Kazım Erten
Ehl-i Sünnet'e Dair
29.08.2016
3537 Okunma, 1 Yorum

Ehl-i Sünnet Kavramı farklı açılardan, İnanç, Fıkıh ilişkisi yönleri ile Uzmanları tarafından ele alınıp değerlendiriliyor.
Biz bu yazıda kısaca Ehl-i Sünnet Kavramını Vatandaşlık Hukuku açısından ele almaya çalışacağız;

Kendisini Ehl-i Sünnet Kavramı ile tanımlayan kimse, öncelikle Vatandaşı olduğu Ülkenin Hukukuna, Sözleşmesine, Yasalarına karşı kendisini sorumlu görür. Düzen, Sistem, Devlet Yapısı içerisinde Anayasaya bağlılığı esas görür. Açıklık ilkesi içerisinde Bireysel, Sosyal, Ekonomik ilişkilerini ortaya koyar. Sosyal Yapı'da açıklık, Şeffalık yanında, Ekonomik Faaliyetlerini Kayıt, Açık Sözleşme esasına göre yürütür. Yasal ,açık Yönetim Kurulu, Karar Defteri olan, İcra edilecek Kararların karar Defterine yazıldığı Sosyal Gruplarda yer alır. Ekonomik Faaliyetlerini de, aldığını, verdiğini, borcunu, alacağını Devlete karşı açık ve Şeffaf bir Muhasebe, Envanter, Bilanço Düzeninde ortaya koyar. Gizli, Giz-li, Gizemli, Kapalı, Kripto, Kod adlı ilişkiler, yapılar içerisinde olmayı kabul etmez. Görüşlerini, eleştirilerini, alternatifini açıkça ortaya koyar. Kişisel ve Toplumsal görüş, talep ve çözümlerini açıkça ortaya koyar. Görüşleri ve önerilerini yaşama geçirmek için baskı, şlddet ve darbeyi meşru görmez. Düzen, Sistem içerisinde konuşturulmıyor, susturuluyorsa, Hukuki yollarla hakkını arar. Baskı ve mukavemetle karşılaşması durumunda Sabırlı olur. Zulme karşı Sabırla direnir. Bütün bunlara rağmen zulüm sosyal ve ekonomik yaşamını riske sokuyor, yaşamı tehlikeye giriyorsa, şiddet, baskı, ölüm tehtitleri alıyorsa vatandaşı olduğu Ülkeye, Devlete zarar vermez, Ülkeden Hicret eder, Göç eder. Devlet içerisinde Fitne, Kaosa, Manıpulasyona sebebiyet vermez. Allah'ın sonsuz genişlikteki Arazisinde Hicret, Göç seçeneğini kullanır.
Ehl-i Sünnet Kavramının temeli budur. Kur'an ve Sünnet'i, Metodolojiyi, Usulü, Uygulamayı İlim temelinde esas alır.


Ehl-i sünnet'i bu Zihniyet, Perspektif ve Paradigma ile benimseyenler DİN-MEDİNE-MEDENİYET Perspektifinde Çoğulcu Düzenler kurdular.

Bu gün bir başka durum ile karşı karşıyayız; İslam'ın Din-Medine-Medeniyet Vizyonunu Deforme etmek isteyenler, Ehl-i Sünnet Kavramı ile kendini tanımlayan Müslümanların da Şiddet, baskı,Darbe, Fitne, Kaos ve Terörü Meşrulaştırdıklarını tüm dünya'ya kabul ettirmek için örnek olarak 11 Eylül'ü, Radikal İslamcı Terörü, Daiş'i ve diğer saldırıları örnek gösteriyor. Gelinen noktada Radikal İslamcı Örgütler terör ve sözde Liberal Küresel Cemaatler, amaçlarına ulaşmak için Baskı, Teör ve Darbe'yi meşrulaştırma noktasında aynı yöntemlerde uzlaşıyor veya uzlaştırılıyorlar.

"Din'in İçinde Zorlama Yoktur" ayetini referans alan İnançlı kimse ise işin aslını biliyor. Musa Firavuna" Koltuğunda, Ülkende gözüm yok; Bırak Kavmimi alıp gideyim." diyor.Danışmanları "Bunlar giderse tarımda ve inşaatta kim çalışacak?" deyip serbestçe gitmelerini istemiyor. Hz. Muhammed Mekke'de çatışmanın, kaosun, kan dökülmesinin taraftarı olmuyor, Hicret ediyor. Yesrib'de Sözleşme Üzerinden Çoğulcu Düzen kuruyor.

Ehl-i Sünnet Kavramı üzerinden kendisini tanımlayan inançlı kimsenin temel kabullleri bunlardır. Bu sayede Kavim, devlet, Ümmet, Millet, Medeniyet olabilmiştir.

İslam, Cahiliye Dönemini, sözleşmesiz, hukuksuz Kabile düzenini, Devlet, Düzen, Hukuk, ile aşmıştır. Bunu da savaşla değil; Barış, Karşılıklı Güven ve Dayanışma, Birlikte Geliştirilmiş Üretim ve Uygulamalarla Dünyaya örnek olarak göstermiştir.

Bu gün Sünnet Ehl-i, Uygulama, Yöntem ve Metodoloji konusunda durum güncellemesi yaparak, İlim esası üzerinden Savaşla değil, İslam/Barışla yolculuğuna devam etme gibi büyük bir sorumluluk taşıyor Bu da Arızi/Geçici çözümler ile değil, Kalıcı, Sürdürülebilir, Objektif, Kapsamlı, Yeniden İnşacı, Sistem Kurucu, Düzen Geliştirici çözümler ile mümkün görünüyor. Sünnet Ehl-i Saltanat, Hanedanlık, Adil Kral, Çoğunlukçu Demokrasi'nin ötesinde 99'un yanında 1 'in hakkını koruyabildiği bir çözüm ortaya koyma yükümlülüğü taşıyor. Bunun dışında, Uluslararası Maddi destekler, Casusluk ilişkileri üzerinden aranan çözümler insanlığın son umudunu da ortadan kaldırır.

 

 


YorumcuYorum
Özer Ataç
31.08.2016
12:04

kazım brader,

Önemli dönemde, önemli hizayı önermişsiniz. 

Önerilere açık olanlar İnşaallah nasiplenecekler; kapalı olanlara Allah açıklıklık nasip buyursun.

Açıklık, Adil, vicdan kaynaklı, yalın hukuk yönetimi inşaası herşeyin önüne önüne geçmiş durumda.

Kelimeler ne kadar rahat yazılıyor, okunabiliyor. Demek ki planlamak, yapmak çok zor.

Zorluğun anahtarı  kuvvet olmadığına göre milli irade olmalı. 

Milli irade ise  arınma, öz eleştiri, yaşantı, vaat,deneme, yanılma; tanıklık;  

tekrar, arınma, eleştiriye açıklık, özeleştiri,yaşantı, vaat, deneme, yanılma,tanıklık...

böylece zenginleşerek yol, yatak, gelenek oluşmalı.

Çok zor görülüyor. Ama Cennetten indirilişimiz gibi mecburuz, zorunluyuz, kaçamayız.

Sanırım paylaşımcı birliktelik sosyolojik besmele hükmünde oluyor.

Her yerde ve şeyde  Paylaşımcı Birliktelikle başlayalım. 

Selamlar,





Son Yorumlanan Makaleler
Kazım Erten
CORONA TOPYEKÜN TASFİYE Mİ?
1.04.2020 1301 Okunma
3 Yorum 14.04.2020 02:11
Kazım Erten
ĞVZ/IVAZ
29.03.2020 1361 Okunma
1 Yorum 30.03.2020 20:52
Kazım Erten
Ehl-i Sünnet'e Dair
29.08.2016 3537 Okunma
1 Yorum 31.08.2016 12:04
Kazım Erten
7 Ağustos Bütünleşmesi
8.08.2016 3048 Okunma
3 Yorum 09.08.2016 00:05
Kazım Erten
Aile Bağları
17.05.2016 2974 Okunma
Kazım Erten
Tayyib Kavl Hamid Sırat
10.03.2019 1631 Okunma