Erdoğan–Kılıçdaroğlu: Ekranda kapışırlar mı?
789 Okunma, 1 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

19.10.2012

AMERİKA Başkanı Obama, başkan adayı Romney’ye...

“Hey Romney! Senin gramın ne, çapın ne ki koskoca Amerikan Başkanı’nı ekran tartışmasına çağırıyorsun” falan demeyi akıl edemediğinden olacak...

Çıktı Romney’nin karşısına... Hem de iki kez...

İlkinde ezildi, ikincisinde ezdi. Durum: Berabere...

*

Peki benzer bir demokratik tartışma bizde olur mu? Araya “gram” ya da “çap” gibi sözcükler karıştırılmadan bu iş başarılabilir mi?

Daha doğrusu...

2002’de Deniz Baykal’ın karşısına çıkan Tayyip Erdoğan, 2012’de Kemal Kılıçdaroğlu’nun karşısına çıkar mı?

Cevap veriyorum:

Çıkmaz.

*

Neden?

Korkudan mı?

Hayır.

Nedeni şu:

Erdoğan 2002’deki Erdoğan değil.

O artık kendisini “ligler üstü” görüyor, “dünya lideri” olarak konumlandırıyor.

İçinden “Kılıçdaroğlu gibi yerel bir siyasetçiyle ne işim olur benim” falan diyor.

Kılıçdaroğlu’nu küçümsüyor yani...

Ve karşısına çıkmıyor.

*

Oysa Tayyip Erdoğan gibi doğuştan münazaracı bir liderin, Kemal Kılıçdaroğlu gibi deneyimsiz bir lider karşısında ezici bir üstünlük sağlaması mukadder...

Ama Erdoğan kendisinden o kadar emin, popülaritesinin o kadar farkında ki...

Kılıçdaroğlu’nu ezerek elde edeceği puanlara bile zerre kadar ihtiyaç duymuyor.

“Ne diye ağrısız başımı ağrıtayım ki” diyor.

Eh, haksız da sayılmaz hani...

Yazının tamamı için http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/21731185.asp

 

Yorum:

Liderler birlikte ekrana çıkamaz

Yıl 1983, darbeden sonra üç yıl geçmişti. Demokrasiye dönüş için seçimler yapılıyordu. Seçimlere üç parti katılıyordu: Turgut Özal’ın partisi Anavatan Partisi, Necdet Calp’ın partisi Halkçı Parti, Turgut Sunalp’ın partisi Milliyetçi Demokrasi Partisi.

O zaman tek televizyon kanalı var. Ben ortaokul çocuğuyum. Televizyonda üç lideri bir araya getiren bir tartışma programı yapıldı. O programı seyrettiğimde Özal’ın seçimi kazanacağını o yaşımda bile anladım. Herkes anladı. Seçim oldu. Anavatan Partisi % 45 oy alarak büyük bir farkla seçimi kazandı.

Artık bu tür programları görmeyeli yıllar oldu. Hiç bir lider bir başka liderle karşılıklı tartışma ortamına girmiyor. Her biri kendi grup toplantılarında cevap veriyor. Sonra öbürü ona cevap veriyor, öbürü ona, öbürü ona ...

Çünkü karşılıklı konuşurlarsa demagoji yapamazlar. Yaparlarsa, demagojiyi yapan kaybeder.

Peki niçin o zaman hiçbir lider bunu istemiyor?

Çünkü hiçbiri sorulara tatmin edici cevap veremez.

Çünkü hiçbiri Adil Düzene ucundan yaklaşan bir öneri bile yapacak bilgiye sahip değil.

Çünkü hiçbirinin sorunların kalıcı çözümü için bir projesi yok.

 

 

Lütfi Hocaoğlu


YorumcuYorum
Reşat Nuri Erol
21.10.2012
19:21

'Her iki kişiden biri kanser olacak' iddiası 'Her 2 kişiden biri kanser olacak'. Dünyadaki araştırmaların GDO ile ilgili çok kötü sonuçları olduğunu belirten Prof.Dr. Topuz, aynı yönlü bu araştırmaların çoğalması neticesinde dünyanın savaştan beter bir sürece gireceğini ve her iki kişiden birinin kanser hastası olacağını söyledi. A Haber'de Deşifre Programı'na konuk olan Profesör Doktor Erkan Topuz, GDO'lu ürünlerle dünyanın dünya savaşından beter günler yaşayacağını belirterek 5 yıla kadar her 2 kişiden 1'inin kanser olacağını iddia etti.

BU AÇIKLAMAYA DİKKAT! İşte havası, toprağı, suyu kanser yaparken bir de GDO çıktı başımıza diyen Prof.Dr. Topuz'un dikkat çektiği noktalar Ayda 12 tane sosis yiyen çocuklarda lösemi riski 5 kat fazla, hafta bir sosis yiyen çocuklarda beyin tümörü iki kat fazla. Salam, sucuk gibi çiğ etten yapılan etlerden uzak duralım. Yumurta çok katı pişirilirse kanserojen madde birikir. Kırmızı et yerine balık ve beyaz et tüketelim. Hindinin yağ oranı daha düşüktür. Hindiye yönelelim, mutlaka balık yiyelim. Haftada 1 kilodan fazla balık tüketmeyelim. Beyaz şekerden uzak duralım. Sigara gibi üzerine 'öldürür' diye yazalım. Kanserin bir numaralı maddesi şekerdir. Her meyvayı azar azar tüketin. Oturup da kilolarca meyvayı bir kere de yemeyin. Yoğurt çok önemlidir. En önemli kanserden koruyucudur, özellikle kolon, yemek borusu ve meme kanserlerinde çok önemlidir.





Sayı: 175 | Tarih: 21.10.2012
Emre Kongar
Medyadaki ‘Parti Komiserleri’
Partiler
914 Okunma
6 Yorum
Süleyman Karagülle
Hüseyin Gülerce
Ankara'da yeni şeyler oluyor mu, gerçekten...
Hep Aynı Şeyler
879 Okunma
Zafer Kafkas
Ahmet Hakan
Erdoğan–Kılıçdaroğlu: Ekranda kapışırlar mı?
Liderler birlikte ekrana çıkamaz
789 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Yusuf Kaplan
Tehlike çanlarına dikkat!
Tehlike salâ'sı
759 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Şevket Eygi
Çarpışan İki Müslüman
Hevesler Hiç Bitmez
697 Okunma
1 Yorum
Emine Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Washington'daki siyaset Ankara'daki kadar önemli
Horoz Dövüşü ve Siyasilerimiz
691 Okunma
Tayibet Erzen