Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol - Milli Gazete Ilker Ardic
Türkiye ve sermaye
597 Okunma, 0 Yorum

Türkiye coğrafi olarak öylesine merkezî konumadır ki; dünyadaki hiçbir güç ve güçlü ülke, Türkiye'yi hesaba katmadan adım atamamaktadır. Mesela, SSCB'nin çökmesinden sonra Rusya onun yerini almaya çalışıyor ama her adımını Türkiye'yi hesaba katarak atmak zorunda kalıyor. ABD ise süper güç olarak yerini koruyor gibi görünse de, kazın ayağı hiç de öyle değil. Türkiye, TBMM'ndeki 1 Mart (2003) Tezkeresi ile ABD'nin süper güç oluşunu tam olarak bitirmediyse de, karizmasına büyük bir çizik attı ve ABD'ye 'hayır' denebileceğini bütün dünyaya gösterdi. İşte bunlar ve benzeri sebeplerden dolayı Türkiye, başta ABD'nin ve diğer güçlü ülkelerin geleceği açısından önemli rol oynayacak merkezî bir konumdadır.

Türkiye, ABD'ye rağmen AB ile bütünleşmeye, olmazsa yakınlaşmaya çalışmaktadır. Daha doğrusu sekiz yıllık AKP iktidarı AB ile ABD arasında gidip gelmektedir. Hangisi daha avantajlıdır, ya da hiçbirisi mi; bu mesele altmış yıldan beri ülkemizde tartışılıyor...

Türkiye'nin ABD ortaklığına doğru yöneldiği söylenebilir mi? Kimi görüşlere göre bu yöneliş ve birliktelik kolay olmayacak deniyor. Bu görüşün özü ve özeti şöyle: Bölgemiz ve çevresi ABD-Türkiye ortaklığına bırakılacak, diğer güçlerin tamamı sınırlanacak ve etkinliklerini kaybedecek... Ayrıca ekonomik krizin Avrupa ve Uzakdoğu'daki etkileri henüz sonuçlanmadı, devam ediyor... Eğer ABD ile yakınlaşmamız ekonomik alanda da gerçekleşirse; yeni yatırım alanları arayan sermaye ile ABD'nin teknolojisi ülkemize gelebilir ve bu gelişme eski ekonomik güçlere rakip olmamızla sonuçlanır.

Türkiye'nin son yıllardaki durumu ile ilgili değerlendirmenin özü ve özeti bu.

Ancak meselenin bir de bütün beşeriyet açısından ele alınması gereken yönü var.

***

İnsanlık biner yıllık uygarlıkları yaşıyor. Hz. Nuh (Mezopotamya), Hz. İbrahim, İbrani, Hıristiyanlık, İslâmiyet biner yıllarını, MÖ ve MS olmak üzere, Milâdî başlangıca göre yaşadılar. Çağımızda yeni bir "hakkı üstün tutan uygarlık" doğmaktadır ve bu uygarlık "Adil Düzen Uygarlığı" olacaktır. Bunlardan sonra beş yüzer sene gecikme ile Mısır, Yunan, Roma ve Avrupa uygarlıkları doğmuştur. Bunların ömrü de biner senedir.

Batı dünyasının "kuvvete dayalı uygarlığı" zirvededir ve beş yüz yaşındadır. Çökmeye başlamıştır. Ömrü beş yüz sene sonra bitecektir. Bugünkü Batı uygarlığını Yahudi tekel sermayesi kurmuştur, faize ve sömürüye dayanmaktadır.

Türkiye açısından son dönemde bu sömürü uygarlığı ile yaşanan çatışmalar vardır. Önce Çekiç Güç yapılan görüşmelerle Erbakan tarafından uğurlandı. Sonra Başkan Clinton sermeyenin izni olmadan Beyaz Saray'da Müslümanlara iftar verdi ve Demokrat Parti ile tekel sermaye arasındaki savaş işte o zaman başladı. Yukarıda da işaret ettiğim üzere, Türkiye'de 1 Mart Tezkeresi'nin Meclis'ten geçmemesi ile sermayenin gücü sona erdi, Obama'nın ABD Başkanı seçilmesi ile de sermayenin ABD'deki üstünlüğü bitti.

***

Sermaye şimdi tutunacak dal aramaktadır; araştırıyor...

Her şeye rağmen hâlâ doları istediği gibi basıp kullanabiliyor...

Sermaye artık devletleri tam olarak emrine alamıyor ama; Türkiye gibi önemli dünya ülkelerinde ekonomik sıkıntılar ve terör (PKK) hâlâ devam ediyor...

ABD ile AB arasındaki rekabet Obama'dan sonra sona ermiştir ama buna rağmen sermaye ile olan çatışma sona ermemiştir, devam ediyor...

Neden?

Çünkü sermaye Dünya Bankası ve IMF gibi kuruluşlar sayesinde hâlâ dünya ekonomisini elinde tutuyor ve istediği gibi yönlendirmeye çalışıyor...

Velhasıl, Türkiye ile sermaye yeni dengelerin tesisini arıyor...

Bu denge arayışlarında asıl yapılması gerekenler; daha doğrusu 'sömürüye karşı yapılması gerekenler' ise gelecek yazımım konusu olacak.

 

 

Ilker Ardic



YorumYap

Sayı: 30 | Tarih: 3.1.2010
Bekir Berat Özipek
Kırmızı ibikli horozun katilini bulun
1447 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Hakan
Orhan Pamuk'a bilgilendirme mektubu
1111 Okunma
11 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Abdülkadir Özkan
Değişen sadece takvim yaprakları
1008 Okunma
Özgül Ertuğrul
Can Ataklı
Yılbaşı için özür mektubu
809 Okunma
Mesut Karaaytu
Hayrettin Karaman
İslami Düzen
792 Okunma
2 Yorum
Hilmi Altın
Gülay Göktürk
Hukuk kontrgerillanın karargâhında
729 Okunma
Adem Çevik
Toktamış Ateş
Eylemlerin amacı
699 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
'Kozmik oda' değil 'levh-i mahfuz' mübarek...
680 Okunma
3 Yorum
Hakan Kandal
Yılmaz Özdil
Kozmik odadan ne çıkar?
660 Okunma
Leyla Okta
Zülfü Livaneli
Yeni yıl
652 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Altan
Müslüman retçiye işkence duyurusu...
642 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Hakan Albayrak
Ekseni kayanlara geçmiş olsun
641 Okunma
1 Yorum
Veysel İpekçi
Nazlı Ilıcak
Yargıtay dinlendi mi?
633 Okunma
Fatma Karuç
Fehmi Koru
Maalesef bu hale geldik...
618 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mahir Kaynak
Devrim İçinde Devrim
616 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Ebubekir Sifil
İslam Meselesi
612 Okunma
Zafer Kafkas
Ruşen Çakır
Sivil 28 Şubat süreci sürüyor
609 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
İslâm Mektepleri
603 Okunma
Emine Hocaoğlu
Reşat Nuri Erol
Türkiye ve sermaye
597 Okunma
Ilker Ardic
Mehmet Niyazi
Mızrak çuvala sığmıyor
597 Okunma
Abdurrahman Erol
Cengiz Çandar
1041'den 2010'a: Askeri darbe ve muhtıralar geride
597 Okunma
Ekrem Fildişi
Oktay Ekşi
Bir Dönemin Sonu
586 Okunma
Vahap Alma