Cennet karşılığı mal ve can ile cihad etmek
“Mü’minler ve müslimler dayanışma ortaklığı içindedirler. Müslimler cizye verirler, mü’minler ise nöbet tutarlar, sorunlarını çözerler. Müslimler de mü’minler de gelecek helâkten sorumludurlar. Müslimler maddî yardımda bulunmalı, para vermelidirler. Mü’minler ise malları ve canlarıyla cihat yapmalıdırlar. / Türkiye’de cihat yapan kimseler ortaya çıkmıştır. Akevler kurucuları, Risale-i Nur şakirtleri, Süleyman Tunahan’ın müritleri, Millî Görüşçüler cihat yapmış ve birtakım sıkıntılar geçirmişlerdir. Hapishaneye girmiş ve dayak yemişlerdir. Bunun yanında müslimler de bunları maddeten desteklemişler, onların çalışmalarına imkân sağlamışlardır. / İşte bu cihat sayesindedir ki biz bugün anayasa ekseriyeti ile iktidardayız, bu sayede Millî Görüşçüler “Adil Düzen”in kısık da olsa adını söyleyebiliyor, Akevler kendi ilmî araştırma ve çalışmalarına devam ediyor. / Şimdiye kadar “Mekke dayanışması” içindeydik. Şimdi “Medine dayanışması” içine gireceğiz. Kooperatifler hâlinde örgütleneceksiniz. Sizlere bunun için sıkı çalışmalarımızla imkânlar hazırlıyoruz. Bizim nesil aranızdan ayrılmaktadır. Bundan sonraki hamleyi sizin nesil yapacaktır.”
“Devlet olmanın özellikleri vardır.
a) Önce nüfusu olacaktır; 30 milyonla 100 milyon arasında nüfusa sahip bir ulus olmaları gerekir. Her ulusun kendine has dili vardır. O devlet içinde yaşayanlar mutlaka o dili bilirler. Kendi il ve bucak dilleri olabilir, olmalıdır ama herkes devlet dilini bilmelidir. Kur’an “lisan-ı kavmihim” diyor. / b) Toprakları olacaktır. O halk o topraklarda yaşayacaktır. Aynı dili konuştukları için ülkenin bölge merkezlerinde devamlı buluşmakta ve ticaret yapmaktadırlar. Oysa ulusların dilleri ayrı olduğu için başka ülkelere gidip dolaşmak herkes için mümkün olamayacaktır. / c) Askerleri olacaktır. Orada yaşayan halk o ülkenin savunmasına katılacaktır. Ya bedel verecek ya da asker olacaktır. Böylece o toprakların savunmasını yapacak bir askeri birliğe sahip olacaktır. / d) Bir de o devletin bir anayasası olacak, o anayasaya göre şeriat/hukuk oluşacaktır. Anayasa yasa değildir, anayasa yasaların nasıl yapılacağını, örgütlenmenin nasıl olacağını gösteren bir yasadır.
İşte, her devletin bölgelere yerleştirdiği orduları vardır. İman etmiş olan kimseler yargının emrinde ülkelerinin savunmasını yapan kimselerdir. Böylece yeryüzünde yüze yakın devlet olacaktır. Bunlar müslim devletlerdir. Yani hakemlerin kararlarına uyan devletler müslim devletlerdir. Müslim devletlerin mü’minlerden oluşmuş orduları vardır. Devleti siyasi bakımdan yönetmek onların görev ve yetkileri içindedir.”
“İman etme hicret etme ile birlikte başlar. Ayrı ayrı birbirinden uzak olan kimseler “ellezîne âmenû”nun içine dâhil değildirler. Bir araya gelecekler ve önce onar aile olarak birer “aşiret/ocak” oluşturacaklar... Hicret edecekler ve biner aile olarak “kabile/bucak” oluşturacaklar... Hicret edecekler ve 100 bin aile ile bir “şa’b/il” oluşturacaklar... Sonra hicret edecekler ve 10 milyon aile ile bir “devlet” yani “kavim” oluşturacaklardır.”
“Malları ve canları ile cihad edeceklerdir. Kur’an’ın başka âyetinde Allah onların mallarını ve canlarını cennet karşılığı satın almıştır diyor. Burada da malları ile ve canları ile cihat ederler diyor...
(…) Ama herkes bu düzenin değişmesi için harcama yapacaktır. Herkes kazandığı malların zekâtını bu düzenin değişmesi için harcayacaktır; savaşla değil barışla değişmesi için harcayacaktır. İnsanlar bu cihadı yapmazlarsa sorumlu olacaklardır…
Mü’minler ile müslimler arasındaki fark şudur. Müslimler artanı cihat için harcarlar, bedenen cihat etmezler. Mü’minler ise ihtiyaçlarını giderdikten sonra tamamını cihat için harcarlar ve canlarını da bu uğurda vermeye hazırdırlar.
Bütün insanların mü’min olmaları gerekmez ama mutlaka mü’minler olmalıdır, farz-ı kifayedir, birileri yapınca diğerlerinden sakıt olur.
Millî Görüşçüler mü’minlerdir.
AK Partililer müslimlerdir.”
708. “KUR’AN VE İLİM” haftalık seminer çalışmamızdan bir demet aktardım.