Osman Aydın
Faaliyetler
14.02.2013
4639 Okunma, 13 Yorum

Selamlar..

Uzun zamandır iktisadi faaliyet göster(e)meyen adil düzen çalışanları, dünlerde bir proje hazırlamış ve faaliyet gösterilebilmesi için uzun, zorlu mücadelelerden sonra bugünlerde fiilen bir üretim projesine başlamıştır. Bugün için fail üstaddır. Şimdilik birden çok işletmelerin sahaları, yapacak oldukları işler ve usulleri taslak olarak hazırlanmaktadır. Bunların uygulamaya geçmesi ve saha içerisinde yer teşkil etmesi, zahirdeki sebeplerden dolayı mümkün olamayacağı herkesçe vurgulanıyor.

Bunların doğru olanları olduğu gibi yanlış olanları da var. Doğru olan kısım,  zahirde görülen hususlardır. Yanlış olanda batındaki olanlar hakkında zahire göre kesin hükümler vermedir.

Doğrudur, hazırlanan projeler uygulanması şu yada bu sebeplerden dolayı mümkün değildir. Bu projeler elbette uygulanamaz. Çünkü tüm projeler insanların üzerine kurulu.

Bana göre insan demek alışkanlıklarını zor bırakan, yeni birşeyi ve bilmediği birşeyi kabul etmeleri zor olan varlıklardır... yani insanlar bildikleri ve ondan haz aldıkları ile meşgul olurlar. İlim, öğrenme, şahsi bir durumdur. Getirisi kendisine olup başkasından bir şey eksiltmez. ama yaşam başka birşeydir.

Yaşamda ilmin zaruriyeti olduğu gibi, amelde de zaruriyet vardır. İlim amelden öncedir. Yani ilk önce ihtiyacını bilir ve nasıl gidereceğinizi düşünürsünüz. Bunlar ancak ilim ile olur, bilmek ile olur.

 

İnsan gayet aciz varlıklardır, ama ilim sayesinde olmaz denen şeyler gerçekleşiyor. Aya seyahat, teknolojinin kendisi, yada ilmin kendisi, ucu bucağı yok.

Mesele bence şu ki; bugün mümkün görülmeyen projeler yarınlar için mümkündür. Hatta bugünkü hayal edilenin üzerinde oluşumlar gerçekleşir. Hak olduğuna inandığı, bildiği, üzerinde konuşmaktan haz aldığı, insanlar yani bizler, ortak amaç ortaya koyamıyoruz. Bugün dünyaya meydan okuyan bir sistemin mimarlarındanız diyen kimseler birlikte hareket edemiyor, ayrı duruyor ve ayrı ses, ayrı yürek oluyorlar.

Adil düzene inanmış kimseler ilk önce birlikte hareket etmeleri öğrenemedikçe projelerimizin başarıya ulaşması mümkün değildir. Ancak yeni Bosna daki merkezimizde arkadaşlarla birlikte gücümüzün yettiğince, aklımızın erdiğince, birlikte, tek ses, tek yürek olarak çalışmalar yapıyoruz. Hepimiz aynı amaç için birlikteyiz.

Yaptığımız şey meyve vermese dahi, birlikte, meyve verecek daha kaliteli projeler üretmeyi öğrenmiş oluyoruz.

Bugün ortada olan bir şey var. Birlikte görünen aslında ayrı olan iki hal var. Konuşanlar ve yapanlar. Aslında teklik, tek ses, tek yürek, tek yumruk hedeflenendir. İnanıyorum ki bu konuşmalar ayrı olanları birleyecektir.

Biliyoruz ki insanlar, yeme, içme, barınma, korunma gibi hallerde hayvanlarla müşterektir. Bunun yanı sıra şehvet gibi hazlarda da ortaklığı vardır.

İnsanı insan yapan farklı şeylerdedir. Aklıdır, deriz, ama biliriz ki, hakkı bilip inkâr eden akıl, akılsızlıktır.  

Bizler fıtrat gereği olarak öğrenmeye kabiliyetliyiz. Bizi harekete geçiren iki unsurdan biride, sonradan öğrenilen bilgilerdir.

Okullar okuruz. Üniversiteler bitirir, doktoralar yaparız. Her kim her ne yaparsa yapsın ya taklit yapar yada tahkik yaparak yeni bir şey yapar. Yapılan yada yapılmayan şey, söylenilen yada söylenilmeyen şey, hakkımızda yaşamımızda da ölümümüzden sonrada hesap sebebi olacağını hepimiz biliriz.

Hepimiz biliriz ki faniden baki bir hayata intikal edeceğiz. Hesaba maruz kalacağız. Ömrümüzü ne ile nasıl geçirdiğimizden, nerden kazanıp nereye harcadığımızdan hesap olunacağız, biliriz.

Yaşarken çözümler ararız, araştırır öğrenmeye çalışırız. Bu öğrenme süreci içinde sadece öğrenmenin yeterli olmadığını aynı zamanda öğrendiğin şeyi yapman gerektiğini de öğreniyorsun. Bana göre iman, bilmek, amel ise bildiğini yapmaktır. Hesap sahamız, bildiklerimiz ve uygulama sahamız ile sınırlıdır. İnsan bilmediği şeyden mesul değildir ama zaruri olanı öğrenmeye gayretten mesuldür.

Ben 10 senedir iş sahasında tecrübe ediniyorum. Öncesi teorik öğrenme süreci idi. Gördüm ki, hayat bilgi ve tecrübenin bileşkesi.  Babam marangozdur. Anlatır; köyden ceketimi aldım, geldim. Bugün bu imkânlara sahip oldum. Ben ilkokul mezunu birisiyim.   Benim tecrübelerimden faydalan, benim dediklerimi yap, bana itaat et, sende muvaffak olursun. Tüm ebeveynler böyledir. Babalar oğullarının hallerini beğenmezler.  Diğer insanların bilgilerini ve tecrübelerini dinlersin onlarda farklı bilgi, farklı anlayış, farklı yorum ve önermeler. Sonuçta herkes farklı havadan dem vuruyorlar. Yani,  aynı resme ekseri farklı yorumlar vardır.

Bizi burada diğer canlılardan ayıran özelliklerimizden biriside hitap olunduğumuz ve olmamız gerektiği haldir. Bizler; herkes, her sözü dinlemeli ve en güzelini, hak olan sözü, kimin ağzından çıktığına bakmadan, sözün manasına iman etmeli ve amel etmeliyiz,  diyoruz.

Komünizm yıkıldı, kapitalizm can çekişiyor görüyor ve söylüyoruz. Bu cari sitem içerisinde çalışmadan dolayı yaşadığımız olumsuzlukları herkes bir yerlerde birbirleriyle kritik ediyorlar. Diyoruz ki; bu sorun devlet uygulamasından , şu sorun halkın ahlakından, o sorunda dışardaki baskıdan , vs …….

Sorun tespitlerini herkes yapabiliyor, çünkü herkes birşeylerin sorunlarını yaşıyor. Çözüm noktasında kimilerinin akılları tutuluyor, gücünü icap ederse orantısız kullanıyor, eziyor, kimileri bilgisini güç yapıyor, eziyor.  Adil çözümler üretenler sınırlı oluyor, ender oluyorlar, az bulunuyor ve pek kıymetli oluyorlar.

 Ne var ki; meyve veren ağaç taşlandığı için, genelde bu kimseler taşlananlar oluyorlar. Ama kıymetleri değişmiyor. Belki de kıymetleri artıyor.

Cari düzen içinde, Bilginin “güç” olduğu ve hızlı değiştiği, hızlı geliştiği bu zamanda, bizim gibi küçük esnafların ezilmemesi ve ezilmemek için ezmemesi mümkün değil, yaşaması zor. Alternatifin birlik içerisinde, birlikte hareket etmenin olduğunu biliriz, söyleriz, dayanışmalıyız deriz. O zaman hayatın dağdağasından felah bulabiliriz, diyoruz.  Bu , kimsenin icadı değil, Allah ın emridir biliriz, söyleriz , bu  bizim imanımız olur ammma nasıl amel etmeli ?…….

Amel kısmıda ilme muhtaç.   Ortaklıklar nasıl kurulmalı, sözleşmeler nasıl hazırlanmalı, projeler nasıl hazırlanmalı gibi birçok konuda bilgiyi gerektiriyor. Sorarım sizlere; bu gibi  çalışmaları yapan , kur an okuyup çözümler üreten başka bir yer var mı?, başka çalışmalar var mı?, varsa bizlerin arayıp bulması ve tahsil etmesi ve amelde sebat ve gayret etmesi gerekmez mi?

Ben, şimdilik anladığım, bildiğim bir işte, bilmediğim kurallarla çalışmaya gayret ediyorum. Hızlı koşmaktan ziyade yavaş ama kararlı adımlar atmaya gayret ediyorum ve ediyoruz.

Ben inanıyorum ki, muvaffak olmak, ancak aynı amaç için birleşerek, sinerji oluşturarak, ortak proje ve muhasebe ile olacaktır. Dünyaya hitap eden bir sistemin inşası asla bir kişinin yapabileceği birşey değildir. Onun için neye inandığını bilen insanlar inandıkları şeyin etrafında kümelenmeli ve birlikte çalışmayı öğrenmelidirler. Her türlü imkânlar elde var iken el tutan, elini kişiye değil, imanında gayrete uzatmalıdır.

Evet. Ben inanıyorum ki, bugün için iktisadi ve içtimai hayatta insanların kurtuluşu olacak dini hükümleri araştıran tek yer burasıdır. Burası nerden kazandığına verilecek hesap yeridir. Nereye harcadığın kısmı ahlaki hallerimizdir. Kazanılan ve kazanma yeri ve harcanma yeri kişiye ya nimet olur ya da nikmet olur, tercih kişiye aittir.

Tecrübelerime dayanarak diyorum ki, burası bizler için tek çare yeridir. Başkaları bundan mesul değildir. Mesul olanlar bizleriz. Çünkü konuları bilen ve üretebilenlerdeniz.

Her birimiz farklı meziyetlere sahibiz. Ortak proje üretilmesinde bir topluluğun sahip olması gereken her türlü donanıma sahibiz. Aramızda tecrübeli hukukçularımız, muhasebecilerimiz, ilim ve siyaset adamlarımız, ekonomistlerimiz, felsefecilerimiz, yöneticilerimiz, miz de miz, var, eksik olan ne var ki.

Allah her türlü imkânları bugün bizlere nasip etmiş. Bu imkânları görmemek deve kuşu olmak demektir, inkar demektir.

Peki bize mani olan nedir. Neden herkes ayrı telden saz çalıyor da birtürlü notalarını ahenkli ayarlayamıyor. İstiklal savaşı dağınık birliklerin düzenlenmesi ile kazanıldı. Bunu kimse inkâr edemez.

Problem ne. Sistem kişiler üzerine kurulmaz biliyoruz. Yani her kişi için  ayrı kanun olamaz ,  kanun olur, her kişi uyar. Uymaz ise kanunda hüküm bellidir. Ama hükümler ZAN na dayalı olamaz. SUİ ZAN  asla olamaz. Biz Allah ın buyruklarına  uymakta, sui zanna dair hükümlerine  karşı kayıtsız   kalamayız, kalmamalıyız.

Dağınık durmak yara kaşımaktan başka bir şey değil. Bedende kaşınan yaranın kaşınmasından her yer rahatsızlık duyar . Dişin ağırması bedenin her tarafını etkiler.

İnanıyorum ki, dağılmak batıl, hak olan toplanmaktır. Hak olan her zaman batıla üstündür. Elbet hak tecelli edecektir. Bize düşen güzel bir SABIR dır.

Allah bizleri sabredenlerden eylesin.

Allah dan dileriz ki, bizlere , faydalı ilimler  öğrenmeyi , salih ameller işlemeyi , hayırlı ve bereketli kazançları ihsan etsin.

 

 


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
15.02.2013
03:57

OSMAN KARDEŞ;

ARAMIZA HOŞ GELDİN...

"... Ancak YeniBosna'daki merkezimizde arkadaşlarla birlikte gücümüzün yettiğince, aklımızın erdiğince, birlikte, tek ses, tek yürek olarak çalışmalar yapıyoruz. Hepimiz aynı amaç için birlikteyiz. ..."

DİYORSUN...

DAHA BAŞKA DEDİKLERİN VAR Kİ;

ADETA KIRK YIL ÖNCESİNDEN İTİBAREN ÜSTAD İLE YAŞADIKLARIMI / YAŞADIKLARIMIZI ANLATIR GİBİSİN... AYNEN ÖYLE, AYNEN ANLATTIĞIN GİBİ...

VE 40-47 YIL SONRA GELDİĞİMİZ YER DE BELLİ...

HELE HELE İSTANBUL ÇALIŞMALARI...

KARDEŞ;

İSTANBUL ÇALIŞMALARIMIZA HOŞ GELDİN...

YAZILMASI GEREKENLERİ DETAYLI YAZMIŞSIN...

GERİSİNİ YAŞAMAK GEREKİYOR...

40-47 YIL SONRASINI...

SABIRLA, SEBATLA...

ANLIYORUM...

SELAM, SEVGİ VE DUA İLE...

KOSOVALI-BOSNALI-İZMİRLİ-ARABİSTANLI-İSTANBULLU

MUHACİR REŞAD'DAN

MUHACİR OSMAN'A

kazım erten
18.02.2013
18:54

"iktisadi faaliyet göster(e)meyen adil düzen çalışanları" tarihi bir durum tesbiti olmuş!!! İKTİSADİ FAALİYET başlığı altında ne tür faaliyetlerin, teşebbüslerin, imalatların, kazanım veya zararların bu kapsama girdiği konusunda tanım ve nitelemeler yapmalı. Yazı maddi-manevi otuz-kırk yıldır bu faaliyetlerin içinde bulunanlar için ibret verici bir ders niteliğindedir! Bu yönle yazar tebrik edilmelidir. Müctehit olarak yetişmek üzere İstanbul'a Hicret eden Osman AYDIN'ın bu aşamaları geçmiş, müctehit olmuş ve herkesin boyunun ölçüsünü alacak düzeyde olduğunu ayrıca görmüş oluyoruz. Yol göstericiliğin, kılavuzluğun, cesaretin, şu anda KARAGÜLLE'nin fail, (diğerlerinin meful) olma misyonunu FAİL olarak devralma azmin ve heyecanın tüm takdirlerin üstündedir! Biz haddimizi biliyoruz; "sahne senin, buyur marifetlerini ortaya koy, oyununu sergile" diyoruz ve sana başarılar diliyoruz. Zaman bizim cesaretsiz ve başarısız mı yoksa AYDIN'ın mı haklı veya haddini bilmez olduğunu en kısa zamanda ortaya koyacaktır. Doğrusunu Allah bilir.

Reşat Nuri Erol
19.02.2013
12:24

BEKLEYELİM...

VE GÖRELİM BAKALIM...

AMA...

BU ARADA...

ÇALIŞMAYA DA DEVAM EDELİM...

SELAM VE DUA İLE...

Reşat Nuri Erol
19.02.2013
12:27

DEVAMI...

VE DAHASI VAR...

MERAK EDENLER; KAZIM KARDEŞİLE "MAKALELER" kısmındaki yorumlarımıza bakabilirler.

SELAM VE DUA İLE..

REŞAD

Osman Aydın
19.02.2013
22:24

Selamlar Zaman her şeyi açık ve seçik olarak ortaya koyacaktır elbette. Elbette ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. Açık ve gizli olanı da bilendir. Hiçbir şey ona gizli değildir, hepimiz ittifak ederiz. İlk önce şunun bilinmesini isterim ki, kimsenin ne boy ölçüsünü almaya, ne akıl vermeye ne de kimseyle yarışmaya, benim, ne yaşım ne de başım müsait değildir. Yıllardır davasına gönül vermiş insanlara ne liderlik, ne önderlik, ne de öğretmenlik yapmak haddim değildir, nede böyle bir gayem vardır. Zaten hâlihazırda çalışan bir iş yerim var. Ortaklık düstürü ile çalışmaktayız. Aması şu ki; ne ortaklığın mahiyetini nede muhasebesinden haberdarız. Bizim çalışmalarımız ve tutuğumuz muhasebenin formalite olduğunu ve cari sistem içerisinde hem sistemden hem de bilgisizlikten kaynaklanan sebeplerden dolayı sorunlar oluşturacağını ve oluşturduğunu fiilen faaliyet gösteren ve farklı bir anlayışa sahip olan her insan dile getirir. Ve getiriliyor. Bende, ortaklığın hak ve hukuk çerçevesinde, sağlıklı bir şekilde devam edebilmesi ve birlikteliğin birikimlerinin sonraki nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılabilir olması ve birikimlerin nasıl ve ne şekilde bölüştürülmesi gerektiği ve bunlar için gerekli kuralların konulmasında hangi kriterlere bağlı kalınması gerektiği gibi hususlarda bilginin alınabileceği tek çalışmaların İstanbul da yapıldığını gördüm, bildim ve geldim. Benim, bir proje hazırlayıp insanlara “ gelin bunu yapalım” deme gibi bir maksadım yok. Buraya gelişim uygulamadan ziyade uygulamanın ne şekilde ve nasıl olması gerektiğini ÖĞ-REN-ME dir. Kimseyi itham etme, had bildirme haddime değildir. Burada fiilen çalışmalar yapılmaktadır. Bu çalışmaları ne ben başlattım, nede ben bitirecekleyim. Ben eğitim istedim, denildi ki; uygulamasız öğrenme olmaz. Senin öğrenmeye bizim de birilerine öğretmeye ihtiyacımız var. Sen olmazsan, bir başkasına uygulamalı öğreteceğiz. Dolayısıyla ne kazanç nede kayıp benim değildir. Bu, çalışmalara katılan herkesindir. Sanılmasın ki, ben olmasaydım hiçbir çalışma başlamazdı ve dolayısıyla harcama olmazdı. Bu hususların şahsımla bir ilgisi yoktur. Kimseden de bilgi dışında bir talebim yoktur ve kimseden bir makam, mevki ve sıfat arzusunda da değilim. Bu söylediklerimi, kimin nasıl yorumlayacağı da derdim değildir. Bugün, burada faaliyet alanımız olan ahşap ev projesinin hazırlayıcısı ve karar mercii üstat olup, bazılarımız yine üstadın hazırlamış olduğu fıkhi usullerine göre muhasebe programının hazırlanmasında çalışmakta, bende üstadın belirlemiş ve tarif etmiş olduğu usulde uygulama çalışmaları yapmaktayım. Anlaşılması gereken şu ki, gerçekten fail olan ÜSTAD dır, diğerlerimiz yardımcılarıyız. Herkesin çalışmalarının sonucunda entegrasyon sağlanırsa ortak bir çalışmanın neticesi sağlanmış olacaktır. Bu netice ne benim ne de bir başkasınındır. Ortaya her ne sonuç çıkarsa çıksın, çıkan şey ortaktır, ortak çalışmanın neticesi olacaktır. Allah’tan dileriz ki, bizlere, faydalı ilimler öğrenmeyi, salih ameller işlemeyi, hayırlı ve bereketli kazançları ihsan etsin.

Süleyman Karagülle
21.02.2013
19:51

Osman Aydın, Araştırmacı olarak Akevler İstanbul Tüketim Kooperatifine başladığında Akevler internet alanında ilk makalesini yayınladı ve kendisini tanıttı. Osman Aydın İzmir e geldiğinde daha yeni konuşmaya başlamıştı. Şimdi otuz sekiz yaşlarındadır. Ömrü boyunca babası ile çalıştı. Benimle plastik imalatında denemeler yaptı. On senedir de kendisi doğrama atölyesini işletmektedir. Ortağı İsmail Çakır ile çalışmaktadırlar. İyi bir atölye kurduğunu Süleyman Akdemir söylemiştir. Alacakları ve satın aldığı makineleri hesaba katıldığında başa baş gitmiştir. Bazı alacaklarını alamadığı için borçları ödemekte zorluk çekmektedirler. Kendilerine ısrarla şu tavsiyede bulundum. Malzemeli iş almayınız. İşçi çalıştırmayınız. Babasının da aksını ısrar etmesi sonucu dediğimi yapmadılar. Bu gün söylediklerimi uyguluyorlar ve tahsil edemeseler dahi borçlarını kapatıyorlar. Kendisi ile yaptığımız anlaşma gereği bir hafta İstanbul a gelmekte, deneme projelerini ve hazırlığını yapıyoruz, bir haftada İzmir e gidip deneme uygulamasını yapmaktadır. Çalıştığı konu Ahşap ev imal etmektir. Daha önce babasının atölyesinde başka çalışanlarla denedik. İki ev imal etik ikisi de satıldı. Üçüncü evi İstanbul da imal ettik. O İstanbul Bahşayiş’te durmaktadır. Her üçünü de farklı tipte yaptık. Getirdik. Şimdi dördüncü modelde çalışıyoruz. Bir odayı İzmir de imal edeceğiz. Gerekli makineleri alacağız veya yapacağız. Artvin in Camili bucağına götüreceğiz. Orada mevcut olan ağaçlarla orda imal edip orda dinleme evleri olarak pazarlayacağız. Akevlerce başladığımız işler başarısız olmuştur. Örnek olarak 4 milyon dolarlık fabrikayı 3 milyon dolarla ortak olarak satın aldık. İflastan kurtardık. Fabrikayı çalıştıramadık. Ama üç milyon dolarla sattık. Kooperatif onunla faaliyettedir. Neden işletmedik. Çünkü benimle beraber işe başlayanlar tam öğrendikleri zaman bırakıyorlar. Fabrika böyle ayrım kaldı. Ahşap ev imalatı yarım kaldı. İstanbul da bakkal işletmesi yarım kaldı. İstanbul da dolap imalatı yarım kaldı. Tek sebep tam işi öğrenip işler hale geldikleri zaman arkadaşlarda bir bıkkınlık geliyor ve bırakıp gidiyorlar. Ben ise devam diyor yeni insanlarla o girişimleri sürdürüyorum. Osman Aydın İstanbul’a geldi. Anası, babası, eşi, eşinin babası şiddetle karşı çıktılar. Bana saldırdılar. Başaramayacağımızı söylediler. Hemen İzmir e dönmesi için akla gelen her türlü baskıda bulundular. Onların bu baskıları yetmemiş gibi İzmir Akevler de Osman a saldırmıştır. Kazım Erten buna devam etmektedir. Kazım Erten meydan okumaktadır. Kazım Erten ne yapıyor. 2000 ortağın taş üstüne taş koyarak oluşturduğu 4 milyon dolarlık fabrikayı arsa fiyatıyla satıyor. O bile Akevler’in ortaklarını memnun ediyor. İzmir Akevler Osman’a takındığı tavırda hatalıdır. İstiğfar etmelidir. Sonuç olarak Osman Aydın “Ahşap Evler imalat ortaklığını başaracak mıdır?” sorusuna vereceğim cevap basittir. Sigara içiyor, bırakacak. Bir de diğerlerinin yaptığı gibi şartlar ne olursa olsun ahşap ev imalat işletmemesinin sorumluğunu bırakmayacaktır. Saldırılardan hoşlanmalıdır. Demek ki doğru yoldadır ki İstanbul Akevler dışında herkes ona karşıdır. Osman’ın babası ve eşinin babası benim söylediklerim hayal deyip Osman ı vazgeçirmeye çalışıyorlar. Evet, ben hayaller kurdum. a) 20 dönümlük Akevler sitesini hayal ettim. b) 600 dönümlük sanayi sitesini hayal ettim. Şimdi bu iki baba orada oturuyor. Demek hayal içindedirler. c) Belkahve’de 250 dönümlük dinlenme sitesini hayale ettim. Duruyor mu? d) 4000 dönümlük Yaylabelen dinleme sitesini hayal ettim. Devlet gasp etti. Ama duruyor e) İstanbul da camili sitesini hayal ettim. Duruyor. Ve geleceği parlaktır. f) Ben partiyi hayale ettim. Şimdi anayasa ekseriyetiyle iktidarda mı? g) Ben Risale i nur cemaatinin gelişmesini hayale ettim Şimdi dünyanın her yerindeler. Evet, ben hayalperestim ama o hayal sayesinde birçok işler olmuştur. Elbette olmayanlar da olabilir. Osman Aydın’ın yazısında eksik bulduğum iki noktaya işaret edeceğim. Askeri düzende bir olup yekvücut yumruk vurma vardır. Hukuk düzeninde bu yoktur. Sabırla herkes birlik içinde kendi aklıyla iş yapacaktır. Bir komuta içinde hareket yoktur. Onun için başarısını bir yerde aramamalıdır. Kedisi sebat etmesinde " ne söylerlerse sabret, sabrın âlemlerin Rabbi içindir" ayetini hatırlayacak ve devam edecektir. Bana rağmen de devam edecektir. Bana göre ikinci hatası ise Akevler in başarısız olduğudur. Kendisi dâhil başarılı olunmuştur. Mademki on senedir bir atölyeyi iflas ettirmenden yönetiyor başarılıdır. BU başarı neye bağlıdır. Eğer devam edersek başarılıyız. Ama devam etmez başladığınız işleri yarım bırakırsak başarısız olmuş oluruz. Evet, İstanbul da Yenibosna’da azimle çalışılmaktadır. Devam edecekleri ümidindeyim. Bir de Osman Aydın İzmir’de çalışmaktadır. Osman sebat ederse bir gün gelecek İzmir Akevler her şeyi satıp bitirecektir. Ama Osman Aydın’ın giriştiği ahşap evler büyük işletme olacak, dinleme siteleri kuracak, yüz dairelik apartmanlar olacaktır. Kazım Erten’e rağmen bunlar olacaktır, inşallah.

Reşat Nuri Erol
22.02.2013
00:36

ÜSTAD DA YAZMIŞ YA...

BİZE/BANA SÜKUT VE İTAAT ETMEK DÜŞER...

SADECE...

ÖNCEKİ YAZDIKLARIMI BİR KERE DAHA HATIRLASAK, İYİ OLUR İNŞAALLAH...

SELAM VE DUA İLE..

REŞAD

*

I.

OSMAN KARDEŞ;

ARAMIZA HOŞ GELDİN...

"... Ancak YeniBosna'daki merkezimizde arkadaşlarla birlikte gücümüzün yettiğince, aklımızın erdiğince, birlikte, tek ses, tek yürek olarak çalışmalar yapıyoruz. Hepimiz aynı amaç için birlikteyiz. ..."

DİYORSUN...

DAHA BAŞKA DEDİKLERİN VAR Kİ;

ADETA KIRK YIL ÖNCESİNDEN İTİBAREN ÜSTAD İLE YAŞADIKLARIMI / YAŞADIKLARIMIZI ANLATIR GİBİSİN... AYNEN ÖYLE, AYNEN ANLATTIĞIN GİBİ...

VE 40-47 YIL SONRA GELDİĞİMİZ YER DE BELLİ...

HELE HELE İSTANBUL ÇALIŞMALARI...

KARDEŞ;

İSTANBUL ÇALIŞMALARIMIZA HOŞ GELDİN...

YAZILMASI GEREKENLERİ DETAYLI YAZMIŞSIN...

GERİSİNİ YAŞAMAK GEREKİYOR...

40-47 YIL SONRASINI...

SABIRLA, SEBATLA...

ANLIYORUM...

SELAM, SEVGİ VE DUA İLE...

KOSOVALI-BOSNALI-İZMİRLİ-ARABİSTANLI-İSTANBULLU

MUHACİR REŞAD'DAN

MUHACİR OSMAN'A

*

II.

BEKLEYELİM...

VE GÖRELİM BAKALIM...

AMA...

BU ARADA...

ÇALIŞMAYA DA DEVAM EDELİM...

SELAM VE DUA İLE...

kazım erten
22.02.2013
03:32

"ESTAĞFİRULLAH, ALLAHÜMME İNNİİ URİİDU EN UCEDDİDEL İMANE TECDİİDEN Bİ KAVLİ LA İLAHE İLLA ALLAH"

Değerli üstadımız KARAGÜLLE yorumlarında "İzmir Akevler Osman'a saldırmıştır. Kazım Erten buna devam etmektedir." demiş. BENİM YORUMUMDA HERHANGİ BİR SALDIRI YOK. SADECE, 1981 YILINDA İZMİR'E GELDİĞİM GÜNDEN BU YANA, AKEVLER'DE İŞTİRAK ETMİŞ OLDUĞUM TÜM İLMİ TOPLANTILAR, FAALİYETLER, 30 YILDIR YÖNETİMLERİNDE BULUNDUĞUM, BELLİ DÖNEM BAŞKANLIĞINI YAPTIĞIM, ÖZDEMİR ÇELİK-DÖKÜM FABRİKASINDA BİR SENE BOYUNCA 24 SAAT FABRİKANIN İÇİNDE KALDIĞIM,FABRİKADA YATTIĞIM, KARAGÜLLE İLE BİRLİKTE TÜM YÖNETİCİ ARKADAŞLARLA NE KADAR MAHKEME KURULMUŞSA HEPSİNDE ONLARLA BİRLİKTE YARGILANDIĞIM, HANGİ TEŞEBBÜSE KALKIŞILMIŞSA HEPSİNİ DESTEKLEMİŞ OLDUĞUM, HER TÜRLÜ SORUMLULUK NOKTASINDA ALTINA İMZA KOYDUĞUM, KENDİ VAR GÜCÜMLE FİİLEN,FİKREN,AMELEN, İRADE VE RIZAMLA, KISA DÖNEM ASKERLİK DIŞINDA 32 YIL BOYUNCA HİÇ AYRILMADIĞIM, ZORU GÖRÜNCE FİRAR ETMEDİĞİM, İZMİR AKEVLER'DE BULUNAN BAŞKAN VE YÖNETİMDE BULUNAN ARKADAŞLARIN MUVAFAKAT ETMEDİĞİ HİÇ BİR HAREKETTE BULUNMADIĞIM, ŞAHSEN ŞEHADET ETTİĞİM, NEFESİM GİBİ TENEFFÜS ETMİŞ OLDUĞUM AKEVLER HAKKINDA osman aydın'ın BU BÜYÜK BİRİKİMİ KÜÇÜMSEYİCİ VE YOK SAYICI BİR USLUPLA KENDİSİNİ VE FAALİYETLERİNİ ÖNE ÇIKARMIŞ OLMASI, BİZE YORUM VE ELEŞTİRİ YAPMA HAKKINI DOĞURMUŞTUR.

Benim eleştirim, sayın üstadımızın da aslında belirtmiş olduğu, Aydın'ın yazısında Akevleri başarısız olarak değerlendirmiş olmasınadır. Eleştirim de bu yöndedir. Sanki bugüne kadar hiç bir şey yapılmamış gibi bir algı var yazısında. Ne diye Osman Aydın'a saldıralım! Ben kimse ile savaşmam. Ben şahsım olarak Osmann Aydın'ın İstanbul'da sizin yanınıza gelmesine ve sizinle birlikte faaliyet yapmasına karşı çıkmam, akevlerin verdiği destekle birlikte ben de muhalefet etmedim.

"Kazım Ertene rağmen" denmiş. Değerli üstadımız kendisi "mufalefet farzdır, kendi ictihadlarınızı belrtmelisiniz" tavsiyesinde bulunuyor yazılarında. Biz de görüşlerimizi bildiriyoruz. Ben bu güne kadar yönetim toplantılarında farklı görüşlerimi hep beyan ettim, ama alınan kararlara da uydum.

Sayın KARAGÜLLE'nin beni hedef göstererek teşebbüslerine mani olduğum iddiasını şiddetle reddediyorum! Akevleri'in en büyük teşebbüsü olan Özdemir'de çalışan,yöneten,başkan olarak 25 yıllık süreçte her boyutunda bulundum. Akevlerin hiç bir teşebbüsüne mani olmadım. Bu gün de yöneticisi olarak üzerime düşen ne varsa tüm gayretimle yaptığımı düşünüyorum.

Sayın KARAGÜLLE Kırgızistan'dan döndükten sonra en önemli teşebbüsü olan Ahşap evler projesine de karşı çıkmadım. Yılmaz GÜNEY gibi arkadaşlarımı Üstad ile tanıştırdım, onların da destek olmaları için teşvik ettim. Osman Aydın'ın babası Hüseyin Aydın'ın İzmir Akevler'den Kemalpaşa'da Özdemir tesislerinde Karagülle tarafında bir türlü toparlanamayan Düzce ve İstanbuldaki Ahşap evler projesinin tamamlanması için atölyenin fabrikaya taşınması, işletmeye geçilmesi noktasında her faaliyette yardımcı oldum. Buna Hüseyin Aydın şahittir. (osman hatırlayamayabilir) . Yine Özdemir tesislerinde Karagüllenin Kireç teşebbüsüne de karşı çıkmadım destekledim.

Ne olduysa, fabrikanın belli bir bölümünde kireç üretimini yapan müteşebbisin, bir süre sonra kireç üretmini bırakıp, fabrikanın içine yayılarak motorları sökmeye başlaması, bir takım fabrikanın demirbaşları azalmaya başlamasıyla oldu. Fabrikanın yönetim kurulu başkanı olarak duruma hakim olup fabrikanın zarar görmesini engellemeye kalkmam sorun haline geldi. Kireççi beni tehdit etmeye başladı. Fabrikada durum tesbiti yapalım diye yönetimden Hilmi Altın ve Harun Özdemirle beraber gittik. Fabrikanın içinde At bağlanmış, köpekler havlıyor böyle garip bir tablo ile karşılaştım. Arkadaşların önünde kireççi mustafa beni tehdit etti. Bu dönemde Osman Aydın bu kiracı ile birlikte hareket ediyordu. Fabrikanın döküm tesisleri olarak tarafımızdan işletilememesi nedeni ile kiralama alternatiflerini araştırdım. İzmirin eski sanayici bir ailesi olan ÜSTÜNİŞ firmasına tesisleri kiralamak istedik. Kireççinin mukavemeti ile karşılaştık. Belli bir süre sonra kirasını ödemeyen,işgalci kireççiyi fabrikadan tahliye ederek dökümhane olarak kiraya verdik. Ne olduysa o dönem oldu. Üstad manipüle edildi, bu dönemde şahsıma karşı tavır alındı. KARAGÜLLE'nin bana olan olumsuz tutumu karşısında ben savaşmadım. "Fahri başkanımızdır, her ne kadar 1992 yılından sonra orta asyaya gittikten sonra akevler yönetimlerinde bulunmamış olsa da, kendisine olan saygımdan anonim şirketin yönetim kurulu başkanlığından ayrıldım. Yönetimlerde çalışmaya devam ettim. Yönetim kurulu kararlarının icra edilmesi noktasında üzerime düşeni yaptım. O gün Üstad ile savaşmadığım gibi bu gün de savaşmıyorum. Neden savaşayım ki! 1992 yılında macahel dergisinde yayınlanan bir yazımızda kendimiz, Hilmi Altın ile birlikte Camilide ahşap evler projesinin uygulanması gerektiğini belirtmiştik. Bu gün akevler olarak halen desteklenmekte olan ahşap evlerin başarıya ulaşması konusunda sadece dua etmiyoruz, elimizden gelen desteği veriyoruz.

Akevler başarılıdır. Allaha hamd olsun; bugün isteyen ortak ortaklıktaki haklarını alıp ortaklıklardan ayrılabilmekte, isteyenler de devam edebilmektedir. "Adil Düzen giriş-çıkışın serbest olduğu bir düzendir" prensibinden hareket ediyoruz. İsteyen ortak kendi irade ve rızası ile akevler ile ortaklığına devam ediyor, isteyen ortak da mağdur edilmeden ayrılabiliyor. Bu gün bu noktadayız. Biz gerek yönetim olarak, gerekse şahsım olarak, akevlere herhangi bir zarar vermiyoruz. Akevlerde ne satıldı ise, Özdemir İşletmesi döneminde satılmıştır. Üstad sürekli "SATIYORLAR,TAŞ ÜSTÜNDE TAŞ BIRAKMIYORLAR" diyor. Akevler'de neyin ne için satıldığı herkesçe biliniyor. Bu konuyu fazla üzatmak istemem. Veremeyecek hesabımız yoktur.

Üstadın beni hedef göstermesine sadece üzülürüm. ama görüşlerimi söylemek zorundayım. " İzmir Akevler bir yana, Osman bir yana" gibi tercihler yanlış!!! İzmir Akevler Fahri başkanı ile halen her attığı adımı istişare etmeye devam ediyor. Ama mevcut yönetim ve başkanı aldıkları kararlara uyuyor ve uyguluyor. Bundan Karagüllenin rahatsız olmaması gerekir. Aksine mutlu olması gerekir. Bizim figüran olmadığımızı, bizim de iradi failler olduğumuzu görüp gururlanması gerekir ve kendisinin de biz yöneticilere ve başkanımıza baskı yapmaması gerekir.

Sonuç olarak tekrar ediyorum; benim Osman ile bir savaşım yok, ahşap evler ile ilgili de proje olarak bir muhalefetim yok. Ancak 1000 yıllık ahşap kültürü içinde bulunmuş bir macahelli olarak, köyde ahşap ev imal etmiş, İzmirde ahşap evlerin üretilmesinde yaşanan sorunlara tanık olmuş birisi olarak uygulama ile ilgili görüş farklılıklarımız olabilir sadece!

Bütün bunlara rağmen beni mazur görmesini dilerim değerli üstadımızın; Musa peygamber gibi düşünüp, uygulamalarını musanın düşünceleri gibi değil, musanın arkadaşlık ettiği adamın fiilleri gibi yapan KARAGÜLLE'nin Zahir-Batın, Reel-Sürrealist gel-gitlerine otuz iki yıllık geçmişe rağmen halen tam anlam verebilmiş değilim. Bu da bizim kusurumuzdur. Biz Akevlere hicret ederken KARAGÜLLE'ye MÜRİT olmayı değil, SAHABİ olmayı düşünerek geldik. Akil-Baliğ olduğumuz günden beri Akevlerin ilim,ekonomi,siyaset, din faaliyetlernin içinde bulunduk ve bu süreçte büyük savaşlar sonucunda biraz yorulduk. O kadar!

Selam ve saygılarımla,

kazım erten
22.02.2013
04:33

Üstad sonuç cümlesinde " Osman sebat ederse bir gün gelecek İzmir Akevler her şeyi satıp bitirecektir. Ama Osman Aydın'ın giriştiği ahşap evler büyük işletme olacak, dinleme/dinlenme siteleri olacak, yüz dairelik apartmanlar olacaktır. Kazım Erten'e rağmen bunlar olacaktır, inşallah" diye temennide, öngörüde bulunmakta,gelecekten haber vermektedir.

Bu cümlede anlamaya çalıştığım hususlar şunlardır; İzmir akevler her şeyi satacaktır derken, osman'ın bu faaliyetleri sebebiyle,doğacak olan sonuçlardan, zararlardan dolayı kefalet mükellefiyetinden dolayı Akevler elinde ne varsa satacaktır anlamı mı çıkmaktadır? HER ŞEYİ SATIP BİTİRMEKTEN KASTEDİLEN NEDİR? Akevler neyi satıp yok ediyor?

Kazım Erten'e rağmen derken ne anlamalıyım? Ben ahşap evlere mani mi oluyorum? Yüz dairelik apartmanlar yapmanıza mı mani oluyorum? İzmir Akevler ile birlikte ben ve Osman'ı karşı karşıya getiriyorsunuz. Maalesef kendinizle çelişiyorsunuz. Bir sistemi, bir projeyi değil, bir kişiyi öne çıkarıyorsunuz. Sizi bir taraftan anlıyorum; Ahşap evler konusunda ikna edemediğiniz deneyimli ahşap ustası yeğeniniz Nurettin, her şeyi denemiş olmasına rağmen modeli sonlandıramamış olan Hüseyin ustaya rağmen, Osman'ın hepimizden, Akevler'den de daha yüce bir takdire mazhar olması bir mecburiyettir.

Allahtan dileğim şudur; Kur'an çalışmalarınızda son on yılda geldiğiniz ileri ilmi seviyenin yanında, ahşap evler projesinde de başarılı olmanızdır. Dünya'da bilinen ahşap projeleri yanında özgün bir projeyi insanlığa kazandırmanızdır. Macahellilerin dedelerinden kendilerine miras kalan ahşap yapılarının ilerisinde, sonuçlandırılmış imalatlar ortaya koymanızdır. Bu çabanın karşısında kesinlikle durmayız. Ancak olası bir başarısızlığa şimdiden bizi müsebbip olarak göstermeniz haksızlıktır." DİKKAT BU BİR DENEME YAYINIDIR" anonsu gibi, sonuç alınamayınca her defasında "bu bir denemeydi" mazeretine sığınmayalım. Allah hepimize birbirimize "beraatı zimmet asıldır" penceresinden baktırsın.

Reşat Nuri Erol
22.02.2013
09:50

iman...

salih amel...

hakkı birbirimize tavsiye...

ve sabrı/sebatı birbirimize tavsiye...

nokta.

Reşat Nuri Erol
23.02.2013
13:23

"FAALİYETLER" isimli bir yazı...

ve TARTIŞMALAR...

MESELEYE bir de AŞAĞIDA AKTARACAĞIM AÇIDAN bakalım...

SELAM VE DUA İLE...

REŞAD

*

Bir gün kırlarda gezintiye çıkan bir adam kenara oturduğu otlardan birinin dalında küçük bir kozanın varlığını fark etti. Koza ha açıldı ha açılacak gibiydi. Adam bunun bir kelebek kozası olduğunu tahmin ediyordu. Böyle bir fırsat bir daha ele geçmez diye düşündü; ve bir kelebeğin dünya yüzü gördüğü ilk dakikalara şahit olmak istedi. Dakikalar dakikaları kovaladı saatler geçmeye başladı ama henüz kelebeğin küçük bedeni o delikten çıkmadı. Sanki kelebeğin dışarı çıkmak için çaba harcamaktan vazgeçmiş olabileceğini düşündü. Sanki kelebek elinden gelen her şeyi yapmış da artık yapabileceği bir şey kalmamış gibi geldi ona. Bu yüzden kelebeğe yardımcı olmaya karar verdi: cebindeki küçük çakıyı çıkarıp kozadaki deliği bir cerrah titizliğiyle büyütmeye başladı. Böylece bir-iki dakika içinde kelebek kolayca dışarı çıkıverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük kanatları buruş buruştu. Adam kelebeği izlemeye devam etti; çünkü kanatlarının her an açılıp genişleyeceğini ve narin bedenini taşıyacak kadar güçleneceğini umuyordu. Ama bunlardan hiçbiri olmadı. Kelebek hayatının geri kalanını kurumuş bir beden ve buruşmuş kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de asla uçamadı. Adamın bütün iyi niyetine ve yardımseverliğine rağmen anlayamadığı şey kozanın kısıtlayıcılıgının ve buna karşılık kelebeğin daracık bir delikten dışarı çıkmak için gereken çabanın Allah’ın kelebeğin bedenindeki sıvıyı onun kanatlarına göndermek ve bu sayede kozanın kısıtlayıcılığından kurtulduğu anda onun uçmasını sağlamak için seçtiği bir yol olduğuydu. Bu gerçeği öğrendiğinde hayat boyu unutamayacağı bir şey de öğrenmişti: Bazen hayatta tam olarak ihtiyaç duyduğumuz şey çabalardır. Eğer Allah hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi o zaman bir anlamda sakat kalırdık . Olabileceğimiz kadar güçlenemezdik o zaman. Ve asla uçamazdık...

*

EVET...

YORUM VE DEĞERLENDİRME SİZİN...

ALLAH KOLAYLIK, ZİHİN AÇIKLIĞI VE "MÜ'MİN FERASETİ" BAHŞETSİN...

Süleyman Karagülle
23.02.2013
22:10

Ak evleri, Süleyman Karagülle, İhsan Emci ve osman eskicioğlu, Ahmet Tahir Satoğlu ve Nazif Satoğlu, Ahmet bülnül ve Hasan Afacan Kurmuşlardır. Ak evelerin İnşaatını Muzaffer Arslan, Davut Özdemir, Hüseyin aydınr ve İdris altın yapmışlardır. Onlar olmasaydı ben inşaat yapamaz, fabrikayı çalıştıramazdım. Ak evlerin devamını, Süleyman Akdemir, Hira karagülle, Hilmi Altın, Harun Özdemir ve Kazım Erten sağlamışlardır. Bunlar borçlu ve davalı Ak evleri selamete çıkarmışlardır. Şimdiye kadar baka bir şey yapmamışlardır. Arsaları sattılar, fabrikayı sattılar. Bir kuruş yer almadılar, bir iş yapmadılar. Kooperatifin gayesi ortaklara para kazandırmak değildir. Çalışmada ve yaşamada birlikte yaşamayı sağlamaktır.. Bu böyle devam ederse, sonunda Kooperatif her şeyini satarak bitirir. Ortaklara dağıtır kurtulursunuz. Para bulmak kolaydır, yer almak daha da kolaydır. Zor olan insan bulmaktır. Sözde durmanız gerekmektedir. Sözde durmayanlar, başarıya ulaşmazlar. Ben eleştiriyorum. Ama size olan güvenimi kaybetmiş değilim. Be adil düzene inandığım gibi Ak evlere de inancım devam ediyor. Akevler yeni hamle yapıyor. Girişimcileri soğutmamanız gerekir

Ahmet Yücel
19.02.2016
20:45

Süleyman Karagülle hocamızın, hayal etmek bahsi geçen yorumu üzerine:

Sevgili Karagülle hocam,

HAYAL ETMEDİĞİMİZ BİR İŞE BAŞLAMAK İMKANSIZDIR. 

BAŞLAMADIĞIMIZ BİR İŞİ BAŞARMAK İMKANSIZDIR.

ÖNEMLİ OLAN ALLAH İÇİN HAYAL ETMEK,

ALLAH İÇİN BAŞLAMAK.

SONUÇ, TAKDİR ALLAH'IN.

''ALLAH EMEKLERİ ZİYAN ETMEZ.''

Allah sizlerden razı olsun. Olmayan bir şeylerin sözü de olmaz. Bugün Milli Görüş, Adil Düzen konuşuluyorsa, vardır.

Allah yAR ve yardımcınız olsun. Allah'ın selamı üzerinize olsun.





Çok Yorumlanan Makaleler
Osman Aydın
Faaliyetler
14.02.2013 4639 Okunma
13 Yorum 19.02.2016 20:45
Osman Aydın
ANALİZ
4.05.2013 3081 Okunma
1 Yorum 05.05.2013 09:45
Osman Aydın
İnananlar İçin Yaklaşma Vakti
19.07.2021 300 Okunma