Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mehmet Şevket Eygi - Milli Gazete Emine Hocaoğlu
Ilımlı İslâm, Ilımlı Müslüman...
829 Okunma, 4 Yorum

26 ŞUBAT 2010

Ilımlı İslâm diyorlar, tarifini yapmıyorlar. Sanırım  onların ılımlı İslâm'dan anladıkları şu: Gerçek İslâm'da din ve dünya ayrı değildir. Onlar Batı'da olduğu gibi dünyadan (ve arada siyasetten) elini eteğini çekmiş, seküler eksik bir İslâm istiyorlar.

Batı medeniyetini kabul etmiş, kendi medeniyetinden kopmuş bir İslâm istiyorlar.

İslâm'ın kendi değerlerine ters düşen, onlarla uyuşmayan değerlerinden vaz geçmesini istiyorlar.

Avrupa'da Hıristiyanlık din olarak hemen hemen çökmüştür, ism ve resmden ibaret kalmıştır. ABD'de bin çeşit kilise (mezhep, tarikat) vardır. Bunların Hıristiyanlığı bir tür hümanizma, ideoloji haline gelmiştir. Onlar Müslümanların da, kendilerini taklid ederek İslâm'ı bu şekilde ılımlı hale getirmelerini istiyorlar.

Emperyalist kolonyalist Batılılar Müslümanları ikiye ayırırlardı:İyi Müslümanlar, kötü Müslümanlar.

Onların "İyi Müslümanları" sömürge idaresini kabul eder, Batılılaşır, cihad ruhunu terk eder, kendi halkına sözde medeniyet getiren sömürge idaresini bir nimet olarak görür, işbirliği yapar, itaat eder, onları üzmez, başlarını ağrıtmaz, önlerine atılan kemikleri yalar.

Kötü Müslümanlar:İslâm'a sâdık ve bağlı kalır... Sömürge idaresini kabul etmez... Eline fırsat ve imkân geçince isyan eder...Kur'ân'a, Sünnete, Şeriata, İslâm medeniyetine ihanet etmez...

Artık çağımızda eski klasik sömürge kalmadı...İslâm dünyasında postmodern bir sömürge tipi vardır:Siyonistlerle, Haçlılarla, emperyalistlerle dost ve müttefik bir rejim... Halkı sekülerleştirerek İslâm'dan uzaklaştıran bir düzen...

Batılıların, Haçlıların, Siyonistlerin, Ateistlerin özledikleri ılımlı İslâm ile gerçek İslâm arasında ne gibi farklar vardır:

1. Gerçek İslâm'da din ve dünya işleri ayırımı yoktur.

2. Gerçek İslam'ın kendi medeniyeti vardır. Bu medeniyeti bırakıp başka bir medeniyeti kabul etmeyi doğru ve uygun bulmaz.

3. Gerçek İslâm'ın temel hükümleri vardır (Zaruriyat-ı diniye, muhkemat). Bunlar terk edilemez, bunlardan tâviz verilemez.

4. Gerçek İslâm Kur'ân'a, Sünnete, icmâ-i ümmete dayanır.

5. Gerçek İslâm'da dini, icazetli ulemâ ve fukaha öğretir ve anlatır. Müslüman veya gayr-i müslim oryantalistlerin bu sahada hakları otoriteleri, salahiyetleri yoktur.

İslâm'ın zaten kendisi ılımlıdır. Kur'ân, Müslümanları vasat (ortada) bir ümmet olarak bildirir.

Kendime hiçbir fazilet payı çıkartmaksızın, ılımlı bir Müslüman olduğumu söyleyebilirim.

Edille-i erbaayı (Kur'ân, Sünnet, icmâ-i ümmet, kıyas-ı fukaha) kabul ederim.

Başta Kur'ân-ı Kerîm olmak üzere bu edille-i erbaadan çıkartılmış hükümlerin mecmuu olan şeriatı kutsal kabul eder ve elimden geldiği kadar ona uymaya çalışırım.

Dosdoğru kılamasam da beş vakit namazı kılarım.

Allah'ın inzal ettiği ahkamdan başkasıyla hükm edenlerin zalim ve fasık olduğunu bilirim.

Adalet, nasafet, mürüvvet, fütüvvet gibi islâmî değerleri kabul ederim.

Resul-i Kibriya aleyhissalatü vesselam Efendimizin insanlık için en güzel örnek ve model olduğunu kabul ederim.

Dünyanın büyük bir sofra olduğunu, bu sofradaki yiyeceklerin (nimetlerin) bütün insanlara yetmesi, herkesin doyması için kanaatle yenilmesini, israf ve tebzirden uzak durulmasını isterim.

Faydalı ve lüzumlu ilimlerin, fenlerin, hüner, marifet ve hırfetlerin öğrenilmesini, teşvik edilmesinden; zararlı, şeytanî, felâkete ve helâke sebep olanların öğrenilmemesinden, teşvik edilmemesinden yanayım...

Müslümanların, Hıristiyanların ve Yahudilerin kötü adetlerini, örflerini, hayat tarzlarını, zihniyet ve kültürlerini maymunca taklit etmelerine karşıyım.

Başka medeniyetlerde faydalı dünya ilimleri varsa bunların öğrenilmesine karşı çıkmam.

Faydalı zararlı karışık şekilde alınmasına ve öğrenilmesine muhalifim.

Tesettüre taraftarım.

Dünyada genel bir barış ve huzurun ancak İslâm ile olacağını çok iyi biliyorum.

İslâm ilâhî bir dindir, binaenaleyh kesinlikle onda reform, yenilik, değişiklik, ılımlılaştırma, hafifletme yapılamaz diyorum.

Cumhur-i ulemâ tarafından verilmiş fetva ve ruhsatlara uyulabileceğini kabul ediyorum.

Ilımlı, orta, sıradan bir Müslüman olarak ifrata da tefrite de karşıyım.

Uzatmayayım... Ilımlı bir Müslümanım... Yukarıda arz ettiğim ölçü ve kıstaslar ılımlılığın sınırıdır.

Siyonistlerin, Haçlıların, Ateistlerin, Zındıkların, Mülhidlerin, yoldan çıkıp sapmışların, dinini dünya için satmışların, münafıkların istediği gibi ılımlı bir Müslüman olmaktan Allah'a sığınırım.

Yazının devamı için tıklayınız.

Yorum:

Yazarın söylediğine bende katılıyorum. Çevremde gördüğüm kadarıyla insanların çoğu İslam dini deyince dünya ve ahiret olarak ayırıyorlar. Öyle ikna edici sözler söylüyorlar ki hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalışmalıyız diyorlar. Evet, bu söz doğru fakat dünya ve ahireti ayırmış oluyor. Bunu duyanlar için dünya ve ahiret ayrı şeyler olduğunu anlamış oluyoruz. Dünya için çalışma, yeme içme vs. şeyler anlaşılıyor. Ahiret için çalışma ise sadece namaz, oruç, zekât hac gibi Kuranda geçen bazı emirleri içine almış oluyor. Böylece aza indirgemiş olup sadece bunları yapanların cennete gideceklerini söyleyebiliyorlar. Hâlbuki Kuranı okuduğumuzda dünya hayatını düzenleyen, dünyada nasıl barışçı, huzur, refah, mutlu olarak yaşacağımızı yol gösteren rehber olduğunu anlıyoruz. Bu saydıklarımı yerine getirmek için uğraşanlar için cennetin olduğunu anlıyoruz. O zaman İslam dünya ve din diye ayrı değil beraber düşünülmelidir. İslam barışa girmek demektir. O halde İslam dininden anlaşılan dünyada barış içinde yaşamak olmalıdır.

Yazarın dediği gibi “Gerçek İslâm'da din ve dünya işleri ayırımı yoktur, kendi medeniyeti vardır, temel hükümleri vardır ve Kuran sünnet, icma ümmetine dayanır. Bunlara bende katılıyorum fakat beşinci maddesi olan ve birçok yazısında devamlı tekrarlayan icazetli ulemaya kim icazet veriyor. Burasını doğru görmüyorum. Bana göre gerçek icazetli olan yerine, pozitif ilimler ışığında doğru söyleyen herkes icazetlidir diyorum.

Ayrıca yine yazarın dediklerinden ben ılımlı Müslüman taviz veren Müslüman olarak nitelendirdiğini anlıyorum. Aslında Allah’a inanan ve yararlı işler işleyen herkesin cennete gideceğini söyleyen Kuran’a göre bu insanları bizler Müslüman olarak anlıyoruz. Yazarın söylediği kötü Müslüman ise yine Kuran’dan anlaşılan mümin insanlar olduğunu anlıyoruz.

Ayrıca yazar yazısının başında ılımlı Müslüman olduğunu söylüyor sonrada ılımlı Müslüman olmaktan Allah’a sığındığını belirtiyor. Çelişki var. Anlamadım.

 

Emine Hocaoğlu

Yorumcu 
Yorum 
zkafkas
28.02.2010
15:06

Allaha inanan ve yararlı işler işleyen herkesin cennete gireceğini söyleyen Kuran Allaha imanın nasıl olması gerektiğini ve nelerin yararlı işler olduğunu da bize bildirmiştir. Yoksa hristiyanlarda Allaha inanıyor fakat ortağı olan Allaha inanıyorlar , yararlı işlerde kişiden kişiye değişebileceği için önemli olan Allahın bize emrettiği yararlı işleri yerine getirmek. Tek başına Allahın varlığına yada Ortakları bulunan bir Allaha inanmanın ve Allahın belirlemediği kişilerin,ideolojilerin belirlediği yararlı işleri yapmanın cennete vesile olacağını düşünmüyorum. Aksine bunun şirk olacağı düşünüyorum.

Emine Hocaoğlu
28.02.2010
16:29

Allahın varlığını kabul ediyoruz. Gerçek Allah’ı Allah’tan başkası bilemez. Gerçek zatını kavramak imkânsızdır. Ameli Salih ise içtihata bağlıdır. Herkes yaptığı işlerin yararlı olduğunu düşünüyorsa ve inanıyorsa bana göre o ameli Salih yapmıştır. Herkesin içtihatlarına göre amel-i Salihleri değişik olur. Bizi, birleştiren ameli salihtir. Birleştiren ameli Salih ise icmalarla sabit olur. Bizim topluluğun icmaları bizi bağlar. Bu her toplulukta farklı olabilir.

Ayrıca bakara süresindeki 62.ayetten yola çıkaraktan Allah’a ve ahret gününe inanan ve Salih amel işleyenler için hüzün olmayacağını bildirdiğine göre bana göre bunu yapan insanlarda cennete gideceklerdir.

zkafkas
28.02.2010
17:31

Allaha nasıl inanmamız gerektiğinden bahsediyorum , zatını bilmemizden değil. Allaha inanmak onun varlığına ve birliğine inanmak değildir ki ondan gelen herşeye inanmak ve o gelenlerin insanlık için en hayırlı düsturlar olduğunu kabul etmektir. Bakara suresinin başında Süleyman Karagülle hocamın tefsirinde günümüzde kime sorsanız Allaha inandığını söyler diyor fakat gelin şeriatını uygulayalım derseniz yanaşmazlar diyor. O zaman Allaha iman gerçekleşmemiş oluyor.

Zaten Mekke döneminde de Allaha iman vardı yemin ederken Allahın adıyla yemin edeler , kabeyi tavaf ederken Allaha yönelirlerdi, rızık verici olarak Allahı görürlerdi ,yeri göğü yaratan hakeza yine Allahtır diyorlardı ama Rabb olarak Allahı kabul etmemeleri ve aracılar kullanmaları onları müşrik yapıyordu. Kuran bunu açık şekilde bize bildiriyor. Gelelim şeytanın durumuna o da hepimizden daha fazla Allahın varlığını biliyor fakat neyin doğru neyin yanlış olduğuna kendisi karar verdiği için kafir durumuna düşüyor.

Hristiyanlar için Kuranda açık ayetler var kafir oldukları hususunda inanç olarak saptıkları konusunda, Allaha üçün üçüdür diyenler, İsa Allahın oğludur diyenler kafirlerdir ayetleri delillerimiz oluyor burda. Her gayri Müslim kafirdir demiyorum ama ayetlerle kafirliği sabit olanlara da kafirdir demek Kurana inanmamın gereğidir. Bakara 62.ayet üzerinde ihtilaf vardır yorumlar değişmektedir. Yukarıda yazdığım Allaha iman bakışı çerçevesinden ayete baktığımda ister Yahudi ister hristiyan ister Müslüman olsun fark etmiyor doğru bir Allah ve ahiret inacının olması gerekiyor. Yoksa bir dinin veya ırkın ayrıcalığı yok cennet için. Eğer ki bir Müslüman kalkıp kendi içtihadıyla zinanın Salih amel olduğuna kanaat getirmişse bunun müslümanım demesi veya Allaha inanıyorum demesi bir anlam taşımamaktadır. Yada hristiyanın zinanın kötülüğünü kabul edip teslise iman etmeside aynıdır. Ben bu ayetten bunu anlıyorum.

Sizin anlayışınızda dine gerek kalmaz , bütün sapkın dinler hak kabul edilir , herkes nefsinin kulu olur.

Bir gün bir programda bir bayan Allah benim saçıma , başıma örtmeme neden karışsın diye konuşuyor Allahı böyle basit ve aşağı şeylerle uğraşacak kadar alçaltmayın diyor ve o yüzden başörtüsünün saçmalık olduğunu iddia ediyor. Yani Allahı göklere ,inzivaya gönderiyor. Bu da Allah inancı işte ve bunun Mekke dönemindeki şirkten ne farkı var bence yok. Kuranda verilen örnekler boşuna mı peki bu yanlış anlayışları ortadan kaldırıp doğru inanca ulaştırmak değil mi? Peygamberimizin müşriklerle mücadelesi boşunaydı o zaman sizin anlayışınıza göre. Allah hepimizi şirkten korusun.

Emine Hocaoğlu
28.02.2010
18:46

Eğer herhangi bir kişi Hıristiyan ve Allah’ın üçün üçüne inanan samimi bir kişiyse ve ayrıca bunun yanlış olduğuna dair bir delil gelmemişse veya delil ona hitap etmiyorsa Salih amel işliyorsa size göre o şimdi cehenneme mi gitmiş olur. Bana göre buna samimi ise o kişi cennete gitmiş olur.

Ben burada Salih ameli zina olarak hiç düşünmemiştim. Ama Salih amel için Zina İslamiyet’te ve bütün mezheplerde haramdır. Yalnız İslamiyet’te değil bütün dinlerde ve felsefe de gayri meşrudur. Sadece Marx meşrulaştırmıştır. Ancak Marx’tan sonra gelişmiş olan müspet ilimler biyoloji, psikoloji ve sosyal ilimler zinanın yalnız insan tabiatına değil canlılığa da uymadığı ortaya çıkmıştır. Bunlara muhalefet günahtır. Bu ameli Salih değildir. Bizim düşüncemize uymadığı için değil bu konuda icma olmadığı içindir. Salih amel konusunda siz çok uç bir örnek vermişsiniz. Salih amelde icma şartını yorumda belirtmiştim. Fıkıhta bir kural vardır ümmet yanlış bir şeyde icma etmez.

(Bir gün bir programda bir bayan Allah benim saçıma, başıma örtmeme neden karışsın diye konuşuyor Allahı böyle basit ve aşağı şeylerle uğraşacak kadar alçaltmayın diyor ve o yüzden başörtüsünün saçmalık olduğunu iddia ediyor.)

Allah için her şey küçüktür. Sonsuzun yanında sayılar ne kadar büyük olursa olsun yine sıfırdır. Eğer bu mantıkla hareket edilirse Allah’ın küçük şeyleri yaratmaması gerekir. Oysa Allah küçük şeyleri yaratmıştır. Onun için matematikte sonsuz vardır. Ama Kâinatta yoktur. Uzayda sınırlıdır. Allah aşağı şeylerle uğraşır Allah Allah’ı var edemez yani başka büyük tanrı var etmediğinden bu yüzden küçük şeylerle uğraşır. O kadına bunları anlatmak bizim vazifemizdir. Bizi dinlemezse ve anladığı halde aksini iddia ederse o zaman kâfirdir. Eğer bu konuda samimi kanaati o ise o zaman kâfir değildir. Ameli Salih işlerse cennete gider. Kâfir bile bile aksini iddiadır. İnkâr küfür değildir.

Mekke döneminin suçluları Muhammed’e bir şeyler söyletmemeleridir. Ayrıca doğru söylediklerini anladıkları halde kabul etmemeleridir.



YorumYap

Sayı: 38 | Tarih: 28.2.2010
Ebubekir Sifil
Kandil Uydurmacası
7917 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Hayrettin Karaman
Kutlu Doğum
1299 Okunma
20 Yorum
Hilmi Altın
Reşat Nuri Erol
'Kusura bakma IMFFAİZciğim'
959 Okunma
Ilker Ardic
Dücane Cündioğlu
Kendiniz olmasaydınız ne olurdunuz?
886 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Ahmet Hakan
Türk Ordusu'na çağrı
869 Okunma
5 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Can Ataklı
Paşa’ya eteklik giydirenler şimdi demokrasi kahram
868 Okunma
Mesut Karaaytu
Ahmet Altan
Röntgen
859 Okunma
1 Yorum
Özer Ataç
Nihal Bengisu Karaca
Rövanşizmin panzehiri başörtüsü yasaklarını kaldır
858 Okunma
Hakan Kandal
Bekir Berat Özipek
KCK Operasyonları neyin önünü açtı?
857 Okunma
Bünyamin Demir
Ümit Zileli
Hüsnü Mahalli - İç ve dış politika
853 Okunma
Osman Köse
Mehmet Şevket Eygi
Ilımlı İslâm, Ilımlı Müslüman...
829 Okunma
4 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ali Bulaç
Anayasa ve Kodları
816 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Mehmet Altan
Sıra 27 Nisan Muhtırasına mı Geliyor
811 Okunma
3 Yorum
Mehmet Hikmetumut
Fikret Bila
İnsani boyut aşılırsa iş değişir
810 Okunma
Harun Özdemir
Ruşen Çakır
Düne bakmaktan yarını unuttuk
790 Okunma
Tayibet Erzen
Nazlı Ilıcak
Mevlana'dan
780 Okunma
1 Yorum
Fatma Karuç
Zülfü Livaneli
İki Türkiye Cumhuriyeti
764 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Niyazi
Sanat ve insanî özellikler
760 Okunma
Abdurrahman Erol
Mahir Kaynak
Operasyon boyutu
758 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle
Toktamış Ateş
Yeni üniversiteler
739 Okunma
Osman Eskicioğlu
Fehmi Koru
Çakallar bizden değildir!
720 Okunma
Ahmet Kirtekin