Kendi Dilini Konuşmak
2054 Okunma, 47 Yorum
Ebubekir Sifil - Milli Gazete
Zafer Kafkas

KENDİ DİLİNİ KONUŞMAK

 

Modern zamanlarda Müslümanlar'ın müptela olduğu en önemli hastalıklardan birisi, meselelerini, kendilerine ait olmayan kavramlarla konuşmayı alışkanlık haline getirmiş olmalarıdır. Hatta bunu, bütün iptilaların sebebi olarak teşhis etmek daha doğrudur.

Maruz kaldığımız herhangi bir olumsuzluğu "hak ihlali" söylemi ile ifade ettiğimizde ilk hatayı işlemiş oluyoruz mesela. Zira maruz kaldığımız bahse konu haksızlığın "insan haklarına aykırılığı"nı ileri sürerek "hak arama"ya başlamamızdan da bellidir ki, "hak ihlali" söylemi, "insan hakları" kavramı ile doğrudan ilişkilidir.

Buna, "insan hakları kavramı Batı'dan yüzyıllarca önce İslam tarafından tanınmış ve uygulanmıştır" gibi anakronik bir yaklaşımla itiraz edilebilir. Bu, modernitenin önemsediği/kutsadığı ne varsa hepsinin İslam'da bir temeli veya iz düşümü bulunduğu varsayımına dayanan bir itirazdır. Dolayısıyla belki önce bu anlayışın sorgulanması gerekir.

"İnsan hakları" kavramının menbaı Batı'dır ve bu kavrama orada vücut veren arka plan son derece önemlidir. Kavrama bu noktayı dikkat alarak baktığımızda Batılı insan için "insan hakları" kavramının ifade ettiği anlam şudur: Birey doğuştan getirdiği birtakım haklara sahiptir. Herkes bunlara riayet etmekle, devlet de bunları korumak ve güvence altına almakla yükümlüdür. Eğer ben bir başkasının alanına girersem, bu, benim de alanıma girilmesini mümkün kılar. Başkasının benim alanıma girmesi olabilecek en kötü şeydir. Dolayısıyla ben başkalarının sınırını geçmemeliyim ki, başkaları da benim sınırımı geçmesin.

Burada ön planda olan, bireyin "özgürlüğü"dür. Dolayısıyla "hak" kavramını "özgürlük" kavramından ayrı telakki etmenin imkânı yoktur.

İslam'da da "hak" kavramı vardır, evet, ama çerçevesi hayli farklıdır. Hatta diyebiliriz ki, aynı kelimeyle ifade ediliyor olmak dışında aralarında neredeyse hiçbir okrat nokta yoktur.

"Hukukullah" (Allah hakkı) ve "hukukul ibad" (kul hakkı) şeklindeki ayrım dahi bunun böyle olduğunun ifadesidir. Burada ön planda olan, –mezkûr ayrımın da ifade ettiği gibi–, bireyin kendi "özgürlüğünü" değil, başkalarının "haklarını" muhafaza anlayışıdır. Dolayısıyla İslam nazarında ön planda olan, "mükellefiyet"tir.

İslam'da "başkasının hakkına girmemek", Batı'da ise "kendi hakkını çiğnetmemek" esastır.

Komşusunun evine hırsız girdiğini gören kimse hemen polise haber verir. Batılı insan bunu, müdahale edilmemesi halinde hırsızın yarın kendi evine de girebileceği düşüncesiyle, Müslüman ise bunu, hem haram bir fiilin işlenmesine engel olma, hem de komşusunun emanetini koruma düşüncesiyle yapar.

İslam'da sadece insanın değil, kurdun-kuşun, börtü-böceğin de hakkına riayet esas olduğu için, tabiata/çevreye, yani "mahlukata" hoyratça muamele etmek, onların "hakkına girmek"tir ve bu, "zulüm"dür. Batılı anlayışta ise, kurda-kuşa, börtü-böceğe zarar vermek, eko-sistemi olumsuz etkilediği için yanlıştır.

İslam'da gıybet, dedikodu, haset… de "başkasının hakkına girme" anlamı taşıyan fiillerden olduğu halde Batı'lı "insan hakları" konseptinde bunun bir karşılığı yoktur.

İslam'da müslümanın "haram işleme özgürlüğü" yoktur. Dolayısıyla bir müslümanın, –tamamı Batılı anlamda "kişi hak ve özgürlükleri" çerçevesine giren– içki, kumar, zina, faizcilik, tefecilik… vb. "haram"ları işleme özgürlüğünden söz edilemez.

Bütün bunların ötesinde ve üstünde Müslüman için "emr-i ma'ruf–nehy-i münker" gibi temel bir mükellefiyet vardır ki, Müslümanların, Din'in yasakladığı fiilleri "bireysel özgürlükler" çerçevesine görerek işlemeye kalkışmasının dahi sakındırılması gereken bir "münker" olduğunu hatırlatması bakımından temel bir anlama ve öneme sahiptir

 

 Yorum:

 

Batı insanının, insan hayatına , özgürlüklerine verdiği değer, sistemleşmenin getirdiği bir davranış şeklidir. Sadece kendi bireysel hayatına ve özgürlüğüne karışılmamasını düşünerek de yapılsa,korkularla destekleniyor da olsa ,bu sistemleşme insanın toplumsal hayatta güvende olmasına , aşağılanmamasına , en temel haklarını ıkına sıkıla değil hakkı olduğu için almasına sebep olmaktadır. Batının mekanikleşmiş bu insanlarının oluşturduğu toplum ile ülkemizde Müslüman olduğunu iddia eden vicdan sahibi , ahlaki değerlere sahip insanlarımızdan müteşekkil toplumumuz arasındaki farkı görmemiz zor değil. Burada batıya öykünme görülebilir fakat dikkat çekmek istediğim nokta yanlış bir mantık ve korku üzerine oturtulmuş olmasına rağmen , sistemleşmenin toplumda oluşturduğu güven ortamıdır. Batıyı eleştirirken kendi yapamadıklarımızı görmeli ve  işi sadece ahlaka ve vicdana havale etmememiz gerektiğini anlamalıyız. Elimizde Kuran , sünnet ve bunlara dayanan bir geçmişimiz olması,kimseyi taklit etmeden , bize ait ve doğru bir mantıkla ortaya koyacağımız bir sistemi kolaylaştırmakta  yine bu kaynaklara dayalı ahlaki değerlerle ve vicdanları devreye sokacak bir bakış açısıyla  bu sistem desteklenerek hem mekaniklikten kurtarabileceğimiz hem de güven içinde yaşayan, yarın ne yiyeceğini, hastalanınca ne yapacağını, çoluk çocuğunu nasıl okutacağını düşünmek zorunda olmayan bir toplum haline gelebiliriz. Bu da ancak adil düzenle olacaktır.

 

Sistemleşmenin önemli olması kadar her hususa , olduğu gibi bu hususa da müslümanca bakmak önemlidir diye düşünüyorum.Temel haklar konusunda da ölçü olarak  Batı’nın temel haklar kavramınını dikkate alıyoruz. Biz bu kavramı gözümüzün önünde bulundurarak Kuran’dan ve sünnetten bu ölçüye uyan hakların bir listesini hazırlıyoruz ve bunun kısıtlı sınırlarının içinde kalanları temel haklar olarak kabul ediyoruz.Bu düşünce biçimi yüzünden İslam’ın haklar kavramı ,Batı’nın haklar kavramına bağlı ve ikinci derecede önemli haklar  haline geliyor ve İslam’ın tanıdığı haklar gerçek yapı ve nitelikleriyle ortaya çıkamıyor.

 

Batı’nın insan hakları konusundaki ikiyüzlülüğü de aşikardır. Irkçı yaklaşımlar , yapılan soykırımlar  aslında batının insan haklarını sadece kendi ülkelerinde ve kendi ırklarından olanlara hasrettiğini bize göstermektedir. İnsan haklarından bahsedenler Irak’da, Afganistan’da , Çeçenistan’da, Filistin’de olanlardan maalesef bahsetmemektedirler.   

 

İnsan hakları kavramı Batı’nın iddia ettiği gibi 300-350 yıl önce ortaya çıkmış bir kavram değildir. İnsanın ilk yaratılışı itibariyle bu haklar insanlara Allah tarafından verilmiştir. Allah’ın elçileri her seferinde bunları yeniden tebliğ etmişlerdir. En son olarak da peygamberimiz Hz.Muhammed bu hakları insanlara hatırlatmıştır. Veda hutbesi de  insanlığın ulaşamadığı prensipleri içeren bir metin olarak elimizde bulunmaktadır.

 

Zafer Kafkas


YorumcuYorum
Mete Firidin
18.04.2010
19:49

Gazeteci arkadaşa:laf kalabalğı yapmışşınız.Nedenmi? Toplumumuzun öncesinin ve günümüzün müslümanlarının? ne halde olduklarını bilmezmiş gibi islam da şöğle islamda böğle diyorsunuz.El alemin gavuru bunu pratikte yani hayatında uygulamaya çalışıyor.Biz ise laf yapıyoruz.Üstelikte kuranı referans gösteriyoruz.Ya salağız yada samimi değiliz.Kurani davranışların hangini hukuksal alanda uyguluyoruz.Mesela mal paylaşımında.Kızlara gereği kadar özen gösteriyormuyuz? Yada kaçak elektrik, su kullanmıyormuyuz.Yada trafikte diğer insanların haklarına riayet ediyormuyuz.Kötü malı vatandaşa kakalıyoruz.İhalenen malı götürüyoruz.Bir yeşil kart ile bütün köyün sağlık harcamasını karşılıyoruz.Bu örnekleri çok çok artırabiliriz.

Kısacası din, iman hep teorikte kalıyor.Pratikte birşey yok.Gavurun teorikte birşeyi yok fakat bratikte birşeyle uygulamaya çalışıyor.

Biz sırtına kitap yüklenmiş eşek gibi davranmaya devam edersek gavurdaki uygulamalara daha çoooook özeniriz.

Tayibet Erzen
19.04.2010
00:17

Ne güzel söylemiş Mehmet Akif:

“Dinleri işimiz gibi, işleri dinimiz gibi.”

Cüneyt Özcan
19.04.2010
18:26

Çok kullanılan bir ifade var "bozuk düzende iyi şeyler yapılamaz". Yukardaki yazıdan şu dikkatimi çekti; Mesela kapitalist düzende olan Almanya yada benzeri ülkelerde insanların rahatı ve huzuru için Hakkı bulabilmeleri için uygun bir ortam sağlanmış gibi gözüküyor (Ekonomik,sosyal,adaletle vb.)ilgili sorunlar minimize edilmiş durumda. Öyle ise acaba kapitalizmin bilinen mantığı olarak zenginlerin daha fazla zenginleşmesi toplumun gelişimini yukarı mı çeker? Toplumun refahını, huzurunu kapitalizmin ilerlemiş safhaları sağlayabilir mi? Acaba kapitalizm ile adil bir düzene ulaşılabilir mi? Bazılarının ekstradan avantajlarının olması toplumun genel refahı, huzuru için gözardı edilebilir mi?

Hakan Kandal
20.04.2010
12:52

Mete firidinin bahsettiği kötülüklerin hemen hemen hepsi düzenin kötülüğünden ileri gelmektedir. Ama kendileri bütün insnaların kalbi temiz olsa dünya ne güzel olurdu, düzene hiç gerek kalmazdı diyerek haşhaşi islam anlayışıyla sorunu çözüvermişti. Düzen kötüyse insanlar kötüdür. Çünkü bataklıkta yaşayan bataklık yaşam formuna uygun davranmaya başlar. Lise sonda iken haşhaşi cemaatinden İTÜ’de makina mühendisliğinde doktora yapan bir "abi" şöyle demişti. herkesin kalbi temiz olsa kimse parasını bankaya faize yatırmaz. Ne kadar kolay di mi? Faiz dünyanın kanını emiyor, ama sen kalbini temizleyince faiz kendiliğindne ortadan kalkacak. Yumurta mı tavuktan tavuk mu yumurtadan? Halk kötü olduğu için mi düzen kötü, düzen kötü olduğu için mi insanlar kötü. cevap: her ikisi de doğru. Ama iyi düzen geldiğinde o iyidüzenin iyi insnaları oluşur. İşte bugün müslümanın asıl hayati mücadelesi adil düzeni getirmektir. 10 milyar insanı bu kötü düzen içinde müslüman yapsan hepsine 5 vakit namz kıldırtsan hikaye, boş. tüm dünyanın insaları zalim olsa ve sen adil düzen için çalışsan işte o zaman paçayı kurtarırsın. Metin firidine tavsiyemiz: haşhaşi zihniyetten kendini kurtar.Dünya karanlıkla riçinde iken hacca gidip mistik egonu tatmin etmek yerine şimdiki kabeye-yeibosnaya gel ve adil düzen için çalış. Seni bu yaşamında ne namaz ne hac ne zekat ne oruç hiçbiri kurtarmaz sadece ve sadece adil düzen cihadı kurtarır. bu cihat dini-ilmi-siyasi-iktisadidir. Söylemesi bizden...

Cüneyt Özcan
20.04.2010
13:33

Çok söylenen bir ifade var "bozuk düzende iyi şeyler yapmak mümkün değil" Ancak yukardaki yorumda da gördüğümüz gibi Avrupada kapitalist düzende olan gelişmiş ülkelerde insanların adaletle, sosyal haklarla, ekonomik gereksinimleriyle tatmin edilmiş olduğunu görüyoruz. O zaman şöyle diyebilir miyiz: kapitalizm ile bazılarının daha fazla zengin olması gözardı edilerek toplumun genel refahı sağlanabilir mi? Adil bir düzen sağlanabilir mi? Elbetteki kimseye hakkından feragat etmesi için baskı yapılamaz ancak Mutlak adil düzen yerine, ikamesi olmaya aday bir düzen oluşturmaya çalışmak meşru görülebilir mi?

Cüneyt Özcan
20.04.2010
13:37

"10 milyar insanı bu kötü düzen içinde müslüman yapsan hepsine 5 vakit namz kıldırtsan hikaye, boş." Hakan kandalın bu ifadelerine sonuna kadar katılıyorum. Çevremdeki izlenimlerim bunu gösteriyor aslında.

Hakan Kandal
20.04.2010
18:25

İnsnanlığın sömürülmesi bazında bir avrupalı ile bir afrikalı arasında bir fark yoktur. Fark sadece ne kadar sömürüldüklerindedir. Bugün Avrupa’daki düzenin gelişmekte olan ve geri kalmış ülkelere göre daha ileri görünmesi sadece illüzyondur. Sermaye vücutlara konumlanmış tek yönlü faydacı bir asalaktır. Elbette yuvasına( Avrupa-Amerika) zarar verecek değildir. Yaşam şartları açısından Batı’nın göreceli iyi durumda olması şartlar gereğidir. Virüs yarın yuvasını terkettiğinde o zaman görelim Batıyı.

Mete Firidin
21.04.2010
10:21

Sn hakan bey 70 li yıllarda devgenç li cahiller gibi yazıyorsunuz. Gerçek imansız hiçbirşey olmaz.Daha önce hak eşitlik adına zerdüşüzim,manizim,karmatilik,seh bedrettin,kominizim gibi birçok akım güya bu amaçla ortaya atılmış ve muaffak olamamıştır. Çünkü bunların ardında salih iman yoktu.Adil düzen haktır. fakat bunu dinen cahil insanlara anlatamasınız.

Resulullah zamanında toplumun çoğu gerçek iman sahipleridir. Caydırıcı kurallar gerçek anlamda iman etmemişleri çaydırmak içindir.

Mete Firidin
21.04.2010
11:34

Ne için anlamıyorsunuz.Kötü düzeni nasıl kaldıracaksınız.İhtilallemi? Devrimlemi? hile ilemi? Seçimlemi?.Kim sizi anlayacak destek verecek.Hiç anlamıyorsunuz.Militan vari sözler sarf ediyorsunuz.

Resulullah önce insanları imana çağırmadımı?Tebliğ yapmadımı?.Sonrada sistemi uygulamadımı?

Ayrıca asrı sadet dönemi bolluk,refah dönemimidir?.O dönem bütün yokluklara ve sıkıntılara rağmen huzur ve mutluluk dönemidir.Saf iman dönemidir.

İman tam olamayınca insanları tatminkar, halinden memnun, kanatkar yapamasınız

Düzen kurmaya da ikna edemessiniz.

zkafkas
21.04.2010
11:44

Yoruma farklı bir pencereden bakmış Cüneyt arkadaşımız.Önemli ve tartışılması gereken bir konu. Kendi kaynak ve emeğini kullanma sonucunda ortaya çıkan bir zenginleşmeden ziyade kaynak ve emek sömürüsü zenginliği oluşturmuştur. İlerlemenin sebebi sadece bu değil bence.Sadece sömürüye bağlarsak gerekli dersleri çıkaramaz ve değerlendirmeleri eksik yaparız. Bu miras uygun yerlerde kullanılmış miras yedi havasıyla çarçur edilmemiş ve refah toplumunun oluşması için çalışılmıştır. İşsizlik ödemeleri,sağlık hizmetlerinin bedava olması ,çocuk paraları vs. gibi sosyal hizmetler belirli bir seviyede refaha ulaşıldığını gösterebilir. Bu noktada batının refah toplum düşüncesi ile adil düzenin tasarladığı refah toplumu arasındaki fark tartışmaya açıktır. Kapitalizmle ortaya çıkan bu refah toplumunun bir illüzyon mu , yoksa kapitalizmin başarısı mı olduğunu tartışmamız gerekir.

Cüneyt Özcan
21.04.2010
13:32

metefiridin bey benim tanıdığım birçok müslüman islamın düzen yönü yoktur diyor. Ayrıca yıllarca cemaatte kalmama rağmen hiçkimse bana islamın düzen yönünden bahsetmedi. Ben de bu yönde cahil kaldım hep. Hiçbir zaman cemaatlerde islamın düzen yönünden bahsedilmez(sebebini bilemiyorum) Ancak bu şekilde yetiştirilen insanlarla hiçbir şey değişmez onu iyi anlıyorum.

Mete Firidin
21.04.2010
14:16

sevgili arkadaşım

Ben cemaat lerden yada kluplerden bahsetmiyorum.Tasavvuf değip holding yönetenlerden de bahsetmiyorum.Kuranın toplumsal olarak bilinmesin den bahsediyorum.Kuranı bilince toplumsal düzen fikri otomatik olarak oluşacaktır.

Kuranda sadece iman ile ilgili ayetler yoktur.Evlenmeyle ,anlaşmayla,mirasla,alışverişle,çocuk bakımı ile,hırsızlıkla,zarar verme ile ,boşanma ile vs.. kısacası toplumsal yaşam ile ilgili ayetler vardır.Hiçmi kuran okumadın ,hiçmi bunları düşünmedin.

Hakan Kandal
21.04.2010
15:23

İman geyiği malum haşhaşi cemaatinin insanlığı uyutmak için uydurduğu, sürülerin de işine, kolayına, egosuna gelen iman mehdisi Bediüzzmanı, Pavlusun İsa peygamberi suistimal ettiği gibi tahrif eden bireysel-toplumsal bir sanrıdır. İnsanların imanı sermayenin bu batıl düzeninde kurtulacaksa o zaman Allah neden Kuranı gönderdi? Bugün iman , temiz kalpler , kelebekler edebiyatını yapan zihniyete göre İslam bir düzen dini değil bir inanç dinidir. yani bir budizm bir hıristiyanlıktır. 70 li yılların komünistleri gibi cahilce yazılar diye reddedilen düşüncelerimiz aksine Mete fridinin pavlustan beri günümüze gelen arkaik kara cahil ifadelerini afişe etmektedir. Mete firidin hala önce iman sonra düzen diyor. İmandan kastı ne firidinin? Namazını kıl, orucunu tut, umreye git, kutlu doğum haftası etkinliklerine katıl, kandillerde kandil simidi al, haşhaşi cemaatinin herhangi bir alamut kalesine üye ol. Ama asla sermayenin düzennie karışma, siyaset şeytan işidir! Sen namazını kıl, salla dünyayı. Soruyorum mete firidine imandan kastı nedir? Bana hala milletin dini bilgileri yok, imanı gevremiş, daha namaz kılmasını bile bilmiyo gibi şeyler söyleyecekse bu iman değil, sadece ve sadece islamiyetin dini yönünün ritüelleirdir, imanla ne ilgisi var. insaların kalbini temizlememiz gerek deyip cepleri dolduran haşhaşi cemaatlerin ağzıyla konuşmaya devam mı edecek? Hala anlamıyor mu, temiz kalpler operasyonları, İslamiyetin, Kuranın düzen yönününü unutturlması operasyonudur. Böylece sermaye dünyada kendi borusunu öttürebilecektir. hME BU UMUTSUZLUK NE! Kuran düzeni gelse nasıl devam edecek inançsızlığı? İman sahibi! müslümanların 5 vakit namaz kılma iradesine inanıyorsunuz ama Allahın dinini-düzenini yeryüzüne getireceğine inanamıyorsunuz. İnanma , napalım. Ama asıl olan inançtır, düzen değildir düşüncesi Kuranla alakası oalmayan bir düşüncedir. Eğer haşhaşi cemaatleirn ve temiz kalpçilerin söyledikleri doğru olsaydı Allah kuranı göndermezdi, idare edin budizmle hıristiyanlıkla derdi.Gelelim bu düzen nasıl gelecek? kişisel fikrim malum cemaatlerin insanüstü hizmetleriyle! iman kazanmış! bu insanlık kendi isteğiyle Adil düzeni asla kabul etmez. Ne d eolsa endüljanslarla cenneti garantilemişler. İnsanlığı ancak ve ancak Tufan paklar. Mete firidin tufandan kurtulmak istiyorsa etrafa sen cahilsin şarkıalrını terennüm edeceğine cahil olmaktan kurtulmak için daha önce söylediğim adrese başvuru yapmalıdır. Cahillik: bilmeyi istememek üzere olma hali...

Mete Firidin
21.04.2010
16:17

My dear frend Benim sana itirazım adil düzenin gerçekleşemeceği yönün de değil.Yönteminin yanlış olduğudur.

Sevgili arkadaşım:Haşhaşilik ,ismailiye mezhebinin bir koludur.Yani batinidir.Haşaşiliğin temelini karmatilik oluşturur.Karmatilik de ismailiyenin bir koludur.Toplumsal eşitlik adına ortaya çikmıştır.Senin anlayacağın kommün hayatı savunur.Toplumda herkez devlet için çalışır özel mülk diye birşey yoktur.Hatta kadınlar bile orta malıdır. Sermaye diye birşey asla kabul edilmez.Alt sınıfları ve köleleri savunur.Kısacası kominizim diye bilinen doktrindir. İbadetlerin önemi yoktur.Asıl ibadet infaktır derler. Ama kominizimde olduğu gibi bunu polit büro yönetir.Kim karar verdiyse?

Karmatiliğin geçmişi manizim ve ondan öncede mecusiliğe dayanır. aynı doktrin

orda da vardır.Hoş gibi görünür fakat gerçekci değildir. Nihayetleri malumunuzdur.

İslam da sosyal yardımlaşma ,sosyal devlet ve sermaye de vardır.Bakınız Resulullahın Uygulamalarına

Zaten dünya da mutlak eşitlik diye bir şey söz konusu olamaz. Var oluşun temelinde farklılıkların etkileşimi vardır.

Allah insanı denemek için dünyaya göndermiştir.Yoksa mutlak konforlu yaşamı yaşasın diye değil.

Denemekteki amaç eşitsizlikler karşısın da alacağı tutumdur.Rabbinin sözlerine karşı nasıl bir davranış içine gireceği ve dünyayı nasıl algılayacağıdır.

Kısacası sen nekadar mükemmel sistemler de kursan tam eşitliği sağlayamazsın.

kominist de olsan karmatide olsan kapitalist de olsan herkesi mutlu yapamasın.

Mutluluk ancak imanladır.İmansız sistemler çökmeye mahkumdur.

Cüneyt Özcan
21.04.2010
16:36

Bunları elbetteki düşündüm metefridin bey ancak bir toplum içindeyseniz ve o toplumu doğru yol üzre algıladıysanız, öyle biliyorsanız artık onların genel düşünce yapısı neyse düşünce sisteminiz o şekilde düzenlenir, o anlayış hakim olur.

Nitekim cevap veremediğiniz bazı konulara cevap ta bulamazsınız ve o toplulukta dile getirdiğinizde verilen kaçamak cevapları ya analiz edemezsiniz yada madem doğru bu (nitekim ayet-hadisle cevap veriliyor) diyip o şekilde inanmanız gerektiğini düşünürsünüz. Çünkü ayet-hadisle cevap verilmesi doğruların söylendiği izlenimini verir.(sorgulamalardan dolayı size ters bakıldığından vb. bahsetmiyorum hiç)

Şeriat denince el kesilecek, idam gelecek, faiz kalkacak ve herkes imanlı olup güllük gülistanlık olacak, ha bide namaz kılmayan hapsedilecek, irtidat eden katledilecek(vacip) Hepsi bu kadar başka bişey yok bu tip cemaatlerin bakış açısı bu. Ancak hiçbişeyin bu kadar basit olmadığı hep gözardı edilir. Kalleş gavurlar bi müslüman olsalar tamam herşey hallolcak ama imana gelmiyorlar bi türlü. Maşallah şu da müslüman olmuş ne güzel vb.

Ama kimse bir sistem kurmayı sorgulayamaz. Aklının ucundan bile geçmez böyle bişey. Erbakan hain mi acaba? yoksa sadece kendini bilmezin biri mi? bu düşünülür.

İslami bir parti başa gelince ne olacak sanki (partinin ortaya koyduğu sistemi araştırma falan yok) bak Cezayir’e ne oldu. Allah muhafaza bunlar başımıza gelmesin.

Çözümsüzce bir çabalama. Cemaatten çıkan olursa şeytan yoldan çıkarmış, aman Allah korusun. Başka cemaattense eğer o da iyi ama ah bi gerçeği görse (halbuki arada ciddi bir fark yok) Biraz siyasetvari konuşulsa aman şeytan işi, boş iş bunlar. Hariciler varmış ya aman onlar gibi olmayalım.

Bunlar ve daha neler neler, sonuçta siz artık cemaatten çıkmayı, farklı düşünmeyi, dinden mi çıkıyoruz Allah’a haşa karşı mı geliyoruz, şeklinde algılıyorsunuz ve Pavlus yorumu gibi Kur-an’ın belli bir yorumuyla kısılıp kalıyorsunuz. Nitekim toplumun genel görüş ve kanaati ile cemaatin genel görüş ve kanaati öyle bir sarar ki sizi sıyrılıp kurtulmak mümkün değildir.

Lütfi beyin anlattığı her sözü dinleyip en güzeline uymak sanıldığı kadar kolay bir iş değildir.

Ben nefsimi temize çıkarmam, elbetteki hatalarım çoktur. Ancak Allah vekilim ki Asla öğrenmeye çalışmamayı düşünmedim. Gözümü kapamaya çalışmadım. Hak ne biliyorsam o yolda çabaladım. Ne biliyorsam uygulamaya koymaya çalıştım. Allah affetsin.

Cüneyt Özcan
21.04.2010
16:43

Kısaca söylemek istediğim islamın temsilcisi olarak şu an bu cemaatler,tarikatler gösteriliyor. Bu döngüden kurtulmak için düzenin sağlanması gerekir. Şu an sokakata kime sorarsanız sorun herkes müslümandır ama düzen yönünü kimse bilmemektedir. Karagülle hocanın söylediği gibi düzen aşağıdan yukarı gelmez, yukardan aşağı kurulur.

zkafkas
21.04.2010
22:37

Kapitalizmi tartışamadık ama olsun bu tartışma da faydalı oluyor.

İslam düzeni içerisinde yaşayanların inançları bizi ilgilendirmez.Bizi ilgilendiren Allah’ın müminlere emrettiği şekilde adil düzeni yani islam düzenini kurmaktır. Herkesin inandığı gibi yaşayabildiği,inandığı gibi giyinebildiği, kimsenin kimseye hayat tarzını dayatmadığı, herkesin kendini çoluk çocuğunu güven içinde hissettiği , haklının kuvvetli olduğu düzeni kurmaktır. Müminler bu düzeni kurmakla mükelleftirler,diğer insanlarda bu düzende yaşamak zorunda kalacaklardır. Çünkü güven içerisinde olabilecekleri başka bir düzen yoktur.

Tek tek insanların iyi olması düzeni islam düzenine çevirmez. Çevremize baksak zaten bunun böyle olduğu ortaya çıkacaktır.İyi , imanlı bir insan vergi kaçırmayı kendine yediremiyor ama işini devam ettirebilmek için vergi kaçırmak zorunda kalıyor yani iyi insan olması onun bu davranışına engel olamıyor. Ben çalıştığım sektörden örnek vereyim, bir müşterimiz Bursa’da bir cemaatin önde gelenlerinden,birtakım faizli işlemler yapıyor mevduat bankalarından, Neden yapıyorsun dediğimde, cevabı başka çare yok işi döndürmem için gerekli, sen bana alternatif sunamıyorsun diyor. Bu iki örnekte bahsedilen arkadaşlar da, imanlı,inançlı arkadaşlar ,namazlarını cemaatle kılmaya çalışan arkadaşlar ama düzenin bozukluğu onları imanlarının gereğini yapmaktan alıkoyuyor. Şöyle düşünelim adil bir vergi sisteminin olduğu bir düzende vergi kaçırmak istemeyen biri vergi kaçırmak zorunda kalmaz. Ya da faizle iş yapmak istemeyen biri faizsiz bir düzenle , ticaretini veya yatırımını sürdürebilecek bir alternatife kavuşacağı için faizle iş yapmayacaktır. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.

Düzeni kurduktan sonra her inanç mensubu diğer insanları kendi inancına davet etmek hususunda çalışabilir. Kendi inancının doğruluğunu karşı tarafı kırmadan savunabilir.

metinerbey
23.04.2010
15:27

Uzun süredir takip ediyorum siteyi,yazmak istemiyordum ama artık dayanamayacağım.

Batıya öykünmenin alasını yapmışsınız.Sadece yorumcu olarak siz değil tüm sitede batıya öykünmeyi görebiliyorum. Hedefiniz sadece maddi refah ve zenginlik,maneviyatla alakanız yok. Batının zenginliği , sosyal yapısı sizi büyülemiş. Allah ruhunuzu aydınlatsın.Vahim durumdasınız. İslamı diğer dinlerle eş tutmak ne demekmiş?

Seküler islamcılar sizi.

Hakimiyeti Allah!tan alıp halka vererek şirke düşmüşsünüz farkında değilsiniz. İlah olarak Rab olarak insanları edinmişsiniz. Buna da Kuranı eğerek bükerek yorumlayıp meşruiyet kazandırmaya çalışıyorsunuz. Yorumcunun tek doğrusu hayata müslümanca bakılması gerektiğini söylemek,nasıl olduysa orda saçmalamamış.Evet Şirkinizi temize çıkaracak açıklamalar bekliyorum.

Lütfi Hocaoğlu
23.04.2010
16:51

Metin Erbey bey,

Sitedeki herkesin şirke düştüğünü söylüyorsunuz, yanlışları söylüyorsunuz. Ama yanlış nerede onu açıklamıyorsunuz. Ya da doğrusu ne, onu açıklamıyorsunuz.

Sizin kafanızda bir İslam var ve siz onun en doğrusu olduğunu düşünüyorsunuz. Bize o İslamı anlatın. Yanlışınız şu deyin, delil getirin, doğrusunu söyleyin, biz de yanlışlarımızı görelim.

Bize şirkin nerede olduğunu açıklayın. Saçmalayanlar nerede saçmalamış, açıklayın, tartışalım. Hatamız varsa onu görelim ki bize faydanız dokunsun.

Ama genellikle bu şekilde sadece suçlama yapanlar fitne çıkarmakla görevli kimseler olurlar. Delilsiz tenkit zandan öteye geçmez, zannında çoğu yalandır.

Doğru nedir, onu söylemeden yanlış yapıyorsunuz demeyin.

metinerbey
23.04.2010
17:56

Aslında tenkitlerimi ilettim.Demokrasiyi savunmyor musunuz? Halkın kendi kendini yönetmesini yani. Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletindir demiyor musunuz? Bu bizce küfürdür. İnsan Allahın halifesidir deyip şartsız koşulsuz bütün otoriteyi insanlara veriyorsunuz. Halifelik resen kullanılacak yetkiyi ifade etmez halife olunanın istediği şekilde hayata yön vermektir. İlah ve Rab sıfatlarını insanlara yüklüyorsunuz. Bunlar bizce küfürdür ve şirk olduğu için küfürdür.

Arkadaşın görüşleri bence saçma.Bunu söylemekte en doğal hakkım heralde , demokratik bir yaklaşımla:)

Ayrıca fitne çıkarma gibi bir niyetim neden olsun tanımam etmem sizi . Bunlar benim ve benim gibi düşünenlerin görüşleri. Siz bu şirk tanımıma açıklık getirin görelim. Yok Allaha topluluk diyerek peygambere başkan diyerek ne güzel yol bulmuşsunuz. Demokrasi havariliği yapmaya. Gerek yok desenize şeriat , Kuran ,ssünnet neden çekiniyorsunuz neden korkuyorsunuz?

metinerbey
23.04.2010
18:15

Kısaca bana İlah ve Rab sıfatının Allaha ait olduğunu bile bile neden bu sıfatları insanlara da yüklediğinizi anlatın.

İnsanlara bu sıfatların yüklenmesi mekkdeki müşriklerin şirkidir. Sizink, buna benziyor.

Lütfi Hocaoğlu
23.04.2010
19:07

Bakara 30 ‘da Allah’ın meleklere yeryüzünde halife yaratması anlatılıyor. Size göre buradaki halife ne demektir?

Hakimiyet kayıtsız şartsız Allah’ındır diyorsunuz. Biz de öyle diyoruz. Ancak bunun uygulamasını kim yapacak? Bize göre Allah’ın halifesi olan insanlar yapacak. Size göre melekler mi yapacak? Gökten melek inmesini mi bekleyeceğiz, yoksa Kuran ve sünnete dayalı içtihatlar yapıp yaşamımızı mı düzenleyeceğiz. Size göre ancak melekler yapmalı, çünkü insan yapmamalı diyorsunuz.

Ya da Hıristiyanlıktaki gibi kilise tarzı bir ruhban sınıf mı yönetecek? O zaman bu ruhbanları ilah edinmiş olmaz mısınız?

Ben sizin çözümünüzü merak ediyorum. Bana göre siz sadece kendi düşüncenizin doğru olduğunu bu nedenle insanları kendi inancınıza göre zorla yaşattırmayı ve bunu da Allah’ın hakimiyeti diye dayatıp sizin düşüncenizde olan insanları ilah edindirmek istiyorsunuz. Bunu bilerek veya bilmeyerek yapıyorsunuz.

Çok basit bir soru, size göre Allah’ın hakimiyetini kimler sağlayacak, siz ve sizin görüşünüzde olan üstün insanlar mı? Diğer insanları korkutarak, silah zoruyla, ezerek kendi istediğiniz gibi mi yaşatacaksınız? Buna da İslam mı diyeceksiniz?

Bizim dergimizi okuduysanız belli bir görüşü empoze etmez. Bu dergide isterse solcu, komünist, ateist, herkes yazabilir. Herkes görüşünü açıklar. Siz de açıklarsınız. Ama siz görüşünüzü, kendi önerdiğiniz sistemi açıklamıyorsunuz. Sadece sizin ki yanlış diyorsunuz. Size göre doğrusunu söyleyin, biz de tahmin yapmayalım. Çok basit bir soru toplulukta düzeni insanlar sağlamayacaksa kim sağlayacak? Buna cevap istiyorum. Allah’ın insan dışında bir halifesi mi var? Biz göremiyoruz da siz mi onları görüyorsunuz? Yoksa o halife sadece sizin gibi görüşleri olan özel bir kast mı?

Lütfi Hocaoğlu
23.04.2010
19:15

Diğer sorunuz, insanda da Allah’ın sıfatları vardır. Kuran’ı okuduysanız Allah insana kendi ruhundan ruh üflediğini söyler. Hatta insan da hâliktir. Bunu yine Kuran söyler. Allah Halik’lerin en güzelidir diyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

Yine Ahzab 57’de Allah’a ve resulüne eziyet eden kimseleri Allah dünyada ve ahirette lanetlemiştir diyor. Allah’a eziyet edilebilir mi? Allah’a borç vermeyi söyleyen ayetler var. Allah’a nasıl borç vereceğiz. İşte bunlar Allah lafzının mecazi olduğu ve yerine halifesi olan insan topluluğu olduğu içindir. Siz bu ayetleri gerçek anlamıyla anlamak zorundasınız. Çünkü hakimiyet Allah’ındır diyorsunuz. Biz de diyoruz ama hakimiyetin halifesi olan insanla olacağını söylüyoruz. Size göre bu ayetlerde hakiki anlamda olmalı ve Allah’ın şahsına mı borç vermeliyiz ya da Allah’a eziyet etmeyin, çünkü Kuran’da Allah’a eziyet etmeyin diyor mu diyeceğiz? Hakimiyet içinde Yahudilerin inancı gibi Allah’ın yeryüzüne inip bizi yönetmesini mi bekleyeceğiz?

metinerbey
23.04.2010
20:36

Siz bu halifelikte kendi başınıza hareket ediyorsunuz. Allahın koyduğu hükümleri uygulatanlara da kendilerini ilalaştıranlar diyorsunuz. Biz insanlara Allahın kanunlarını uygulayarak birbirlerine kulluk yapmalarına engel olmalıyız diyoruz. Baskı da olsa herkes Allahın istediği düzene uymalıdır. Siz Allaha isyana da onay veriyorsnuz. Adam başka kanunları tanıyor ,uyuyor u kanunları koyanları ilahlaştırıyor sizde evet diyorsunuz bu kaul edilmez.Baskı da olsa Allahtan başkasına bu hak verilemez.İyilikleri emredip kötülüklerden men etmiyorsunuz. Hatta Kurana aykırı kanunlara bile uyulabilir diyorsunuz. Misal Kuranda hırsızlığı mesleğe çevirenlere kol kesme cezası var Allah bunu emrediyor oysa siz başka cezalarda uygulanabilir diyorsunuz. Bu Allahın hakimiyetine başkaldırmadır. Bence sizin görüşleriniz de diğer arkada gibi saçma. Bunları sizle tartışacağız zaman zaman .Allah mecazi imiş. Allaha ve peygambere eziyet sizin gibi hükümleri eğip bümekle olur. Eziyet sizin yaptığınızdır işte.

Lütfi Hocaoğlu
23.04.2010
21:14

Ben soruma cevap alamadım. Allah’ın kanunlarını kim uygulatacak. Bu uygulatma yetkisini kimden alacak. Kendisinden mi alacak? Yoksa Allah’tan ona vahiy mi gelecek? Yoksa o yetkiyi siz aldınız da bizim haberimiz mi yok?

Öbür soruma da cevap alamadım. Allah’a eziyet edilir mi? Edilmezse orada bahsedilen Allah kelimesinin anlamı nedir?

Lütfi Hocaoğlu
23.04.2010
21:35

Allah’ın kitabı ve sünnet, icma ve kıyasla hareket edenler müminlerdir. Müminler kafasından hareket etmez. Peki diğer insanları sizin yaptığınız gibi zorlayacak mı müminler?

Kuran’ı okursanız müminlere hitaben kitap ehline İncil ve Tevrat’ı ikame etmelerini söylemelerini istiyor. İncil ehlinin İncil’le hükmetmesini istiyor. Dinde zorlama yoktur diyor. Bunun gibi pek çok ayet var. Bu ayetleri göz ardı ediyorsunuz, bunları yorumlayanlar için eğip büktü diyorsunuz. Ama siz yorumlamaya gerek duymuyorsunuz. Çünkü doğrusunu biliyorsunuz ya, gerek yok Kuran üzerinde çalışmaya. Size bir ayet söylüyorum, bu ayette ne demek istiyor diye? Hiç ilgilenmiyorsunuz. Orada ne yazdığı önemli değil çünkü. Doğruları bulmuşsunuz, kafa karıştırmaya ne gerek var. Oysa Kuran her söze kulak verirler, en güzeline hemen uyarlar diyor.

Sizin iddia ettiğiniz insanları zorla bir düzende yaşatan yer, kendine ne kadar İslam devleti dese de Daru-l harbin ta kendisidir.

metinerbey
23.04.2010
23:42

Esas ben sorularıma cvp alamadım. Neden demokrasi ,laiklik kavramlarını kullanıyorsunuz da islami kavramları kullanmıyorsunuz? Neden bu popülarite merakı?

Batıya öykünmüyor musunuz? Hedefiniz maddi refah ve zenginliği sağlamak. Manevi hiçbir şey göremedim burda.

İnsan da Halik öyle mi? Siz ne yarattınız şimdiye kadar? Söyleyin öğrenelim.

Allah neden mecazi olarak kendi ismini kullanma ihtiyacı hisetsin, neden açıkca yazmasın anlatacağını?

Modern olacağım diye , islama uyacağınıza islamı kendinize ve şimdiki dünyaya uydurmaya çalışıyorsunuz.

Lütfi Hocaoğlu
24.04.2010
10:05

Siz burada kullanılan kavramların yanlış olduğunu söylüyorsunuz, ama size göre doğrusu nedir onu söylemiyorsunuz ya da söyleyemiyorsunuz. Demokrasi kavramının yerine ne kullanılacak onu söyleyin.

Batıya asla ve sala öykünmüyoruz. Bunu da nereden çıkardınız. Onu anlamadım. Batıda yapılan uygulama İslamiyet’e uygunsa İslamidir. Batılı yaptı diye İslami değildir mi diyeceğiz?

İslamiyet’in hedefi bütün insanların maddi refahını ve huzurunu, barışını sağlamaktır. İslamiyet insanları fakirleştirmeye mi teşvik ediyor?

Düzen manevi olmaz, düzen bir sistemdir ve reeldir. Manevilik kişinin kendisindedir. İslamiyet hem maneviyat hem de düzenle ilgilenir. Bizi ilgilendiren düzen kısmıdır. Manevilik ise kişi ile Allah arasındadır.

İnsan haliktir ve Allah bazı kelimeleri mecazi kullanır. Anladığım kadarıyla Kuran’daki kavramlarla ve ayetlerde ne yazdığıyla ilgilenmiyorsunuz.

İslam’ı şimdiki dünyaya uydurmaya çalışmıyoruz. Bunu nereden çıkardığınızı anlamadım. Ancak şimdiki dünyadaki bazı uygulamalar İslamiyet’e uyuyorsa İslamidir. Batı uyguladı diye İslami değildir demek küfürdür.

Çok basit bir soruya bile cevap alamıyorum. İslamiyet size göre nasıl uygulanacak? Kim uygulayacak? Demokrasi yoksa ne olacak. Zorbalık mı olacak. Sizin gibi düşünen biri insanlara zorla namaz mı kıldıracak? Sonra o zorlamayı yapanın korkusundan insanlar onun istediği gibi davranacak. Allah korkusu yerine uygulatıcının korkusu yerleşecek ve o uygulatıcı kendini ilah mı edindirmiş olacak?

Bu sorulara cevap vereceğinize yuvarlak cümlelerle suçlamalar yapıyorsunuz.

Önce Kuran ile ilgilenin. Halik kelimesi terzi demektir. Parçaları bir plana göre birleştirip bir şey üreten demektir. Kullandığınız bilgisayarı yapan onun halikidir. Halik demek bedi demek değildir. Bedi yoktan var edendir. Halik ise olan malzemeyi kullanıp ondan yeni bir şey üretendir. Allah bedi ve haliktir. İnsan bedi değildir, haliktir. Bana göre önce Kuran’ı öğrenin, Allah ne diyor onu öğrenin. Ama bu tartışmalar boşuna. Çünkü sizi Kuran’da yazan ilgilendirmiyor. Siz insanlara zorbalıkla namaz kıldırmayla ilgileniyorsunuz.

Sizin önerdiğiniz düzen nasıl uygulanacak, kim uygulatacak, buna cevap verin, aksi halde tartışmayacağım.

metinerbey
24.04.2010
10:23

Bizim önerdiğimiz düzeni insanlar uygulayacak lakin sizdeki gibi herkes istediği gibi yaşayamayacak. Allahın istediği gibi yaşayacak Allahın istediği gibi yaşatmaya çalışmak zorbalık mı?

Müslümanlar hak sahibi olacak ve düzeni uygulayacak. Başka dinden olanlar cizye vererek yaşayabilirler.

Sizin anlayışınıza göre Mekkenin fethi neden yapıldı cevabı yok, Endülüse kadar neden gidildi cevabı yok. Peygamberin davet mektuplarının ne anlamı var. İnanca davet yoksa eğer.

İslam inanç temeli üzerine bir devlet kurar ve burda Kuran ve sünnete uygun kanunlarla insanlar yönetilir. Müslümanın diyen biri evet zorla namaz kılmaya mecburdurç Çünkü toplumun temel dinamiklerine başkaldırıya izin yoktur. İçki yasaktır tabiki Allah böyle istemiş ve bize bunu uygulatmamızı emretmiş neden bu zorunuza gidiyor. İnsanların memnuniyeti , Allahın memnuniyetinden önemli mi sizin için?

Halik kelimesinde polemik yapıyorsunuz. Arapça bilmeyebilirim . Lakin bu kötü müslüman olacağım anlamına gelmez. Bugün kime sorarsanız sorun Halik yaratıcı anlamındadır der. O yüzden bilgiizi enaniyetinizle sunmanız zaten düzen anlayışınızın temelinin manevi değil maddi olduğunu gösteriyor.

Zulüm düzeninin tanımı nedir sizin için. Biz Allahın kanunlarının uygulanmadığı jer yeri zalim devlet ve zulüm düzeni olarak tanımlıyoruz.Bu zulmü durdurmak için bir tanımınız olmalı. Ama siz herkese Allah düşmanlarına bile sevgi gösterdiğiniz için zulüm yoktur sizin için. Evet bekliyorum.

Süleyman Karagülle
24.04.2010
10:36

Allah insanları yaratmış, onlara doğru yolu tutmada yanlışlıklar yapmada, kötü yola gitmede serbest bırakmış. Kendisinin gücü yetmiyor da bize mi zorlama yetkisini veriyor. O isterse zorlardı. Siz bu iddialarınızı neye dayandırıyorsunuz? Arapçayı bilmeyebilirim diyorsunuz, o halde kaynağınız ne? İlmihaller galiba.

Herkesin Kuran’ı kendine göre anlayışı vardır. Herkes ondan sorumludur. Bizim yaptığımız kendimizi Allah yerine koyup onun adına zor kullanmanın yanlış olduğunu söylemekten ibarettir.

Zor kullanmayı meşru görsek bile zorlayacak kimsenin kim olduğunu nasıl bileceğiz? Kuran’dan sonra artık vahiy yoktur. Kimse özel görevli değildir. Ne siz ne biz. Siz kendi içtihadınızla biz de kendi içtihadımızla amel ederiz, ehli sünnet mezhebi budur. Ama Şiiler masum imam olduğunu iddia ediyorlar. 12 imamdan sonra da bir imam yoktur diyorlar. Yani fetret devrini yaşıyorlar. Siz de Şii anlayışında iseniz onu tartışalım.

Lütfi Hocaoğlu
24.04.2010
10:44

İçki yasak değildir, haramdır. Zina hem haram hem de yasaktır. Çünkü Kuran’da içkinin cezasından bahsetmez, zinadan bahseder.

Ben sizin Arapçayı bilmediğinizi nereden bileyim? Ayeti söylüyorum, yok öyle değil diyorsunuz. Ben de bildiğinizi zannediyorum.

Bana göre Zalim düzen sizin tarif ettiğiniz düzenin ta kendisidir.

Ama hala soruma cevap alamadım, sizin önerdiğiniz düzeni uygulatacak, yani insanları zorlayacak kimseler kim, nasıl seçilecek?

metinerbey
24.04.2010
11:12

Şii değilim. Düzeni kurma Müminlere aittir baskı ve zorlama da onlar tarafından yapılacaktır.

Ben de sorularıma cevap alamdım.

Hüküm Allaha ait diyorsunuz. Ama insanların aklından yaptıkları kanunları meşru kabul ediyorsunuz.Nasıl oluyor? Hakimiyeti insanlara vermiş olmuyor musunuz?

HZ.Peygamberin Mekke fethini, diğer fetihleri nasıl yorumluyorsunuz? Size göre herkes kendi istediği şkilde yönetilebilir? Zulmü önlemeyi nasıl yapacaksınız çünkü herkese hoşgörü ve sevgi gösteriyorsunuz.Allah düşmanları dahil. Davet mektuplarını nasıl yorumluyorsunuz. Halifelerin ve günümüze kadar islam dünyasının gayri müslimlere kamuda görev vermemesini neden yanlış buluyorsunuz? Hz Ömer Kuranı anlamadı mı? Onların dost ve veli edinilmeyecekleri Kuranda açıkken neden onlara yaranmaya çalışıyorsunuz? Bunlara tatminkar cevap istiyorum. Ayetlerle , Haidslerle delillendirin susacam bir daha ağzımı açmayacam.

metinerbey
24.04.2010
11:15

Kaynaklar tefsirler , size inanalar nasıl ki sizin tefsirleri referans gösteriyora bende diğer tefsirlere göre konuşuyorum.

metinerbey
24.04.2010
11:33

Unuttuğum bir konu da şu , yine bir tartışmada Kudüsü İsraile bırakmıştınız. Hz.Musa islam peygamberidir,Yahudi değil burda da yahudilere yaranma görüyorum. Zorlama yorumlarla yahudilere bıraktınız islam topraklarını.Buna da açıklama istiyorum. Kudüs onlar için kutsalsa başka yerde yerleşsinler ziyarete gelsinler. Bizim içinde değerli ve kutsal.

Süleyman Karagülle
24.04.2010
11:45

Düzeni kurmak müminlere aittir. Doğru bir sözdür. Ama müminin kim olduğunu nasıl tespit edeceğiz? Siz mi müminsiniz biz mi?

Allah adına hükmetmeyi insanlara biz vermiyoruz, Allah vermiştir.

Mekke’nin fethi Mekkelilerin de istediği bir olaydır. Karşı gelmemişlerdir. Başkasına zarar vermemek şartıyla insanlar içtihatları ile hareket ederler. Başkalarına zarar verip vermediğini de Allah adına hakemler tespit ederler. Hakemleri taraflar seçerler.

Hakemler kararı ile zalim ortaya çıkar. Müminlerde hakemlerin kararlarını uygularlar. Başkanlık ve devlet budur.

Peygamber Hıristiyanlara ve Yahudilere hatta Medine müşriklerine bile kendi düzenini zorla dayatmamıştır.

Davet tebliğdir, zorlama değildir. Biz tebliğ yapıyoruz. Adil Düzen budur zaten.

Hz. Ömer kendi zamanı ile ilgili Kuran’ı doğru anladı, yanlışları da vardır. Uyguladı. Biz de Kuran’ı kendi dönemimizin sorunlarını çözecek şekilde anlıyoruz. Bizim de yanlışlarımız vardır. Uygulamaya çalışıyoruz. Kuran’ın bütününü anlamak yalnız Allah2a aittir. Peygamber de bilmez.

Onları müminlerin dışında veli edinmek haram kılınmıştır. Ama onlarla dost olmak haram kılınmamıştır. Bir ayeti okuyup başka bir ayeti okumamak olmaz.

Bu tenkitlerinizden dolayı biz memnunuz. Eksikliklerimizi düzeltiyoruz. Tebliğimizi yapabiliyoruz.

Süleyman Karagülle
24.04.2010
11:47

Siz onların kıblesine tabi olmazsınız, onlarda sizin kıblenize tabi olmazlar diyen Kuran’ın Kudus’ün onlara ait olduğunun ifadesidir.

metinerbey
24.04.2010
11:58

Tamam veli edinmek ne demek ? Müminlerin üzerinde yönetici kabul etmek demektir. Gayrimüslimlere kamuda görev vermiyor musunuz?

Bahsettiğiniz ayeti siz öyle anlıyorsunuz sizin kendi içtihadınızdır diyebiliriz. Bu hususta farklı görüşler var. Çoğunluğun görüşü sizinki gibi değil?

Geniş açıklamalar alamadım sorulara belki vaktiniz yok ama bekliyorum yine de.

metinerbey
24.04.2010
12:04

Kimin mümin olduğu Kurnda açık. Başka bir arayışa ne gerek var?

Süleyman Karagülle
24.04.2010
12:53

Mümin kimdir? Kuran kimi söylüyor? Sizi mi bizi mi? Bunu kim ayıracak?

Biz insanlığa İslamiyeti yani barışı getirmek için oluşmuş silahlı güce katılana mümin diyoruz. Bu güç hakemlerin kararlarını yeryüzüne hakim kılar.

İslamiyet için asker olmayı kabul eden kimse mümindir ve Hıristiyan, ahudi, Budist veya Hindu olması buna mani değildir. Mani olduğunu iddia edenlerin ispat etmesi gerekir.

metinerbey
24.04.2010
13:02

Hakemlere neye göre karar verecek ? Allahın kitabına göre mi kendi arzularına göre mi? Zaten sizden ayrı düşündüğün konu bu.

Müminin sizin dediğiniz gibi olduğunu ispat edin.

Mümin allaha ve peygambere iman eden , Kurana iman eden ve bu imanın gereklerini yerine getiren kişidir. Silahla ne alakası var. Bu tanımdakilerde düzeni kurmak ve korumak zorundalar. Allah bu hakkı ve görevi son peygamberin ümmetine vermiştir.

Hem veli edinilmemeli diyorsunuz hem de islam inancını benimsemeyenler de yönetici olabilir diyorsunuz. Bu tanım kavramlara verdiğiniz farklı anlamdan ileri geliyor. Bunu bana ispat edin . Neden bunlara öyle diyorsunuz.Hz.Peygamber ile bunu böyle anlamamış siz mi anladınız?

metinerbey
24.04.2010
13:05

Sizinki biraz ben böyle dedim oldu ya benziyor. Yüzyıllardır müminlik neden sizin anladığınız gibi anlaşılmadı ?

İspat istiyorum .

Süleyman Karagülle
24.04.2010
13:27

Bu hususta bizim yazdıklarımızı başka kitaplarla beraber fazlaca okunursanız ve kendiniz düşünmeye başlarsınız bizim gibi düşünmeye başlarsınız. Bizim anladığımız Peygamberin, sahabelerin ve müçtehitlerin anladıklarıdır. Asıl anlamayanlar ondan sonra gelenlerdir.

metinerbey
24.04.2010
15:14

Neden Peygamberin ,sahabelerin ve müçtehitlerin sizin gibi anladığını bana ispat etmiyorsunuz? Bana bırakıyorsunuz,tebliğ anlayışınız bu mu?

Hakemlerle ilgili soru sormuştum neye göre karar verecekler diye cevap alamadım.

metinerbey
24.04.2010
15:25

Kurana ve Hz.Peygambere iman etmeyen biri neden sizin Kurandan çıkardığınızı söylediğiniz düzen için savaşsın. Kurana ve peygamberin sünnetine iman etmemiş biri onlardan kaynaklanan düzeni neden koruma çabasında olsun? Bu bana mantıklı gelmiyor. Hristiyan adam peygambere yalancı diyor Kurana Onun uydurması diyor sonra bunlardan çıkmış düzeni korumak için uğraşıyor. Yoksa sistemin Kuran ve peygamber kaynaklı olduğunu söylemeyecek misiniz?

Süleyman Karagülle
24.04.2010
17:30

Hakemler kendi inanış ve içtihatlarına göre hükmederler. Hakemi seçenler onların inanış ve içtihatlarını kabul etmiş olurlar. İnsanlar kendi iradeleriyle cennete ve cehenneme giderler. Başkalarının baskısıyla değil.

Peygamberin ve sahabelerin Kuran’ı nasıl anladıkları takdiri herkes için kendisine aittir. Ben kendi anlayışlarımı on binlerce sayfa ile anlattım. Başka türlü ispat etme imkanı yoktur.

metinerbey
24.04.2010
19:13

Ama mümin anlayışımız farklı nasıl düzen kuracağız? Bize göre mümin Hz Peygamberi tasdik eden ve Kurana İman edip bunların gereklerini yerine getirenlerdir. Siz bana müminliği sizin anladığınız şekilde ispat edemiyorsunuz?

Kaçamak cvp veriyorsunuz . Kendinizin doğru diğerlerinin yanlş anladığını söylüyorsunuz . Bana gerçekten bunu Hz Peygamberinde böyle anladığını ispat edin yeter. Sadece bu konuda bile net cvp alamıyorum.

Bir önceki yorumda verdiğim hristiyan örneğindeki gibi düşünüyorum. Cidden beni tatmin edici delilleriniz nelerdir? Diğer binlerce sayfalık arşivinizi okumam bu açıklamalarınıza bağlı.

Lütfi Hocaoğlu
24.04.2010
20:50

Kuran’da iki tür mümin tanımlanır. Bunlardan birisi “Ellezine amenu” denen grup, diğeri ise “El-müminun” denen gruptur. Gramersel olarak birbirinin aynı kabul edilir. Ancak Kuran bunlar arasındaki farkı ayırmaktadır.

“Ellezine amenu” geçen ayetlerin hepsi Medine’de inmiştir. Yani devlet kurulduktan sonradır. Kuran’da Ey Eyyühellezine amenu Allah’a ve resulüne inanın diyor. Müminseler zaten inanmış olmaları gerekir. Yine başka bir ayette Ellezine amenu’dan fuhuş yapanlara verilecek cezadan bahsediyor. Hem mümin hem de fuhuş nasıl yapıyor? Yani ellezine amenu siyasal anlamda müminlerdir. El-müminun ise sizin ve bizim de tarifini yaptığımız kimselerdir. Dergini 7. Sayısındaki benim yazımı okursanız ayetlerle mümin kim, müslim kim tarifini yaptım. Sizin görüşünüzden hemen hemen hiçbir farkı yoktur. Ancak Kuran’ı açın ve inceleyin, Ellezine amenu ile El-müminun arasındaki farkı göreceksiniz. Ellezine amenu siyasal anlamda mümin olan kimselerdir. El-müminun ise kalben Allah’ın indirdikleri ile amel etmenin en iyi olduğuna inanan ve Hz. Muhammed’in örnekliğinin en iyi olduğuna inanan kimselerdir.

Allah hem El-müminun hem de Ellezine amenu (yani siyasal olarak İslam devletini kuran ve koruyanlardan) olmayı nasip etsin.

Selametle.





Sayı: 45 | Tarih: 18.4.2010
Ebubekir Sifil
Kendi Dilini Konuşmak
2054 Okunma
47 Yorum
Zafer Kafkas
Ahmet Hakan
Bugün Baykalcıyım
1842 Okunma
31 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mümtazer Türköne
Kutlu Doğum
906 Okunma
Arif Ersoy
Ruşen Çakır
Ahmet Türk Türkiye’dir
889 Okunma
7 Yorum
Tayibet Erzen
Dücane Cündioğlu
Yana Yakıla
857 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Zülfü Livaneli
Kırılan kalp kırılan burun kırılan umutlar
856 Okunma
Ali Bülent Dilek
Reşat Nuri Erol
İktisat stratejisi
814 Okunma
Ilker Ardic
Mahir Kaynak
Amaç Ne?
797 Okunma
4 Yorum
Süleyman Karagülle
Toktamış Ateş
İlle demokrasi...
796 Okunma
Osman Eskicioğlu
Fehmi Koru
Generallere Amerikalı generaller ne fısıldamış ola
789 Okunma
1 Yorum
Ahmet Kirtekin
Ali Bulaç
Liberal eleştiri ve öneri
765 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Rahmi Turan
Hak arama böyle olmaz!
758 Okunma
1 Yorum
Serdar Turan
Mehmet Şevket Eygi
Sanatsızlar
728 Okunma
Emine Hocaoğlu
Mehmet Altan
Turgut Özal Kıbrıslımıydı
727 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Nihal Bengisu Karaca
Cennette VIP rezervasyon var mı?
718 Okunma
Hakan Kandal
Oktay Ekşi
Hakçası
712 Okunma
Vahap Alma