Hakikat medeniyeti
935 Okunma, 0 Yorum
Yusuf Kaplan - Yeni Şafak
Ali Bülent Dilek

Hakikat medeniyeti

Yusuf kaplan

01 şubat 2015

Medeniyet, Mekke’de hakikatin şiarlarına hayat buldurtan, Medine’de hakikat şuurunu hayat oldurtan, medeniyet sürecinde bütün insanlığı hakikat şiirine durduran, bütün varlığa ve insanlığa hayat sunan hak dinin hem ifadesi, hem de kendini ifade eden hakikatli hakikat yolculuğudur.

Medeniyet, hayata hayatiyet kazandırma mücahedesi ve mücadelesidir.Hakikatin hayatına ve hayatın hakikatine. İnsana, tabiata ve bütün varlığa.

Hayatiyet, kalbin işlediğinin, iş gördüğünün ve işini iyi gördüğünün alâmet-i fârikası ve yegâne vasıtasıdır. Kalbin çalışıyor olması ise, ruhun atılım yapmasının yegâne şartı. Ruhun hayat bahşeden fütûhatının.

“AKLEDEN KALP”

Medeniyetin merkezinde kalp vardır: Akleden kalp. Kalp atıyorsa, orada hayat vardır ve hayatiyetini sürdürüyor, demektir.

Burada dikkatimizi çekmemiz gereken hakikat şu: Medeniyetin bir merkezi vardır. Aklı da, gözü de, ruhu da, sözü de harekete ve hayata geçiren bir merkezi: Kalp.
Kalp, yaratıcı ruhun kaynağıdır. Vicdanın. Fıtratın. Su katılmamışlığın. Saflığın. Arınmanın, Arı-duruluğun. Hakikatin yani. Hakk’ın hakikatinin.
O yüzden, hem hayatın hakikatinin, hem de hakikatin hayatının, hayat bulmasının, hayat olmasının, herkese ve her şeye hayat sunmasının doğurgan dölyatağı.

Müslüman şehirde cami, insandaki kalbin işlevini yerine getirir: Hayatın merkezi, camidir. O yüzden cami, her gün beş defa insanları yıkayan ve arındıran gürül gürül akan bir çağlayanı andırır. Tıpkı kalbin bedeni ve ruhu her dâim arındırması ve temizlemesi gibi.

MÜSLÜMAN ŞEHİR: “PEYGEMBER-ŞEHRİ”

Müslüman şehir ne peki? Sadece bir mekân’dan mı ibaret?
Elbette ki, hayır. Müslüman şehir, her şeyden önce, Efendimiz”in (sav) tarifiyle, kendisidir. Efendimiz, kendisini “ilmin medinesi” diye tarif etmiştir.
Yani Müslüman şehir, ilâhî hakikatin nebevî bir dille insan tarafından hayata ve harekete geçirildiği bir “peygamber-şehri”dir: Müslüman şehirde, ilâhî sesle beşerî ses’in buluşması, medceziri gerçekleşir.
Dün İstanbul böyle bir şehirdi. Kudüs böyle bir şehirdi. Herat böyle bir şehirdi. Bağdat, Kurtuba, Bosna, Şam ve Kahire böyle bir şehirdi.
Neden bu kadar “kirlendiğimizin” cevabı, işte bu “Müslüman şehrin” yok olması gerçeğinde gizli biraz da, öyle değil mi?

………………….

AKIL, KALPLE BİRLEŞTİĞİ ZAMAN HAKİKAT TECELLÎ EDER

Akıl, sadece bilmeye yarar; anlayabilmeye değil. Bilimin kaynağı akıldır. Bilim, Michel Henry’nin enfes bir şekilde dikkat çektiği gibi, varoluşunu yalnızca akıl üzerinden gerçekleştirmeye çalıştığı zaman, yalnızca akla dayandığı zaman, hayatın varoluş dayanaklarını yerle bir eder: Hissi yok eder. İnsanı hissizliğe, ruhsuzluğa mahkûm eder. Canavarlaştırır.
Akıl, ancak kalple birleştiği zaman, hayata ruh üflemeye başlayabilir. İnsanın vicdanını hayata geçirir ve böylelikle başka insanlara, başka varlıklara, tabiata hikmet nazarıyla, nimet nazarıyla, hem kendi hakikatinin, hem de hayatın hakikatinin dercedildiği, şifrelendiği, yansıtıldığı kendini keşif nazarıyla bakar.

Dolayısıyla kalp birleştirir. Kalp, insanın kabesidir: Yaratıcı”nın “yerleştiği” yegâne “yer”. Hayatın ve hakikatin merkez”i, merkez üssü.

O yüzden bütün bağları birbirine bağlar kalp. Hem insanlarla insanlar arasında, hem de insanlarla diğer varlıklar arasında birbirini vareden, birbirinin varlığından haberdar eden, birbirinin varlığıyla var olabildiklerini ihbar eder muazzam bir medcezir icat eder.
Kalp, o yüzden insanı ve dünyayı, Tek Bağ’a, Yegâne Özgürleştirici, Kuvvet ve Kudret Sahibi, yaratıklarına hayat ve hakikat bahşeden Bağ’a bağlar.
Böylelikle akıl, kalbin tesis ettiği vicdanla, insanı arş-ı a’lâya yükseltecek merdivenler döşer, kanatlandırıcı güzergâhlar çizer.

Düşen insanı tutup kaldırır ve başka dünyalara, başka âlemlere, başka varlıkların kâinâtlarına, âlemlerine, dünyalarına (ZAMAN’larına) ulaştırarak leziz, nefis ve doyumsuz bir yolculuk yaptırır insana.

Mülk âlemini aşamayan ve melekût âlemine ulaşamayan, seküler kültür, insanı mülk âleminin meliklerinin tahakkümlerine mahkûm eder. Bu kaçınılmazdır. Melekût âleminde (yani Zaman’ın gerçek boyutlarında) yolculuk yapamayan seküler kültür, mülk âleminin yükleri altında ezer insanı.

http://www.yenisafak.com.tr/yazarlar/yusufkaplan/hakikat-medeniyeti-2007579

yorum;

Akl eden kalp!

Kalpler nasıl aklederler?

Kur’an’la.

Allahu teala kitapları kulları akletsinler diye

göndermiştir.

Özellikle de Kur’an’ı.

Kıyamete kadar artık insanların direkt olarak

akletmeyi öğreneceği kaynağı.

Ama hala yüzünden okumaktan anlayarak okumaya

geçemedik.

Çocuklar doğumlarından itibaren 2-3 sene

konuşamazlar sonra da birden konuşurlar ya.

Şimdi yeni binyılın inşaları da dinlemedeler.

Birden konuşmaya başlayınca kurmayada

başlayacaklar.

Ve süratle zamanımızdaki haftaların ayların çok hızlı

geçtiği gibi 2.Kur’an uygarlığını da birlikte

kuracaklar.

Birlikte  yani  sadece Müslümanlar değil.

Yazarımız temel yanılgısı da bence bu işin

müslümanların  dünyaya hakim olması  halinde

gerçekleşeceği inancıdır.

İnançlar da bazen insanlara fren olabilirler.

Yine dönüp dolaşıp içtihat ve icmaların diriltilmesine

geliyoruz.

Bu görevide Allah yaklaşık 50 yıldır sadece  Akevlere vermiş.

Allah çalışanlarımızı ve çalışmalarımızı bereketlendirsin…

 

 

 

 

 

 

Ali Bülent Dilek






Sayı: 295 | Tarih: 8.02.2015
Can Dündar
Mahallenin Adaleti
İfna
1044 Okunma
Vahap Alma
Yusuf Kaplan
Hakikat medeniyeti
Akl eden kalp!
935 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ahmet Hakan
Burhan Kuzu'nun anlattığı sistemin hastası oldum
Hayaller
911 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Gülen keşke dini cemaat yerine siyasi parti kursa
Siyaseti din dışı sananlar
838 Okunma
Tayibet Erzen
Ahmet Taşgetiren
İmralı-Pensilvanya
Çözüm
827 Okunma
3 Yorum
Süleyman Karagülle