Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Oktay Ekşi - Hürriyet Vahap Alma
İlk Ders
633 Okunma, 0 Yorum

02.01.2010

YILIN birinci günü diye dün yazıya iyimser sözlerle başlamayı düşünüyorduk. Niyetimiz “kapatılma” kararı yürürlüğe giren Demokratik Toplum Partisi yerine geçen Barış ve Demokrasi Partisi için (aslında isim değiştirme dışında bir fark olmadığını bilsek ve umutlu olmasak da) iyimser bir şeyler söylemekti.

İştahımız kursağımızda kaldı:

“DTP'yi kapatma kararını” Anayasa Mahkemesi'nin değil de Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AKP) verdiği veya verdirdiği varsayımıyla hareket eden “yüzleri poşuyla kapalı” bir grup yiğit(!) dün bu partinin Diyarbakır İl Başkanlığı'na “molotofkokteyli” denen “alevli” şişelerden atmışlar.


Gerçi attıkları hedefe ulaşmamış ama, bunların “barış, kardeşlik, hak, adalet ve hukuk”tan başka bir şey istemediklerine ilişkin iddialarıyla yaptıklarını yan yana koyunca, kimin ne kadar barışçı olduğu görülüyor.


Sadece o değil, Anayasa Mahkemesi'nin DTP'yi “kapatma” kararını “hukuki” değil de “siyasi” sayanların ne kadar temelsiz konuştuklarına da bu olay ışık tutuyor.


Diyebilirsiniz ki bir tek “molotofkokteyli” atma olayına bakıp da o sonuca ulaşılabilir mi?


Eğer Anayasa Mahkemesi'nin DTP hakkındaki kararının gerekçesini okursanız sadece bu olayın değil, o anlayışın ürünü olan sayısız bu tür olayların mahkemeye o “kapatma” kararını verdirdiğini görürsünüz.

 

 

     Yorum:

 

     Dilimizde Tüy Bitti Yeter!

 

     Hiç azımsanacak şekilde değil 26 sene… İlk eylemiydi PKK’nın. O dönemlerde Türkiye büyük bir ülkeydi ve Ülkenin düzenli ordusunun PKK’nın düzensiz ordusunu yeneceği kesindi. Ama hiç de öyle olmadı. Düzenli bir ordunun düzensiz orduyla mücadelesi çok da kolay değilmiş. Türkiye bir ölü evine döndü. Güneydoğu’da evinden cenaze çıkmayan ev neredeyse kalmadı. Müslüman müslümanı kırıyordu. Kardeşler birbirine düşmüş/düşürülmüş hayatlarının en kutsal savaşını veriyorlardı!

 

     Kimine göre PKK’nın kurucusu MİT ile çalışan biriydi. Ama artık bunun da pek bir önemi kalmadı. Çünkü sürdürülen kimlik(!) mücadelesi verilen kayıpların gölgesinde kaldı. Türkiye’nin doğusu ile batısı arasında gelişmişlik adına çok büyük uçurumlar meydana geldi. Halk büyük oranda fakirleşti. Köylerinden göç ettiler. Yolları bozuk kaldı. Hastanelerindeki uzman doktor sayısı ‘’yok’ denecek kadar azaldı. En önemlisi eğitim hakkından mahrum kaldılar. Bütün bunlardan sonra asıl ikinci sınıf vatandaş statüsünü o zaman kazandılar!

 

     Aradan geçen 8 yılın ardından, Özal bir kürt raporu hazırlattı. Ömrü yetmedi. Şimdi ise bunu AKP üstlendi. Başlattığı Kürt Açılımı’nın içini dolduramadı henüz. Kürtlerin Partisi’de, AKP’nin içini dolduramadığı açılıma beklenilen desteği vermedi/veremedi. Türkiye sınırları içinde yaşayan herkes yaşanan bu süreçte derin olayların yaşandığı konusunda hemfikir. Çünkü olayı daha basit bir dille söylersek; anlaşamayan iki taraf var. Tarafların ne istediği belli değil. Daha aynı masaya oturup sorunları bırakın çözmeyi, sorunları konuşmayı bile başaramadılar.

 

    İnsanlar bütün bu yaşananlardan sonra gah çözülecek umuduyla sevindiler gah umutlarını ertelediler. Çünkü İktidar Partisi dışındaki bütün partiler (BDP dahil) açılımın içini dolduracak herhangi bir destekte bulunmadı. İyi bilmelidirleri ki; ne Türkiye parçalanacak, ne de Kürtler bitecek. Partilerin üzerine düşen görev, meclis çatısı altında maaşlarını alıp yerli-yersiz nutuklar atmak değil, millet tarafından, milletin meclisinde milletin sorunlarını milletin istekleri doğrultusunda sağduyulu bir şekilde çözmektir!

 

     Saygılar…

 

    

 

    

 

Vahap Alma



YorumYap

Sayı: 31 | Tarih: 10.1.2010
Hayrettin Karaman
Demokratik açılım
905 Okunma
1 Yorum
Hilmi Altın
Toktamış Ateş
Demokrasi döneklik ve erdem
868 Okunma
Osman Eskicioğlu
Reşat Nuri Erol
Enerji siyasetimiz nenasıl olmalıdır?
766 Okunma
Ilker Ardic
Yılmaz Özdil
Profesör Onur Erol bunların yanında hemşire bile o
730 Okunma
Leyla Okta
Ebubekir Sifil
Hangi İslam
711 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Gülay Göktürk
Değişimin yolu-yordamı
703 Okunma
Adem Çevik
Zülfü Livaneli
Einstein’ın şoförü
682 Okunma
Ali Bülent Dilek
Bekir Berat Özipek
‘Yeni İttihatçılar’, ‘kilit haberleşmeciler’ ve be
679 Okunma
Bünyamin Demir
Ahmet Hakan
Hasan Cemal ile Nuray Mert arasında
662 Okunma
6 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Ruşen Çakır
Açılım iki fotoğrafın kurbanı oluyor
658 Okunma
Tayibet Erzen
Oktay Ekşi
İlk Ders
633 Okunma
Vahap Alma
Can Ataklı
Alternatif var aslında
627 Okunma
Mesut Karaaytu
Rasim Ozan Kütahyalı
Medyadaki umumi manzara
627 Okunma
Recep Yıldırım
Nihal Bengisu Karaca
2010 felaket tellalı...
623 Okunma
Hakan Kandal
Abdülkadir Özkan
Emekliye sürpriz !..
618 Okunma
1 Yorum
Özgül Ertuğrul
Fehmi Koru
Heyecandan umuda yolculuk
611 Okunma
Ahmet Kirtekin
Mahir Kaynak
Medyanın Geleceği
581 Okunma
Süleyman Karagülle
Fikret Bila
Kıyat'ın analizi
568 Okunma
1 Yorum
Harun Özdemir
Mehmet Altan
Filistin’e yol neden açık değil?
552 Okunma
Mehmet Hikmetumut
Mehmet Şevket Eygi
Paranın Putlaştırılması
551 Okunma
Emine Hocaoğlu
Mehmet Niyazi
Sıkıntılarımızın kaynağı
533 Okunma
Abdurrahman Erol
Nazlı Ilıcak
Baykal'dan karartma
510 Okunma
Fatma Karuç