Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Hüseyin Kayahan
ISTILAHİ DİLLER, MECAZ ve HAKİKİ MANALAR
20.10.2019
1154 Okunma, 3 Yorum

SINAMALAR

DİL 7

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK MANA

Değil

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK DİL

HAKİKİ ve MECAZ

Allah Adem’e ilk olarak esmayı/isimleri öğretmişti. Bunlar görünen şeylerin isimleri olabilirdi. O da ilk olarak onları öğrenmiş oldu. Bu lügat/sözlük ancak çevresindeki, görünen eşyaların sayısı kadar söz ihtiva edebilirdi. (bakara 31) كُلَّهَا الْاَسْمَٓاءَ اٰدَمَ  وَعَلَّمَ  Tef’il babı kullanıldığına göre bu öğretme tekrar tekrar oldu ve hala devam etmektedir.

Zamanla bu isimler, adını aldıkları eşyanın taşıdığı baskın özelliklerden dolayı sıfatlara dönüştüler. Bazı sözler yuvarlaklaştı, kısaldı hece ve harflere dönüştüler. En sonunda da yine eşyaların özelliklerinden esinlenerek fiillere ad oldular. Böylece bir konuşma dili oluştu.

Etopya’dan dünyaya yayılan toplulukların birbirinden uzaklaşması, iklim koşullarının zorlaması ve fizyonomilerin değişmesi ile ilk isimler ve ondan türeyen diğer kelimeler değişik seslerle ifade edilir oldu ve ırkların farklı dilleri oluştu. Bunların hepsi konuşma dili idi.

Dildeki oluşan ilk manadan farklı olan kullanımlara “mecaz” mana, ilk manaya da “hakiki” mana denmeye başladı.

Yine insanın evrimleşmesi sonucu ilim de gelişmeye başladı. İlmin gelişmesi ile ortaya çıkan yeni nesnelere ve olgulara yine konuşma dilindeki kelimeler de kullanılmaya başladı. Bunlara da ilk başta “mecaz” dense de, daha sonra bu kullanımların mecaz değil; “ıstılahî/terminolojik” mana olduğu kabul edildi. Böylece, 21. Yüzyıla kadar, yani insanlığın 10.000’er yıllık 4. Büyük devresine kadar gelindi.

DEVRELER

1. Onbin yıl, Ateşin bulunması (kontrollu kullanımı) ile başlamış oldu. Ateş sayesinde hem korundu, hem de tabiattaki gıdaları insan midesinin sindirebileceği şekle getirdi ve daha lezzetli yaptı. Ateşi hala her sahada etkin bir şekilde kullanıyoruz.

2. Onbin yıl, Tekerleğin bulunması ile başlamış oldu. Böylece teknolojinin önü açıldı, seri üretimler mümkün oldu ve hatta uzaya bile gidebilecek seviyeye ulaştık. Tekerleği hala kullanıyoruz.

3. Onbin yıl, Yazının icadı ile başlamış oldu. Böylece bilginin öğretilmesi ve aktarılması kolaylaştı, saklanması da mümkün oldu. Hala yazıyı da etkin bir şekilde kullanıyoruz. İlk yazılar duvar resimleri idi. Sonra giderek stilize ve figüratif oldu ve sonunda sembollere dönüşerek harfler oluştu. Stilize ve figüratif yazı yaprak, deri ve tahta benzeri eşyalara yazılıyordu ama onlar günümüze kadar dayanamadılar. Sümerler kil tabletlere stilize yazıları yazıp, sonra da onları fırınlarda pişirince 5000 yıl dayanacak hale geldiler ve günümüze ulaştılar.

4. Onbin yıl, Program ve bilgisayarların icadı ile başlamış oldu. Bu iki icat 20. yüzyılın sonlarında, 21. Yüzyılın başlarında gerçekleşti. Programlama daha önce, bilgisayarlar ise biraz sonra hayatımıza girdi. Atalarımızın mağara duvarlarına yaptığı resimler gibi bizler de şimdi ekranlarımıza resimler yaparak yeni yazı dilleri geliştiriyoruz. Aynı onların yaptığı gibi başlıyoruz.

İLİMLERİN ÇOĞALMASI

Bu arada ilimler gittikçe gelişti. Geliştikçe alt dallara ayrıldı. Mesela Tıp, biyolojiden ayrıldı. Sonra kendi içinde mitoz bölünme gibi bölünmeye başladı. Dahiliye ve hariciye oldu. Dahiliye belki şimdi 16 bölümlü bir salkım halindedir. Gözcüler kendi içinde, sinirciler kendi içinde, vb bölünerek yeni yeni alt dallar çıkmaktadır. Her bölünme yeni dile ihtiyaç duyar.  Eski üst dildeki terminoloji yetersiz hale gelir. Fizikçiler, kimyacılar, ekonomistler vs. herkes bölünüyor. Mevcut terminoloji yetmiyor. Eski terminolojideki kelimelere yeni anlamlar yüklemek gerekiyor. Ekonomi; reel ekonomi ve finans ekonomisi diye şimdiden bölündü. Kimya zaten organik ve inorganik kimya diye çoktan bölünmüştü.  Sosyoloji ve psikoloji birbirinden çoktan ayrıldı ve ayrı disiplinler oldu. Bu böyle devam edecektir.

MECAZIN YENİDEN TANIMLANMASI

Benim aslan oğlum geldi” dediğinizde, insanın aslan olmadığı bilindiği için buradaki aslan kelimesinin manasının mecaz olduğu söylenir. Burada bir yanlışlık yok. Bu, ilimlerin yavaş yavaş gelişmeye başladığı çağlara kadar doğru idi.

Çatıdaki yongaları aktardım” dediğimde, buradaki yonganın ağaçtan yapılan ince tahta levha olduğunu ve bunun hakiki mana olduğu kabul edilir. “Bu çipin içinde kaç kat yonga var?” dediğimde ise bir elektronik devreden bahsedildiğini ve burada artık ağaç levhalar olamayacağı için bunun ıstılah/terminolojik bir mana olduğunu kabul ederiz. Bu kabul de çağımıza kadar doğru idi.

ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK MANA DEĞİL, ISTILAHİ/TERMİNOLOJİK DİL OLACAK

Mademki ilimler çok gelişti ve çeşitli branşlara ayrıldı ve bu devam edecek, öyleyse dillerde de tanımlamalar ve kabuller değişecektir. Öyleyse en sonda söyleyeceğimi başta söyleyip, sonra izah etmeye çalışacağım.

Mecaz; bir terminolojik dil içinde kalmak üzere, ilk manasının dışında kullanılan kelimenin ifade ettiği manadır. O kelimenin farklı bir terminolojik dilde kullanılması mecaz olmaz, o yine o dil içinde hakiki manadadır. O terminolojik dil içinde kalarak ilk kabul edildiği mana dışında kullanılırsa o dilin mecazı olur, diğer dillerin değil.

Mesela Arapçadaki “kalp” kelimesini, konuşma dili terminolojisinde “kalpsiz adam” dersen, burada kalp mecazidir, zira kalpsiz insan olmaz. “Kalbimi kırdın” dersen, ikinci kelime mecazidir, zira kalp kırılmaz. Hatta birinci kelime bile mecaz kabul edilebilir.

Kalp kelimesini bir ekonomist kullansa ve “paranın kalbi bankadır” dese, buradaki kalp gerçek manadadır, mecaz değildir. Zira Arapçadaki kalp, pompa demektir. Ekonomide de parayı pompalayan bankalardır. Dağıtırlar ve tekrar geriye toplarlar. Ekonomi terminolojisi, yani ekonomi dilinde bu kelime hakiki manadadır.

Kalp kelimesini bir kardiyolog kullansa ve “kalp damarın tıkalı” dese, göğsümüzdeki kalbikast etmiş ve hakiki manada kullanmış olur. Bir nörolog ise bunu beyin manasında kullanır ve hakiki manada kullanmış olur. Çünkü beyin elektrik sinyallerini gönderen ve geri toplayan bir kalptir./pompadır.

Bir kent mühendisi, “bugün İzmir’in kalbi durdu” dese, hakiki manada bir kelime kullanış olur. Kast ettiği şey, tren istasyonları, otogarlar ve hava alanlarının çalışmamış olmasıdır. Bunlarda kalptir ve vasıtaları gönderir ve ger kabul ederler.

Devre; bir tarihçi için zamansal döngülerdir, bir elektrik mühendisi için ise elektrik devreleri, doktorlar için ise kanın, havanın, impulsların gidip ve gelmesidir. Hepsi o dillerde hakiki manada kullanılmış olur.

Bu kısa izahattan sonra anlaşıldığını umarak kuralı yeniden söylüyorum. 4. Onbin yılda artık terminolojik mana değil, terminolojik diller geliştirilecek ve mecaz ve hakiki manalar o diller içinde değerlendirilecektir.

İLMİ DİLLER

Dünyada iki ilim dili gelişmiştir. Biri Arapça, diğeri ise Latincedir. Elbette zaman içinde diğer dillerin de ilim dili olma imkanı olabilir ama şimdilik iki dil vardır. İlim adamları kendi terminolojilerinde bu dillerin kelimelerini aynen kullanırlar ve başka manalar anlarlar ve o manalar mecaz olmaz, hakiki mana olurlar. Böylece kelime israfı da olmaz. 1.000.000 kelime, var olan ve oluşacak bütün ilimlere yeter de artar bile. Bir milyon kelime ise metrik sisteme uygundur. Arapçada 1000 civarında kök ve 1000 civarında kalıp vardır. Bin çarpı bin bir milyon eder. Bu rakamları nominal olarak söylüyorum tabiî ki.

Bizim yapmamız gereken işlerden biri de bir matris/excell tablo hazırlamaktır. Bu tabloda Kurandaki kökler yukarıdan aşağıya doğru, ilimler ise soldan sağa doğru sıralanacaktır. Birinci sütun kökler, ikinci sütun konuşma dili olur, diğer ilim dilleri sırayla yazılır. Aramızda nerdeyse her türlü ilim erbabı mevcuttur. Nerdeyse (ben hariç) herkes temel Arapçayı da bilmektedir. Konuşma dilindeki karşılıkları; 20 yıl önce İzmir Akevlerde yapılan lügatte ve Karagülle’nin yaptığı seminerlerde zaten vardır. Bunlar köklerin karşısına yazılacaktır. İlim dillerinde mümkünse öncelik Latince kelimelere verilir, yoksa Türkçe karşılıkları yazılır veya ikili olarak yazılır. Bakarsınız Türkçemiz de gelişir…

Sagılarımla.

H. Kayahan

 


Yorumcu 
Yorum 
Cengiz Demirci
28.10.2019
15:23

ve alleme ademel esmae

Halife kılınan adem, diğer yaratılan canlılardan farklı olarak kendine yüklenen görevle işinde yönetme kabiliyeti verilen insan oldu. HLF farklı görüşlerdeki insanları tek bir görüşle farklılıklarını da koruyacak şekilde bir araya getirip görevini yerine getiren insandır. HLF türkçede ALP olarak kullanılır. Bilinen şekli ile Alfa kurt sürüyü bir arada tutma kabiliyeti olan kendi görevleri olan hayatta kalma ve beslenme sorununu çözübilen kıdemli kurttur. Alfa erkeği ve alfa dişisi vardır. 

Esma ise isim kelimesinin çoğulu olarak VSM ve SMY ile akrabadır. aslında V-Y dönüşümü vardırü aynı köktendir. S-T'ye, V ise G'ye dönüşerek SMY, SMV türkçede TMG olmuştur. Türkler yaşadığı topraklarda aidiyet ifade etmek için sürülerini, atlarını, çadırlarını, kabile ve boylarını tamgalar ile ifade ederlerdi. boy tamgaları harf değil marka gibi kullanılır, 24 oğuz boyunun herbiri bu mülkiyet ile kendilerine ait olanı damgalarlardı. Damgasız ok ya da kılıç dahi olmazdı. Bu silahlar hangi boya ait bilinsin ve o boy işlediklerinden sorumlu olsun diye. Türk tamgaları zamanla çoğalınca standartlaştırmaya gidildi ve bu tamgalar elenerek runik yazı sistemi geliştirildi. 

İşte ademin isimleri öğrenmesi onları damgalaması yani seslerle ifade etmesi sürecidir. Ademin nesli de kelimelerden kavram üretmeye devam etti. FArklı coğrafyalarda farklı görüşlerle farklı kavramlaşmalara gidildikçe diller türedi. 

Cengiz Demirci
28.10.2019
15:23

ve alleme ademel esmae

Halife kılınan adem, diğer yaratılan canlılardan farklı olarak kendine yüklenen görevle işinde yönetme kabiliyeti verilen insan oldu. HLF farklı görüşlerdeki insanları tek bir görüşle farklılıklarını da koruyacak şekilde bir araya getirip görevini yerine getiren insandır. HLF türkçede ALP olarak kullanılır. Bilinen şekli ile Alfa kurt sürüyü bir arada tutma kabiliyeti olan kendi görevleri olan hayatta kalma ve beslenme sorununu çözübilen kıdemli kurttur. Alfa erkeği ve alfa dişisi vardır. 

Esma ise isim kelimesinin çoğulu olarak VSM ve SMY ile akrabadır. aslında V-Y dönüşümü vardırü aynı köktendir. S-T'ye, V ise G'ye dönüşerek SMY, SMV türkçede TMG olmuştur. Türkler yaşadığı topraklarda aidiyet ifade etmek için sürülerini, atlarını, çadırlarını, kabile ve boylarını tamgalar ile ifade ederlerdi. boy tamgaları harf değil marka gibi kullanılır, 24 oğuz boyunun herbiri bu mülkiyet ile kendilerine ait olanı damgalarlardı. Damgasız ok ya da kılıç dahi olmazdı. Bu silahlar hangi boya ait bilinsin ve o boy işlediklerinden sorumlu olsun diye. Türk tamgaları zamanla çoğalınca standartlaştırmaya gidildi ve bu tamgalar elenerek runik yazı sistemi geliştirildi. 

İşte ademin isimleri öğrenmesi onları damgalaması yani seslerle ifade etmesi sürecidir. Ademin nesli de kelimelerden kavram üretmeye devam etti. FArklı coğrafyalarda farklı görüşlerle farklı kavramlaşmalara gidildikçe diller türedi. 

Hüseyin Kayahan
29.10.2019
11:19

Cengiz bey teşekkür ederim.

Doğrusu, katkınızıve yorumunuzu bekliyordum. Sizin yaptığınız açılımlar çok değerlidir. Ben her zama  Sizden Aşkale ve yorum bekliyorum.

Selamlar.



YorumYap

Son Eklenen Makaleler
Süleyman Karagülle
Astana Konferansı
2.7.2020 18 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 8
2.7.2020 65 Okunma
3 Yorum 02.07.2020 10:09
Süleyman Karagülle
Seçim
1.7.2020 50 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 7
1.7.2020 73 Okunma
5 Yorum 01.07.2020 16:04
Reşat Nuri Erol
Sayın Cumhurbaşkanı; bu küresel oyunu bozmalısınız
30.6.2020 176 Okunma
6 Yorum 30.06.2020 19:03
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-3
29.6.2020 92 Okunma
3 Yorum 29.06.2020 15:13
Süleyman Karagülle
Daha ikinci gün, yola dikenler serpiştirilmeye başlandı
29.6.2020 83 Okunma
Süleyman Karagülle
HDP’nin PKK ile ilişkisi olmaması kimseyi rahatsız etme
29.6.2020 69 Okunma
Süleyman Karagülle
Yeniden başlarken…
29.6.2020 75 Okunma
Süleyman Karagülle
Popülist liderler demokrasiyi çiğniyor, medya seyrediyo
29.6.2020 65 Okunma
Mete Firidin
Öğle ve İkindi Namazlarının Farz Rekât Sayısı
28.6.2020 93 Okunma
3 Yorum 01.07.2020 09:08
Süleyman Karagülle
Krizden Çıkmak İçin Ne Yapılmalı?
28.6.2020 42 Okunma
Süleyman Karagülle
Ekonomik Krize Tek Çözüm Nedir?
28.6.2020 42 Okunma
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-2
28.6.2020 95 Okunma
4 Yorum 28.06.2020 06:02
Reşat Nuri Erol
Cuma; innellahe ye’muru bi’l-adli ve’l-ihsani..-1
27.6.2020 114 Okunma
4 Yorum 27.06.2020 08:45
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 6
26.6.2020 155 Okunma
4 Yorum 26.06.2020 08:32
Reşat Nuri Erol
KoronaVirüs Operasyonu, maske, ekonomi vs.
25.6.2020 156 Okunma
4 Yorum 25.06.2020 10:10
Nusret Karaca
KIYAMET NE ZAMAN KOPACAK?
24.6.2020 67 Okunma
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 5
24.6.2020 197 Okunma
5 Yorum 24.06.2020 08:03
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 4
23.6.2020 178 Okunma
5 Yorum 23.06.2020 17:41
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz? - 3
22.6.2020 208 Okunma
5 Yorum 22.06.2020 07:53
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz! - 2
21.6.2020 208 Okunma
5 Yorum 21.06.2020 19:08
Reşat Nuri Erol
Yazar ve herkes “bu konulara” neden ilgisiz! - 1
20.6.2020 232 Okunma
4 Yorum 21.06.2020 19:08
Reşat Nuri Erol
Yine “KoronaVirüs” ve biraz da başka şeyler…
20.6.2020 119 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:31
Reşat Nuri Erol
Yeni normal’de yeniden daha neler olacak neler!
20.6.2020 108 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:30
Reşat Nuri Erol
Ekonomik ve sosyal sorunlarımızı çözmek için…
20.6.2020 113 Okunma
2 Yorum 20.06.2020 07:30
Reşat Nuri Erol
Din ve Düzen, Medine ve Medeniyet kavramları
14.6.2020 339 Okunma
7 Yorum 20.06.2020 07:29
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-3
13.6.2020 309 Okunma
3 Yorum 20.06.2020 07:28
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-2
11.6.2020 475 Okunma
7 Yorum 14.06.2020 13:49
Reşat Nuri Erol
‘Yeni bir iktisadi modele ihtiyacımız var’ dedi-1
10.6.2020 519 Okunma
5 Yorum 10.06.2020 06:42
Nusret Karaca
ABD'DE KAPİTALİZM AYAKLARI (SESLERİ)
9.6.2020 131 Okunma
Reşat Nuri Erol
ABD’de olanlar, kapitalizm, Adil Düzen ve …
9.6.2020 468 Okunma
5 Yorum 09.06.2020 06:11
Reşat Nuri Erol
Ahmet Tekdal da Rahmet-i Rahmana kavuştu...
8.6.2020 525 Okunma
6 Yorum 08.06.2020 12:24
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 6
7.6.2020 436 Okunma
3 Yorum 07.06.2020 05:48
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 5
6.6.2020 443 Okunma
4 Yorum 06.06.2020 06:34
Nusret Karaca
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DEVLETLERİN IRKÇILIK İLE İMTİHANLARI
6.6.2020 196 Okunma
2 Yorum 06.06.2020 09:22
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 4
5.6.2020 421 Okunma
4 Yorum 05.06.2020 10:33
Hikmet Güveloğlu
AĞUSTOS VE SONRASINA DİKKAT !!!
4.6.2020 329 Okunma
4 Yorum 04.06.2020 22:07
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 3
4.6.2020 493 Okunma
10 Yorum 04.06.2020 11:06
Nusret Karaca
YENİ DÜNYA DÜZENİNDE İSLAM DAVETİ
3.6.2020 227 Okunma
6 Yorum 06.06.2020 09:21
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 2
3.6.2020 465 Okunma
4 Yorum 03.06.2020 18:13
Reşat Nuri Erol
‘Hadi gel köyümüze geri dönelim’ ama nasıl? - 1
2.6.2020 466 Okunma
4 Yorum 02.06.2020 09:02
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-49
1.6.2020 473 Okunma
4 Yorum 01.06.2020 08:51
Nusret Karaca
YAŞADIKLARIMIZ ALNIMIZA YAZILANLAR MI?
31.5.2020 160 Okunma
Hüseyin Kayahan
BAĞIMLILIK-TUTKU
31.5.2020 149 Okunma
Süleyman Karagülle
Kimse Anlamak mı İstemiyor, ya da Biz mi Anlatamıyoruz!
31.5.2020 546 Okunma
5 Yorum 01.06.2020 12:20
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-48
31.5.2020 441 Okunma
4 Yorum 31.05.2020 08:07
Reşat Nuri Erol
Virüs dünya düzeni mi, Adil Dünya Düzeni mi?-47
29.5.2020 493 Okunma
4 Yorum 29.05.2020 08:36
Reşat Nuri Erol
KORONAVİRÜS VESİLESİYLE YAZDIĞIM ANEKDOTLAR VE …
28.5.2020 399 Okunma
2 Yorum 28.05.2020 19:51
Süleyman Karagülle
Koronavirüs Gerçeği
26.5.2020 487 Okunma
2 Yorum 28.05.2020 09:12