Türkler ve Türkiye’nin geleceği meselesi-2
O halde ve önceki yazımızda anlattıklarımızın ışığında Türkiye’nin geleceği nedir?
Türkiye “III. Binyıl Uygarlığı”nın kurucusu olacaktır. Türkiye’nin mukadderat gereği böyle bir görevi vardır. Ne demek istediğimizi açıklayalım. Üç asırdır Türkiye Batılılaşmakta ama İslâmiyet’i bırakmamakta, hattâ giderek İslâmiyet’i daha çok benimsemektedir. Bugün Batılı olmayanlar arasında Batı’yı en çok bilen Türkiye’dir. Japonlar yazılarını Latince yapmamışlardır, dolayısıyla Japonya’nın sadece okumuşları Batılıdır, halk hâlâ Japon’dur. Türkiye’de yaşayanlar ise Latin harfleri sayesinde Batı’yı halk olarak kavramış ve anlamıştır. İslâmiyet’i de dünyada en ileri şekilde anlamış durumdadır. Bugün “ADİL DÜZEN”i ortaya koyan başka bir ulus olmadığı gibi Gülen Cemaati kadar etkili bir dinî kuruluş da yoktur. Bütün dünyada Batı okullarını Gülen Cemaati kurmuştur ve oralarda öğrenciler tercihen bu okullara gidiyorlar. O halde yeryüzünde bu kadar kabul görmüş başka dinî kuruluş yoktur.
Hem “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”in hem de Gülen Cemaati çalışmalarının düşünce ve fikir olarak İzmir Akevler’den istifade ederek çıkmış olması bir tesadüf değildir. Müsbet ilme dayalı olarak Kur’an’ın öğrettiği “yeni düzen”in başlangıcı orada olmuş, her ikisi de İzmir Akevler’de sürdürülen “KUR’AN VE İLİM” merkezli çalışmalarla ortaya çıkmıştır.
O halde Türkiye’nin geleceği ne olacaktır?
Bir gün gelecek, Risale-i Nur şakirtleri ile Millî Görüş Hareketi mensupları ve diğer Müslümanlar Akevler’in “ADİL DÜZEN ÇALIŞMALARI” etrafında birleşecekler ve Kur’an’ın nurunu tamamlayacaklar, böylece Türkiye dünyadaki başrolünü oynayacaktır.
Türkiye’nin geleceği, Türkiye’nin etkisi, daha doğrusu Türkiye’nin sözünü ettiğimiz alanlardaki hizmetleri, komşularına ve diğerlerine silahlı dayatması şeklinde olmayacaktır. Türkiye yine Türkiye olarak kalacaktır ama tüm dünyaya “Adil Düzen” örneğini verecektir. Kabul edenler kabul edecek ve felaha erecek, kabul etmeyenler helâk olacaklardır. Türkiye’de de bütün dünyada da “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”i kabul edenler galip gelecek ve insanlığa rehber olacak, etmeyenler helâk olacaklardır. Bu helâki Adil Düzen Çalışanları değil, sünnetullah gerçekleştirecektir. Kur’an, ‘tebliğ size hesap bize’ diyor. Evet, bize düşen sadece açık tebliğdir; gerisini halledecek ve kimi hesapları tersine çevirecek olan Allah’tır.
“Türkler ve Türkiye’nin geleceği meselesi” derken, önceki yazımızda önemli hatırlatmalar yaparak ilk cümlelerimizi yazmıştık. Atalarımız “su uyur düşman uyumaz” demişler. Evet, düşmanlarımız uyumadı, hâlen de uyumuyorlar. Bir konudaki uyarı ve hatırlatmaları da Adil Düzen Çalışanı Dr. Lütfi Hocaoğlu arkadaşımızın ‘IRKÇILIK TOHUMLARI EKİLDİ, ŞİMDİ SULANIYOR’ başlıklı bu haftaki çalışmasından aktarıyorum
“İnsanları birbirine düşürmek için önce bazı kelimelere karşı alerji oluşturulur. Başlangıçta bu kelime “Kürt” idi. Kürt kelimesine karşı alerji oluşturulmuştu. Alerji içinde “Kürt” geçen her şeye karşı yapılmıştır. “Kürtçe” de bundan nasibini almıştı. Kürt kelimesini ağzına almak da yanlıştı, Kürtçe konuşmak da suçtu. / Gün geldi, bu sefer yeni bir alerji meydana getirildi. Bu sefer alerji hâline getirilmeden nasibini alan “Türk” kelimesi oldu. Ak Parti de buna dâhil oldu ve anayasadan “Türk Devletine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür” ibaresini kaldırmayı istiyor. Böylece alerjiyi daha ileri bir boyuta taşıyacak. Böylece Kürtler arasına atılan ırkçılık tohumları sulanıp büyütülmeye başlanıyor olacak. / Yalnız burada bir çelişki var. “Türk bayrağı” demeyelim, “Türkiye bayrağı” diyelim diyorlar. O zaman en başta ülkenin adının değişmesi lazım. Türkiye ism-i mensub bir kelimedir. Aslı Arapçadır ve “Türkiye” şeklindedir. Sondaki şeddeli ya ism-i mensub “ya”sıdır. “Türklerin mensubu olduğu”, “içinde Türklerin yaşadığı ülke” demektir. / Anayasa gayet açık tarif etmiş: Vatandaş olan herkese “Türk” denir. Burada ırk belirtilmemiş, din belirtilmemiş. Tarif açık. Buna zorla ırk anlamı vermek ırkçılık ve ayrılık tohumlarını ekmekten başka bir şey değildir. / Önce “Türk” kelimesi çıkarılacak, sonra da görün bakalım ülkenin adının değişmesi mi gündeme gelecek, yoksa Türk olmayanların ayrı bir ülke olarak ayrılması mı gündeme gelecek? Bakalım, göreceğiz elbette arkadan gelecek olan saçmalığı.”