Lütfi Hocaoğlu
Sağlık Ayetleri 1
Kuran'da Sağlık, Hastalık Tanımları
14.09.2026
9 Okunma, 0 Yorum

SAĞLIK AYETLERİ- 1. Hafta

 

 

Sağlık

Geleneksel tanım: Sağlık, hastalık veya sakatlığın bulunmaması hâlidir.

Fonksiyonel tanım: Sağlık, organizmanın kendi yapısal ve işlevsel bütünlüğünü koruyarak çevresine uyum sağlayabilme durumudur.

Denge temelli tanım: Sağlık, organizmanın iç ve dış değişikliklere rağmen dinamik dengesini sürdürebilme kapasitesidir.

Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tanımı: Sağlık, yalnızca hastalık veya sakatlığın bulunmaması değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hâlidir.

Bütüncül yaklaşım: Sağlık, kişinin fiziksel, biyokimyasal, duygusal/psikolojik, sosyal ve diğer işlevsel yönleri arasında uyum ve bütünlüğün bulunmasıdır.

Uyum ve kapasite temelli tanım: Sağlık, bireyin yaşamın değişen şartlarına uyum sağlama, kendini düzenleme ve işlevlerini sürdürebilme kapasitesidir.

 

Bu tanımlardan en doğrusu denge temelli tanımdır.

 

Kuran’da Sağlık

Kuran’da sağlığı ifade eden kök سلم köküdür. Bu kökten gelen 140 kelime vardır.

Bu kök dördüncü bâbdan (سَلِمَ - يَسْلَمُ) “bir kimsenin, bir şeyin bileşenlerinin ve yapısının birisine, bir şeye, bir duruma maruz kalmasına veya bulunduğu yerin ve çevresinin değişmesine rağmen bulunduğu hal üzerinde bozulmadan kalması” manasındadır. Sülasi kök manası budur. Diğer bablardaki manalar bundan türemiştir.

 

سلم kökünün Kuran’da fiil olarak geçişleri

Bâb

Mazi

Muzari

Emir

Nehiy

Toplam

İf’âl

14

5

3

0

22

Tef’îl

2

2

2

0

6

Toplam

16

7

5

0

28

Görüldüğü gibi سلم kökünden hiçbir zaman nehiy fiil gelmez.

 

سلم kökünün if’âl bâbı mazi malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

أَسْلَمُوا

3

أَسْلَمَا

5

أَسْلَمَ

5

Eril

3.Şahıs

أَسْلَمْنَ

أَسْلَمَتَا

أَسْلَمَتْ

Dişil

أَسْلَمْتُمْ

1

أَسْلَمْتُمَا

أَسْلَمْتَ

Eril

2.Şahıs

أَسْلَمْتُنَّ

أَسْلَمْتُمَا

أَسْلَمْتِ

Dişil

أَسْلَمْنَا

1

أَسْلَمْنَا

أَسْلَمْتُ

3

1.Şahıs

 

سلم kökünün if’âl bâbı muzari malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

يُسْلِمُونَ

1

يُسْلِمَانِ

يُسْلِمُ

Merfu

Eril

3.Şahıs

يُسْلِمُوا

يُسْلِمَا

يُسْلِمَ

Mensub

يُسْلِمُوا

يُسْلِمَا

يُسْلِمْ

1

Meczum

يُسْلِمْنَ

تُسْلِمَانِ

تُسْلِمُ

Merfu

Dişil

يُسْلِمْنَ

تُسْلِمَا

تُسْلِمَ

Mensub

يُسْلِمْنَ

تُسْلِمَا

تُسْلِمْ

Meczum

تُسْلِمُونَ

1

تُسْلِمَانِ

تُسْلِمُ

Merfu

Eril

2.Şahıs

تُسْلِمُوا

تُسْلِمَا

تُسْلِمَ

Mensub

تُسْلِمُوا

تُسْلِمَا

تُسْلِمْ

Meczum

تُسْلِمْنَ

تُسْلِمَانِ

تُسْلِمِينَ

Merfu

Dişil

تُسْلِمْنَ

تُسْلِمَا

تُسْلِمِي

Mensub

تُسْلِمْنَ

تُسْلِمَا

تُسْلِمِي

Meczum

نُسْلِمُ

نُسْلِمُ

أُسْلِمُ

Merfu

1.Şahıs

نُسْلِمَ

1

نُسْلِمَ

أُسْلِمَ

1

Mensub

نُسْلِمْ

نُسْلِمْ

أُسْلِمْ

Meczum

 

سلم kökünün if’âl bâbı emir malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

لِيُسْلِمُوا

لِيُسْلِمَا

لِيُسْلِمْ

Eril

3.Şahıs

لِيُسْلِمْنَ

لِتُسْلِمَا

لِتُسْلِمْ

Dişil

أَسْلِمُوا

2

أَسْلِمَا

أَسْلِمْ

1

Eril

2.Şahıs

أَسْلِمْنَ

أَسْلِمَا

أَسْلِمِي

Dişil

لِنُسْلِمْ

لِنُسْلِمْ

لِأُسْلِمْ

1.Şahıs

 

سلم kökünün tef’îl bâbı mazi malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

سَلَّمُوا

سَلَّمَا

سَلَّمَ

1

Eril

3.Şahıs

سَلَّمْنَ

سَلَّمَتَا

سَلَّمَتْ

Dişil

سَلَّمْتُمْ

1

سَلَّمْتُمَا

سَلَّمْتَ

Eril

2.Şahıs

سَلَّمْتُنَّ

سَلَّمْتُمَا

سَلَّمْتِ

Dişil

سَلَّمْنَا

سَلَّمْنَا

سَلَّمْتُ

1.Şahıs

 

سلم kökünün tef’îl bâbı muzari malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

يُسَلِّمُونَ

يُسَلِّمَانِ

يُسَلِّمُ

Merfu

Eril

3.Şahıs

يُسَلِّمُوا

1

يُسَلِّمَا

يُسَلِّمَ

Mensub

يُسَلِّمُوا

يُسَلِّمَا

يُسَلِّمْ

Meczum

يُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَانِ

تُسَلِّمُ

Merfu

Dişil

يُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمَ

Mensub

يُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمْ

Meczum

تُسَلِّمُونَ

تُسَلِّمَانِ

تُسَلِّمُ

Merfu

Eril

2.Şahıs

تُسَلِّمُوا

1

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمَ

Mensub

تُسَلِّمُوا

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمْ

Meczum

تُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَانِ

تُسَلِّمِينَ

Merfu

Dişil

تُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمِي

Mensub

تُسَلِّمْنَ

تُسَلِّمَا

تُسَلِّمِي

Meczum

نُسَلِّمُ

نُسَلِّمُ

أُسَلِّمُ

Merfu

1.Şahıs

نُسَلِّمَ

نُسَلِّمَ

أُسَلِّمَ

Mensub

نُسَلِّمْ

نُسَلِّمْ

أُسَلِّمْ

Meczum

 

سلم kökünün tef’îl bâbı emir malum çekimleri ve Kuran’da geçiş sayıları

Çoğul

İkil

Tekil

سلم

لِيُسَلِّمُوا

لِيُسَلِّمَا

لِيُسَلِّمْ

Eril

3.Şahıs

لِيُسَلِّمْنَ

لِتُسَلِّمَا

لِتُسَلِّمْ

Dişil

سَلِّمُوا

2

سَلِّمَا

سَلِّمْ

Eril

2.Şahıs

سَلِّمْنَ

سَلِّمَا

سَلِّمِي

Dişil

لِنُسَلِّمْ

لِنُسَلِّمْ

لِأُسَلِّمْ

1.Şahıs

 

سلم kökünün Kuran’da isim olarak geçişleri

 

Camid isim

Mastar

Müştak

Toplam

4. bâb

-

42

3

45

İf’âl

-

8

42

50

Tef’îl

-

3

3

6

Müfâele

-

5

0

5

İstif’âl

-

0

1

1

Bâbsız

5

-

-

5

Toplam

5

58

49

112

سلم kökünün Kuran’da müştak isim olarak geçişleri

 

İsm-i fâil

İsm-i mef’ûl

Sıfat-ı müşebbehe

Toplam

4. bâb

سَالِم

1

0

سَلِيم

2

3

İf’âl

مُسْلِم

42

0

0

42

Tef’îl

0

مُسَلَّمَة

3

0

3

İstif’âl

مُسْتَسْلِم

1

0

0

1

Toplam

44

3

2

49

سلم kökünün Kuran’da camid isim olarak geçişleri

Kelime

Geçiş

السَّلْم

2

السِّلْم

1

سُلَّم

2

Toplam

5

سلم kökünün Kuran’da mastar olarak geçişleri

Bâb

Kelime

Geçiş

4. bâb

سَلَام

42

İf’âl

إِسْلَام

8

Tef’îl

تَسْلِيم

3

Müfâele

سَلَم

5

Toplam

 

58

 

سَلْم “Barış” demektir. Mastar olarak bir kimsenin, bir şeyin parçalarının, bileşenlerinin bulunduğu yerin ve çevresinin değişmesine rağmen bulunduğu hal üzerinde bozulmadan kalması manasından güven içinde, emniyet içinde olma, zarar görmeme anlamındadır. “Barış” demektir. سَلْم tek kulpu olan deriden kovaya denir. Çubuk şeklinde olan bu kulp hem taşımayı sağlar hem de kovanın devrilmesini önler. Böylece bulunduğu hal üzerinde bozulmadan kalmayı sağlar.

سِلْم “Barış dönemi” demektir.

سَلِيم “Selim” demektir. Sıfat-ı müşebbehedir. Herhangi bir kötülük, hastalık veya zarar verici herhangi bir şeyden uzak olan manasındadır.

سَلَام “Sağlam olma, esenlik” demektir. سلم kökünden mastardır. سَلْم mastarının mübalağalısı سَلَام mastarıdır. Bu bozulmadan sağlıklı, sağlam olmanın mübalağalı şekilde olması onun esenlik içinde olmasıdır.

سُلَّم “Merdiven” demektir. Zarar verici şeylerden uzak olmak için kullanılan araç manasında ism-i âlet manasında camid isimdir.

İslam kelimesi de zaman içinde müslim, mümin, din kelimeleri gibi mana tahrifatına uğramıştır. Bugün anlaşıldığı anlamıyla direk bir ilgisi yoktur. İslam dış etkilere rağmen bozulmadan, bulunduğu hal üzerinde kalmak demektir. İslam olmak demek bulunduğu hali değiştirmeden kalmak demektir. İf’âl bâbının diğer manası duhul-u fi-z zaman, duhul-u fi-l mekân, duhul-u fi-l hâl gibi yeni bir duruma girmek ve o hal üzerinde kalmaktır. Bozulmayan bir düzen, yapı içine girmek, o yapı ile uyum içinde olmak anlamına gelir.

إِذْ قَالَ لَهُ رَبُّهُ أَسْلِمْ قَالَ أَسْلَمْتُ لِرَبِّ الْعَالَمِينَ

Rabbi ona “islam ol” dediğinde “alemlerin rabbi için islam oldum” demişti. (Bakara 131)

Bu ayette İbrahim Peygambere Allah bulunduğun hali değiştirme diyor. Sakın onlara uyma diyor. Onlar ne yaparsa yapsın duruşunu bozma diyor. O da alemlerin rabbi için duruşumu bozmayacağım diyor.

قُلْ إِنِّي أُمِرْتُ أَنْ أَكُونَ أَوَّلَ مَنْ أَسْلَمَ وَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

“Kesinlikle ben islam olanın ilki olmakla emrolundum ve kesinlikle müşriklerden olmayın” de. (En’am 14)

Burada da duruşunu bozmayanlardan ilki olmakla emrolunma durumu vardır.

قَالَتْ رَبِّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي وَأَسْلَمْتُ مَعَ سُلَيْمَانَ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

“Rabbim, kesinlikle ben kendime zulmettim ve Süleyman’la beraber alemlerin rabbi olan Allah için islam oldum” dedi. (Neml 44)

Sebe melikesi Süleyman’la beraber islam olmuştur. Onun bozulmayan, dengeli sistemi içine dahil olmuştur.

قَالَتِ الْأَعْرَابُ آمَنَّا قُلْ لَمْ تُؤْمِنُوا وَلَكِنْ قُولُوا أَسْلَمْنَا وَلَمَّا يَدْخُلِ الْإِيمَانُ فِي قُلُوبِكُمْ وَإِنْ تُطِيعُوا اللَّهَ وَرَسُولَهُ لَا يَلِتْكُمْ مِنْ أَعْمَالِكُمْ شَيْئًا إِنَّ اللَّهَ غَفُورٌ رَحِيمٌ (14) إِنَّمَا الْمُؤْمِنُونَ الَّذِينَ آمَنُوا بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ ثُمَّ لَمْ يَرْتَابُوا وَجَاهَدُوا بِأَمْوَالِهِمْ وَأَنْفُسِهِمْ فِي سَبِيلِ اللَّهِ أُولَئِكَ هُمُ الصَّادِقُونَ (15) قُلْ أَتُعَلِّمُونَ اللَّهَ بِدِينِكُمْ وَاللَّهُ يَعْلَمُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَاللَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَلِيمٌ (16) يَمُنُّونَ عَلَيْكَ أَنْ أَسْلَمُوا قُلْ لَا تَمُنُّوا عَلَيَّ إِسْلَامَكُمْ بَلِ اللَّهُ يَمُنُّ عَلَيْكُمْ أَنْ هَدَاكُمْ لِلْإِيمَانِ إِنْ كُنْتُمْ صَادِقِينَ (17)

Araplar “iman ettik” dediler. “İman etmediniz ve ancak islam olduk deyin, iman henüz kalbinize girmedi, Allah ve resulüne itaat ederseniz amellerinizden hiçbir şeyi eksiltmez. Kesinlikle Allah gafur rahimdir.” de. Müminler yalnızca Allah ve resulüne iman eden sonra kafası bulanıklaşmayan ve malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenlerdir. Onlar, onlar sadıklardır. “Allah göklerde olanı ve yerde olanı bilirken ve Allah her şeyin bilicisiyken Allah’a dininizi öğretiyor musunuz?” de. İslam olmalarını sana minnet ediyorlar. “İslamınızı bana minnet etmeyin, aksine Allah sizi imana rehberlik etmesini size minnet eder, eğer sadıklar iseniz” de. (Hucurat 14-17)

Araplar iman ettik demişlerdir ama aslında islam olmuşlardır. İslam olarak bozulmayan, kendi içinde dengeli olan sistem içine girmişler, bu sistem içinde sistemin bir parçası olarak kimseye zarar vermeden, sistemi bozucu işler yapmadan yaşayacaklarını belirtmiş olmaktadırlar. Aslında müslim olmuşlardır, mümin olmamışlardır. İman güvenlik demektir. Mümin “güven veren”, “güvenliği sağlayan”, بِ harf-i ceri ile “güvenen” demektir. Allah’ın da sıfatıdır mümin. Mümin kendi içinde dengeli ve bozulmayan sistem olan İslam’ın dinini (düzenini) korur, güvenliği sağlar, başkalarına zarar gelmesini önler. Müslim zarar vermez ama korumaz da. Bu nedenle ayette إِسْلَامَكُمْ denmekte, Kuran böylece islama bugün verilen anlamı değil, mastar anlamını vermektedir.

قُلْ لِلْمُخَلَّفِينَ مِنَ الْأَعْرَابِ سَتُدْعَوْنَ إِلَى قَوْمٍ أُولِي بَأْسٍ شَدِيدٍ تُقَاتِلُونَهُمْ أَوْ يُسْلِمُونَ

Araplardan geride kalanlara “yakında şiddetli zorluk sahibi bir kavme çağrılacaksınız. Onlarla savaşacaksınız veya islam olacaklar” de. (Fetih 16)

Görüldüğü gibi bir topluluk islam olmaya savaşla zorlanılmaktadır. İslama günümüzdeki anlamın verilmediği çok açıktır. İslam olacaklar, yani düzenleri dengeli, bozulmayan bir şekilde olacaktır. Duruşları düzgün olacak, sistemli, Allah’ın kurallarına uygun olan dengeli kurallar içinde yaşayacaklardır. Aksi takdirde o kavim kendi içinde kendi vatandaşlarına zulmetmektedir. İslam olmayan düzenlerin hepsi zulüm düzenidir.

Günümüzde din kelimesi “inanç” anlamında kullanılmaktadır. Hıristiyanlık dini, Yahudilik dini, İslam dini şeklinde kullanılmaktadır. Kuran’da Hıristiyanlık dini ve Yahudilik dini ifadesi geçmediği gibi İslam dini ifadesi de geçmez, “din olarak İslam” ifadesi geçer, “Allah’ın dini” ifadesi geçer. Din kelimesi Kuran’da düzen (hukuk düzeni) anlamındadır. Uyulması gereken kurallar bütünüdür.

وَرَضِيتُ لَكُمُ الْإِسْلَامَ دِينًا

Sizin için din olarak İslam’dan razı oldum. (Maide 3)

إِنَّ الدِّينَ عِنْدَ اللَّهِ الْإِسْلَامُ

Kesinlikle Allah’ın indinde din İslam’dır. (Ali İmran 19)

Din olarak İslam vardır. Din olmayarak da islam vardır. Bu nedenle Kuran’da دِينُ الْإِسْلَامِ (İslam dini) ifadesi geçmez. İslam sadece dinin vasfı değildir. Bozulmadan, dengeli bir şekilde durmak, dengesinin bozulmaması için sürekli müdahale gerektirmemektir.

Ayetlerde de görüldüğü gibi hukuk düzeninin, uyulması gerekli kuralların İslam olması gereklidir. İslam yapısı bozulmadan kendi içinde dengeli olmak demektir. Hukuk düzeni İslam olmalıdır. Kendi içinde dengeli olmalıdır. Sürekli müdahalelere gerek duyulmamalıdır. Her gün yeni bir mevzuat üretmeye gerek olmamalıdır. Günümüzde dünyada hiçbir yerde Allah’ın dini yoktur. Dolayısıyla din olarak İslam da yoktur. İslam ancak Allah’ın dini ile mümkündür. Allah’ın kurallarının geçerli kurallar olması ile mümkündür. Diğer bütün kurallar dengesizdir ve bozulur. Sürekli müdahale gerektirir. Her gün yeni bir sorun ortaya çıkar, hemen ona bir mevzuat üretirler. O kadar dengesizdir ki sistem, kanunlar yetişmez, kararnameler çıkarılır, o da bozulmanın hızına yetişemez, kanuna dayanmayan yönetmeliklerle kanunmuş gibi kurallar, cezalar üretilir. O da bozulmanın hızına yetişemez. Sistem sürekli müdahale gerektirir. Sistemin dengesizliğini düzeltmek için çıkarılan her kural başka bir dengesizlik ortaya çıkarır. Sonra onu düzeltmek için çıkarılan bir başka kural başka yeri bozar. Çıkarılan kurallar insanların birbiri ile çatışmasına sebep olur. Bunu düzeltmek için çıkarılan kural da başka çatışmalara sebebiyet verir. Bu şekilde zincirleme devam eder gider. Mevzuat artık o kadar şişer ki kimse bütününe hâkim olamaz hale gelir. Sürekli müdahale edildiği için artık birbiri ile de çelişir hale gelir. Hakimler nasıl karar vereceklerini şaşırır hale gelirler. Allah’ın dininde, İslam olan dinde yani hukuk düzeninde ise böyle şeyler yoktur. Yarattığını en iyi bilen Allah’ın kurallarına dayanan kurallar dengelidir. Sisteme sürekli müdahaleler gerekmez. Bozulmadan devam eder gider. İşte bu İslam’dır.

Görüldüğü gibi سلم kökü hem insan hem de toplumsal düzen için aynı manayı içermektedir. İki durumda da sağlık manasındadır.

İslam (الْإِسْلَامَ) din olarak sağlıklı hukuk düzeni demektir. Dış etkilere, her türlü yeni duruma karşı topluluğun bozulmadan kalması, sağlığını koruması demektir.

Müslim (مُسْلِم) duruşunu bozmayan, her türlü dış etkiye, her türlü yeni duruma rağmen Allah’ın kurallarının dışına çıkmadan yaşayan kimsedir.

Selâm (سَلَام) sağlık demektir. Salim (سَالِم) ve selim (سَلِيم) ise insanın sağlıklı olması, dış etkilere rağmen organlarının, sistemlerinin ve tüm bedeninin bozulmadan kalır halde olmasını ifade eden sıfatlardır.

وَقَدْ كَانُوا يُدْعَوْنَ إِلَى السُّجُودِ وَهُمْ سَالِمُونَ

Sağlıklı halde iken onlar secdeye davet edilmişlerdi. (Kalem 43)

Bu ayette salim (سَالِم) ifadesi sağlıklı olan anlamındadır. Secdeye mâni olan bir sağlık durumlarının olmadığı ifade edilmiştir. Türkçedeki “sağlam” kelimesine benzemektedir.

إِذْ جَاءَ رَبَّهُ بِقَلْبٍ سَلِيمٍ (84) إِذْ قَالَ لِأَبِيهِ وَقَوْمِهِ مَاذَا تَعْبُدُونَ (85)

Rabbine o (İbrahim) selim bir kalple gelmişti. Babasına ve kavmine “neye ibadet ediyorsunuz?” demişti. (Saffat 84-85)

Bu ayetlerde İbrahim Peygamberin kalbinin yani beyninin selim olduğu yani mübalağalı bir şekilde sağlıklı düşünen bir beyin olduğu ifade edilmiştir. Onların ibadetlerini sorgulamaktadır. Bu da onun beyninin sağlıklı düşünmesi ile bağlantılı olarak ifade edilmiştir.

Salim (سَالِم) sağlıklı demektir. Selim (سَلِيم) ise bir sağlık halini ifade eden sıfat-ı müşebbehedir. Çevresindeki şartlarda çok şiddetli değişiklikler meydana gelmesine rağmen bütün bileşenleri ve yapısı tamamen olduğu hâl üzere kalan demektir.

إِنَّ اللَّهَ وَمَلَائِكَتَهُ يُصَلُّونَ عَلَى النَّبِيِّ يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا صَلُّوا عَلَيْهِ وَسَلِّمُوا تَسْلِيمًا

Kesinlikle Allah ve melekleri nebiye destek oluyorlar. Ey iman edenler ona destek olun ve onu teslim edin (selîm kılın). (Ahzab 56)

Burada teslim kelimesi kullanılmaktadır. Teslim demek “her tür dış etkiye ve çevresindeki şartlar değişmesine rağmen birisinin veya bir şeyin bileşenlerinin ve yapısının olduğu hâl üzere kalması için ciddi şekilde ve özenle çalışmak” demektir. İmanda (güvenlikte) organize olanlara nebiyi korumaları, her türlü dış etkide, şartların değişmesinde ona bir zararın dokunmaması için bir çaba ve özen içinde olmaları tef’îl bâbı ile ifade edilmektedir. Tef’îl bâbı teksir ve mübalağa ifade eder. Nebi her türlü saldırıdan korunmalı, sağlığı da korunmalıdır. Türkçede de kullanılan birisine bir şeyi teslim etmek demek sadece ona ulaştırmak demek değildir, ona o şeyi herhangi bir yapısal veya fonksiyonel bozukluk olmadan sağlam bir şekilde ulaştırmak demektir.

 

Kuran’da Hastalık

Kuran’da hastalığı ifade eden kök مرض köküdür. Bu kökten gelen 24 kelime vardır.

Dördüncü bâbdan (مَرِضَ - يَمْرَضُ) “vücudun organlarından bir veya birkaçının yapı ve işlevinin, asıl durumundan, daha düşük verimliliğe sahip ve normal olarak kendisinden isteneni yerine getirmeyen yeni bir duruma değişmesi” demektir.

İsim olarak “hastalık” anlamında مَرَض şeklinde 13 kere, “hasta” anlamında مَرِيض şeklinde tekil, مَرْضَى şeklinde çoğul olarak toplam 10 kere geçer. Fiil olarak “hastalanmak” anlamında مَرِضْتُ şeklinde 1 kere mazi malum fiil olarak geçer.

 

 

Kuran’da Hastalıktan Sağlığa Geçme

Kuran’da hastalıktan iyileşmeyi ifade eden kök شفي dir. Bu kökten gelen 6 kelime vardır.

İkinci bâbdan (شَفَى - يَشْفِي) “iyileştirmek” anlamındadır ve fiil olarak يَشْفِي şeklinde 2 kere, isim olarak شِفَاء şeklinde 4 kere geçer. Şifa (شِفَاء) “iyileşme aracı, iyileştirici araç” demektir.

وَإِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْفِينِ

Hastalandığım zaman O bana şifa verir. (Şuara 80)

Kuran’da hastalanma ve iyileşme fiilinin geçtiği tek ayet budur. İkisi de fiil olarak Kuran’da bir kere geçer ve ikisi de bu ayettedir. İki zıt durum bu ayette ifade edilmiştir. İbrahim Peygamber kavmi ile konuşmaktadır. Allah’ın tek ilah olarak vasıflarını sayarken hastalanmayı kendisine ait olarak ifade etmiş, şifanın ise Allah’tan geldiğini ifade etmiştir.

 

 

Dr. M. Lütfi Hocaoğlu

14.09.2026

Online

 






Son Yorumlanan Seminerler
Lütfi Hocaoğlu
Sağlık Ayetleri 1
Kuran'da Sağlık, Hastalık Tanımları
14.09.2026 9 Okunma


© 2026 - Akevler