Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Emre Aköz - Sabah Vahap Alma
En İyi Haber
672 Okunma, 0 Yorum

Son yıllarda kara haberlerin sayısı, pembe haberleri katbekat geçti. Yine de arada sırada yüzümüzü güldüren bir pembe haber çıkıyor.
İşte bunlardan biri:
Milli Eğitim Bakanlığı ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'nın işbirliği ile okullara kodlama dersi konulacak.
Haberlere bakılırsa, kodlama dersi, ilkokullarda haftada iki saat, ortaokul ve liselerde ise haftada dörder saat olacak.
"
Dersi kim verecek" ya da "Bu süreler yeterli olacak mı" gibi pratikte çok önemli olan soruları şimdilik geçiyorum. Asıl değinmek istediğim şu: Kodlama dersi, Türkiye'nin geleceği açısından fevkalade önemli.
Kodlama dediğimiz faaliyet, kabaca söylersek bilgisayarın ihtiyacımız olan işlemleri yapması için programlanması demek. Kodu bir tür reçete veya harita gibi düşünebilirsiniz.
Peki, bu ders niye önemli?
Çünkü yakın gelecekte çevremizdeki birçok eşyanın içinde bilgisayar ve internet olacak. Bilgisayar deyince masaüstü cihazları filan düşünmeyin. İş yapmaya yarayan, bazı makineleri harekete geçiren, küçük bir
çip de olabilir bu...
Bir örnek vereyim. Şirket çalışanları eğer şef, müdür filan değillerse sık sık
koltuk kavgası yaparlar. Sabah masasına gelen eleman bir de bakar ki koltuğu gitmiş... Arayıp bulamayınca, bir başkasınınkini alır. Böylece büroda adeta bir köşe kapmaca başlar.
Nissan firması bu sorunu çözecek bir sandalye geliştirdi. Adını da Akıllı Sandalye ("Smart Chair") koydu. Akıllı Sandalyenin bağlı olduğu bir masa var. Üstünde oturan kalkınca, kendiliğinden o masanın altına giriyor. Böylece ofislerdeki sandalye karmaşası da bitmiş oluyor.
Bu örnekte internet bağlantısı yok. Yine de sandalyeyi, boş kaldığında masanın altına girecek şekilde kodlamak gerekiyor.
"
Şeylerin İnterneti" veya "Nesnelerin İnterneti" ise gündelik hayatımızı internetin içine yerleştiriyor. En basit örnek ısınmak için kullandığımız doğalgaz kombileri...

Beyin savaşları

Diyelim ki eve ne zaman döneceğinizi bilmediğiniz için kombiyi sabah çıkarken programlayamadınız. Gece
23.00'te evde olacağınız anlaşılınca, internet aracılığıyla kombinizle iletişime giriyorsunuz ve saat 22.00'de çalışmasını sağlıyorsunuz. Böylece sıcak bir eve girmeniz mümkün oluyor.
Mademki
sözlü, yazılı ve görsel olan her şey dijitalleştirilecek... O halde bilgisayar ve internet bunların üstünde egemenlik kuracak. Yani kod yazabilenlere olan ihtiyaç her geçen gün artacak.
Eski bir yazıda
ABD'den örnek vermiştim: Başkan Obama'nın teknoloji danışmanı Megan Smith, 2025'e kadar bilişim sektöründe 1 milyon 400 bin elemana ihtiyaç olacağını... ABD'deki okulların ise bunun ancak 400 binini karşılayabileceğinin açıkladı. (Sabah, 27 Kasım 2014)
ABD söz konusu
bir milyonluk açığı nereden karşılayacak? Cevap belli: Başka ülkelerden beyin ithal edecek. Bunların çoğu da kod yazarı olacak.
Aynı şekilde, dijital teknoloji ve nesnelerin interneti yaygınlaştıkça, Türkiye de kod yazacak elemanlara ihtiyaç duyacak.
Özetle: Kod dersinin konulacak olması ve bu yönde ciddi adımlar atılması son günlerde duyduğum en iyi haber. Bizim kod yazabilen nesillere ihtiyacımız var. Ancak yetmez. Onların bir kısmını Batı'ya kaptıracağımız için, diğer ülkelerden de kod yazarı almaya çalışmalıyız.

 

     Teknoloji

 

     Milli Eğitim Bakanlığı kodlama dersi verecekmiş ve yazarımız da haklı olarak buna seviniyor. Bu kodlamalar sayesinde hayatımızın daha da kolaylaşması mümkün. Mesela midenize bir çip takıyorsunuz ve sizi tok gösteriyor. Bu da, marketten alışverişi, evde yemek pişirme derdini, oturup yemek yemek için harcanan zamanı ve lokantaların tamamını tarihe gömüyor. Evet bunların tümünü küçük bir çip sayesinde sağlayabilirsiniz. Peh…

     Yıllardır tartışılan ve bir türlü düzeltilemeyen eğitim sistemimizde tek eksik ‘’kodlama’’. Verilen resim derslerinde kaç kişi ressam oldu acaba? Müzik derslerinden sonra kaç kişi Grammy ödülü aldı? Ya İngilizce’ye ne demeli? Yıllarca İngilizce dersi almış olan kaç öğrenci derdini anlatabilecek kadar İngilizce biliyor? Ya da soruları daha da anlaşılır sorayım. ÖSS, ÖYS, YGS, LYS, TEOG ve KPSS  tarihinde ilgi veya uzmanlık alanlarına göre kaç soru soruldu?

     Sosyal aktiviteler, spor etkinlikleri ya da seçmeli derslerde zaman kaybeden ve ‘robot’ olmaktan kurtulan öğrenciler, sınava girdiklerinde karşılaştıkları sürprizden bihaber mi yoksa?

     -Hey..! Biz robotlar sabahlara kadar çalıştık ve ömrümüzün miladı olan 3 (üç) saate hazırız. Siz insan olmaya çalışırken biz formül ezberledik. Mesela fotosentezi de biliyoruz. Vektörlerden de geçmişliğimiz var tabi. Sizin yarım saatte okuyamadığınız paragraflardaki anlatım bozukluğunu da bilmiyor değiliz. 1789’daki ihtilal var ya, sorma gitsin. Hele plato, koy ve körfezler ile endoplazmik retikulum demeyi de öğrenmişim ki değme keyfime… Ama ya dışarıdan bir bomba sesi duyulursa? Sınavda tuvaletim gelirse? İnşallah kimse de öksürmez. Yan taraftaki kız da güzelmiş, aha bana baktı, demek ki o da beni seviyor…

     İnsan hayatı boyunca hayallerini süslediği mesleğini 3 (üç) saate sığdıracağız. Sonra da kalkıp bu sistemde ve hem de tembelleş-tiril-miş bir ümmetten çip üretmesini bekleyeceğiz!

    Abesle iştigal...!

 

 

 

Vahap Alma



YorumYap

Sayı: 352 | Tarih: 13.3.2016
Ergün Diler
Sinsi Pusu
Rus Planı ve Tedbir
918 Okunma
Süleyman Karagülle
Ahmet Hakan
En sevdiğim Kadınlar Günü ilanı
Kadınlar Günü
697 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Emre Aköz
En İyi Haber
Teknoloji
672 Okunma
Vahap Alma
Mehmet Barlas
Büyük akla güvenen küçük akıllılar hayal görüyor
Kuran’ın vaadi
664 Okunma
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
Hukuk “kılıf”ı: Demokles’in kılıcı!
HUKUK,KRAL,İP,MENDERES; YUSUF HOCAM NEREYE GİDİYORUZ!
614 Okunma
Ali Bülent Dilek