Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ruşen Çakır - Vatan Tayibet Erzen
CHP başörtüsü (türban) sorunundan kaçamaz
533 Okunma, 0 Yorum

Ruşen Çakır - rcakir@gazetevatan.com

 

09.10.2010

 

CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun üniversitelerdeki türban (isterseniz başörtüsü de diyebilirsiniz) yasağının kalkması yolunda niyet belirtmesiyle birlikte yıllardır bildiğimiz o koro sesini yükseltti: “CHP’nin başka işi yok mu?”, “Bırakın AKP çözebiliyorsa kendi başına çözsün!” “Bu tür çıkışlar CHP’ye oy filan getirmez, tam tersine ondan oy götürür!”

Geçen onca zamanın çok çok iyi kanıtladığı gibi bu itirazların her

biri tepeden tırnağa yanlıştır. Bunları sırasıyla ele almaya çalışalım:

“CHP’nin başka bir işi yok mu?”

Eğer CHP solda bir partiyse, yani çoğulcu demokrasi ve özgürlüklerden yanaysa, “bana oy verenler/vermeyenler” diye bir ayrım yapmayıp toplumun tüm kesimlerinin sorunlarına kulak kabartmak, onların hak ve özgürlük taleplerini yerine getirmek durumundadır. Hak ve özgürlük taleplerinde, dile getirenlerin kimliklerine bakıp ayrımcılık yaptığı anda CHP (veya herhangi bir başka parti, grup ya da kişi) solda olma iddiasını otomatik olarak kaybeder; daha doğrusu kaybetmesi gerekir.

Bazılarının türban yasağına karşı çıkmamayı “sınıfsal” bazı argümanlarla meşrulaştırması da abestir. Zira CHP, sol düşünceyi günümüzün gereklerine göre hayata geçirme iddiasındaysa her soruna sadece “sınıf” temelli bakmaktan vazgeçip “kimlik politikaları”nı da ciddiye almak durumundadır. Kaldı ki başörtüsü yasağından şikayet eden kız öğrencilerin büyük çoğunluğunun alt sınıflardan geldiği de ayrı bir gerçektir.

“AKP çözebiliyorsa kendi başına çözsün!”

Bu sorunu AKP’nin tek başına çözmesi asla mümkün değildir. Bugün çözme imkanını yakalayıp çözse bile bu sorun ilerde karşımıza çok daha vahim bir şekilde yeniden çıkabilir. Çünkü bu sorunun çözümü olabildiğince geniş bir toplumsal mutabakat gerektirmektedir ve bu bağlamda CHP gibi bir partinin çözüm sürecinde aktif bir aktör olarak yer alması “olmazsa olmaz”dır. Yıllardır egemen olan “AKP’yi yalnız başına bırakalım, türbana dolansın” yaklaşımının da ne Türkiye’ye, ne CHP’ye herhangi bir hayrının dokunmadığını biliyoruz. Dolayısıyla özel olarak CHP’nin, genel olarak solun bir an önce bu sorunun çözümüne dahil olması gerekiyor.

“Türban konusu CHP’ye oy filan getirmez, tersine oy götürür!”

Bu yaklaşıma verilecek ilk cevap “Ne yapalım, götürürse götürsün” olacaktır. CHP’nin bugün sorunun çözümüne katkıda bulunsa ilk genel seçimlerde sırf bu yüzden oylarını artırmayacağı, hatta oy kaybına bile uğrayacağı bir gerçektir. Ne var ki üniversitelerdeki başörtüsü yasağının serüvenine baktığımızda, yasağın kalkması için hiçbir adım atmayan, tam tersine sürmesi için çabalayan sol oluşumların oylarını artırmış olmadığı da ayrı bir gerçektir. Solun başarısızlığını doğrudan türban yasağına karşı çıkmamasına bağlayacak değilim.


 

Devamı için TIKLAYINIZ.

 

 

Yorum:

CHP ŞAŞIRTMADI

Şu sol kesimin koyduğu açık tavrın onda birini meclisin muhafazakar kanadı koysa, kelimenin tam anlamıyla ayvayı yemişti. Düşünün ki başörtülü eğitim alma ve çalışma gerekliliğini dine dayandırmadan, demokratik haklar ilkesiyle ilişkilendirerek yasallaştırmaya çalışan hemen aşırı dinci olmakla, ülkeyi İran’a çevirmekle, şeriatçılıkla suçlanıyor. CHP kalkmış “Benim başörtüsü diye bir derdim yok, başörtülülerin vereceği oylara da ihtiyacım yok, canları cehenneme…” diyecek ama kimse çıkıp da ‘Bu parti beyninden sonra insanlığını da yitirmiş, derdi hizmet veya millet değil, tek derdi kotluk, gelin susturalım bu adamları temizleyelim ülkeyi kirli ellerinden.’ demeyecek.

Allah’a çok şükür kimse hiçbir çaba sarf etmeden CHP kanadının nasıl bir zihniyete sahip olduğu bir kez daha kanıtlandı. Bu yüzden çözüm adına sol kanadın desteğinin gerekliliğine daha doğrusu öncülüğüne(ne de olsa ülkeye ‘Sağ parti yapınca din için yapıyor, din de kötü ve zararlı bir şey ama sol parti yapınca insan hak ve özgürlükleri oluyor bu da tabii ki iyi bir şey!’ zihniyeti hakim) inansam da zerrece çaba sarf edeceklerini sanmıyorum. Adamların tek yapacağı image-maker lığa soyunmak. Sanki Müslüman kadınlar nasıl örtüneceklerini bilemeyecek kadar geri zekalı veya tesettür olgusundan bihaber bir zümreden tavsiye ve rehberlik bekleyecek kadar cahilmiş gibi bir de kalkıp ‘İran modeli, Pakistan modeli…’ saçmalıklarıyla gündem oluşturuyorlar.

Tabii ki telaşlarını anlıyoruz. Geç de olsa anladılar ki örtü siyasi bir gerekliliktir. İnanan insanın kimliğini belirler. O yüzden bir şekli ve standardı vardır bu yüzden hiç kusura bakmasınlar Türkiye’deki MÜMİN kadınlar asmalı konak hatunlarına dönmeyecek. Kuran’ın öngördüğü şekilde tesettüre bürünecek ve eğitim hakkını söke söke alacak.  Aksi taktirde bu kadar büyük bir zulmün yaşandığı bir ülkede hayat olmamalı, helak kaçınılmaz olmalı.

Burada yapılan en büyük zulüm okuldan atılmak veya derse alınmamak değil. Başı açtırılarak psikolojisi alt üst edilen kızların kimlik kargaşasında boğulması için ne gerekliyse yapılıyor. Bunun son örneğini geçtiğimiz hafta yaşadık. Başörtüsü sebebiyle dersten atılamayacak ancak hakkında ‘Tutanak’ tutturulacak olan öğrencinin her şey normalmiş gibi derse girmesi, dersi dinlemesi hatta başarılı olması beklenecek. Yani bu öğrenci ‘Acaba kaçıncı tutanakta sicilim kirlenecek, bu tutanakların yaptırımı ne olacak, hocaların bana tavrı nasıl değişecek, arkadaşlarım tepki gösterecek mi?’ gibi sorularla ve sorunlarla boğuşurken bir yandan da gayet muntazam bir şekilde okula gidip gelecek.

Beklenti buysa kendi adıma hükümeti tebrik edip kenara çekiliyor ve bu saçmalığa inandırmak üzere ikna odaları açmalarını öneriyorum. Şimdi bu uygulamayı lehlerine çevirmek isteyen bir grup çıkacak ve derste her türlü aşırılığa kaçıp, dersten atılamayacak olmanın vereceği güvenle ortamı iyice gerecekler. Bu durumda otoritesi sarsılan, pardon ortadan kalkan öğretim görevlisi kabahati kimde bulacak ve kime fatura kesecek dersiniz?

Cevabını bulduğunuzda üniversite kapılarında gözü yaşlı birçok kızı da bulmayı bekleyin.

 

 

Tayibet Erzen



YorumYap

Sayı: 70 | Tarih: 10.10.2010
Mehmet Şevket Eygi
Tesettürde İran Modeli
824 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ebubekir Sifil
Mülkün Garantisi Adalet Ya Adaletin Garantisi?
737 Okunma
1 Yorum
Zafer Kafkas
Ahmet Hakan
Döneğin türküsü
677 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
Emir demiri keser mi?
647 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mahir Kaynak
Barış yemeği
563 Okunma
4 Yorum
Süleyman Karagülle
Fehmi Koru
Savaş değil barış
536 Okunma
Ahmet Kirtekin
Ruşen Çakır
CHP başörtüsü (türban) sorunundan kaçamaz
533 Okunma
Tayibet Erzen
Nihal Bengisu Karaca
Başörtüsü yasağı bitti!
493 Okunma
1 Yorum
Hakan Kandal
Oktay Ekşi
Türban Düğümü
479 Okunma
2 Yorum
Vahap Alma
Reşat Nuri Erol
İşte bu kadar!
430 Okunma
6 Yorum
Ilker Ardic