hareketin deşifre edilmesi için komuta kademesi önce darbecilerin yanında olmuş sonra da Genel Kurmay Başkanının komutasında darbeyi önlemişlerdir. Ordu şimdiden halkın desteğini almıştır. Güneş çuvala sığmıyor. Ordu iktidar karşısında değildir. Ak Parti onun iktidarıdır. Ak Parti çocukça beyanları ile kendi kuyusunu kazmaktadır. Mahir Bey’i okumuyorlar, bizi okumuyorlar, biz bunları Adil Düzen çalışanlarına katkımız olsun diye yazıyoruz.

 

Demokratik açılım 23 Şubat 2010 Salı

Eskiden “ Devletin sınırları ve siyasi yapısı değişemez. Dışarıdaki Kürtler de soydaşımızdır. Türkiye Cumhuriyeti Kürtlerin de yegâne devletidir” demiştim.

Kürtlerin sorunu yoktur, çıkarcı yöneticilerin sorunu vardır. Devlet yönetimi de halkı karşısına alarak çıkarcıları destekliyor. Sorun dış kaynaklıdır. Muhatap olarak temsilcilerin değil halkın alınması gerekir. Prof. Volkan’ın önerisi de budur.

Özet Yorum:

Devlet yalnız Türkiye’dekilerin devletidir. Soydaşlık devletin değil halkların arasındaki bağdır. Türkiye bağımsız yüze yakın ile her il bağımsız bucağa ayrılmadıkça ve Türkiye’de yaşayan halkların kendilerine uygun ilmi dini mesleki ve siyasi sosyal grupları oluşturmasına imkân sağlamadıkça devlet halkı muhatap alamaz ve çıkarcıların oyuncağı haline gelir. Ne olması gerektiğini söylemek kolaydır. Nasıl yapılacağı sorunu teknik sorundur. Ancak bilgi ile çözülür. Adil Düzene kulaklarını tıkayanlar cahil kalmaya mahkûmdur.

 

Nasıl bitecek? 21 Şubat 2010 Pazar

Dünyadaki belirsizlik belirleniyor. ABD Çin’in karşısına Hindistan’ı koyuyor. ABD faizi yükseltiyor. Euroda dengesizlik olabilir. Türkiye, ABD ve Rusya ekseninde oluşmaktadır.

Erzincan ve Erzurum savcıları olayı orduya karşı planın bir parçası olabilir. Sonucu oynayanların ustalıkları belirler. Yargı krizi büyümeden önlenebilirdi sonucu dış destek belirleyecek.

Özet Yorum:

Bize göre sermaye Çin’i ve Hindistan’ı birleştirecek AB ile ABD ve Rusya karşı bloğu oluşturacak. Dengeyi böyle kuracak. Faizi yükseltmek geçici yarar sağlayabilir. Ama bu ilerde enflasyona sebep olabilir, dengeyi büsbütün bozar. Türkiye tarafsız ve yeni uygarlığın merkezi olacaktır. Ergenekon ve balyoz krizleri Türk ordusunu yıpratıp ülkeyi çökertme çabalarının bir parçasıdır. Sonuç ordunun ve Adil Düzenin galibiyeti ile bitecektir.

 

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu 
Yorum 
ozer atac
02.03.2010
11:51

Devleti ordu kurar; devletin başkanı ordu komutanıdır ama ordudan seçilmelidir, savaşsız dünya mümkün değildir; makmeleri zorlayacak güç ordudur; orduyu zorlaycak güç yoktur; ordu mahkemelere uyarsa iyi niyetindendir/lütuf etmiştir; ordu kendi yargısını kendi disiplinini kendi kuracaktır; ordu dışı yargı orduya karışamayacaktır....vedaha neler.Neden: EE savaşsız dünya olamaz, o halde savaşacak ordular gerekir; onların hakkları peşin ve katmerlidir; karışırmayın, dağıtmayın çünkü bitersiniz devletsiz kalırsınız...Ya hu bu düzenin neresi adil düzen?!? Bu düzen açıça, GÜÇ PERES DÜZEN dir; hak ile ilgisi yoktur; güç: hak anlayışı şeytani bir yanılsamadır.

Hak kın yalınlığı silahsızlığı size silah ihtiyacı gerektiriyorsa;bu hak’a olan/hak’ın dogal(barutsuz) yaptırıcılığına inançsızlığınızdır!!! ozr atc

Süleyman Karagülle
02.03.2010
17:30

Devleti yalnız güç yaşatır. Bu değişmez kanundur. Ama bazı devletler hakkın emrinde olur. Onlara İslam devleti diyoruz. Bazı devletler ise hakkı kendi emrine alır. Ona da kuvvet devletleri diyoruz. 40 senedir söylediğimiz bu kadar basit şeyi bir türlü anlamamışsınız. Biraz gayret edin de anladıktan sonra yazın.

faani
03.03.2010
00:17

güç, devlet fonksoyinunda bağımsız değişken olarak zaten mevcuttur. ancak sadece insanın iç dünyasına hitap eden bir düzen gücü önemsemez. oysa toplum hayatı iyi niyet ve inançla yaşanmaz. ilk kan kardeşler arasında döküldüğüne göre hukuk gerekir. ve hukuk da kimse kusura bakmasın güce yaslanmak zorundadır. bir yaratıcıya inanınca dünya hayatı düzene kavuşmaz. kurt ile kuzuyu yaratan aynı yaratıcı ve biri kovalarken diğeri beklemez o da koşar. kovalayan da bunu keyif olsun diye yapmaz, doyurulması ve korunması gereken yavular vardır yuvada. bilmem korkudan emin kılmak ve açlıktan doyurmak ifadesi bir şey anlatıyor mu?



YorumYap

Sayı: 38 | Tarih: 28.2.2010
Ebubekir Sifil
Kandil Uydurmacası
7968 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Hayrettin Karaman
Kutlu Doğum
1319 Okunma
20 Yorum
Hilmi Altın
Reşat Nuri Erol
'Kusura bakma IMFFAİZciğim'
974 Okunma
Ilker Ardic
Dücane Cündioğlu
Kendiniz olmasaydınız ne olurdunuz?
902 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Ahmet Hakan
Türk Ordusu'na çağrı
888 Okunma
5 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Can Ataklı
Paşa’ya eteklik giydirenler şimdi demokrasi kahram
886 Okunma
Mesut Karaaytu
Ahmet Altan
Röntgen
882 Okunma
1 Yorum
Özer Ataç
Bekir Berat Özipek
KCK Operasyonları neyin önünü açtı?
877 Okunma
Bünyamin Demir
Nihal Bengisu Karaca
Rövanşizmin panzehiri başörtüsü yasaklarını kaldır
876 Okunma
Hakan Kandal
Ümit Zileli
Hüsnü Mahalli - İç ve dış politika
874 Okunma
Osman Köse
Mehmet Şevket Eygi
Ilımlı İslâm, Ilımlı Müslüman...
847 Okunma
4 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ali Bulaç
Anayasa ve Kodları
837 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Fikret Bila
İnsani boyut aşılırsa iş değişir
829 Okunma
Harun Özdemir
Mehmet Altan
Sıra 27 Nisan Muhtırasına mı Geliyor
825 Okunma
3 Yorum
Mehmet Hikmetumut
Ruşen Çakır
Düne bakmaktan yarını unuttuk
810 Okunma
Tayibet Erzen
Nazlı Ilıcak
Mevlana'dan
795 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Zülfü Livaneli
İki Türkiye Cumhuriyeti
784 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Niyazi
Sanat ve insanî özellikler
778 Okunma
Abdurrahman Erol
Mahir Kaynak
Operasyon boyutu
776 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Toktamış Ateş
Yeni üniversiteler
752 Okunma
Osman Eskicioğlu
Fehmi Koru
Çakallar bizden değildir!
737 Okunma
Ahmet Kirtekin