Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Ebubekir Sifil - Milli Gazete Zafer Kafkas
Büyük Resmi Görmek
817 Okunma, 3 Yorum

BÜYÜK RESMİ GÖRMEK

Müslümanlar aidiyetlerinin önem ve değerinin farkına gerçek anlamda varmadıkça dünya düzensizliğin, dengesizliğin, zulmün ve tuğyanın hakimiyetinde kıvranmaya devam edecek. Sözünü ettiğim aidiyetler aslında "fıtrat"ı ifade ettiğinden, Müslüman için olduğu kadar insanlık için de vazgeçilmezdir.

Biz etrafımıza örülen demir kafes içinde kısır ve anlamsız tartışmalarla ömür ve enerji tüketirken çevremizdeki her şey hızla çürümeye devam ediyor. Bir dünyanın ahval ve gidişatına, bir de bizim gündemlerimize bakın, ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Dünyadaki toplam üretim 56 trilyon dolar imiş ve bunun 14 trilyon dolarını tek başına ABD yapıyormuş. Daha ilginci, ABD, ürettiğinden fazla tüketen bir toplummuş. Bu durumun, "gelişmiş" diye ifade edilen "sömürgen" Batılı ülkelerin tamamı için geçerli olduğunu söylemek için uzman olmaya gerek yok.

Hayatı ekonomi üzerine inşa eden liberal kapitalist Batı, dini (Hristiyanlığı) de ekonomi temelinde yeniden kurgulayarak bu noktaya gelmiştir. Coğrafi keşiflerin de, teknolojik gelişmelerin de, özgürlüklerin de temelinde bulunan ekonomi, elbette kendine uygun dini de üretmek durumundaydı. Batı'nın bu yeni dini, sömürüye ve acımasız rekabete itiraz etmeyen, hatta bunları birer "erdem" olarak kabul ve teşvik eden bir hüviyete sahiptir. "Protestan ahlakı" denen şeyin karakteristik özelliğidir bu.

Liberal kapitalist anlayış için sermayeyi kutsama noktasında Protestanlık ne kadar vazgeçilmez ise, sermayedarı kutsamak ve alabildiğine özgür bir alan içinde serbestçe hareket edebilmesini sağlamak amacıyla kurgulanan demokrasi de o kadar vazgeçilmezdir. Dolayısıyla bize/dünyaya birer "erdem" olarak takdim edilen liberalizm, kapitalizm, demokrasi ve protestanlık/reformasyon, Batılı sömürgen insanın daha çok üretme ve daha çok kazanma, dolayısıyla "daha çok sömürme" hedefine ulaşmasını sağlayan aracı kavramlardır aslında.

Müslümanlar olarak Din'i bize dayatılan hayata adapte etme ya da tarihi, çatışma ve ayrışma alanlarında yeniden üretme alışkanlığından vazgeçmediğimiz sürece, dünyanın kuzeyi güneyini ve batısı doğusunu alabildiğine, iliklerine kadar sömürmeye devam edecek. Bizim gibi ülkeler de kendilerine "lütfedilen"le yetinerek biteviye koşturmaya..

Daha kötüsü, küresel enformasyon ve propaganda merkezleri, Müslümanların direncini bilinç ve değer yargısı seviyesinde kırmak için İslam'ı; kapitalizm/liberalizm/demokrasi/protestanlık denklemine uyumlu hale getirme amaçlarını büyük bir başarıyla gerçekleştiriyorlar. Daha daha kötüsü de bunu içimizdeki namazlı-niyazlı Müslümanlar eliyle yapıyor olmaları!

"Büyük resim" dediğim özetle bu ve bizler bu resmi, 80 öncesinin o bildik "ideolojik" şablonlarının dışına çıkarak okumayı başarmak zorundayız. Liberal kapitalist sistemin bireyi öne çıkaran, dolayısıyla sosyal adaletsizliğe teşne yapısını eleştiren Marx tamamen haksız değildi. Keza bireyin hareket alanını kısıtlayan ve toplumu vesayet altında tutan, bir süre sonra da "Devlet Kapitalizmi"ne evrilen Komünist sistemi eleştiren liberaller de öyle. Ama bunların hiç birisi insana layık olduğu anlam ve değeri verme becerisini gösteremedi. Kapitalizm-Komünizm çatışması aslında "tencere dibin kara, seninki benden kara" özdeyişini çağrıştıran bir kör döğüşünden ibaretti.

Bu noktada "biz ne yapıyoruz?" sorusu önem kazanıyor. Okur-yazarlarımızın ve meseleyle akademik zeminde ilgilenenlerimizin (haydi "tamamı" demeyelim) kahir ekseriyeti, ya İslam'a protestan liberal kapitalist sistemin/bireyin dünya kurgusuyla bağdaşıp bağdaşmadığı noktasından bakıyor. Yahut da geçmişte yaşanmış ayrışmaları, tartışma konularını en ince detaylarına kadar tekrarlamayı meşgale, hatta "meslek" edinmiş durumda.

İlk bakış açısını benimseyenler, İslam'ın Protestan liberal kapitalist anlayışla bağdaşmadığı gerçeği karşısında reel durumu/yaşadığı hayatı tartışmak yerine İslam'ın kaynaklarını ve nasslarını muhtelif isimler altında ve metotlarla tartışma konusu yapıyor. İkinciler ise adeta hayatını ihtilaflara adamış durumda. Ülfet, muhabbet, birlik ve beraberlik adına bir adım atmak akıllarına bile gelmiyor!

Her iki yöneliş de sonuçta bizim gücümüzü ve enerjimizi emiyor; inancımızı zayıflatıyor ve dünyanın hal-i hazırının devamına şu veya bu şekilde katkı veriyor. Oysa bilinçli Müslüman kendi bireysel ve ailevi hayatıyla olduğu kadar yaşadığı toplum ve dünyanın gidişatıyla da ilgili olmalı değil midir?

Yorum:

MÜSLÜMAN BİLİNCİ

İslam'a sadece inanç gözüyle ve insanın iç dünyasına huzur veren bir din olarak bakarsak yukarıda yazarın endişesini duyduğu sıkıntıları aşmamız zor görünmektedir. İçtihat kapısını kapatan ve islamı 1200 sene öncesinin hükümlerine mecbur bırakan zihniyet bu bağnazlığından kurtulmadıkça İslam'ı insanların zihninde malulen emekliye ayrılmış bir din gibi görmesine engel olamayız. İslam'ın günümüz dünyasının sorunlarına sistemsel çözümler getirdiği konusunda biz müslümanlar öncelikle ikna olmalıyız, daha sonra bize İslam hakkında baskı yaptığını düşündüğümüz kişilere kızmalıyız. İslam'ı birtakım hikayelerden ve bunlara karışmış hurafelerden, başörtüsünden, sakaldan ve kişisel ahlaktan ibaret gören zihniyete karşı acaba islamın hukuki,iktisadi,siyasi bakışı hakkında ne söyleyebildik? 

İslam'ın günümüzde çıkan krizlere karşı ortaya koyduğu çözümleri anlatan bir konferans vardı. Herkesce tanınan ,ünlü bir profesör abimiz veriyor konferansı , baştan sona kadar sistemle ilgili , kurumsal olarak herhangi birşey söylemedi maalesef. Kişisel olarak ahlaklı olmaktan , başkalarının haklarını yememekten , israf etmemekten bahsetti, durdu.Bunlar yanlıştır anlamında söylemiyorum fakat bütün olarak bir sistem koyamıyoruz ortaya profesör seviyesinde bile.

Yine yakın zamanda çalıştığım işyerinin bir eğitimi vardı. Faizsiz bankacılık hakkındaki eğitimi verecek olan abimiz yine meşhur bir profesördü. Fıkhi olarak faizden bahsetti, zararlarından vs.derken en sonunda faizsiz bir hayatın , ekonominin imkansız olduğunu kredilendirme olmadan ekonomik sürecin işlemeyeceğini bunun içinde az da olsa faizin gerekli olduğunu söyledi. İslam ekonomisi konusunda profesör payesi almış bir abimizin bunları söylemesi beni gerçekten çok şaşırttı ve üzdü. 

Verdiğim örneklerde de görüldüğü gibi islamın sistemsel yönünü bilmiyoruz. Başörtüsü sorunu çözüldü, imam-hatipler üniversiteye rahatlıkla girmeye başladı ,ayasofya cami oldu, cuma günlerini tatil bile yaptık vs. sorun çözüldü mü? Hayır tabiki ,çünkü ne müslümanca ekonomi kurabiliriz,ne müslümanca siyaset yapabiliriz, ne de müslümanca bir hukuk. O yüzden başkalarının ne yaptığı değil bizim ne yaptığımız önemli Allah'ın bize gönderdiği Kuran'ı anlamak ve asrın idrakine söyletmek zorundayız. Yoksa daha çok başkalarından hak talep etmek zorunda kalırız.

 

Zafer Kafkas

Yorumcu 
Yorum 
Ali Bülent Dilek
28.03.2010
14:27

Evet zafer kardeş bende bu yaşımageldim(Yyaş 52) 18 yaşımdan beri İslami eserleri yerlisiyle yabancısıyla okuyorum.Neden neden neden diyorum.Hep düşmanlarımızdır anlattığımız ve onların netice alıcı sonuçları.Bir de rivayetler hep.Fatih Sultan Mehmet hocası AKŞEMSEDDİN’in eğitimi duası ve manevi yardımlarıyla KONSTANTİNOPOLİS’i İstanbulu fethetti.Ve Peygamber efendimizin müjde ve övgülerine nail oldu.Peki merhum MEHMET AKİF ERSOY’(rh.a)un deyimiyle bukadar yüz yıllık tarih hiç mi hisse vermedi.Bize ne hisse düşer neyapmamız lazım diye hiç düşünmüyoruz.Kur’an’ KERİM bize binlerce yıllık Peygamberler tarihini anlatıyor bize hiç mi hisse düşmüyor.Niye başında kim olursa olsun (bir zenci köle bile olsa)çözüm ve çözümler zincirine bizde bir halka olmuyoruz.Özelliklede o büyük büyük İslam Profesörleri,İslam Ekonomisi Profesörleri hep konuşan ve yazanlar.Aklıma hep hz.Meryem(a.s)filmindeki hahamlar ve Firavn dönemindeki Bel’amlar ve büyücüler geliyor.Bile bile inkar etmek yani küfür.ÖRTMEK,ÖRTMEK,ÖRTMEK.Ben özellikle İslam ekonomik düzeni konusunda size ve okuyucularımıza FAİZSİZ YENİ BİR BANKA MODELİ-İSAV(BÜYÜKBOY-BASKI -1987)(TEBLİĞ VE TARTIŞMALAR)(TEBLİĞCİLER:

Doç. Dr. AriFERSOY,Ali SAYI ,Dr. Remzi FINDIKLI ,Dr. Sabri TEKİR, Dr. Salih YAVUZER

Dr. Mehmet S. TEKELİOĞLU ,Dr. Hira KARAGÜLLE,Dr. Ali ERİŞE, Süleyman KILIÇ

Dr. Süleyman AKDEMİR,Genel Değerlendirme : Süleyman KARAGÜLLE

kitabını okumanızı ve oradaki 10-15 kişilik ekibi öğrenmenizi tavsiye ederim.Onların görevi örtmekse eğer bizim ki de açığa çıkartmak duyurmak olmalı.(akevleradilduzen(at)gmail.com/şifre:suleyman1928-mailadresinden bu kitabı indirebilirsiniz

Lütfi Hocaoğlu
29.03.2010
21:32

[ Fıkhi olarak faizden bahsetti, zararlarından vs.derken en sonunda faizsiz bir hayatın , ekonominin imkansız olduğunu kredilendirme olmadan ekonomik sürecin işlemeyeceğini bunun içinde az da olsa faizin gerekli olduğunu söyledi. İslam ekonomisi konusunda profesör payesi almış bir abimizin bunları söylemesi beni gerçekten çok şaşırttı ve üzdü. ]

Bakara 245. Ayette “Kim onun lehine çok kat olarak katlanması sebebiyle Allah’a hasen bir borç verir?” diyor.

Bu ayet çok önemli. Yazınızda bahsettiğiniz profesör şunu düşünüyor: İnsanlar bankaya niye para versin? Eğer faiz almazlarsa insanlar parayı bankaya vermez, banka da faiz almazsa insanlara niye versin diye düşünmektedir. Oysa yukarıdaki ayet çok net bir şekilde bunun sebebini anlatmaktadır. Bu ayette sebep fa’sı dediğimiz bir harf vardır. Fe yudaifehu kelimesindeki fe’den sonra gelen mensub muzari gelecek zamanı gösterir. Yani gelecekte borcun katlanması için Allah’a bir borç verirler diyor. İnsanlar borcun katlanmasını istemez ki. Oysa ayette lehu diyerek borcun onun lehine katlanmasını bahsetmektedir. Bu ayette Allah kelimesi mecazidir. Allah, kendisine borç verilen olamaz. Akli karine ile mecazidir. Burada Allah topluluk anlamındadır. Borcun lehine katlaması ne demektir.

Yani siz faizsiz bankaya para yatırırsanız, daha sonra yatırdığınız miktarın katları kadar borç alma hakkını kazanırsınız. Yani durumunuz iyiyken borç verirsiniz, ihtiyacınız olursa kimseden istemenize gerek yok, faizsiz bankanıza gider ve borcu alırsınız. Yani profesörün bahsettiği itekleyici güç burada faiz değil, ileride faizsiz borç alabilme hakkı kazanmak ve paranın güvenlik içinde korunmasıdır.

İşte Kuran’ı referans olarak kabul etmezlerse kafalarında bir doğru oluşur. Kuran tersini söylediği halde faizin gerekli olduğuna inanır duruma gelirler. Oysa Allah bir şeyi haram ediyorsa onun yerine koyacağı başka bir şey vardır ve bu çözüm Kuran’da aranmalıdır.

zkafkas
30.03.2010
12:46

Allah razı olsun.Çok güzel açıklamalar bunlar.

Üzücü olan Kuran’a yakın birinin bu şekilde düşünmesi.O böyle düşünüyosa dışardakilere söylenecek bişey yok zaten.



YorumYap

Sayı: 42 | Tarih: 28.3.2010
Reşat Nuri Erol
Ölçme, tartma ve para
1924 Okunma
Ilker Ardic
Ahmet Hakan
Postmodern vaizler dönemi başlamıştır
1074 Okunma
9 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Niyazi
İlim ve ideoloji
881 Okunma
Abdurrahman Erol
Dücane Cündioğlu
Kindî'den Freud'a hüzne dair notlar
857 Okunma
Abdülkadir Altınhan
Mümtazer Türköne
Yar-Par
845 Okunma
Arif Ersoy
Hayrettin Karaman
Fetva kaldırılamaz
831 Okunma
Hilmi Altın
Ebubekir Sifil
Büyük Resmi Görmek
817 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Nazlı Ilıcak
Anayasa değişikliği ve beklentiler
794 Okunma
Fatma Karuç
Fikret Bila
Süreç sıkıntılı geçecek
791 Okunma
Harun Özdemir
Mahir Kaynak
İktisat stratejisi
782 Okunma
Süleyman Karagülle
Mehmet Altan
İran Anayasası’nda 12 Eylül
777 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Ruşen Çakır
Nevruz’un ortaya çıkardığı, yüzleşmemiz gereken ge
775 Okunma
1 Yorum
Tayibet Erzen
Fehmi Koru
Anayasayı değiştirirken
767 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mehmet Şevket Eygi
Deli Dumrul gibi
765 Okunma
Emine Hocaoğlu
Ali Bulaç
Anayasa değişikliği
757 Okunma
Ahmet Yasir Erol
Nihal Bengisu Karaca
Mevzu demokrasi ise ‘baraj’ teferruat değildir
753 Okunma
Hakan Kandal
Rahmi Turan
Önce uyanmak lazım!
736 Okunma
Serdar Turan
Zülfü Livaneli
İslam ülkeleri için ideal hükümet modeli
710 Okunma
Ali Bülent Dilek
Toktamış Ateş
Anayasa değişikliği
706 Okunma
Osman Eskicioğlu
Can Ataklı
CHP Tarihi Bir Hata Yapıyor
696 Okunma
Mesut Karaaytu
Oktay Ekşi
Önce Maksadı Konuşalım
687 Okunma
Vahap Alma