Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Reşat Nuri Erol - Milli Gazete Ilker Ardic
İstanbul'a yağmur yağdı...
1057 Okunma, 11 Yorum

İstanbul'a yaz yağmuru yağdı böyle oldu! Kurbağalı Dere'de olanlar oldu! Peki, yaz yağmuru yağmayıp daha fazlası olsa ne olurdu? Onu da kış aylarında Ayamama Deresi'nde gördük; hepsi bir yana, maalesef sel sularına kapılıp ölen onlarca vatandaşımız bile oldu...

Yağmur yağdığında neler olduğuna dair, ben sadece iki yazarın yazdıklarından söz edeceğim, gerisini siz bulun, okuyun, düşünün, uyanın ve yetkilileri uyarın!..

Birincisi Rauf Tamer: 'Önce şu, yağmur'a teslim olan şehre bakın. Ne asfalt yapmışlar ama... Ne biçim yol bunlar? Bunlar ne biçim mühendis, müteahhit? Ne biçim malzeme? Ne biçim hesap kitap bu? Acaba hangi okullardan mezun olmuşlar? İşi amele'ye bıraksalardı bundan alâsını yaparlardı...'

İkincisi Aziz Üstel: 'Yağmura teslim olan köy!' Yazının başlığı böyle, devamı şöyle: 'Köy derken elbette İstanbul'dan söz ediyorum. Dünyanın hiçbir çağdaş kentinde, yağmur, böylesine bardaktan boşanırcasına da yağsa, bir kenti bu kadar etkileyemez! Okullar kapanıyor, evleri seller sular götürüyor, insanlar kentin göbeğinden geçen derede boğuluyor... Ve bu kent 2010 yılında Avrupa Kültür Başkenti diye dolanıyor ortalıkta...'

İstanbul'a sadece yaz yağmuru yağdığında böyle oluyorsa; sel, kar, zelzele, savaş ve benzeri daha başka âfetlerde neler olabileceğini düşünün; alınası tedbirleri düşünün!..

...

İnsanlık belli bir çağa gelince kentleşmiş, kentler kurulmuş ama bu kentler maalesef plan veya projeye göre oluşmamıştır. Dolayısıyla bu kentlerde trafik sorunu, kar ve sel sorunu, zelzele sorunu çözülemiyor, savaş yani savunma sorunu çözülemiyor. Bu sorunlar sadece mevcut iktidarın ürettiği sorunlar değildir, bu sorunlar İstanbul kurulduğundan beri oluşmuş sorunlardır. Elbette bu sorunların çözümü de sadece bu iktidara yüklenemez. Bu iktidarın sorumluluğu; bunu çözmek sanki kendisinin sorumluluğunda imiş gibi davranıp; uzlaşmadan karar alması, bilenlerin ve halkın önerilerini kâle almamasıdır.

AK Parti'nin bugünkü Büyükşehir Belediye Başkanı'ndan "İstanbul'un sorunlarının çözümleri" hakkında konuşmak üzere randevu istemiştik. 'Ben Adil Düzen taraftarı değilim!' deyip görüşmemiştir! İşte, iktidarın en önemli eksiği veya suçu budur.

Sn. Başbakan'ın suçu: Kendi İstanbul başkanlığı döneminde çözüm önerilerimizi dinlememesi, dinlediğinde gereğini yapmaması; kendisinden sonra da 'başkan' diye 'İstanbul'un sorunlarına çözümler üretenlere kulak vermeyen birini' orada oturtmasıdır.

...

İstanbul'un sorunları tüm İstanbulluların, tüm Türkiye'nin, tüm dünyanın sorunudur. Herkes elinden gelen katkıyı yapmalıdır. Birlikte hareket edip 1500 senelik birikmiş sorunları çözmeliyiz. Bizim katkımızı istemeyen başkanı, katkımızı isteyenle değiştirmeliyiz.

İstanbul'un sorunlarının çözülmesi için her şeyden önce "İstanbul'un Sorunlarını Çözme Kurulu" oluşturulmalıdır. Bu kurulu İstanbul Büyükşehir Belediyesi oluşturacaktır. Bu kurul, İstanbul belediye meclisi seçimlerinde yüzde beş oy alan her partinin bir ilim adamını üye olarak göndermesi ile oluşacaktır. Bu kurula bir fon ayrılacaktır. Ayrıca bunlar kamu imkanlarından yararlanma yetkisine sahip olacaklardır. Önce İstanbul'u örgütleyeceklerdir. Bu örgüt "İstanbul'u Kalkındırma Kooperatifleri" şeklinde olabilir.

Her yüz hane bir semt olacaktır. Ona yakın semt halkı birleşip bir kooperatif kuracaktır. Ona yakın kooperatifin bir merkezi olacaktır. Kooperatiflerin kurduğu kooperatifler ortaklığı olabilir. Kooperatif ortaklıkları bir "Merkez Kooperatif" kurar. Böylece her ilçemizde merkez kooperatifleri oluşur. Bu kooperatiflerin başında "İstanbul'u Kalkındırma Kurulu" bulunur.

Örgütlenmeyen topluluk, planlama yapmayan topluluk sorunları ortaya koyamaz, önerilerde bulunamaz, bir iş yapamaz ve kendini koruyamaz.

Çözümler üzerinde durmaya devam edeceğim...

 

 

Yorum: Allah istanbul u daha büyük afetlerden korusun yoksa halimiz nice olur düşünmek bile istemiyorum sayın Reşat bey çok güzel bir konuya değinmiş teşekkür ederim.

 

Ilker Ardic

Yorumcu 
Yorum 
Reşat Nuri Erol
17.06.2010
10:16

Fazla kola tüketenler aman dikkat!

Yapılan bir araştırma, kolanın zararlarından birini daha ortaya çıkardı...

Harvard Üniversitesi’nde fareler üzerinde yapılan araştırmaya göre; gazlı içeceklerin içinde bulunan fosfat maddesi, cilt ve kaslarda bozulmaya yol açıyor. Et, ekmek ve pasta gibi gıdalarda da kullanılan fosfat, kalp ve böbreklere de zarar veriyor.

Geçtiğimiz yıl ABD’de yapılan bir araştırmada, haftada 3 bardak gazlı içecek tüketmenin pankreas kanserine yakalanma riskini iki kat artırdığı saptanmış.

Sayfa: 2 / 2 (11 Yorum)Prev1[2]Next


YorumYap

Sayı: 53 | Tarih: 13.6.2010
Reşat Nuri Erol
İstanbul'a yağmur yağdı...
1057 Okunma
11 Yorum
Ilker Ardic
Mehmet Şevket Eygi
Kadından Cuma İmamı!..
769 Okunma
Emine Hocaoğlu
Nihal Bengisu Karaca
Hatlar karıştı ama manzara çok net
755 Okunma
Hakan Kandal
Ahmet Hakan
Hoca Efendi tartışılmaz mı?
737 Okunma
1 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Toktamış Ateş
Mavi Marmara'nın düşündürdükleri
711 Okunma
Osman Eskicioğlu
Mehmet Altan
Yunanistan 24, Türkiye 79. sırada
696 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Fikret Bila
Türkiye "hayır" demek zorundaydı
676 Okunma
Harun Özdemir
Oktay Ekşi
Hâlâ Batılı mıyız?
662 Okunma
Vahap Alma
Hayrettin Karaman
Asıl muhalefet İslam'a
662 Okunma
Hilmi Altın
Zülfü Livaneli
Batı’nın AKP aşkı, nefrete dönüştü
647 Okunma
Ali Bülent Dilek
Fehmi Koru
Muhalif olmak
640 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mahir Kaynak
Anlamlı çelişkiler
630 Okunma
2 Yorum
Süleyman Karagülle
Ruşen Çakır
Hem İsrail’e, hem ABD’ye, hem kendi cemaatine sesl
611 Okunma
Tayibet Erzen
Derya Sazak
Şekil ve öz
610 Okunma
Serdar Turan