Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Oktay Ekşi - Hürriyet Vahap Alma
Bir Dönemin Sonu
587 Okunma, 0 Yorum

31.12.2009


BİZİM gibi Gregoryen (yahut Miladi) takvim kullanan tüm insanlar bugün 2009'u kapatıyorlar. Ama bizim gibi Hürriyet Gazetesi'nde çalışanlarla bu gazetenin okuyucuları için bu 31 Aralık'ın ayrı bir anlamı var: Hürriyet'in son 20 yılına damgasını vurmuş olan Ertuğrul Özkök dönemi fiilen bugün kapanıyor.

Aslında Ertuğrul Özkök'ün sadece Hürriyet'in son 20  yılına damgasını vurduğunu söylemek yetmez. Gerçek şu ki Özkök, medya tarihimizin de son 20 yılına şekil verdi, damgasını vurdu.

O yüzden yadırgayanı çok oldu. Hakkında hemen her gün ileri geri sayısız yazı yazıldı. Aile meclislerinin, siyaset kulislerinin, meslektaş “geyik”lerinin, komşu ziyaretlerinin, rakı masası mahkemelerinin en çok tartıştığı ve hiçbirinin kendi kalıplarına sığdıramadığı adam da Ertuğrul Özkök idi. Çünkü Ertuğrul Özkök, sadece bizim medya dünyamız için değil, onu tartışan insanlar dünyası için de hep “2 numara büyük”tü.

 

İki numara büyüktü diyoruz, çünkü gazeteciliğimize sayılmayacak kadar çok yenilik getirdi. Örneğin benim gibi “En önemli haber kaynağı siyaset dünyasıdır” diyerek yetişmiş gazetecilere ve onlarla birlikte okuyuculara, yaşamın öteki kesimlerini de gösterdi.


Her sabah karşımıza “yaşamla barışık gazete” çıkaran o idi.

Gazetelerin “zaptiye” kafalı genel yayın yönetmeni kalıbını o kırdı.

“Demokratik” ve “huzurlu” bir iş ortamını arkadaşlarına o sundu. Gazetecilik gibi “tek otorite”ye bağlı bir mesleğin “demokratik” bir zihniyetle başarıya ulaştırılabileceğini o öğretti.


Öteki genel yayın yönetmenleri, bir gün kendi yerini alabilir diye kendi gölgelerinden bile korkar, bir başka deyişle “yetenekli” gençleri meslekte yaşatmazlardı.

Ertuğrul Özkök tam tersini yaptı. Her zaman ve her yerde “yetenekli insan” aradı. Bulduklarını hemen baş tacı etti.


Belki de tek hatası biraz acele etmesiydi. Nitekim onların çoğu sonra Özkök'e demedik şey bırakmadı. Ama o, hiçbirine aldırış etmedi. En ağır kızgınlığını üç cümleye sığdırıp çöpe attı. Sonra da unuttu.


Gazeteler onun açtığı çığırdan giderek fikir, görüş, estetik değer çeşitliliğine kavuştu.

Aynı gazetede çok değişik görüşlerin birlikte yaşayabileceğini o ispat etti.

Ama Cumhuriyetimizin kurucu felsefesine dayalı ilkelerin ve değerlerin en kararlı ve en istikrarlı savunucusu da o oldu.

Hiçbir siyasi partiye veya kliğe yahut kişiye angaje olmadı. Gazeteciliğin temel ilkelerini mümkün olduğunca korudu.


En önemlisi de Ertuğrul Özkök'le çalışma şansını yakalayanlar, “demokrasi”yi, “hoşgörü”yü, “insan sevgisi”ni, “yaşam sevinci”ni, “çağdaş değerler”i nefsinde toplamış gerçek bir “insan-ı kâmil”i onda buldular.

Şimdi Hürriyet, Enis Berberoğlu ile yoluna devam edecek.

Enis Berberoğlu daha meslek yıllarının başında, bir gün bu çapta sorumluluk taşıyacak potansiyele sahip olduğunu gösterenlerdendi. Şimdi o yeteneğin sınav dönemi başladı. Berberoğlu bunu başarabilir. Çünkü donanımı, deneyimi müsaittir. Tek handikapı bu göreve Ertuğrul Özkök'ten sonra gelmiş olmasıdır.
Umarız onun da üstesinden gelir.

 

     Yorum:

     Ertuğrul Özkök

    

     Büyük Gazeteci Yazar Genel Yayın Yönetmeni ‘’insan-ı kamil’’ Sayın Ertuğrul Özkök! Ben bu Oktay Ekşi’yi haftalardır yazılarını yorumlamama rağmen hala anlamadım gitti. Resmen yalakalık! Süslenmiş bütün kelime dağarcığını zorlamış, yazabildiği bütün saçmalıkları bir araya toplamış. Tanımayan biri bu adamın ‘’insan üstü’’ biri olduğunu zannedecek. Oktay Ekşi mi sürrealist yoksa Ertuğrul Özkök mü sürreal? İkisi de değil. Ertuğrul Özkök hakkında küçük bir araştırma yaptım. İşte size bazı yönleriyle Ertuğrul Özkök!

 

     Hürriyet'te deprem var


     Hürriyet Gazetecilik'ten yapılan açıklamaya göre, Ertuğrul Özkök Hürriyet Gazetecilik'teki İcra Kurulu Üyeliği ve Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinden ayrıldı, yerine Enis Berberoğlu atandı.
     Ertuğrul Özkök Yönetim Kurulu Üyeliği görevine ve Hürriyet gazetesindeki yazılarına devam edecek.
     Genel Yayın Yönetmenliği görevine bugünden geçerli olmak üzere, şirketin İcra Kurulu üyesi ve Ankara Temsilcisi olarak görev yapmakta olan Enis Berberoğlu atandı.
Berberoğlu daha önce de Hürriyet gazetesinin Haber Koordinatörlüğü görevinde bulunmuştu. Enis Berberoğlu, CNN TÜRK'te Bilal Çetin ve Deniz Bayramoğlu ile birlikte Parametre programını yapıyor.

 

     Biyografi


     Gazeteci, yazar, akademisyen
     Hürriyet Gazetesi Eski Genel Yayın Yönetmeni
     Doğan Yayın Holding Başkan Yardımcısı
     4 Ağustos 1947 tarihinde İzmir'de doğdu. İzmir Namık Kemal Lisesi ve Ankara Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın ve Yayın Yüksekokulu'nda okudu. Bir yıl TRT'de muhabir olarak çalıştı. Ardından Fransa'da İletişim Bilimleri'nde doktora yaptı.
1986 yılına kadar Hacettepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yaptı. Hürriyet gazetesinde çalışmaya başladı. Hürriyet gazetesi genel yayın yönetmeni olarak 20 yıl görev yaptıktan sonra, 29 Aralık 2009 tarihinde bu görevinden ayrıldı.

     Eserleri:
Sanat, İletişim ve İktidar (1977)
İletişim Kuramları Açısından, Kitlelerin Çözülüşü (1985)
Elveda Başkaldırı (1987)
Stalin Baroku (1989)

     Hakkında Yazılanlar:

     Bir dede ile mesai yapmanın dayanılmaz güçlüğü
     SEDAT ERGİN
     Hürportreler Hürriyet 2002 İlavesi

    Serdar Turgut'un onun aleyhinde yazdığı yazıların hepsi kayıkçı kavgası...Evet, itiraf ediyorum.Şeker bayramında yayımlanan dizide Genel Yayın Yönetmeni'ne yöneltilen isimsiz sorulardan bazıları bana aitti.Bunlardan ikisinde beni suç üstü yakaladı.
 
    Örneğin, ‘‘50'li yaşların orta diliminde seyrediyorsunuz. Hayatın içinden çekiliyor olmak nasıl bir duygu?’’ sorusu bendenizindi.Bu soruya ‘‘Bu sorunun faili bence meçhul değil. İsterseniz bir robot portresini çizeyim. Ankaralı, lacivert elbiseyi çok seviyor. Kolalı gömlek giyiyor, metal balen kullanıyor’’ yanıtını vermişti. Bir diğer sorumu ‘‘Müşfik bir dede misiniz?’’ şeklinde yöneltmiştim.

    ‘‘Bu soruyu hangi hainin sorduğunu gayet iyi biliyorum’’ yanıtından telepati yoluyla yine yakalandığımı anladım. Fark edeceğiniz gibi, onunla baş edebilmek hiç de o kadar kolay değil.Sorudan kimliğinizi yakalar. Size, sadece bu kadarını söyleyeyim. Tabii, yakalayamadığı sorular da var gerçi. Ama bunu bir başka sefer konuşuruz.

     Anlayacağınız gibi, onun yumuşak karnını biliyorum. Ve onu en çok mutsuz edecek, kızdıracak, sinirlendirecek soruları soruyorum. Maksat hainlik olsun.Ben ki bir Ankara Temsilcisi'yim ve rejimin, istikrarın hassas dengeleri üzerinde uzmanım, bu dedelik konusunda çok ince bir denge, daha doğrusu kırılma noktası yakaladım. Demek istiyorum ki, Serdar Turgut'un onun aleyhinde yazdığı yazıların hepsi kayıkçı kavgası... Serdar, bu kırılma noktasını bulamadı. Bulamaz da...Ayrıca soruyorum size, dede olduğu gerçeği karşısında kendime otosansür mü uygulayacağım? Ama haksızlık etmeyelim, torununa nasıl tutkuyla bağlı olduğunu çok iyi biliyorum.

     Hatta, torununun ilkokula başlayacağı günü nasıl heyecanla beklediğini bugünden hissediyor gibiyim. Her sabah Zeynep'in elinden tutup, onu okulun kapısına kadar bıraktığını gözümde çok iyi canlandırabiliyorum. Onu tanıdığımda, doğrusu, günün birinde dede olacağı hiç aklımın ucundan bile geçmemişti. Çünkü, Gülümsün daha ilkokuldaydı.

     İlk kez Ertuğrul Özkök adıyla galiba 1970'li yılların sonunda Yazı dergisinde karşılaşmıştım. O zamanlar edebiyat ve kültür dergilerinde ismine sıkça rastlamanız mümkündü. Paris'te doktorasını tamamlayıp yeni dönmüştü. Doçent doktordu ve Hacettepe Üniversitesi'nde sosyoloji ve kitle iletişimi dersleri veriyordu. Siyasi hırsları da vardı. Dönemin Başbakanı ve CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit'in danışmanıydı. İnanmayabilirsiniz ama, CHP'nin seçim ve eğitim çalışmalarından sorumluydu.

     Örneğin, Ecevit'in 1979 sonbaharındaki ara seçim öncesinde hazırlattığı 100 soruluk eğitim kitabını kaleme alanlardan biriydi. Türkiye'de yokluklar dönemiydi. Kitabın sloganını o bulmuştu: ‘‘Zor günleri halkla beraber aşacağız...’’Seçim kampanyasında bir ara Ecevit'in seçim otobüsünde de görülmüştü. Ve sonuç: CHP ara seçimi 5-0 kaybedince, Ecevit Başbakanlık'tan olmuştu.

     O yıllarda sık sık Çankaya'daki evinde verdiği partilerde buluşurduk. Sıkı danslar yapılırdı. Eğlenmeyi severdik. Mutfağa, Tansu'nun yerine girdiği de olurdu ve bayağı egzantrik soslar yapardı. Yine inanmayacaksınız, müzik beğenisi bugün kapıldığı türden popüler şeylere itibar gösteren bir çizgide değildi. Pink Floyd ve Rolling Stones dinlerdi.

     1980'lerin başlarıydı. Bir akşam yine onun evdeki danslı bir partide gece geç saatte kapı çaldı. Biz herhalde komşular gürültü nedeniyle kapıya dayanmışlardır diye düşünüyorduk ki, kapıdaki adam ertesi günkü Hürriyet gazetesini bıraktı. Hürriyet üst yönetimine danışman olduğunu öğrendik o akşam. O, her yere zaten önce danışman kimliği ile ayak basar. Danışmanlık, sonradan onu önce Hürriyet koordinatörlüğüne, ardından Ankara Temsilciliği'ne ve sonra da Genel Yayın Yönetmenliği'ne taşıdı.

     İş burada da bitmedi. Hürriyet'in İcra Kurulu Başkanlığı'nı da üstlendi, son olarak Doğan Yayın Grubu Başkan Yardımcılığı'na geldi. O gece eve bırakılan taşra baskısının öğretim üyesi arkadaşımın bütün hayat çizgisini değiştirip, onu bugünkü konumuna taşıyacağını söyleseler, vallahi inanmazdım.Galiba Hürriyet kadroları içinde kendisini en eski tanıyan benim. Bu geçmişim kendisine şu soruyu yöneltme hakkını veriyor: Bundan 15 yıl önce Hacettepe Üniversitesi'ndeki mütevazı çalışma odasında bıraktığı öğretim üyesi Doç. Ertuğrul Özkök ile arada bir konuştuğu oluyor mu?

     Alın size bir kırılma noktası daha...Dedim ya, maksat hainlik olsun...*

 

 

 

 

     * www.biyografi.com, vikipedia, ekşi sözlük

 

Vahap Alma



YorumYap

Sayı: 30 | Tarih: 3.1.2010
Bekir Berat Özipek
Kırmızı ibikli horozun katilini bulun
1447 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Hakan
Orhan Pamuk'a bilgilendirme mektubu
1112 Okunma
11 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Abdülkadir Özkan
Değişen sadece takvim yaprakları
1008 Okunma
Özgül Ertuğrul
Can Ataklı
Yılbaşı için özür mektubu
810 Okunma
Mesut Karaaytu
Hayrettin Karaman
İslami Düzen
792 Okunma
2 Yorum
Hilmi Altın
Gülay Göktürk
Hukuk kontrgerillanın karargâhında
729 Okunma
Adem Çevik
Toktamış Ateş
Eylemlerin amacı
700 Okunma
Osman Eskicioğlu
Nihal Bengisu Karaca
'Kozmik oda' değil 'levh-i mahfuz' mübarek...
681 Okunma
3 Yorum
Hakan Kandal
Yılmaz Özdil
Kozmik odadan ne çıkar?
661 Okunma
Leyla Okta
Zülfü Livaneli
Yeni yıl
652 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Altan
Müslüman retçiye işkence duyurusu...
642 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Hakan Albayrak
Ekseni kayanlara geçmiş olsun
642 Okunma
1 Yorum
Veysel İpekçi
Nazlı Ilıcak
Yargıtay dinlendi mi?
634 Okunma
Fatma Karuç
Fehmi Koru
Maalesef bu hale geldik...
618 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mahir Kaynak
Devrim İçinde Devrim
616 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle
Ebubekir Sifil
İslam Meselesi
613 Okunma
Zafer Kafkas
Ruşen Çakır
Sivil 28 Şubat süreci sürüyor
610 Okunma
Tayibet Erzen
Mehmet Şevket Eygi
İslâm Mektepleri
603 Okunma
Emine Hocaoğlu
Reşat Nuri Erol
Türkiye ve sermaye
597 Okunma
Ilker Ardic
Mehmet Niyazi
Mızrak çuvala sığmıyor
597 Okunma
Abdurrahman Erol
Cengiz Çandar
1041'den 2010'a: Askeri darbe ve muhtıralar geride
597 Okunma
Ekrem Fildişi
Oktay Ekşi
Bir Dönemin Sonu
587 Okunma
Vahap Alma