Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Fehmi Koru - Yeni Şafak Ahmet Kirtekin
Anayasayı değiştirirken
630 Okunma, 0 Yorum

Halk heyecanlı. Beş general tarafından son biçimi verilmiş 1982 Anayasası ilk önüne getirildiğinde de böyle heyecanlamıştı halk. "Anayasalarına olumlu oy verelim de bir an önce başımızdan gitsinler" heyecanıyla kabul edilen 1982 Anayasası'nı, bu kez kendisi değiştirme fırsatı yakaladığı için heyecanlı halkımız...

Ne olup bittiğini tam anlayamadığı için henüz bu heyecanı duymayanlar varsa, halkoylaması süreci başlayıp tartışmalar zirveye çıkınca, nasıl bir fırsatla karşı karşıya olduğumuzu onlar da anlayacak ve heyecanlanacaklardır.

Anayasaya biçim vermek herkese nasip olmuyor çünkü... Türkiye'de yaşayan insanlar ilk anayasadan buyana sürecin hep dışında tutuldular. Son iki anayasa askerler tarafından oluşturulan Kurucu Meclis (1960) ve Danışma Meclisi (1980) adını taşıyan kurumlarda toplanmış yârân tarafından kaleme alındı; darbeci generaller tarafından da son biçimine kavuşturuldu.

Son iki anayasa (1961, 1982) birbirinden taban tabana zıt anlayışla kaleme alınmış olsa da, her ikisini birleştiren temel bir tercih söz konusu: Millete ait egemenlik 27 Mayıs (1960) darbesine kadar yalnızca milletin seçilmiş temsilcileri eliyle kullanılırken, 1961 ve 1982 anayasaları, buna bir de 'anayasanın koyduğu esaslara göre yetkili organlar' (Anayasa m. 6) denilen kurumları ortak ediverdi.

Bir süredir gündeme giren anayasa değişikliği tartışmaları sırasında isimleri sıkça geçen kamu kuruluşları ve yüksek yargı kurumlarının hepsi 'yetkili organlar' sıfatını taşıyorlar.

Yetkileri hayli fazla tutulmuş organlar bunlar ve yapılmak istenilen değişikliklerle yetkileri kısmen budanacağı için olağanüstü bir tepki veriyorlar.

Her ne kadar anayasada kendilerinden 'yetkili organlar' diye söz edilse de, bu organlar gerekli gördüklerinde, anayasanın kendilerine vermediği yetkileri de kullanabiliyor, hatta anayasada açıkça yetkisi olmadığı belirtilen konularda hayati önemde kararlar alabiliyor...

Ak Parti ve MHP üzerinde uzlaştıkları için Meclis'ten 411 oy alarak geçen iki maddelik anayasa değişikliği, CHP'nin başvurusunu değerlendiren Anayasa Mahkemesi tarafından 'esastan' incelemeye alınarak iptal edilmişti. 1982 Anayasası, Anayasa Mahkemesi'nin 'anayasa değişikliklerini' sadece 'şekil bakımından' inceleyebileceğini çok açık biçimde ifade ettiği halde... (m. 148).

Anayasa Mahkemesi'nin yürürlükteki anayasanın lâfzına ve ruhuna aykırı olduğu halde verdiği '367' kararını da unutamayız.

Değişiklik tartışmalarının başlamasıyla birlikte halkı heyecanlandıran da, hiç kuşkunuz olmasın, sadece milletin hakkı olan egemenliği onunla birlikte paylaşan kurumların, son yıllarda sıkça yaşandığı üzere, yetki-aşımı yoluyla siyasi sonuç alma çabalarıdır.

Burada bir uyarının zamanı: Kurumların yanlış davranışları anayasa değişikliğini kaçınılmaz hale getirdi; ancak yanlış ortadan kaldırılırken başka yanlışlara kapı aralanmamalıdır. Hazırlanan değişiklik metni, halkın önüne sunulana kadar, tartışmalarda dillendirilen öze ilişkin eleştiriler göz önünde tutularak sürekli geliştirilmelidir. Toplumsal mutabakat metni sayılan anayasada değişiklik yapma fırsatı eline geçtiği için heyecanlanan halk, oyunu vereceği metnin ülkeye yararından emin olmalıdır.

Bu da bizi değiştirilecek maddelerin mutlaka halkoyuna sunulması gereğine götürüyor.

Meclis'ten 367 oydan fazla oy alarak geçen anayasa değişikliği maddeleri için halkoylamasına gitmek gerekmiyor; Cumhurbaşkanı onaylayınca değişiklikler yürürlüğe giriyor. Ancak Cumhurbaşkanı, gerekli gördüğü taktirde, 367'den fazla oy bile almış olsa, anayasa değişikliklerini halkoylamasına sunabiliyor (m. 104).

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Meclis'ten büyük bir kabul oyuyla çıksa ve gerekmese bile, halkı heyecanlandıran bu anayasa değişikliği paketini mutlaka halkoyuna sunmalıdır.

Fehmi Koru
f.koru@yenisafak.com.tr

28 Mart 2010 Pazar       

 

Yorum:

Anayasayı kim yapar?

Anayasayı askerler mi yapar? Yoksa halk mı yapar?

Doğru cevap: hukukçular.

Hukukçuları askerler seçse ne olur, halk seçse ne olur?

Askerlerin son iki seçiminden iki zıt anayasa çıktı.

Halkın seçiminden nasıl bir anayasa çıkar bilmiyoruz.

Anayasayı kim yapıyor?

Bugün gündeme gelen anayasa değişikliğin ardında AK Parti hükümetinin iradesi, ve onun hukuk kurmaylarının çalışması var.

AK Parti Anayasa yapabilir mi?

AK Parti, bugün tek başına iktidar. Her meşru iktidar, sistemde önceden kabul edilmiş olan gerekli desteği sağlamak şartıyla anayasa değişikliği yapabilir, hatta yeni bir anayasa yapabilir. Aksi durumda iktidarların kuşatılmışlıklarından ve işlevsizleştirilmelerinden bahsetmek gerekir.

Yeni anayasa “benim anayasam” olur mu?

Bu soru kalıbı cumhurbaşkanlığı seçimleri sürecinde gündeme gelmişti, bazı yazarlar “Abdullah Gül benim cumhurbaşkanım değil” gibi ifadeler kullanmıştı. Seçilmiş bir başkanı sevmek, onu içselleştirmek şahsi bir meseledir; bu bağlamda kimseye bir şey denilemez. Siyasi olarak tanımamak ise toplum düzenine ilişkin bir meseledir ve her fert başkanı tanımakla yükümlüdür. Dolayısıyla baştan kabul edilmiş bir sistemdeki seçimleri ve sonuçları tanımak ve kabullenmek siyasi olarak tüm vatandaşlar için bir zorunluluktur. Başkanı sevmemek veya başkanın zorba olması bile bu genel kuralı değiştir. Kişi başkandan ve sistemden rahatsız ise göç etmekte özgür olmalıdır, ve onurlu bir insan bu yolu kullanmalıdır.

Bu tartışma daha sonra Hadise adlı şarkıcının Türkiye’yi bir şarkı yarışmasında temsil etmesi gündeme geldiğinde yinelendi. Fakat sonuç aynıdır, meclisi kabullenmiş bir kişi meclisin TRT konusundaki tasarruflarını da kabullenmiş ve zincirleme olarak Hadise’yi de sahiplenmiştir. Bu yanlış kararların savunulması veya meşrulaştırılması değildir, fakat sistem içinde tekfir ve nifak olmadığı anlamına gelir. Yanlış bulmak, eleştirmek, değişim için çaba ve tepki göstermek gibi tüm insani tepkiler hukuk düzeni içinde sahiptir, fakat kimse sistemi reddedemez.

Anayasa konusunda da olası her değişiklik de aynı şekilde değerlendirilmelidir.

Anayasa kimin eseri olacak?

Halkın kitleler halinde anayasa inşasına katılamayacaklarını yinelemeye gerek yok. Kimse partilerin oy oranlarını bahane ederek hazırlanan anayasanın tek parti tarafından yapılan bir dayatma olduğunu iddia edemeyeceği gibi halkın bu süreçte katılımcı bir role sahip olduğunu da iddia edemez. İfrat ile tefrit arasındaki hakikat siyasi iradenin belirlediği bir hukukçu grubunun bu çalışmayı yürüttüğüdür. Şu halde asıl mesele bu hukukçu grubunun hangi siyasi irade tarafından seçildiği ve bu grubun ne kadar geniş bir kitleyi temsil ettiği ve dışardan (halktan, hukuk çevrelerinden vs.) gelecek tepki ve eleştirilere ne kadar açık olduğudur.

Demokrasi

İnsanların, sandığın başına gidip oy kullanmaları demokrasinin inşası ve kök salması için yeterli değildir. Demokrasi bireylerin karar alma süreçlerine etkin ve yoğun katılımı ile mümkün olabilir. Bugün yaşanan tartışmalara bakınca görülüyor ki kimsenin demokrasiye, karar alma ve katılım süreçlerinin yapısına ayıracak vakti yok. Belki bu kadar vakit olsa, oluşturulacak bir anayasa komisyonunu partiler aldıkları oy oranında hukukçu ile katılır ve komisyonun üzerinde uzlaştığı değişiklikler kolayca hayata geçirilebilir. Fakat, bugün politika dediğimiz kadim mesellerden birine, köprü üzerinde karşılaşan iki keçinin durumunu ne kadar da andırıyor?

Keçilerin köprüden sağ salim geçmesini beklemektense sanırım balık avlamak üzerinde çalışmak daha faydalı olacak, en azından bu kadarını öğrenebilmeli insan, tarihten, değil mi?

 

 

 

 

Ahmet Kirtekin



YorumYap

Sayı: 42 | Tarih: 28.3.2010
Reşat Nuri Erol
Ölçme, tartma ve para
1713 Okunma
Ilker Ardic
Ahmet Hakan
Postmodern vaizler dönemi başlamıştır
912 Okunma
9 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Niyazi
İlim ve ideoloji
756 Okunma
Abdurrahman Erol
Dücane Cündioğlu
Kindî'den Freud'a hüzne dair notlar
745 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Mümtazer Türköne
Yar-Par
729 Okunma
Arif Ersoy
Hayrettin Karaman
Fetva kaldırılamaz
716 Okunma
Hilmi Altın
Ebubekir Sifil
Büyük Resmi Görmek
714 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Nazlı Ilıcak
Anayasa değişikliği ve beklentiler
683 Okunma
Fatma Karuç
Mahir Kaynak
İktisat stratejisi
677 Okunma
Süleyman Karagülle
Mehmet Altan
İran Anayasası’nda 12 Eylül
677 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Fikret Bila
Süreç sıkıntılı geçecek
673 Okunma
Harun Özdemir
Mehmet Şevket Eygi
Deli Dumrul gibi
650 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ali Bulaç
Anayasa değişikliği
649 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Ruşen Çakır
Nevruz’un ortaya çıkardığı, yüzleşmemiz gereken ge
645 Okunma
1 Yorum
Tayibet Erzen
Nihal Bengisu Karaca
Mevzu demokrasi ise ‘baraj’ teferruat değildir
644 Okunma
Hakan Kandal
Rahmi Turan
Önce uyanmak lazım!
631 Okunma
Serdar Turan
Fehmi Koru
Anayasayı değiştirirken
630 Okunma
Ahmet Kirtekin
Toktamış Ateş
Anayasa değişikliği
605 Okunma
Osman Eskicioğlu
Zülfü Livaneli
İslam ülkeleri için ideal hükümet modeli
595 Okunma
Ali Bülent Dilek
Can Ataklı
CHP Tarihi Bir Hata Yapıyor
593 Okunma
Mesut Karaaytu
Oktay Ekşi
Önce Maksadı Konuşalım
579 Okunma
Vahap Alma