Türkiye önemli bir ülke... Türkiye ekonomisiyle önemli bir ülke... Türkiye şimdilik dünyanın ilk yirmi ekonomisinden biri ve önümüzdeki dönemde ilk ona girmeye, hattâ 'süper güç' olmaya aday bir ülke...Türkiye bir zamanlar tarım üretimi kendi kendine yeten dünyadaki nadir birkaç sayılı ülkeden biriydi ama şimdi maalesef öyle değil!..
Topraktan yaratıldık, toprakta tarım yaparak ürettiklerimizle bir ömür boyu beslenip yaşıyor ve sonunda yine toprağa dönüyoruz. Bir zamanlar tamamen "tarım toplumu" idik, şimdi şehirleşiyor ve "sanayi toplumu" hâline dönüşüyoruz ama toprak ve tarımdan tamamen kopmamız mümkün değil. Şu andaki nüfusumuzu 70 milyon kabul edelim; ortalama 15 milyonumuz köylü, 55 milyonumuz şehirli veya kasabalı; giderek tarımdan kopuyoruz... Tarımda kalanlarımız yaşlanıyor... Eski tarım arazilerimiz gerektiği gibi değerlendirilmiyor, terk ediliyor ve çoraklaşıyor... Daha da önemlisi; içine sanayi ile teknolojiyi katarak "yeni tarım usullerini" öğrenmeden "eski tarım usullerini" unutuyoruz, toprağa ve bildiğimiz binlerce yıllık tarım usullerine ihanet ediyoruz...
Sonuçta toprağa ve tarıma olan bu ilgisizliğimiz, bilgisizliğimiz ve ihanetimiz bize tarımda dışa bağımlılık olarak geri dönüyor. Artık tarım ve gıdanın bazı kalemlerinde dışa bağımlılığımız giderek artıyor. Bu durum beraberinde açlık, işsizlik, sefalet, zulüm ve başta "kanser" olmak üzere değişik sağlık sorunlarını getirdi. Kuraklık ve kıtlık yılları ile kriz dönemlerinde, Eski Mısır toplumları gibi daha da zorlanıyoruz. Çağımızın Yusuf'larına (mesela Erbakan'a) da toplum olarak kulak vermiyoruz. Toprağa ve tarıma gerekli değeri vermeyenler, bu alanda çağımızda yapılması gerekenleri yapmayanlar, çağdaş Firavunlara ve zalim Firavun düzenlerine mahkum olup en sonunda Firavunlar ile onların askerleri ve halkları gibi yok olurlar.
Kanaatimce çok hem de çok önemli olan yukarıdaki hatırlatmalardan sonra, tekrar konumuza dönelim.İnsanın en önemli ihtiyaçlarının başında tarım ürünleri gelir. Malum olduğu üzere, "tarım ve gıda ürünlerinin üretimi ve tüketimi" olmazsa "hayat" olmaz, "ekonomi" de olmaz. Bundan dolayı tarım öncelikli alan olarak belirlenmeli, ülkemizin "tarım stratejisi" net bir şekilde ortaya konmalı ve çağımızın gerektirdiği işletmeler tarafından uygulanması sağlanmalıdır. Bunun gerçekleştirilmesi için çağımız insanının ulaştığı bilgi, teknoloji ve sanayi seviyesinden de yararlanılarak, tarım alanlarının en verimli ve rantabl şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kimi görüşlere göre bu amaçla 'kamulaştırma' veya küçük arazileri bir araya getirip 'birleşmeler' teşvik edilmeli, bu veya benzeri bir model bu amaçla kullanılmalı ve bunun gerçekleştirilmesi için gerekli finansman Merkez Bankası tarafından kredilerle sağlanmalıdır. Bu modelin enflasyona sebep olacağı endişesi yersizdir. Toprağını satan köylü bunu tüketim amacıyla harcamaz. Bu para onun tasarrufudur ve muhtemelen taşınacağı yeni yerde yani şehirlerde konut alımında kullanır. TOKİ bu evlerin sağlanmasında yardımcı olabilir ve sonuç olarak tarım kesimi borçlu, Merkez Bankası alacaklı olur.
Madem konu buraya geldi, önemli bir sorunun çözümünü açıklayalım: "Adil Düzen"de yatırım "toprak", sanayi üretimi "demir", tarım üretimi "buğday" ve ticaret "altın parası" ile yapılır. Bunların kurları bunlar arasında dengeyi sağlar. Siz yatırıma kredi açarsanız, herkes iş bulur, bu vesileyle işsizlik sorununu da çözersiniz, ülke imar edilir ama tarıma gerekli önem verilmediğinden insanlar aç kalır. Çünkü tüketim malları çok pahalanır. Tüketim kredisini fazla verirseniz bu sefer fiyatlar çok düşer ve üretilen mallar elde çürür. Yukarıda sözünü ettiğim kimi görüşlerin müdahale önerisi yerinde olabilir ama o mekanizma çalışmaz. Önce enflasyona sebep olur, sonra da tarım ürünleri ziyan zebil olur.
Tarım ve tarım stratejisi çeşitli yönleriyle çok önemli bir konu; devam edeceğim...