İskenderpaşa diye bir cemaat kalmamıştır
2271 Okunma, 12 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

03.06.2011

NECMETTİN Erbakan'ın, Turgut ve Korkut Özal kardeşlerin müntesibi oldukları, bir dönemin çok güçlü ve çok etkili cemaatiydi İskenderpaşa Cemaati...
Bu cemaat, bugün için eski gücünü ve etkisini tamamen kaybetmiş durumda.
Peki nasıl oldu da böyle oldu?
Başka cemaatler, güçlerine güç katarlarken...
İskenderpaşa cemaati neden geriledi?

Gerileme süreci şöyle işledi:
- Tarikatın başındaki Mehmet Zahid Kotku'nun vefatının ardından tarikatın başına Kotku'nun damadı Prof. Esad Coşan geçti.
Esad Coşan, bir süre cemaati bir arada tutmayı başardı.
Ancak Esad Coşan ile Erbakan arasında çıkan iktidar mücadelesi, cemaatten kopuşlara neden oldu.
İhtilaf giderilemeyince kopuşlar daha da arttı.
Bu arada Refah Partisi'nin güç kazanması, Esad Coşan'ı dikkat merkezi olmaktan uzaklaştırdı.
Esad Coşan, bu süreçte Muhsin Yazıcıoğlu'nun Büyük Birlik Partisi'ne yaklaştı.
Esad Coşan, 28 Şubat baskılarından bunalarak Avustralya'ya göç etti. Orada geçirdiği bir trafik kazasında hayatını kaybetti.
Zaten güç kaybetmiş cemaatin başına Esad Coşan'ın ray-ban gözlüklü oğlu Nureddin Coşan geçti.
Cemaat önderliğinin saltanat gibi babadan oğla geçmesi, İslami çevrelerde yoğun eleştirilere neden oldu.
Cemaat resmen dağıldı, Nureddin Coşan sadece cemaatin şirketlerini yöneten bir şirket yöneticisi durumuna düştü.
Nureddin Coşan bir ara “Sağduyusu Partisi” diye bir parti kurdu ama bu maceranın da sonu gelmedi.

Önceki gün bir dostum haber verdi: Nureddin Coşan, cemaatin internet sitesinde AK Parti karşıtı zehir zemberek bir bildiri yayınlamış.
Açtım, okudum.
AK Parti'ye vuran, oyların MHP'ye verilmesini talep eden bir bildiriydi bu.
“Değerli kardeşim aklını kullan” başlığıyla yayınlanan bildiri, gerekçelerini açıklayamayan tuhaf bir bildiriydi.
Bildiride aşikâr olan tek husus, “AK Parti'den uzaklaş/MHP'ye yaklaş” emriydi.

“İskenderpaşa Cemaati” olgusundan haberdar olmayan çevrelere sesleniyorum:
İktidar karşıtıysanız boşuna heyecanlanmayın, iktidar yanlısıysanız boşuna telaşa kapılmayın!
Çünkü ortada “İskenderpaşa” diye bir cemaat kalmadı.
Nureddin Coşan'ın toplumsal etkisi, İnan Kıraç'ın etkisinden bile daha azdır.
Yani...
Bu bildiriye “ortalığı karıştıracak, düzeni bozacak” bir bildiri muamelesi yapılmazsa, en azından komik duruma düşülmemiş olur.

Yazının tamamı için tıklayınız.

 

Yorum:

Tarikat A.Ş.

Zamanında tarikatlar vardı, tekkeler vardı. Buralarda insanlar terbiye alırlardı. İnsanlar buralarda saflaştırılırdı. Tarikatların şeyhleri vardı. Bu şeyhlerin parası, pulu olmazdı. Çünkü onların dünya hayatıyla ilgili bir dertleri yoktu. Malı mülkü olmayan bu şeyhlerin yerine oğulları değil, en layık gördükleri müritlerinden biri gelirdi. Bu tarikat şeyhlerinin ağzından kötü sözler çıkmazdı. Herkesin nefret ettiği, çok kötü dediği insanlar için bile kötü söylemezlerdi, küfretmezlerdi. İnsanlar bu tarikat şeyhlerine güvenir, darda kaldıklarında buralara sığınırlardı. En kötü denilen insanlar bile bu tarikat ortamındaki kardeşliği, iyiliği, sevgiyi görür, terbiye olur, insani bakımdan en yüksek mertebelere ulaşırlardı. Tarikat, kuru bir dal parçasını bir çınar ağacına çevirebilen maneviyat ve ahlak yuvasıydı.

Gün geldi, işler değişti. Tarikatların adı cemaat oldu. Tarikat liderliği babadan oğla geçer hale geldi. Tarikatlar holdingleşti, şirketleşti. Tarikat şeyhi bütün holdingi veya şirketleri arka planda yöneten lider haline geldi. Yapısı gereği siyasete bulaşmaması gereken tarikatlar partileri açıktan veya gizli olarak desteklemeye başladılar. Bu desteklemeler şartlı idi. Ranttan pay kapmak isteyen tarikatlar oylarını bir silah olarak kullanmaya başladılar.

Kurdukları holdinglere yeterli rantı sağlamayan partilere küfretmek, açıktan onlara destek vermeyeceklerini bildirmek artık bir tarikat şeyhi için çekinilecek, utanılacak bir şey değildi. Çünkü artık kanıksanmıştı ki tarikat demek holding demekti, anonim şirket demekti. Tarikat demek rantın sağlandığı liman demekti. Tarikat demek para gücü demekti. Tarikat demek bozuk düzende zenginleşmenin bin bir türlü yolunu arayan insanlar topluluğu demekti.

Tarikatlar Tarikat A.Ş. olmuştu, veliler Evliya A.Ş. olmuştu.

Nureddin Coşan'ın yayınladığı yazısını bir tarikatın dönüşümü için ibret olsun diye buraya koyuyorum:

Aklını Kullan!

Değerli kardeşim, aklını kullan!

Nereye gidildiğini, yarın ne olacağını, canından çok sevip tercih edip büyüttüğün çocuklarını, istikbalini düşün, emekliliğinin, sonrasının, hayatının istemediğin, tasvip etmediğin bir düzeneğin içinde geçtiğini, heba edildiğini farket, bu duruma müdahale et, itiraz et, boş verme!

Anlamaya, görmeye çalış, doğruyla yanlışı ayır, duruşunu özünle birleştir.

Göz boyamalı, kısa vadeli, saman alevli, serap misali ağzına bal çalındığını, çalınanın aslında bal olmadığını, duygularınla oynandığını, oynananlardan bihaber gafil kaldığını gör!

Kafanı devekuşu gibi kuma gömüp yaşadığın ülkede değerlerinin buharlaşmasına kayıtsız kalma, "neme lazım" deme, "menfaatim" deme!

Maneviyat bahçemize dadanmış domuz sürülerini, sırtlanları, hain köpekleri, kurnaz tilkileri, leş kargalarını, kanımızı, canımızı, değerlerimizi, zenginliklerimizi emmeğe yeltenen sülükleri, asalakları silkele, sırtından at, kamburunu düzelt, el ele ver, gücünü topla, maneviyatını düzelt, iyileri bul, onlarla birleş, işbirliği yap, yanlışı düzelt!

Bunu daha önce yaptın. Güzeli seçtin, güzelleştin, güçlendin. Örnek oldun, öncü oldun, yol gösterdin, ilham kaynağı oldun, sevildin...

Isıttın, karanlık asırlara güneş oldun aydınlattın. Çağ atlattın. Susuz yüreklere su serptin, serinlettin. Umut oldun, çare arayan biçare insanlığa, tarih yazdın altın harflerle dimağlara.

Şimdi silkin, şimdi uyan, dengeleri boz. "Bozkurtlara" fırsat ver, yol ver, OY ver. Çeki düzen versin, destek olsun dostlara, fayda versin, tek yürek olsun iyiler.

"Sagduyu'nun" mevcut hükümeti kuran partiye ilk genel seçimlerinde tek başına iktidar olmasıyla sonuçlanan verdiği şartlı destekle bile, hala, maalesef insanlık için, inananlar için beklenenleri gerçekleştiremeyen Sayın Başbakan, MHP'li kardeşlerin barajı aşamayacağını bekliyor. Haydi! Yalnız bırakmayalım meydanda özgürlükler vaad edegelen arkadaşı. MHP'li kardeşlerim, barajı aşın da, sizinle birlikte, daha önce söz verip de yerine getiremeyenler için bir telafi fırsatı doğsun.

Birleşsin güçler def etsin akbabaları, şanımız yürüsün cihanda.

Sefillere uşak olmayalım.

Çünkü, kölesiyiz, Razı olsun alemlerin Efendisi bizden.

Nureddin Coşan

 

 

Lütfi Hocaoğlu


YorumcuYorum
Lütfi Hocaoğlu
05.06.2011
19:04

Asıl sıkıntı yeni anayasa çalışmalarında ortaya çıkacak. Ak Parti kendi kafasından anayasa yapmaya çalışacak. Ancak şiddetli tepkilerle karşılaşacak.

Bir ekonomik kriz ve arkasından siyasi kriz gelebilir. Ak Parti de bunun altından kalkamaz. Bugün başbakanın yanında olanlar, çevresinden hiç ayrılmayan şakşakçılar o kötü günlerde çil yavrusu gibi dağılırlar.

Görünen o ki bu seçim Ak Partinin kazanacağı son seçim gibi.

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
09:16

İSKENDERPAŞA CEMAATİ NEDEN MHP DEDİ?

Cemaati yetmişli yılların başından beri tanırım, camiye çok gitmişliğim ve Mehmet Zahid Kotku Hocaefendiyi dinlemişliğim var... Seksenli yılların başında Nureddin Coşan ile Arabistan'da aynı üniversitede öğrenciydik ve görüşüyorduk... Doksanlı yıllarda Esat Coşan efendi ile bazı istişarelerimiz oldu, görüşüyorduk... Hepsinden daha önemlisi, cemaat mensubu çok yakın arkadaşlarım var...

Cemaat, Mehmet Zahid K. Hocaefendi'nin vefatından sonra dalgalanmalar geçirdi, özellikle Erbakan Meselesi çok etkili oldu... O meselede nmaalesef çok büyük yanlışlık yaptılar ama Erbakan Hoca o meseleyi hiç ama hiç gündeme getirmeyerek çok güzel yönetti...

Sonuç: Değerlendirmeleriniz biraz insafsızca olmuş; aşağıdaki değerlendirmeyi dikkatlice okumanızı ve değerlendirmelerinizi bir daha gözden geçirmenizi tavsiye ederim... Mesela, ben MHP ve SP'nin Meclis'te olmamasını çok çok büyük bir eksiklik olarak görürüm; toplumdaki bütün ana görüşler Meclis'te mutlaka temsil edilmeli...

Cemaatin yolları MHP ile bugüne kadar hiç çakışmadı, ilk defa böyle bir şey oluyor... Neden böyle olduğu aşağıdaki değerlendirmelerde var; meseleye bir de bu değerlendirme açısından bakılmalı...

Selam ve dua ile...

RNE

***

İskenderpaşa Cemaatinin, MHP’ye destek verdiğini deklare eden açıklaması, muhafazakar camiada gerçek anlamda bir şok etkisi uyandırdı. İskenderpaşa cemaatinin lideri Nureddin Coşan Hocaefendi’nin yaptığı seçim açıklaması cemaatte şok etkisi yaptı. Bir çok mürid duruma anlam vermekte zorlanırken, Timeturk Haber Merkezi’nin yaptığı araştırmaya göre, yapılan açıklamanın doğru olduğu netleşti. Cemaatin internet sitesi iskenderpasa.com’da ve cemaate ait olan Akradyo internet sitesinde de yayınlanan ‘Seçim 2001 Özel’ başlıklı bildiride Coşan, seçmene ‘Aklını Kullan’ çağrısında bulunarak, MHP’ye oy verilmesini ‘’Bozkurtlara fırsat ver, yol ver, OY ver’’ cümleleriyle teşvik etti. Telefonla ulaşarak Nurettin Coşan'ın seçim bildirisi hakkında ne düşündüklerini sorduğumuz cemaatte aktif olan isimlerden aldığımız cevaplar ise Coşan hocanın almış olduğu bu kararı rasgele almadığı, altında bir çok mantıklı sebep yattığı yönünde oldu. İskenderpaşa niçin kamikazelik yaptı? Rotahaber'den Ünal Tanık'ın konuyla ilgili yapmış olduğu haber ise şöyle: AK Parti’nin Anayasa’yı değiştirecek bir çoğunlukla Meclis’e gelmek için bütün varlığını ortaya koyduğu bu dönemde, İskenderpaşa Cemaatinden gelen bu ters vuruşu, kolay anlayabilmek mümkün değildi. Bu açıklamada anlaşılmayan bir tavır daha vardı. Cemaatler, dernek tarzında bir yapı olmadığı için dışa dönük açıklama pek yapmazlar. Hele hele yazılı hiç açıklama yapılmazken, İskenderpaşa Cemaati, tavrını niçin böyle aleniyete dökmüştü? Ben de açıklamayı ilk duyduğum andan itibaren şaşkına döndüm. Kendimce ihtimalleri aklımdan geçirmeye çalıştım. - Acaba Nurettin Coşan, babası rahmetli Esat Coşan’ın, Necmettin Erbakan ile ters düşmesinin bir tür intikamını mı almak istemişti? Ne de olsa AK Parti de Milli Görüş geleneğinden diye... - Cemaatten bazı isimleri AK Parti’den aday göstermek istemişler de bu istekleri mi reddedilmişti. Bunun üzerine, “Biz de sana gösteririz!” tarzında bir çıkış yapma gereği duyulmuştu? - Kim bilir belki de Cemaat lideri konumundaki Nurettin Coşan, AK Parti ile şahsi derin bir kırgınlık mı yaşanmıştı ? Belki başka ihtimaller de sıralanabilirdi. Cemaat içerisinde tanıdığım isimlerle irtibata geçip aklıma takılanları doğrudan sormaya karar verdim. Yaptığım görüşmelerde, bazı isimlerin zaman içerisinde, cemaat bağlarının Esat Coşan Hocaefendiye şahsi muhabbete dönüştüğünü gördüm. Hemen hepsinin de hiçbir cemaat bağı kalmamasına rağmen İskenderpaşa Cemaati hakkında en küçük bir rencide edici ifade kullanmamaları dikkatimi çekti.

BAHÇELİ BİLE ŞAŞIRMIŞ OLMALI

Cemaatin önde gelen isimlerinin yaptığı değerlendirmeler gerçekten dikkate değerdi. Farklı isimlerden dinlediklerim, sanki bir ağızdan çıkan sözler gibiydi. Paylaşacaklarıma katılır ya da katılmazsınız. Ama anlatılanlarda hiç yabana atılmayacak öngörüler ve yaklaşımlar var. Nurettin Coşan’ın imzası ile açıklanan deklarasyon, MHP ile yürütülmüş bir pazarlık sonucu alınmış bir karar değil. Cemaatin kendi iç değerlendirmesi sonucu verilmiş bir karar. “MHP lideri Devlet Bahçeli bile açıklananlara şaşırmış olmalı” deniliyor. Bu camianın başından bu yana MHP ile yolları hiç kesişmemiş. Milli Selamet Partisi’nin kuruluşunda aktif rol almış bir cemaatin sonraları bir dönem Özal’a bile destek verdiği bilinir. 3 Kasım 2002 seçimlerinde AK Parti’ye destek veren cemaat, 1 Mart Tezkeresi sonrasında ters düştü. Yalnız ters düşmekle kalmadı. 7 Ekim 2003 tarihinde Nurettin Coşan bir bildiri yayınladı ve “Müttefikler başka İslam ülkelerini de işgal etmek isterse izin verecek misiniz?” diyerek AK Parti ile köprüleri atmıştı. Anlaşılacağı üzere, bu cemaatin yazılı bir açıklama yapması MHP desteğinde ilk değil. Daha önce de AK Parti’ye net tavır aldı. MHP’ye esas destek vermelerinin ardında ise tam bir dervişlik yaklaşımı var. Cemaatçilik değil, diğergamlık var. Öyle ise İslami camianın tepkisinin çekileceği bilinmesine rağmen bu karar niçin alındı? “Bir kere camiadan hiç kimse aday olmadı. Bu biline” dendikten sonra yapılan değerlendirme şöyle: “AK Parti yeniden iktidar olacak. Önümüzdeki 4 yıllık dönemde sivil anayasa yapılacak. Bu Meclis’te CHP olacak. Dahası, bu Meclis’te bağımsızlarla Meclis’e kanal açan BDP de yer alacak. Bu Meclis yeni Anayasayı yapacaksa, Anayasanın olabildiğince geniş kesimler tarafından hazırlanması gerek. BDP’nin olduğu, MHP’nin olmadığı bir Meclis’in yapacağı Anayasa toplumsal mutabakat sonucu hazırlanmış olmaz. Dahası MHP Meclis dışı kalırsa, genç tabanı yeniden kontrolden çıkar. Partisini Meclis dışı bırakmış bir genel başkanın sözünü kimse dinlemez. Biz ülkenin uzun vadeli menfaatlerini düşünerek hareket ediyoruz.”

AK PARTİ’YE VERİLMEK İSTENEN DERS

Muhataplarımın net söylemediği ama farklı isimlerin bir tarafından temas etmelerinden anlıyorum ki, buradan AK Parti’ye de verilmek istenen bir ders var. AK Parti’nin çok iyi niyetlerle işbaşına geldiği konusunda hemen hepsi hem fikirdi. Ancak, zaman içerisinde kendi taraftarlarını kalkındıran bir hüviyete bürünmüş olması, cemaati fazlasıyla rahatsız etmişe benziyor. Konuştuğum isimlerden birinin söylediği sözü aynen paylaşmak istiyorum. “Aslında bu biraz da AK Parti’nin kibirli bir tavrına karşı da bir duruş sergiliyor.” Alevi açılımı, Kürt açılımı hatta Sulukule açılımı bile yapıldı ama dindarların temel taleplerine yönelik neredeyse hiçbir şey yapılmadığı görüşü cemaatte hakim durumda. Bunlarla ne kastedilmek istediklerini sorduğumda, “Diyanet feryat ediyor. 12-15 yaş Kur’an öğrenmek için çok geç diye. Ne var ki hiçbir adım atılmadı” diye en büyük sorunu dile getirdi.

“AK PARTİ’YE EN KÜÇÜK BİR HAKARET YOK”

En çok merak ettiğim noktalardan birisi de, bildiride yer alan ağır ifadeler idi. “Domuz sürüsü”, “hain köpek” ifadeleri kimler için kullanılmıştı. Muhataplarıma bunu da sordum. “Kesinlikle, kesinlikle” diye başladı cümleye. “Bu ifadelerin muhatabı kesinlikle AK Parti değil. Öyle olsa, o ifadelerin üzerinde yaptığı iyi şeyleri teslim eden ifadeler olur muydu?” diye topu benim tarafıma attı. Dayanamadığım o kritik soruyu sordum. “İskenderpaşa Cemaati pornoculara destek verdi diye yaftalanmaktan korkmadınız mı?” dedim. Aynı netlikte cevap verdi: “Bu ülkeyi değil de kendimizi düşünmüş olsa idik bu yaftalanmayı dikkate alırdık. Biz bugünü düşünmedik. Bu ülkenin bir iç savaşa sürüklenmek istemesinin önüne geçtik. Bizim yaptıklarımızın önemi aradan yıllar geçtikten sonra anlaşılacak. 1 Mart Tezkeresine karşı çıktığımızda, ‘Nakşi şeyhi CHP ile kolkola’ dediler. Sonradan bizim haklılığımız ortaya çıktı. Bunda da öyle olacak. Biz yalnızca bu ülkeyi sürüklenmek istendiği yerden çekip almaya çalışıyoruz. Zaten bu kasetleri çıkaranların da yapmak istediği MHP’yi Meclis dışı bırakarak bir çatışma ortamına sürüklemek.” Söylenmeyen ama anlatılanların özü, “Böyle bir tablo olmasa biz manevi bir şahsiyeti aslanların önüne atar mıydık” idi.

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
09:44

İZMİR'DEKİ SEÇİM...

Malum, bir arkadaşımız (Harun Özdemir) İzmir'de aday...

İzmir'de seçim ile ilgili son değerlendirmelere bakmak isteyenler, aşağıdaki değerlendirmeye bakabilirler...

***

İktidar Partisi İzmir’deki en büyük mitingini çok başarılı bir organizasyonla gerçekleştirdi. Başbakan Erdoğan, miting meydanından hava alanına giderken, çevresinde toplanan A takımına “İzmir’de birinci partiyiz” dedi. Yüzündeki gülümseme objektiflere aynen yansıdı. Erdoğan, organizasyonu gerçekleştirenlere teşekkür edip, İzmir’den mutlu ayrıldı. Bu mutluluk sandığa yansıyacak mı? Yansımaması için hiçbir engel yok.. Ak Parti’nin İzmir’e ilişkin (basına açıklanmayan) son anketine göre de, iki parti arasındaki yarış atbaşı gidiyor. Son viraj, son hafta oldukça önemli. Kararsızların sayısı hala küçümsenmeyecek düzeyde… Kürtlerin “dışlandık” direnişi, Binali Yıldırım’ın çabalarıyla kırıldı. Başka anket şirketlerinde durum daha farklı..” her şey iki milletvekili koltuğu için” deniliyor. Ak Parti’nin İzmir serüvenini partinin kuruluşundan beri izliyorum, ilk kez CHP’ye yakın ve onunla yarışacak enerjiye sahip olarak gördüm. Ak Parti ilk kez İzmir’de medyayla sağlıklı ilişki kurabildi. Her konuda CHP’yi geride bıraktı. Örneğin, 2007 Genel seçimlerinde CHP İzmir Milletvekili M.Ali Susam ve ekibinin yaptığı çalışmalara bu yıl rastlayamadık. Susam oldukça sessiz..Aynı durum bazı ilçe belediye başkanlarında da görüyoruz.. CHP İzmir’de “ne halleri varsa görsünler” anlayışı gözlemliyorum.. Sahada, medyada, yaşamın bütün alanlarında gördüğümüz CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Adayı Alaattin Yüksel ise, onlarca parçaya bölünmüş ve bana göre parti içi hesaplardan dolayı dar bir ekiple yalnız kalmış durumda. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, her şeye rağmen CHP’nin İzmir sigortası olma özelliğini koruyor. Meydan savaşlarına rağmen, Binalı Yıldırım ile Aziz Kocxaoğlu arasındaki seviyeli diyalogu, kentin geleceği için oldukça önemli buluyorum. İzmirli Binali Yıldırım’ı sevdi. Anadolu’nun bu çalışkan politikacısına bir şans verme niyetinde.. Açıklanan projeler, birer “slogan” gibi algılansa da, Binali bey, şimdiye kadar verdiği her sözü yerine getirmiştir. 35 projenin 35’inede kimsenin itirazı yok.. Başbakan Erdoğan’nın miting meydanındaki konuşmasına gelince, Ak Parti İzmir’i artık doğru okuyor, kentin duygusal kimliğiyle ilk kez sağlıklı bir ilişki kurabildi. Gazeteci arkadaşım Munir Koçaslan Ak Parti’nin İzmir mitingiyle ilgili şu değerlendirmede bulunuyor. “Bir haftamı İzmir'de geçirdim. Doğduğum ve doyduğum şehirdir burası... Siyasetin nabzını tuttum. Lafı hiç uzatmadan ifade edeyim: 12 Haziran öncesi İzmir'i sürpriz bekliyor. Yani, "CHP'nin kalesi" düşerse kimse şaşırmasın. Sokağın, çarşının, pazarın, kahvehanelerin... İşçinin, işadamının, işsizin söylediklerinden anlıyorum. İzmir belki de "direnmekten yorgun" düşmüş. 35 plaka İzmir'e 35 milyar dolarlık 35 yatırım sözü bile heyecan yaratmış... Bile diyorum... Çünkü AK Parti'nin reklam kokan "35" vurgusu dahi işe yaramış.. "35-35-35"lik kampanya 'oy yemi' olarak algılansa da... Yatırım, iş aş fukarası 3.5 milyonluk şehirde bir heyecan dalgası esiyor.. ** 20-25 yıldır konuşulan işleri AK Parti bu kez derleyip toplayıp vitrine çıkarmış.. Kimi daha önce tasarlanan, kimi devam eden, kimi şimdiye kadar hayalden öteye gitmeyen 'proje'ler bunlar... Ama hepsinden önemlisi... İzmir artık iktisaden de kabuğunu kırmak istiyor. Dolaysıyla "35-35-35" bir "dekoratif manzara" zenginliğinin ötesinde anlam taşıyor... AK Parti belli ki İzmir'i almayı çok ama çok arzu ediyor... Bunun için yüklendikçe yükleniyor... Yeni bir İzmir hüsranı istemiyor..” İşte durumun özeti bu.. Munir’in yazdığı gibi, Ak Parti İzmir’de daha sıkı duruyor..Bu Mitinge ciddi biçimde yansıdı.. İşin sandık boyutunu 12 Haziran Akşamı göreceğiz. Halit TUNÇ / Rotahaber

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
09:49

Yönetenler kötü de biz çok mu matahız?

***

Sanem Altan, Vatan gazetesi - -------------------------------------------------------------------------------- Bizim çok sevdiğimiz bir inancımız var. Çok iyi, çok gelişmiş, çok mükemmel bir toplum olduğumuza inanıyoruz. Bu inancımız da yayın organlarımız tarafından sürekli pekiştiriliyor. Genel olarak söylenen şu: “Biz çok iyi bir milletiz ama ah şu yöneticiler! Her şeyi kötü yapıyorlar. Her işi bozuyorlar. Onlar iyi olsa, bak o zaman gör sen...” Sürekli yönetimler değişiyor. Bazen aynı yönetimlerde kadrolar değişiyor. Ama işler düzelmiyor. Madem bu kadar harika bir toplumuz, niye kendi aramızdan iyi birilerini bulup seçemiyoruz? Biraz da kendimize bakmalıyız bence, kendimizden kuşkulanmalıyız. Hangi hükümet gelirse gelsin değişmeyen “şeyler” vardır ülkemizde. - Liberal, faşist, dinci, sosyal demokrat, komünist, karma ekonomici... Hangi hükümet olursa olsun, biz yere tükürürüz mesela... Hükümetler bunu önleyemez. - Yönetimde kim olursa olsun erkek egemenliğini tehdit edecek her kadın, ‘kötü kadın’ muamelesi görür. - Aile içinde çocuklara söz hakkı tanınmaz, biraz fazla soru soran çocuk azarı işitir, çünkü ‘Çocuklar lafa karışmaz...’ - Trafikte kadın-erkek farketmez, herkes at sürer gibi araba kullanır. - Kırmızıda durmaz, park edilmeyecek her yere park eder, yol vermez, kimse kimsenin hakkına riayet etmez. - Eline bir yetki kırıntısı geçiren herkes derhal köy ağası gibi davranmaya başlar. Ona buna bağırır, insanları ezer. - Yiyecek maddeleri en sağlıksız ortamlarda hazırlanır. - İnşaatlar en güvensiz malzemelerle yapılır. - İşçiler en ağır koşullarda çalıştırılır. - Hâlâ dünyanın en zevksiz, en çirkin binaları burada yapılır ve en tuhaf renklere boyanır. - İnsanların olduğu her yer en kısa zamanda çöplük haline döner. - Kadınlar erkeklerden dayak yer. - Erkeklerin büyük çoğunluğu sokaklarda kadınları taciz eder ama kendi karısına bakılırsa adam öldürür. - Üniversiteli çocuklar hangi hükümet olursa olsun gösteri yapamaz. - Yüksek sesle toplum içinde kahkaha atılmaz. - Gerçekler asla söylenmez... En azından bütün gerçekler söylenmez. - Toplumun genel geçer kurallarına uymayanlar sevilmez. - Herkes yalan söyler. - Okumamış okumuş... Fakir zengin... Görmemiş görmüş... Cahil bilgiliymiş gibi yapar. - Ve bu toplumda herkes eleştirilir ama halk asla eleştirilmez. - Halkın “bizim istemediğimiz partiye” oy veren kesimi aşağılanır sadece ve bu karşılıklı yapılır. Bunların hiçbiri hükümet politikalarına bağlı olarak değişmez. Hangi hükümet gelirse gelsin bu gerçekler varlığını sürdürmeye devam eder. Bunların çoğunu yöneticiler istemez, pek çoğunu onlar koymaz. Toplum olarak biz koyarız. Yöneticiler kötü, tamam da... Ya yönetilenler? Biz çok mu matah bir şeyiz yani...

Mete Firidin
06.06.2011
11:18

Cemaatin bu tutumu hakkında birtek yorum yapılabilir.

"ŞAŞKIN ÖRDEK KIÇTAN DALARMIŞ"

Allah şaşırtmasın.

Mete Firidin
06.06.2011
11:33

Arkadaşlar bu seçim sürecinde şunu çok iyi anladım ki: Allah Tayyibe sağlık versin ,basiretini artırsın ve O nu tüm şerlerden korusun.

Ben AKP li değilim ama oyumu AKP ye vermeyi düşünüyorum. Neden mi?

Diyer partiler CHP : Ne idüğü belirsiz ,palavracı parti.

MHP: Kediye ciğer teslim edilir mi? Bu gün O na buna tecavüz eden yarın devlete ve millete tecavüz eder.

Saadet ve Numan %3 lük oyu bile muhafaza edemeyen partiler Milletin nesini Muhafaza edebilir?

Diğerleri bahsetmeye değmez.

Milletin ve ülkenin hayrı için:

Kısacası Tayyibe muhtacız . Daha iyisini bulana kadar.

AKP nin bir çok icratını beğenmesem de kerhen AKP ye oy vereceğim.

Öyle görünüyor ki daha bir çok seçimde AKP ye Oy vermek zorunda kalacağız. Çünkü Memlekette Politikayla uğraşan birazcık düzgün olan başka adam yok.

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
12:08

"İNNELLAHE LA YUGAYYİRU MA BİKAVMİN, HATTA YUGAYYİRU MA BİENFÜSİMİM."

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
14:58

SORU: -Sizce R. Tayyip Erdoğan'dan sonra partisi ayakta kalır mı?!.

Mete Firidin
06.06.2011
15:53

Şu anda adil düzeni savunan bir parti de yok. Olursa tabiki O nu desteklerim. Bu boynumuzun borcudur.

Şu anda adil düzene selam bile veren yok yani insanların gündeminde bile değil bunun nedeni sanırım insanımızın umursamazlığı yada adil düzenin varlığından habersiz olmasıdır.

Tayyipsis AKP diye birşey olamaz ,yaşayamaz.

Bunun örneğini Merhum Wrbakan ile gördük, Özal ile gördük.

Mete Firidin
06.06.2011
15:56

Sn Cengiz bey bundan sonra tufan mufan olmaz. O ozamandı. Bundan sonra olsa olsa KIYAMET olur.

Ahir zaman alametlerinin çoğu gerçekleşti.

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
17:37

BİRKAÇ HATIRLATMA

...

-

"SOSYAL TUFAN"

yani hayatımızın her alanında zaten tufan var; bundan başka daha ne tufanı bekliyorsunuz???!!!...

-

"...FE MA ZA BA'DE'L-HAK İLLA'D-DALAL..."

(Yunus Suresi, 32. ayet)

- Önceki ayetin yani

"innellahe la yugayyiru ma bikavmin hatta yugayyiru ma bienfüsihim"

ayetinin sure ve ayet numarası: (Ra'd Suresi, 11. ayet)

- Bir de sadece bu ayete istinaden yazılmış bir kitap var:

BİREYSEL VE TOPLUMSAL DEĞİŞMENİN YASALARI

Yazarı CEVDET SAİD

Kitabı bulabilenlerin mutlaka okumasını tavsiye ederim...

Selam, sevgi ve dua ile...

Reşat Nuri Erol
06.06.2011
17:42

"NASILSANIZ ÖYLE İDARE OLUNURSUNUZ, ÖYLE YÖNETİLİRSİNİZ."

Yani...

Biz düzelmedikçe, kavim düzelmedikçe durumları düzelmez...

Kur'an

böyle diyor,

Peygamber

böyle söylüyor...

Her şeyden önce kendimizi düzeltelim....

Sonrasını

ALLAH DÜZELTİR

...

Vesselam mea'd-dua...

Reşad





Sayı: 103 | Tarih: 5.6.2011
Ahmet Hakan
İskenderpaşa diye bir cemaat kalmamıştır
Tarikat A.Ş.
2271 Okunma
12 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ahmet Taşgetiren
Anayasa, Türklük, Kürtlük
Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek
1229 Okunma
4 Yorum
Zübeyir Erol
Mehmet Şevket Eygi
Yaşayan ölü
Canım Teyzeme...
938 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
yurt dışından manzara
cehenneme giden ateşini burdan götürür
833 Okunma
Ali Bülent Dilek
Nihal Bengisu Karaca
Gettoların kapılarını açıyoruz
Kralın soytarısı
742 Okunma
Hakan Kandal
Ebubekir Sifil
Ne Demek İstedim?
Zalim AKP
709 Okunma
Zafer Kafkas
Mahir Kaynak
Darbeli demokrasi
Darbe, darbeyle suçlanabilir.
687 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Ruhat Mengi
Sarıgül ve Diğerleri.. İşte Fark!
Bence de Sarıgül!
669 Okunma
Vahap Alma
Ruşen Çakır
CHP kendini aşıyor
Gençler ve Kadınlar
628 Okunma
Tayibet Erzen