Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Nihal Bengisu Karaca - HaberTürk Hakan Kandal
Bayramlık Umutların Kesim Yeri
646 Okunma, 2 Yorum

27.11.2009 11:09:33

BİR 28 Şubat prodüksiyonu olan imam hatiplere ve diğer meslek liselerine
uygulanan farklı katsayı uygulaması, en nihayet sona ermişti.
Meslek liseli öğrenciler ve imam hatipliler, sene başından beri bu umutla daha bir şevkle okuyorlardı. Lakin çoğunluk aile kararıyla bu okullara gönderilen çocukların
sevinçlerinden ıstırap duyan birileri de vardı.
Nitekim,  Sabih  Kanadoğlu işareti çaktı, İstanbul Barosu karara itiraz etti. Ve Danıştay, geçmiş kararlarıyla çelişme pahasına bu itirazı hükme bağladı.

Yazının tamamını okumak için tıklayınız http://www.haberturk.com/HTYazi.aspx?ID=6057

 

YORUM:

Danıştay Kararı

Anayasa’nın 42. Maddesi kimsenin eğitim ve öğretim haklarından yoksun bırakılamayacağını açıkça ifade eder. Ama bu Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasasıdır.  Danıştay mahkemesinin kendi anlayışına göre ise eğitim hakkı   Danıştay üyelerinin takdirine göre değişir. Bu nedenle Danıştay yasayı rahatlıkla istediği gibi anlar ve bize göre bir insanlık suçu olan katsayı engeli konusunda duruma ve şartlara göre yetki YÖK’ündür der ama sınava 4 ay kala YÖK kararını bloke eder, yürütmeyi durdurur. 10 tane Danıştay üyesi milyonlarca gencin kaderi ile canının istediği gibi oynayabilir ve bu sisteme hukuk düzeni denir. 1 deli bir kuyuya taş atar 40 milyon akıllı taşları kuyudan çıkaramaz. Gerçi ülkede pek akıllı kalmamıştır ama… Danıştay’dakiler de insandır. Hata yapabilirler. Hatta ihanet de edebilirler. Onları denetleyen mekanizma nerede? Vatandaş mı haklı onlar mı haklı kim karar verecek?

Meslek lisesine katsayı engeli getirmek ülkeye ihanettir!

Bilinenin aksine katsayı engeli imam hatiplerin önünü kesmek için değil meslek liselerini yok etmek için getirilmiştir. Sol’un gazını almak için imam hatipler öne sürülmüş, sol da imam hatipler mahvolsun da ülkeye ne olursa olsun ihaneti içinde felsefelerine uygun olanı yapmıştır. Bir düşünün 1999 yılının şartlarında sadece imam hatip liselerinin önünü kapasalardı ve meslek liselerine dokunmasalardı kim ne diyecekti ki? Dese ne olacaktı? Her şey gayet açıktı; asıl hedef meslek liseleriydi. İmam hatip liselerinin önünün kapanması sadece asıl hedefi gizlemek ve plana işlerlik kazandırmak içindi. Ve sol ülkenin ulusal çıkarları yerine kendi bencil çıkarları ve düşmanca duygularının etkisinde asıl hedefin meslek liseleri olduğu gerçeğini görmezlikten geldi.   İnsan hakları, demokrasi, çağdaşlaşma laf laf, Solun adam olmayacağı bir kez daha tescillenmiştir. Ya sağ! Din, iman Allah, peygamber deyip kesesini dolduran kasaba tüccarı mantığı ile dini siyasete alet etmiş ve kandırılmayı murat eden halkı da kandırarak kendi süfli çıkarlarından başka bir şeyi düşünmemektedir. Sağ ve sol ikiyüzlü, yalancı ve çıkarcılar gibi davranıyor. Gelelim yapılana… Meslek liselerinin içi 10 yıl içinde boşaltıldı, milyonlarca genç katsayı engeli yüzünden düz liselere kayıt oldu. Bir meslek sahibi olmadan 0 nitelikle yüzde doksanı da üniversite kazanamadan mezun oldu. Bu 10 yıl içinde ülke nitelikli iş gücü açısından büyük yıkıma uğradı. Öyle ki Koç ve Sabancı gibi özel sektör kuruluşları meslek lisesi memleket meselesi sloganlarını medyaya taşıdılar. Çünkü fabrikalarında ara eleman açığı o kadar fazlaydı ki bu reklamı yapmak zorunda kaldılar. Meslek sahibi olmayan genç çok kolay teröre ve  yer altı örgütlerine  itilir. Ama meslek sahibi bir genç mesleğinin ona verdiği güvence ile  hiç değilse bir özgüven hisseder. İşte amaç buydu, meslek liselerini mahvetmek, nitelikli işgücüne zarar vererek ülkeyi geri bırakmak ve yarın niteliksiz gençleri zor ekonomik şartlarda terörün kucağına atmak! Kemal Gürüz, İstanbul barosu, Sabri Kanadoğlu, Danıştay kararı hepsi bu sürecin parçasıdırlar ve daha niceleri… Bu kişiler ve kurumlar bu oyunları bilmiyorlarsa gaflet ve delalet içindedirler biliyorlarsa ihanet içindedirler. Bu arada Anayasanın 42. Maddesi göz göre göre çiğnenmiştir… Peki, ne yapacağız, susacak mıyız?  Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşları bu ülkeyi şehitlerden ve gazilerden devralmıştır. Ülkemizi yargı kararları ile kurmadık. Şehitler ve gaziler bizler insanca yaşayalım diye kanlarını döktüler, birileri bize tanrılık taslasın diye değil! Eğer Mustafa Kemal hayatta olsaydı sizce ne yapardı Danıştay’ın kararı için sizce ne derdi!

Filler savaşıyor çimenler eziliyor.

Görünürde yıllardır cumhuriyet'in kaymağını yiyen sınıfla son yıllar da biraz da biz yiyelim çekilin yan tarafa diyen çıkar grubunun mücadelesi sonucunda halkın ezilmesi gibi bir durum var. Tam olarak yanlış da değil. Sırf  iki çıkar grubu daha iyi semizlenme mücadelesi versin diye kendini paralatan bir halkımız var napalım. Danıştay karşı çıkar grubuna karşı güç gösterisinde bulunarak demokrasi, hukuk, insan hakları gibi kavramları da hiç önemsememiş gibi davranmıştır. Sırf karşı çıkar grubuna ben yiyeceğim kaymağı garezin  var da meslek liselerinden ne istiyorsun? Meslek liseleri senin balına çomak mı soktu! Balına çomak  sokanla uğraş meslek liseleriyle değil! Danıştay bağımsız bir yargı organı gibi değil bir çıkar grubunun çıkarlarını koruyan bir birim gibi davranmıştır. Yanlış olan budur.  Belki de biz bu yorumumuzda yanlış sonuca varıyoruz. Ama bunu hükme bağlayacak merci nerde?

Hâkimiyet kayıtsız şartsız yargıçlarındır!

TBMM'deki Hâkimiyet  kayıtsız şartsız milletindir, yazısının Hâkimiyet kayıtsız şartsız yargıçlarındır şeklinde değişmesi  bu danıştay kararından sonra artık elzem olmuştur. Milletvekilleri de meclisi yargıçlara bıraksınlar, zaten bir şey yaptıkları da yok. Onlar da biliyorlar. Milletin temsilcisi olmalarının sadece sözde olduklarını onlar da biliyorlar. Sizler hevesinizi almadınız mı bırakın biraz da yargıçlar parmak kaldırıp indirsin:) 

Ateist-satanistsen mühendis doktor olabilirsin!

Üniversite kapılarında gizli bir yazı var, faşist bir ırkçı zihniyetin yazısı; meslek liseliler ve paryalar giremez! Hele hele imam hatipliysen özel parya muamelesi. Eğer İslamiyet’i ve pozitif bilimleri birlikte okuma amacın varsa kesin dinci-gericisin. Ama deist-satanist-ateistsen senden çağdaşı yok. Çağdaşlık bu geri zekâlı düşünceye kalmışsa nasıl bir ülkede yaşadığınızı anlayın. O kadar geri zekâlı ve zavallılar ki daha çağdaşlığın temelinin tüm insanların eşit haklara sahip olması olduğunu bilmiyorlar. Falakaya yatırarak öğretmek lazım.

YÖK ne yapmalı? Bir Varsayım…

Varsayalım ki YÖK başkanı ÖSYM başkanı ile birlikte bir basın toplantısı yapacak ve Danıştay'ın keyfi kararını tanımadığını basına açıklayacak. İtiraz etmesi bile hatadır. Sadece şunları söylese yeter. Katsayı engelinin olmadığı 80'li ve 90'li yılların sonlarına kadar bir Allah'ın kulu bize haksızlık yapılıyor diye danıştaya başvurmamıştır. Kimse yollara dökülmemiştir. Hiç bir lise edebiyat kolu mezunu diğerine sen fen bölümü mezunusun  ama sosyoloji tercih ediyorsun dememiştir. Ama 1999'da binlerce meslek liseli katsayı engeli nedeniyle mağdur olduğunda yollara dökülmüş, Danıştaya iptal davaları açmışlardır.  Biz YÖK olarak 2009 temmuz ayında katsayı engelini kaldırdığımızda kimse bizlere haksızlık yapılıyor diye yollara dökülmemiştir. Çünkü katsayı konusunda  haksızlık yapılmamış bilakis haksızlık ortadan kaldırılmıştır. Ama şimdi insanlar yeniden bu indi karar( kişisel karar) nedeniyle huzursuz edilmiş ve yollara dökülmüştür. Bunun yanında danıştay işine geldiği şekilde Katsayı kararında yetki YÖK'ündür ama işime gelmezse benimdir çoçukca davranışlarını anaokullarında bir aktivite olarak değerlendirebilir. Ama bizim işimiz üniversite eğitimidir. Danıştay'ın kararını uygulamıyoruz. Tüm Türkiye gençliği rahat olsun ve sınava çalışmaya devam etsin… YÖK Başkanı böyle bir karar alsaydı ne olurdu?  Yök Başkanının muhakeme edilmesi için hükümetin izin vermesi gerekir. Vermeyince YÖK’ ün kararları yürürlüğe girer. Hükümet aleyhine gen soru açılır. Parlamento ibra eder. Türkiye’de Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. Parlamentonun üstünde güç yoktur. Milli irade iktidarda olduğu müddetçe milletin istediği olmaya devam eder. Acaba böyle mi olurdu yoksa başka bir gelişme mi olurdu?

Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi

Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki! Bilim, siyaset, hukuk, din, ekonomi hepsi kendi asli fonksiyonlarından uzaklaşmış ve sadece belirli çıkar gruplarına hizmet ediyorlar. Meslek liselerine katsayı engelinin çözülmesini  aslında mağdurlardan başka kimse istemiyor.  Siyasi partiler bu konuyu sadece kendi çıkarları için kullanıyorlar. Çıkarları kaldırılmasını gerektiriyorsa ona göre davranıyorlar. Ülkeyi, vatandaşı düşünen yok, vatandaş da kendisini düşünmüyor. Alan razı veren razı! Daha da kötüsü halkın da yozlaşmış olması… Mustafa Kemal'in Gençliğe Hitabesini tekrar tekrar okuyalım ve oraya halkın da yozlaşmasını ekleyelim. Durumun vahametini daha iyi anlarsınız…

Ya yürütme?

Asıl suçlu olan yürütmedir. Milletin kendisine verdiği iktidarı kullanamıyor. Hâkimlerin içtihatları böyledir, yargı kararlarını ve hâkimleri suçlayamayız ama eleştiririz. Hala anayasa ekseriyetine sahip oldukları halde milli iradeye uygun yargıyı oluşturamayanlar suçludur. Bu anlayışa oy veren halk suçludur. Cezalarını çekmektedirler. Günümüz demokrasi anlayışı budur. Bizim diyeceğimiz bir şey yoktur.

Sonuç olarak; İnsanca yaşamı insanlara sunacak o günlere ulaşmak kolay olmayacak. Bana dokunmayan yılan bin yaşasın toplumsal paranoyasını yaşayan bencilce duyguların esiri olmuş bir toplumun  gerçek demokrasiye ve laikliğe inanması büyük bedellere gebe.

Bir toplum nasılsa öyle idare edilir…

 

 

Hakan Kandal

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
03.12.2009
13:36

HAKAN Kardeş;

Burada uzunca bir YORUM/DEĞERLENDİRME var oldu; sonra kayboldu!

Zaten, "Yorumun devamı yarın..." dedin ama...

Devamını bekliyoruz...

Teşekkürler, dualar...

Selam ve sevgilerimle...

RNE

Lütfi Hocaoğlu
03.12.2009
16:01

Kalemine yani klavyene sağlık. Çok güzel olmuş.

Danıştay Vakıf Gureba hastanesi SSK’ya devredildiğinde yürütmeyi durdurma kararı aldı. Yaklaşık 3-5 sene bu karar uygulamaya konmadı.Danıştay sağlık sisteminde bir çok yürütmeyi durdurma kararı alıyor ve aldıktan çok sonra uygulamaya konuyor. Yani ülkemizde Danıştay’ın aldığı kararın kaç sene sonra uygulamaya konacağını belirleyen bir kanun yok. Evet karar uygulanacak, ama ne zaman? Belirsiz. Bu nedenle aslında bir sorun yok. İstedikleri gibi davranabilirler.



YorumYap

Sayı: 25 | Tarih: 29.11.2009
Mehmet Şevket Eygi
Din hizmeti nedir, ne değildir?
3046 Okunma
14 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Bir şehir nasıl uygar olur
812 Okunma
2 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Hayrettin Karaman
Alevi Meselesi
810 Okunma
3 Yorum
Hilmi Altın
Yılmaz Özdil
Grev filan...
749 Okunma
Leyla Okta
Reşat Nuri Erol
Sorunlar, sorular ve cevaplar 1
707 Okunma
1 Yorum
Ilker Ardic
Ebubekir Sifil
cahiliye
700 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Ahmet Taşgetiren
İsviçre'de Danıştay mantığı
697 Okunma
1 Yorum
Zübeyir Erol
Nazlı Ilıcak
AK Parti'de çatlak mı?
695 Okunma
Fatma Karuç
Ruşen Çakır
Zor zamanda konuşmak
666 Okunma
Tayibet Erzen
Fehmi Koru
Bir öfke yumağı olarak canım İzmir
655 Okunma
1 Yorum
Ahmet Kirtekin
Oktay Ekşi
Son uyarı
653 Okunma
Vahap Alma
Nihal Bengisu Karaca
Bayramlık Umutların Kesim Yeri
646 Okunma
2 Yorum
Hakan Kandal
Fikret Bila
Bayramiç'te çalan tehlike
639 Okunma
1 Yorum
Harun Özdemir
Mehmet Niyazi
Aklın Batı'daki mücadelesi
639 Okunma
Abdurrahman Erol
Ahmet Altan
Genelkurmay, Başbakan ve Medya
632 Okunma
1 Yorum
Özer Ataç
Mehmet Altan
Paşaların katsayısı...
631 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Zülfü Livaneli
Okyanusu küçümsemek
600 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mahir Kaynak
Tek boyutlu siyaset
599 Okunma
1 Yorum
Süleyman Karagülle