Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ebubekir Sifil - Milli Gazete Zafer Kafkas
Şeairi Muhafaza Etmek
552 Okunma, 0 Yorum

ŞEAİRİ MUHAFAZA ETMEK

 

Müslüman olarak bağlandığımız temel kaynaklar bize sadece "nasıl inanacağımızı" değil, aynı zamanda "nasıl algılayacağımızı" ve "nasıl davranacağımızı" da öğretir. Yani din sadece inanç ve ibadetlerden ibaret değildir. Onun insan düşünce ve davranışlarına istikamet ve intizam veren bir yanı da vardır.

Din'in bu yanı, hayatın görünen ve görünmeyen birçok boyutunda faaliyet görür. Bu nasıl bir hakikat ise, işbu "görünen" ve "görünmeyen" hususların birbirini doğrudan etkilediği de bir başka hakikattir. İnsanın yaşadığı sosyal çevreye kendi inanç ve dünya görüşünü yansıtması, hayatını içinde geçirdiği mekânları bu doğrultuda düzenlemesi ve şekillendirmesi temelde bu gerçeğin ifadesinden başka birşey değildir.

Bu itibarla "Din" dediğimizde aklımıza sadece inanç esasları ve ibadetler gelmemelidir. Şüphesiz Din'in hayata şekil veren somut yansımaları vardır ve bizler hayatı o somut göstergelerle anlamlandırırız. Söz gelimi, bilmediğimiz bir memlekete gittiğimizde, çok da farkında olmadan orada alışık olduğumuz birtakım görüntüler ararız. Minare görmek isteriz mesela, ya da ezan sesi duymak isteriz. Avrupa'ya gidenlerimiz veya orada ikamet edenlerimiz bu hususu yakından idrak ederek yaşarlar… İşte bu, Din'in "görünen yüzü"nün önemini anlatır bize.

Din'in bu "görünen yüzü"ne Yüce Kitabımız "şiar" (çoğulu "şeair") adını verir. Bir ayette şöyle buyurulur: "Ey iman edenler! Allah'ın tayin ettiği şiarlara… sakın saygısızlık etmeyin."

Her ne kadar bu ayette üç nokta koyarak zikretmediğim cümlelerde Hacc ile ilgili hükümler mevcut ise de, ayetin ifadesi geneldir. Bu sebeple müfessirler, bu ayetin, Allah Teala'nın indirdiği hükümlerin tamamını kapsayacak şekilde anlaşılacağını belirtmişlerdir. Burada geçen "şiar" kelimesi alamet, işaret, sembol, simge, bir şeyi diğerlerinden ayıran özellik anlamındadır.

Yine bir diğer ayette şöyle buyurulur: "Kim Allah'ın hürmet edilmesini istediği şeylere saygı gösterirse, bu, Rabb'inin katında kendisi için daha hayırlıdır. (…) Kim Allah'ın şiarlarını yüceltirse, bu, kalplerin takvasındandır."

Bu ayetlerin durumu da bir önceki ayete benzemektedir. Zira burada da Hacc'da kurban edilecek olan ve yenilmesi helal kılınmış bulunan hayvanlardan bahsedilmektedir. Bununla birlikte, yukarıya mealen aldığım ayetlerin ifadesi umumî olduğu için, ulema, bu ayetlerde geçen, "Allah'ın hürmet edilmesini istediği şeyler" ve "Allah'ın şiarları" ifadelerinin "Allah Teala'nın dini ve indirdiği hükümler" anlamına geldiğini söylemiştir.

Kur'an ve Sünnet'in vurgularından şunu anlıyoruz ki, müslümanlar için dinî bir anlam ve değeri olan her şeyi, hassasiyetle muhafaza etmek ve onlara karşı hürmette kusur etmemek temel görevlerimiz arasındadır.

Ramazan ayı, Cuma günü, kandil geceleri gibi mübarek zamanlar, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî, Mescid-i Aksa, camiler… gibi mübarek mekânlar, her türden ibadetler, alim ve mürşidler, dinî eserler, dinî kavramlar... bunlar arasında ilk akla gelenlerdir.

Din'e hürmet, bir anlamda bu sembollere hürmetten geçmektedir. Ya da şöyle diyelim: Bu sembollere hürmetsizliğin, doğrudan doğruya Din'in kendisine yönelik bir hürmetsizlik anlamı taşıyacağına özellikle dikkat edilmelidir. Modern kültür içinde zaman zaman mizahı yapılan, küçültülen şeylerin Din'e ait şeyler olduğu gerçeğini göz ardı ettiğimizde, aslında Din'le aramızdaki irtibatı kendi elimizle zayıflattığımız gerçeğini görmezden gelmiş oluyoruz.

Burada dikkat edilmesi gereken bir nokta daha var: İslamî olmayan düşünce, söz ve şiarların dünyamıza sokulmaması da "İslamî şiarlara gereken hürmeti gösterme" tavrına dahildir. Hatta belki bu nokta diğerinden daha önceliklidir. Def-i mefasid"in "celb-i menafi"den öncelikli olduğu hesaba katılırsa, bilhassa gayrimüslim ülkelerde yaşayan müslümanların, onların dinî sembol ve şiarları konusunda ayrı bir hassasiyet içinde olmaları gerekiyor…

 

Yorum:

Her inancı, ideolojiyi, mesleği temsil eden farklı birtakım alametler vardır. Bunlara şiar diyoruz. Bayrak, para gibi şeyler devletlerin şiarlarıdır. Orak-çekiç komünizmin sembolü, haç hristiyanlığın hilal ise İslam’ı sembolize ederler. Şiarların en önemli özelliği görüldüğünde temsil ettikleri inanç, ideoloji veya devleti akla getirmeleridir. Bütün inançlar, sistemler bu şiarlarına saygı gösterilmesini ister ve bekler. Bu şiarların aşağılanması , hakarete uğraması , temsil edilen inanca , ideolojiye yapılmış anlamına gelir.  Dinimiz kimsenin inancına , değerlerine ve bunların sembollerine hakaret ve küfür edilmemesini emretmiştir.

 

Günümüzde  insanlar destekledikleri siyasi partilerin sembolleri olan bayrak , logo , renk gibi alametlerine de dini ve idelojik semboller gibi sahip çıkmakta ve bunlar hakkında yapılan yorumlara çok çeşitli tepkiler verebilmektedirler. Seçim arefesinde olduğumuz şu  zamanlarda bu tip gereksiz eleştiriler ve yorumlardan uzak kalıp plan , proje ve sistemler üzerinde tartışmalar yapılması, halkın huzuru , refahı ve güveni için nelerin yapılabileceği hususundaki  teorilerin ortaya konulması tüm partilerin üzerine düşen görevdir. Lakin medyadan takip ettiğimiz kadarıyla kimsenin plan , proje derdi yok gibi ya hiçbir temeli olmayan boş vaatler görüyoruz ya da karşılıklı aşağılamalara şahit oluyoruz. Aslında halkın buna tepki vermesi gerekir ama takım tutar gibi bağlandıkları partilerinin başkanlarını ve adaylarını kayıtsız şartsız savunmakla meşgul durumdalar. Başkanlarının karşı tarafın hassasiyetlerine yaptığı saldırıyla mutlu olmakta ve taraftar gibi tezahürat yapmaktalar. Bu yüzden ne bu seçim , ne de bundan sonrakilerden bir beklentim yok. Biz ne olursa olsun inançları ve idelojileri aşağılamadan ve şiarlarına  saygı göstererek tebliğimizi yapmalı ve düzenimizi kurmaya çabalamalıyız.

 

 

Zafer Kafkas



YorumYap

Sayı: 97 | Tarih: 17.4.2011
Mahir Kaynak
Seçimin sonucu
591 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle
Ebubekir Sifil
Şeairi Muhafaza Etmek
552 Okunma
Zafer Kafkas
Mehmet Şevket Eygi
Davamızı Satan Münafıklar
517 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Şamil'in telefon mesajı
El kaldırmak için yarış
501 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Meclis’e girecek olana notlar
499 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ruşen Çakır
Ne tasfiye ne değişim
483 Okunma
Tayibet Erzen