Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ruşen Çakır - Vatan Tayibet Erzen
Ne tasfiye ne değişim
429 Okunma, 0 Yorum

Ruşen Çakır - rcakir@gazetevatan.com

13.04.2011

 

AKP milletvekilleri listelerinden hareketle iki uç yorum yapılıyor. Kimileri bir “tasfiye”den söz ediyor. Onlara göre AKP Lideri Erdoğan, AKP Grubu’ndaki Cumhurbaşkanı Gül’e yakın isimlerle, son Milli Görüşçüleri tasfiye etmiş.
Doğru bir saptama değil. Tekrar aday gösterilmeyenler arasında “Gül’e yakın” olarak tanımlanabilecek milletvekilleri var ama yine “Gül’e yakın” bilinen birçok ismin listelerde, hatta en tepelerde yer aldığı da bir başka gerçek. Yine tekrar aday gösterilmeyenler arasında azımsanmayacak sayıda, adları öteden beri Erdoğan’la anılanlar da var.

“Milli Görüşçülerin tasfiyesi” iddiası da bir başka “şehir efsanesi”. 2007 seçimleri öncesinde de çok sayıda milletvekili yeniden aday gösterilmeyince yine “Milli Görüşçüler gitti” denilmişti. Aslında bu son derece doğaldı çünkü 2002’de AKP listelerinden Meclis’e girenlerin çoğu daha önce RP-FP’de siyaset yapmış isimlerdi. Geri kalan Milli Görüşçülerin bir kısmının da bu sefer aday gösterilmediği doğru ancak ilk kez aday gösterilenler arasında RP-FP geleneğinden çok ismin bulunduğu da bir başka doğru. Dolayısıyla AKP’nin Milli Görüş’ten mutlak bir şekilde arınmasını bekleyenler bu sefer de hayal kırıklığına uğramıştır. Kaldı ki Has Parti’nin doğuşu ve Necmettin Erbakan’ın vefatıyla birlikte seçimlerde iyice tereddüt eden Milli Görüş tabanı için 12 Haziran’da AKP’nin “daha cazip” göründüğü ortadayken Erdoğan’ın böyle bir aleni kopuşa gitmesi hiç de akılcı olmayacaktı.

Değişiklik-değişim farkı

“Tasfiye” iddialarının AKP muhalifleri tarafından dillendirildiği ortada. AKP yanlılarıysa 167 milletvekilinin üstünün çizilmesini bir “değişim” olarak kutsama eğilimindeler. Peki neyin değişimi söz konusu? Onlara göre bu kadro “yeni Türkiye”’yi inşa edecek, Türkiye’yi 2023’e, yani cumhuriyetin 100. yılına taşıyacak. Bu devasa iddiaların ardında tabii ki esas olarak Erdoğan’ın 13 Haziran 2011 gününde “yeni ve sivil Anayasa”nın startının verileceği sözü yatıyor.

Eğer yeni liste bu yeni anayasa hedeflenerek oluşturulduysa adaylarda aranacak temel özelliklerin “uzmanlık” ya da “siyasi yetkinlik” olması gerekir. (Kuşkusuz adayların seçimlerdeki oy potansiyellerini de unutmamak lazım.) Ne var ki giden 167 kişinin yerine seçilecek yerlere yerleştirilmiş adaylar arasında yeni anayasa konusunda uzmanlıklarından yararlanılacak pek bir isim göze çarpmıyor. Halbuki 2007 seçimlerinin ardından yeni bir anayasa hazırlatma sürecine girmiş olan AKP bu sırada çok sayıda uzmanla iyi ilişkiler geliştirmişti. O dönemde adlarını sıkça duyduğumuz kimseyi listelerde göremiyoruz.
“Siyasi yetkinlik” konusuna gelince, yeni adaylar arasında AKP teşkilatlarından gelme pekçok kişi var, ama bunların büyük kısmının genel kamuoyu tarafından tanınıp bilindiği söylenemez. 2007 seçimleri öncesi fazlasıyla tanık olduğumuz, merkez sağ veya solda siyaset yapmış “transferler”e bu sefer rastlamıyoruz. Dünkü yazımızda altını çizdiğimiz gibi…


Devamı için TIKLAYINIZ.

Yorum:

İŞ NE, EHİL KİM?

Ak Partinin açıklanan aday listesinden bazı isimleri biliyorum, bazıları ise oldukça yabancı. Erdoğan listeyi oluştururken vefa hassasiyetini göstermiş gibi görünüyor. Özellikle kendileri de ünlü oldukları halde sırf partinin prestiji için aday olmak isteyen kimselere yüz vermemesine sevindim. Bu bile listeyi bilinçli ve özverili bir şekilde oluşturduğunu gösterir.

Asıl mesele kimlerin aday gösterildiğinden çok, bu insanların seçildikleri taktirde ne yapacaklarıdır. Meclise girdiklerinde halk için ne yapacaklar, neyi değiştirmeyi, neyi iyileştirmeyi planlıyorlar ve bunu nasıl yapacaklar? Adamakıllı bir projesi olan var mı, açıkçası bilmiyorum. Belki de çıkıp anlatan olmuştur, rastlamadım ama sistem kurmak üzerine değişim ve iyileştirme planı olmayanlara şahsen hiç şans vermiyorum. Maksimum bir önceki hükümetleri taklit eder, koltuğu devrederler. Sistemsizliğin sonuçları ortadayken tekrara düşmenin kimseye bir faydası yok. Birçok bakanlığın tabiri caizse deneme-yanılma yoluyla yürürlüğe soktuğu, pilot çalışma yapma gereği bile duymadığı uygulamaların bilançosu ağır oluyor ve faturayı her zamanki gibi biz ödüyoruz. Öyle görünüyor ki, çoğu zaman neyi, niye yaptıklarını bile bilmiyorlar. Neyse ki, birileri çıkıp ‘Kral çıplak!’ hatta ‘Kral çırılçıplak’ bile diyor ancak ne yaparsın ki, kral zaten giyinmeden dolaşmaya alışıkmış o yüzden dert etmiyor.

Bireysel sorumluluk insanı gerçekten güdeleyen bir güç. Herkes kendini bilir, neyi değiştirebileceğini de,  neye katlanabileceğini de bilir. O yüzden herkes çalışmalı, işi sadece sahnedekilere bırakmamalı, gerekirse sahneye çıkmalı, kendi yapmaya çalışmalı. Bize yıllarca ‘Herkes kendi işini yapsın, kardeşim!’ dendi, hala deniyor. Doğal olarak karşılığında para, terminolojik manasıyla ‘maaş’ almadığımız hiçbir işe kafa yoramaz olduk. Zaten hakkımız olmadığı için bir de azarlandık. Yani bugün bir aşçı trafik sorununun çözümü üzerine hazırladığı bir projeyi büyükşehir belediyesine götürse, herhalde bürokrasinin ilk basamağını bile çıkamadan eve postalanır. Çünkü onun mutfağında soyulmayı bekleyen patatesleri dururken, trafik ışıklarında dur-geç’ten ötesini düşünmeye hakkı yoktur. Zaten belediyenin bu iş için bilmen ne üniversitesinin, bilmem ne bölümünde master, onun üstüne de Avrupa’da doktora yapmış mühendisleri vardır. Buraya kadar her şey tamam, ne de olsa işi ehline vermek evladır, ancak bu meziyetler üretici bir beyne set çekmeyi gerektirmez. Öte yandan mühendisin iş kaygısı olmasın çünkü aşçı mutfağında zaten mutludur. O sadece faydalı olmaya çalışmıştır, ne para ne de kariyer kaygısı vardır.

Sonuç olarak yeni oluşacak hükümet hangi partiden olursa olsun etiket kaygısıyla Avrupa yasalarına gözü kapalı yönelecekse, hepimize şimdiden geçmişler olsun. Bize şimdiye kadar hiç denenmemiş, doğruluğu ancak teori aşamasında kanıtlanmış uygulamalara bile imza atacak kadar gözü kara bir hükümet lazım.  Dünya zor günler yaşıyor ve işler kötüye doğru yol almış durumdayken gerçekten çok hesaplı davranmamız gerekiyor. Oy çok ciddi bir sorumluluktur, lütfen alışkanlık veya fanatizm adına oylarımızı zayi etmeyelim.

 

 

 

Tayibet Erzen



YorumYap

Sayı: 97 | Tarih: 17.4.2011
Mahir Kaynak
Seçimin sonucu
539 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle
Ebubekir Sifil
Şeairi Muhafaza Etmek
498 Okunma
Zafer Kafkas
Mehmet Şevket Eygi
Davamızı Satan Münafıklar
464 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
Şamil'in telefon mesajı
El kaldırmak için yarış
450 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Meclis’e girecek olana notlar
445 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ruşen Çakır
Ne tasfiye ne değişim
429 Okunma
Tayibet Erzen