Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mete Firidin
Allah’ın Doğru Yolu Üzerine Oturanlar!
30.4.2020
342 Okunma, 2 Yorum

Allah’ın Doğru Yolu Üzerine Oturanlar!

 

 

Günümüzde İslam dini hakkında ileri-geri konuşan birçok “din adamı” vardır. Bunlar Kuran – Kerime hiç dikkat etmezler ve onu kale almazlar. Hadis diye Hz. Peygambere iftira ederek uydurulan sapıkça sözlerin ardına takılarak kendilerince bir din oluşturmuşlardır. Bu dinin içinde şirk de dahil her türlü sapıklık ve zulüm mevcuttur. Hatta bazısı “Size yüzlerce ayet de getirseler inanmayın” diyerek fetvalar verirler. Ergenliğe girmemiş kızlarla nikahı helal sayarlar ki Kuran’da nikah yaşının ergenlik bitiminden sonrası yapılacağı apaçıktır. Dedim ya bunlar için Kuran’ın hiçbir önemi yoktur.

Diğer dinlerde de hahamlar, papazlar ve rahipler vardır.  Onlar da Kuran’dan uzaklaşmayı ve insanların doğru yolu bulmasını engelleyenlerdir. Peki aslında kimdir bunlar? Nedir bunlar? Bu durumu aşağıdaki ayetlerle açıklamaya çalışacağım inşallah!

Araf Suresi (Besmele dahil) 15-18. Ayetler:

قَالَ أَنْظِرْنِي إِلَى يَوْمِ يُبْعَثُونَ (14) قَالَ إِنَّكَ مِنَ الْمُنْظَرِينَ (15) قَالَ فَبِمَا أَغْوَيْتَنِي لَأَقْعُدَنَّ لَهُمْ صِرَاطَكَ الْمُسْتَقِيمَ (16) ثُمَّ لَآتِيَنَّهُمْ مِنْ بَيْنِ أَيْدِيهِمْ وَمِنْ خَلْفِهِمْ وَعَنْ أَيْمَانِهِمْ وَعَنْ شَمَائِلِهِمْ وَلَا تَجِدُ أَكْثَرَهُمْ شَاكِرِينَ (17)

 

Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım. Sonra mutlaka öncelerinden ve sonralarından ve sağlarından ve sollarından onlarla olacağım ve sen onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

İblisin “o doğru yolunun üstüne oturacağımsözünden de hemen anlayacağınız gibi bunlar İblis’in velilerindendir. Bize sanki İslam alimi, hocası gibi mübarek, kutsal, Rahmani gibi gözükmektedirler. Oysa Allah’ın yolu üzerinde engel olarak bulunmaktadırlar. Böylece inanan insanları Kuran’a uygun salih amel yapmaktan engellemektedirler. Öte yandan ise birazcık sağduyu sahibi, akıllıca insanları İslam’ı yanlış göstererek onların Allah yoluna yaklaşmalarını da engellemektedirler. Dikkat edin! Bunlar Rahmani değil Şeytani kişilerdir!

Doğrusunu Allah bilir.

 


Yorumcu 
Yorum 
Serpil Yücel
20.05.2020
01:02

‘Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım.(Araf 14-16)’

Bu ayetlerde iki şey beni düşündürür.

  1. Neden öldükleri güne kadar değil de be’as gününe kadar mühlet istiyor?
  2. Allah ile görüşmelerinde onu azdırmasını sağlayan şey ne? Adem’e secde etmesini istemesi mi, Adem’in yaratılmış olması mı?

Mete Bey sizin Adem veya Adem’in içinden seçileceği insanların ilk atasının babası olmadığına, Hz. İsa gibi babasız olarak bir anneden bir çeşit sürümün yükseltilmesi gibi doğduğu fikrinize katılıyor, bunun Allah’ın sünnetine uygun olduğunu düşünüyorum. Bu süreç içinde bu ayetlerde anlatılan olayın bilimsel olarak nasıl bir senaryo ile gerçekleştiğini ise kafamda canlandıramıyorum.

Soyut konuları somutlaştırmak insanın o konuyu anlamasını kolaylaştırdığı için ‘sırât-ı müstakîm’ i anlamak için şöyle bir canlandırmam var.

Yaşam dediğimiz; sürekli önümüze tali yollar (daal) ve bir tane ana yol(sırât-ı müstakîm) çıkaran ve bu iki yol arasında yaptığımız tercihlerden ibaret bir yolculuktur. Yaşam yolculuğu başladığında dosdoğru yolun üzerine bir bisiklet ile konuluruz. Bisiklet diyorum çünkü pedalına basılmazsa devrilen bisiklet gibi; ibadetler, kendimizi geliştirmek için çabalarımız, birbirimize yardım ve tavsiyelerimiz, olmazsa (Asr) fucüra düşeriz.(Kıyamet 5) Dosdoğru yol üstünde başlarız diyorum çünkü bize iman yani doğru yolda olmanın zevki verilmiştir (Hucurat 7).

Doğru yol; geniş, rampa aşağı, fıtratımıza uygun ve seyahat etmesi kolaydır. Tali yollar; rampa yukarı, dikenli ve zordur (Leyl 5-10). Yolculuğumuz boyunca defalarca tali yola gireriz. Bazen çabuk anlar, yanlış yoldayım (istiğfar) der, doğru yola yönümüzü (tevbe) çeviririz. Bazen birbirine bağlı sayısız tali yola dalarak dosdoğru yoldan bir hayli mesafe ve bir hayli zaman uzaklaşırız. Nefislerimiz aleyhine (Zümer 53)olarak yaptığımız bu hatalar onarılmaz değildir. Yolun ve nefsimizin Yaratıcı’sının bize bağışladığı ‘restart’ tuşu elimizin altındadır (Furkan 71).

Bir yol ayrımına geldiğimiz de iki şey (akıl ve iman) bize doğru yolu gösterirken, iki şey bizi tali yola (nefs ve şeytan) çelmeye çalışır. Akıl doğru yolu bulurken bir rehberden- haritadan (Kur’an-ı Kerim ) yardım alır. Aklın çıkarımlarının şaşırma ihtimali vardır, bu yüzden gördüğümüzde hatırlamak üzere iman içine yazılan veriler (zikir) ile uyumlu olduğunda nefs-i levvamemiz ses çıkarmaz, yoksa yapılan işin ve gidilen yolun yanlış olduğunu bize haykırır.

Tali yola girmemiz için adeta kendini feda eden nefs acelecidir. Sonunu düşünmekten acizdir ve acele olanı sever (Kıyamet 20-21). Ama şeytanın derdi bambaşkadır. O bu bisikletin sürücüsünün seçildiği gün kendisinin bu iş için uygun bulunmamasına razı gelmemiş, kendisinin ateş gibi bir şoför olduğunu, bu iş için uygun olduğunu iddia etmiştir. Teklifi kabul edilmeyip de kenara alınınca (ğavy) sürücünün işini baltalamak üzere ruhsat almıştır. Direksiyona dokunamaz, yönetimde en ufak bir söz hakkı yoktur. Ama sürücünün (rüşd) kulağının dibinde ona sürekli tali yolları övüp durmaktadır.

İşte bu şartlar altında sürücünün görevi dosdoğru yol üzerinde kalmaktır. Yaratıcı’nın Rahman vasfı tüm bu yolları kaplamıştır. Sürücü ne yaparsa yapsın affetmek ve sürücüyü dosdoğru yolun üstüne koymak Yaratan için sorun değildir. Tam da bu sebepten dolayı Yaratıcı’nın affetmesi ahretin değil, sınavın devam ettiği bu dünyanın konusudur. Affetmek, yolunu şaşırmış ve yardıma ihtiyacı olan ‘sırat köprüsünde kalmaya çalışan sürücünün’ ihtiyacı olan bir yardımdır. Marifet ölüm geldiği anda dosdoğru yol üzerinde olmayı başarmaktır. Çünkü ölüm geldiğinde o sürücünün ana yolları da tali yolları da toplanır, birbirine karışır (Kıyamet 29), yeniden dirildiği gün daha hesabı görülmeden zaten hesabının sonucundan haberdardır(Kıyamet 22-25).’

Eğer bu simülasyon doğru ise buradaki ‘ğayn-vav-ye’ azgınlık değil de bir görev dağıtılırken kenar da kalma olsa daha doğru mu olur? Tersi olan ve ‘ğaviyden açık bir biçimde ayrılmış olan rüşd’ (Bakara 256) direksiyonda olma, karar alma mevkisinde olma hali olur. Diğer ayetlerde de bu kelimeye direksiyonu bırakma, taşıtı kendi haline bırakma olarak yorumlamak gerekecek.

Şeytanın neden ölüm günü değil de dirilme gününe kadar mühlet istediğini ise tam anlayamıyorum. Yoksa o da kendini bu dünya da sınav oluyor ve ahrette sınavını vermiş olma umudunu içinde tutuyor, yeterince insanın ehliyetini hak etmediğini ispat edebilirse direksiyona geçmeyi mi umuyor acaba?

Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4

‘Dedi ki: Diriliş gününe kadar bana tolerans göster. (Allah:) Dedi ki: Kesinlikle sen o tolerans gösterilenlerdensin. Dedi ki: Ki beni azdırman nedeniyle mutlaka onlar için senin o doğru yolunun üstüne oturacağım.(Araf 14-16)’

Bu ayetlerde iki şey beni düşündürür.İblis,

  1. Neden öldükleri güne kadar değil de be’as gününe kadar mühlet istiyor?
  2. ALLAH ile görüşmelerinde onu azdırmasını sağlayan şey ne? Adem’e secde etmesini istemesi mi, Adem’in yaratılmış olması mı?

Mete Bey sizin Adem veya Adem’in içinden seçileceği insanların ilk atasının babası olmadığına, Hz. İsa gibi babasız olarak bir anneden bir çeşit sürümün yükseltilmesi gibi doğduğu fikrinize katılıyor, bunun Allah’ın sünnetine uygun olduğunu düşünüyorum. Bu süreç içinde bu ayetlerde anlatılan olayın bilimsel olarak nasıl bir senaryo ile gerçekleştiğini ise kafamda canlandıramıyorum.

Soyut konuları somutlaştırmak insanın o konuyu anlamasını kolaylaştırdığı için ‘sırât-ı müstakîm’ i anlamak için şöyle bir canlandırmam var.

Yaşam dediğimiz; sürekli önümüze tali yollar (daal) ve bir tane ana yol(sırât-ı müstakîm) çıkaran ve bu iki yol arasında yaptığımız tercihlerden ibaret bir yolculuktur.  Yaşam yolculuğu başladığında dosdoğru yolun üzerine bir bisiklet ile konuluruz. Bisiklet diyorum çünkü pedalına basılmazsa devrilen bisiklet gibi; ibadetler, kendimizi geliştirmek için çabalarımız, birbirimize yardım ve tavsiyelerimiz olmazsa (Asr)  fucüra düşeriz.(Kıyamet 5) Dosdoğru yol üstünde başlarız diyorum çünkü bize iman sevgisi yani doğru yolda olmanın zevki verilmiştir (Hucurat 7).

Doğru yol; geniş, rampa aşağı, fıtratımıza uygun ve seyahat etmesi kolaydır. Tali yollar; rampa yukarı, dikenli ve zordur (Leyl 5-10). Yolculuğumuz boyunca defalarca tali yola gireriz. Bazen çabuk anlar, yanlış yoldayım (istiğfar) der, doğru yola yönümüzü (tevbe) çeviririz. Bazen birbirine bağlı sayısız tali yola dalarak dosdoğru yoldan bir hayli mesafe ve bir hayli zaman uzaklaşırız. Nefislerimiz aleyhine (Zümer 53) olarak yaptığımız bu günahlar onarılmaz değildir. Yolun ve nefsimizin Yaratıcı’sının bize bağışladığı ‘restart’ tuşu elimizin altındadır (Furkan 71).

Bir yol ayrımına geldiğimiz de iki şey (akıl ve iman) bize doğru yolu gösterirken, iki şey bizi tali yola (nefs ve şeytan) çelmeye çalışır. Akıl doğru yolu bulurken bir rehberden - haritadan (Kur’an-ı Kerim ) yardım alır. Aklın çıkarımlarının şaşırma ihtimali vardır, bu yüzden gördüğümüzde hatırlamak üzere iman içine yazılan veriler (zikir) ile uyumlu olduğunda nefs-i levvamemiz ses çıkarmaz, yoksa yapılan işin ve gidilen yolun yanlış olduğunu bize haykırır.

Tali yola girmemiz için adeta kendini feda eden nefs acelecidir. Sonunu düşünmekten acizdir ve acele olanı sever (Kıyamet 20-21). Ama şeytanın derdi bambaşkadır. O bu bisikletin sürücüsünün seçildiği gün kendisinin bu iş için uygun bulunmamasına razı gelmemiş, kendisinin ateş gibi bir şoför olduğunu, bu iş için uygun olduğunu iddia etmiştir. Teklifi kabul edilmeyip de kenara alınınca (ğavy) sürücünün işini baltalamak üzere ruhsat almıştır. Direksiyona dokunamaz, yönetimde en ufak bir söz hakkı yoktur. Ama sürücünün (rüşd) kulağının dibinde ona sürekli tali yolları övüp durur.

İşte bu şartlar altında sürücünün görevi dosdoğru yol üzerinde kalmaktır. Yaratıcı'nın Rahman vasfı tüm bu yolları kaplamıştır. Sürücü ne yaparsa yapsın affetmek ve sürücüyü dosdoğru yolun üstüne koymak Yaratan için sorun değildir. Tam da bu sebepten dolayı Yaratıcı’nın affetmesi ahretin değil, sınavın devam ettiği bu dünyanın konusudur. Affetmek, yolunu şaşırmış ve yardıma ihtiyacı olan ‘sırat köprüsünde kalmaya çalışan sürücünün’ ihtiyacı olan hayati bir yardımdır. Marifet ölüm geldiği anda dosdoğru yol üzerinde olmayı başarmaktır. Çünkü ölüm geldiğinde o sürücünün ana yolları da tali yolları da toplanır, birbirine karışır (Kıyamet 29), yeniden dirildiği gün daha hesabı görülmeden zaten hesabının sonucundan haberdardır(Kıyamet 22-25).’

Eğer bu simülasyon doğru ise buradaki ‘ğayn-vav-ye’ azgınlık değil de bir görev dağıtılırken kenar da kalma olsa daha doğru mu olur? Tersi olan ve ‘ğaviyden açık bir biçimde ayrılmış olan rüşd’ (Bakara 256) direksiyonda olma, karar alma mevkisinde olma hali olur. Diğer ayetlerde de bu kelimeye direksiyonu bırakma, taşıtı kendi haline bırakma olarak yorumlamak gerekecek.

Şeytanın neden ölüm günü değil de dirilme gününe kadar mühlet istediğini ise tam anlayamıyorum. Yoksa o da kendini bu dünya da sınav oluyor ve ahrette sınavını vermiş olma umudunu içinde tutuyor, yeterince insanın ehliyetini hak etmediğini ispat edebilirse direksiyona geçmeyi mi umuyor acaba?


Mete Firidin
20.05.2020
01:11

sıratı müstakin dogru yol yöntem demektir. İblis niye ölene kadar değil de dirilme gününe kadar istiyor. onu bende çözemedim. Beli de dünyanın sonu ve dirilme aynı anda oluyordur.




YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Nusret Karaca
YAŞADIKLARIMIZ ALNIMIZA YAZILANLAR MI?
31.5.2020 6 Okunma
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.5.2020 12 Okunma
Süleyman Karagülle
Kimse Anlamak mı İstemiyor, ya da Biz mi Anlatamıyoruz!
31.5.2020 43 Okunma
3 Yorum 31.05.2020 22:25
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-48
31.5.2020 62 Okunma
4 Yorum 31.05.2020 08:07
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-47
29.5.2020 136 Okunma
4 Yorum 29.05.2020 08:36
Reşat Nuri Erol
KORONAVİRÜS VESİLESİYLE YAZDIĞIM ANEKDOTLAR VE …
28.5.2020 102 Okunma
2 Yorum 28.05.2020 19:51
Süleyman Karagülle
Koronavirüs Gerçeği
26.5.2020 131 Okunma
2 Yorum 28.05.2020 09:12
Hüseyin Bağdatlı
HÜZÜNLÜ BAYRAM
26.5.2020 68 Okunma
Reşat Nuri Erol
ASIL SORUN NEDİR? ÇARE VE ÇÖZÜMÜ NEDİR?
26.5.2020 178 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
PERE
25.5.2020 75 Okunma
1 Yorum 26.05.2020 15:03
ZEKİ ALTUBOĞA
Avahî Bêpere Çawa Tên Çêkirin
25.5.2020 55 Okunma
Mete Firidin
Müslümanların Kıble Değiştirmeleri
24.5.2020 101 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-46
21.5.2020 192 Okunma
4 Yorum 21.05.2020 05:33
Ece Ferah
RAMAZAN AYININ SON GÜNLERİ
21.5.2020 93 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-45
20.5.2020 205 Okunma
4 Yorum 20.05.2020 06:11
Hüseyin Kayahan
ZÜNNÛN – bir muamma
19.5.2020 133 Okunma
1 Yorum 21.05.2020 18:19
ZEKİ ALTUBOĞA
CIVÎN
19.5.2020 90 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
EMLAK
19.5.2020 102 Okunma
ZEKİ ALTUBOĞA
GEŞTIYAR
19.5.2020 82 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-44
18.5.2020 193 Okunma
4 Yorum 18.05.2020 05:09
Özer Ataç
Üretim ve Kıtlık
17.5.2020 458 Okunma
3 Yorum 20.05.2020 07:33
Süleyman Karagülle
Acilen Yapmanız Gerekenler
17.5.2020 178 Okunma
1 Yorum 25.05.2020 11:25
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-43
17.5.2020 174 Okunma
3 Yorum 17.05.2020 08:59
Özer Ataç
Baby Driver
16.5.2020 130 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-42
16.5.2020 195 Okunma
3 Yorum 16.05.2020 08:35
Turgay Çoruhlu
El Cahiz Evrim Araştırmaları Merkezi Caiz Mi?
14.5.2020 207 Okunma
6 Yorum 17.05.2020 01:15
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-41
14.5.2020 210 Okunma
4 Yorum 14.05.2020 09:47
Hüseyin Bağdatlı
ANNELER GÜNÜ
11.5.2020 183 Okunma
Süleyman Karagülle
Dolar, Altın Bono ve Krize Çözüm
11.5.2020 219 Okunma
1 Yorum 14.05.2020 00:57
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-40
10.5.2020 251 Okunma
4 Yorum 10.05.2020 08:15
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-39
9.5.2020 225 Okunma
4 Yorum 09.05.2020 05:04
ZEKİ ALTUBOĞA
Hûn hê karkerî diparêzin?
8.5.2020 174 Okunma
1 Yorum 09.05.2020 12:25
Hikmet Güveloğlu
Yarınlar Daha da Zor Olacak!
8.5.2020 1938 Okunma
Reşat Nuri Erol
S.Eskicioğlu yazdı;Denizli Milli Görüş’ün temel taşıydı
8.5.2020 206 Okunma
3 Yorum 08.05.2020 09:01
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-38
8.5.2020 275 Okunma
9 Yorum 09.05.2020 04:44
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-37
7.5.2020 266 Okunma
5 Yorum 07.05.2020 04:58
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-36
6.5.2020 291 Okunma
5 Yorum 06.05.2020 05:16
Ece Ferah
Merkez Temsilciler, Semt Temsilciler
5.5.2020 148 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-35
4.5.2020 314 Okunma
8 Yorum 06.05.2020 05:16
Ece Ferah
BİREYİN DÜNYA HARİTASI
3.5.2020 181 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-34
3.5.2020 334 Okunma
6 Yorum 04.05.2020 09:17
Süleyman Karagülle
İki Farklı Yayın Organı
3.5.2020 262 Okunma
2 Yorum 06.05.2020 18:06
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-33
2.5.2020 315 Okunma
5 Yorum 02.05.2020 04:59
Hüseyin Kayahan
MUTAHHERÛN-“koş abla koş, bir metaforcu geldi!”
1.5.2020 160 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-32
1.5.2020 429 Okunma
5 Yorum 01.05.2020 09:03
Mete Firidin
Allah’ın Doğru Yolu Üzerine Oturanlar!
30.4.2020 342 Okunma
2 Yorum 20.05.2020 01:11
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-31
30.4.2020 386 Okunma
5 Yorum 30.04.2020 09:17
Ece Ferah
GENEL HİZMET YAYIN MERKEZİ
28.4.2020 178 Okunma
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-30
28.4.2020 431 Okunma
6 Yorum 28.04.2020 19:06
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-29
27.4.2020 413 Okunma
5 Yorum 27.04.2020 11:13