Tayibet Erzen
Akitsiz İlişki Nikah Yerine Geçer mi?
19.07.2012
4497 Okunma, 4 Yorum

 

Uzun bir süredir yapılan zina tartışmalarını tam olarak takip edemesem de takip ettiğim kadarıyla ortaya atılan akitsiz ilişkinin meşruluğu kavramından ciddi olarak rahatsızlık duymuştum. Genel düşüncem cinsel birlikteliğin nikahla meşru olacağı ve bu nikahın da bir akde dayanması gerektiği yönündeydi. Ancak bunu tam olarak ifade edebilmek için bazı ayetleri gözden geçirmem gerekti. Bu ayetler doğrultusunda nikâhta akdin gerekli olduğunu düşünüyorum. Ayetlere bakmadan önce de tarafların hür iradeleriyle ve seçimleriyle evlilik üzerine birleşmelerinde çıkacak nizalarda veya muhtemel bir boşanmada kişilerin haklarının korunması açısından akdi kaçınılmaz görüyordum. Temelde akdin amacının da bu olduğunu düşünüyorum. Kadının ne mihr alacağı belli olur, varsa başka şartlar da ortaya dökülür. Ancak salt iki tarafın rızası yeterli olsaydı aşağıdaki ayette geçen maruf ile (بِالْمَعْرُوفِ) kavramı gerekli olmazdı. Ayette aralarındaki rızanın marufa(bilinene) göre yapılması isteniyor. Harf-i tarifle marifeleştirildiğine göre bu bilinen bir kaideye göre olmalı. Buradan da bunun yazılı bir akid olduğu düşünülebilir.

Bakara-232:

Surenin devamında kadınlara niyet açıklamanın veya bunu içinde tutmanın günah olmadığı ancak maruf söz dışında gizlice vaatleşmekten men edildiğini görüyoruz. 235. ayetin sonuna gediğimizde ise Kitap eceline ulaşmadan nikah akdine karar vermeyin. diyor.

Ayette geçen الْكِتَابُ harf-i tarifle marifedir. Bilinen bir kitaptır. Burada kitap mektup manasındandır yani yazılan demektir. Aslında müfâ’ale babının semai mastarı olmaya da uygun bir vezne sahiptir. Müfâ’ale babının kıyasi mastarının مُكَاتَبَ duğunu hatırlarsak, kitabı sözleşme olarak anlamak hiç de uzak bir ihtimal olmayacaktır.

Ayrıca bana göre birçok mealin aksine burada iddetten bahsetmiyor: Kitap eceline ulaşıncaya dek diyor yani sözleşme sona erene dek manasındadır. Burada ال ahd-i zihni için gelmiştir ve daha önce yapılan nikahı kastetmektedir. Taraflar arasında yapılan sözleşme biterse, başka bir sözleşme yapılabilir duruma gelinir. Ayrıca nikaha karar vermeyin demiyor. Nikah akdine karar vermeyin diyor. Ben buradan nikahın akitle yapılması gerektiği sonucuna varıyorum.

Aynı surenin 231. ayetinde geçen وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاءَ فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ onların ecelleri ifadesi 235. ayetin ilgili kısmının “İddetleri dolmadan nikah akdine karar vermeyin şeklinde anlaşılmasına engeldir. Çünkü iddet kelimesi Kuranda zaten var(Bunun için Talak 1 ve 4 incelenebilir) bunun yanı sıra 231. ayette ifade edildiği gibi Onlar(kadınlar) ecellerine ulaştıkları zaman…” demekle iddeti kast etmektedir.

Son olarak Ahzab suresi 50. ayet var. Orada;

Mealen:

Ey nebi, muhakkak ki sana, ecirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle hicret eden amcanın kızlarını, halanın kızlarını, dayının kızlarını, teyzenin kızlarını, herhangi mümin bir kadını eğer kendini nebiye hibe ettiyse, nebi de onu nikahlamak isterse ki bu müminlerden gayrı olarak sana hastır, helal kıldık. Müminlere onlara eşleri ve ellerinin altında olanlar(cariyeler) hakkında neyi farz kıldığımızı öğrettik.

Ayete göre mihrsiz nikâh sadece nebiye helalse, diğer müminler mihr vermek kaydıyla evlenebilirler. Mihrin belirlenmesi belli bir düzen içerisinde yapılmalı, bu da en ilkel anlamıyla bile olsa bir akdi gerekli kılar. Ben bu şekilde anlıyorum o yüzden akitsiz salt tarafların rızalarıyla yapılan nikâhın şüpheli olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca bu ayette gaipten muhataba bir iltifat var, bu da hükmün kapsamını değiştirir. Yani önce Nebi diye hitap ediyorken, sonra Sen ifadesiyle devam ediyor. Buradan bu hibe olayının sadece Hz. Muhammede has olacağı sonucu çıkar mı? Düşünmek gerek.

 

 

 


YorumcuYorum
Harun Özdemir
20.07.2012
17:00

“…takip ettiğim kadarıyla ortaya atılan akitsiz ilişkinin meşruluğu kavramından ciddi olarak rahatsızlık duymuştum.”

Akdin olmazsa olmazı icap ve kabuldür. Ehliyetinde araz olmayan ve hakem kararıyla sınırlama getirilmemiş bir kadının velisiz nikah akdi yapabileceği görüşündeyim. Akdin şartı veya hükmü kabilinden olan şahit veya ilan veya mehir ve nafaka konuları en fazla eksiklik olarak görülebilir ki, onlar da sonradan tamamlanabilir niteliktedir(fasit akit). Bununla beraber icap ve kabulün - akdin ibrazı gerekiyor. Bu da sonradan ıslak imzalı dilekçenin mülki idareye teslimi şeklinde olabileceği gibi cep telefonu veya e-devlet şifresiyle internet üzerinden de yapılabileceği görüşündeyim. Nikaha mani bir durumun olduğunu kanıtlamak da üçüncü şahıslara veya kamuya aittir.

Talak Sûresi-2’de فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَأَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ أَوْ فَارِقُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ وَأَشْهِدُوا ذَوَيْ عَدْلٍ مِّنكُمْ وَأَقِيمُوا الشَّهَادَةَ لِلَّهِ ذَلِكُمْ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الْآخِرِ وَمَن يَتَّقِ اللَّهَ يَجْعَل لَّهُ مَخْرَجًا

İcap ve kabulü yeterli görmeyenlere “Kuran’da boşanmanın hakemler huzurunda ve iki şahitle olacağı yazılmış olmasına rağmen, nikah akdinde “şahit”e vurgu yok! O nedenle şahitsiz veya ilansız hatta mehirsiz ve nafakasız akitlerin “zina” sayılmayacağını söylemiştim.

Özellikle icap ve kabulle yetinen ve “hiçbir şekilde akdin ibrazına gerek yoktur” diyen olmuştur ama o ben değilim!

“…salt iki tarafın rızası yeterli olsaydı aşağıdaki ayette geçen ma’ruf ile (بِالْمَعْرُوفِ) kavramı gerekli olmazdı. Ayette aralarındaki rızanın marufa(bilinene) göre yapılması isteniyor. Harf-i tarifle marifeleştirildiğine göre bu bilinen bir kaideye göre olmalı. Buradan da bunun yazılı bir akid olduğu düşünülebilir.”

Ma’rûf, bilinen, tanınan yazılı yerel mevzuat demektir. Örneğin nikah akdinde eksiklik olmuşsa bu yerel mevzuata göre tamamlanır demektir. Bu kavram bile fasit – tamamlanabilir akde bir delildir.

Bakara-232: وَإِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَاء فَبَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ إِذَا تَرَاضَوْاْ بَيْنَهُم بِالْمَعْرُوفِ ذَلِكَ يُوعَظُ بِهِ مَن كَانَ مِنكُمْ يُؤْمِنُ بِاللّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ ذَلِكُمْ أَزْكَى لَكُمْ وَأَطْهَرُ وَاللّهُ يَعْلَمُ وَأَنتُمْ لاَ تَعْلَمُونَ “فَلاَ تَعْضُلُوهُنَّ أَن يَنكِحْنَ أَزْوَاجَهُنَّ إِذَا تَرَاضَوْاْ بَيْنَهُم بِالْمَعْرُوف”

“…Boşanan eşler tekrar aralarında rızalaşma olursa örfe göre nikahlanmalarına engel olmayın…” deniyorsa yani irade ve rıza varsa yerel mevzuata göre nikahlanmalarına engel olmayın. Yerel nikah akdinin nasıl olacağı ise bir birinde farklılık göstereceğine de işaret etmektedir.

-Şahitler huzurunda resmi makamlarda veya -İki kişinin ıslak imzasını taşıyan bir dilekçeyle veya -Cep mesajıyla veya -E-maille… yapılmış nikah akitlerinden biriyle yapılmış olabilir. وَلاَ جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِ مِنْ خِطْبَةِ النِّسَاء أَوْ أَكْنَنتُمْ فِي أَنفُسِكُمْ عَلِمَ اللّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَكِن لاَّ تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلاَّ أَن تَقُولُواْ قَوْلاً مَّعْرُوفًا وَلاَ تَعْزِمُواْ عُقْدَةَ النِّكَاحِ حَتَّىَ يَبْلُغَ الْكِتَابُ أَجَلَهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ يَعْلَمُ مَا فِي أَنفُسِكُمْ فَاحْذَرُوهُ وَاعْلَمُواْ أَنَّ اللّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

“Ve kadınlara anlaşılırından arzetmeniz veya içinizde tutmanız günah değildir. Allâh, sizin onları anacağınızı bilmektedir. Sakın aranızda gizlice vaadleşmeyin; yerel kavle uygun kavilleşebilirsiniz. Yazılı süre dolmadan nikâh akdini yapmayın ve bilin ki, Allâh içinizden geçeni bilir. O'ndan sakının ve yine bilin ki, Allah bağışlayandır, halimdir.” Bakara-235 (Dikkat, çeviri bana aittir, benden söylemesi!)

…Ayrıca “nikaha karar vermeyin” demiyor. “Nikah akdine karar vermeyin” diyor. Ben buradan nikahın akitle yapılması gerektiği sonucuna varıyorum.

İcap ve kabule engel bir durum var, ya 3 kurdur yada 410 gündür. Bu ayette anlaşılan sürenin 410 gün olması daha doğru olacaktır. Bu süre dolmadan akit veya zifaf vaki olur da kadının da amile olduğu anlaşılırsa geri dönüşü olmayan, düzeltilmesi mümkün olmayan bir yola girilmiş olur ki, ayetin öncelikli uyarısı bu yöndedir.

Soru şu: Yazılı süre doldu ve kadın bir erkekle icap ve kabul yaptı. Ayet akitte şahide vurgu yapmış mıdır ki, şahitsiz akit batıl olsun?

"Son olarak Ahzab suresi 50. ayet var. …Bu ayette gaipten muhataba bir iltifat var, bu da hükmün kapsamını değiştirir. Yani önce “Nebi” diye hitap ediyorken, sonra “Sen” ifadesiyle devam ediyor. Buradan bu hibe olayının sadece Hz. Muhammed’e has olacağı sonucu çıkar mı? Düşünmek gerek."

Bence güzel bir soru!

Hayırlı Ramazanlarınız olsun...

Ahmet Yücel
22.09.2015
00:19
İslamda nikah için 2 kişinin şahitliği zorunludur. Resmi nikahta da 2 şahit gereklidir. Resmi nikah da dini açıdan yeterlidir.Ayrıca dini nikah yapılması dua yerine geçer. İmamlar da evlilik cüzdanını görmeden dini nikah kıymamalıdır. Şartlar uygun olduğunda kıyılacak dini nikah geçerli olur, fakat boşanma durumunda kadınların hakları korunamayacak, bu manada imamlar da kul hakkına girebileceklerdir. 
Nurten Atıcı
01.10.2015
21:34

Nurten Atıcı
01.10.2015
21:35
ALLAH RAZI OLSUN HOCAM




Son Yorumlanan Makaleler
Tayibet Erzen
'Bir Kaç Not'a Cevap
16.01.2014 3878 Okunma
4 Yorum 26.02.2016 18:21
Tayibet Erzen
Akitsiz İlişki Nikah Yerine Geçer mi?
19.07.2012 4497 Okunma
4 Yorum 01.10.2015 21:35
Tayibet Erzen
Burada "Her Fikre Saygı" Dersi Verilir
10.07.2012 3502 Okunma
9 Yorum 14.07.2012 18:04
Tayibet Erzen
Kelimelerin Dili
29.01.2010 4147 Okunma