Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Zülfü Livaneli - Vatan Ali Bülent Dilek
yurt dışından manzara
661 Okunma, 0 Yorum

 

02.06.2011

Bir UNESCO göreviyle ilgili olarak yine yurt dışındayım. 12 Mart mapusundan kurtulup da canımı dışarı atana kadar, hiç sınırı geçmemiştim. Yani 27 yaşıma kadar.

O tarihten sonra ise gitmediğim yer kalmadı desem yeridir. Konser, toplantı, film, kongre, konferans derken o kadar çok yolculuk yaptım ki yoruldum artık. Yeni yerler görme, yeni insanlar tanıma heyecanımı da kaybettim.

Yurt dışından gelen davetlerin çoğunu reddetmek zorunda kalıyorum. En son örneği Pekin ve Şanghay. Veda filminin oralardaki galasına katılamadım. Bir keresinde İtalya’da kitabıma verilen bir ödülü almaya bile gidemedim. On yere davet edilirsem ancak birine gidebiliyorum.

Son New York seyahatinden sonra bir daha uzun uçuş yapmaya tövbe etmiştim. Çünkü gecen gündüzün birbirine giriyor, zaten bozuk olan uykularım iyice çığırından çıkıyor, insanın her tarafı şişiyor. Ama mecburen 17 Haziran’daki Central Park konserine gideceğim. Böyle bir şey hayatta bir kere olur, nasıl gitmeyeyim.

***



Eskiden yabancı memleketlere gittiğimde Türkiye’den haber alamazdım. Şimdi elimizde laptop, açıp bakıyoruz, her şeyi anında öğreniyoruz.

Keşke öğrenmesek.

Çünkü baksanıza; seçmen sayısı dört yılda 10 milyon artmış. Bunu muhalefet niçin dile getirmez?

Rus tur operatörleri kaçak içkiden ölmüş. Niye kaçak içki meselesinin üzerine şiddetle gidilmez?

Meydanlar küfürden geçilmiyor! Niye otobüsün üstüne çıkan, kürsüye çıkan herkesin üslubu bozulur?

Kendi gündemlerine dalmış yabancılar arasında bu sorular aklınızda dolaşır durur.

Hem de bir cevabı olmadığını bilerek.

***



Ama aklım en çok seçmen sayısına takılıyor. Bülent Tanla bu meseleyi TBMM kürsüsünde dile getirmişti, şimdi de sorup duruyor.

Cevap yok!

Hani “ileri demokrasi“ diyoruz ya; bunun şartı önce “demokrasi.”

Demokrasinin de vazgeçilmez koşulu, sağlıklı bir seçim.

Daha seçmen sayısını tam olarak bilemeyen, halkın oyunu çeşitli manipülasyonlarla istediği gibi yönlendiren, her türlü hileye açık bir sistemde hangi demokrasiden söz edeceksiniz.

Bu mesele, gerektiği kadar ciddiye alınmıyor.

Seçim zamanı bir iki mırın kırın ediliyor, sonra unutulup gidiyor ve hileli seçim sonuçlarına “milli irade“ deniyor.

“Nereden biliyorsun?“ derseniz “Damdan düşen halden bilir!“ cevabını veririm.

1994 İstanbul seçimlerinde çöplüklerden oylar fışkırdı, sahte oy pusulası basan matbaalar bulundu, yazlıklara sahte seçmenler kaydedildi, oy sandığını evine götüren görevlilere bile rastlandı ve sonunda iş seçim kuruluna gitti.

Seçim kurulu ise hukuk tarihine geçecek şu şahane kararı verdi:

“Evet, seçimlerde hile yapıldığı saptandı ama bulunan sahte oy miktarı, seçim sonuçlarını değiştirmeye yetmediği için itirazın reddine...”

Kimse de “Saptadığın bu kadar ya saptayamadığın?“ demedi.

Böylece zaten bir iki puan olan fark tarihe gömüldü gitti ve Türkiye’nin kaderi değişti.

Bugün laiklik pastasını yiyerek, oraya tezgâh açan yazarlar da “Aman iyi ki bu adam seçilmedi!“ diye bana hakaretler edip, Erdoğan’a alkış tuttular.

İsterlerse bu “laiklik şampiyonları“nı tek tek açıklarım. Elimde yazıları var.

Ne demiş Pir Sultan Abdal:

“Ağacın çürüğü özünden olur.“

Karacaoğlan ise şöyle cevaplamış:

“Cehennem yerinde hiç ateş yoktur - Herkes ateşini buradan götürür.“

Bu yüzden bugün “ah vah“ diye timsah gözyaşı dökenleri gördükçe “beter olun!“ demek geliyor içimden ama diyemiyorum elbette.

İşte gurbet ellerde bunları düşünüp duruyorum.

 

YORUM:

CEHENNEME   GİDEN ATEŞİNİ BURDAN GÖTÜRÜR

12 eylül komutanlarını yargılayıp da  12 eylül ürünü siyasi partiler

Ve seçim yasasını değiştirmeyenlerin vebalini Allaha(cc) havale ediyorum.,

Gerçek demokrasi önce gerçek demokrat siyasi partilerle  ortaya çıkar.

Bütün partiler aynı olduğu için halk sahtesini gerçeğini  ayıramıyor.Saadet Partisi de

(Hak söylemli zalim düzen eylemli parti) de dahil.

Seçimlerden sonra  Allah u teala müsaade eder de Adil Düzen Partisi kurulursa

Türk milleti farkı görür ve O’na yönelir inşaallah…

 

Ali Bülent Dilek



YorumYap

Sayı: 103 | Tarih: 5.6.2011
Ahmet Hakan
İskenderpaşa diye bir cemaat kalmamıştır
Tarikat A.Ş.
1898 Okunma
12 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ahmet Taşgetiren
Anayasa, Türklük, Kürtlük
Maksat üzüm yemek değil bağcıyı dövmek
1008 Okunma
4 Yorum
Zübeyir Erol
Mehmet Şevket Eygi
Yaşayan ölü
Canım Teyzeme...
709 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
yurt dışından manzara
cehenneme giden ateşini burdan götürür
661 Okunma
Ali Bülent Dilek
Ebubekir Sifil
Ne Demek İstedim?
Zalim AKP
538 Okunma
Zafer Kafkas
Nihal Bengisu Karaca
Gettoların kapılarını açıyoruz
Kralın soytarısı
532 Okunma
Hakan Kandal
Mahir Kaynak
Darbeli demokrasi
Darbe, darbeyle suçlanabilir.
525 Okunma
5 Yorum
Süleyman Karagülle
Ruhat Mengi
Sarıgül ve Diğerleri.. İşte Fark!
Bence de Sarıgül!
496 Okunma
Vahap Alma
Ruşen Çakır
CHP kendini aşıyor
Gençler ve Kadınlar
453 Okunma
Tayibet Erzen