MTO ve Fâtiha: Yeni bir başlangıç
217 Okunma, 0 Yorum
Yusuf Kaplan - Yeni Şafak
Ali Bülent Dilek

ŞİKÂYET ETME, BİR HİKÂYE İNŞA ET!

“Mesele, mesuliyet ve sual”.

Ve o sual şudur:

“Sen kimsin?”

Bu soruya gelene kadar insan hep dışarıyı sorgular:

Hayatı, başkalarını, düzeni…

Bu sorgulama zamanla rutine dönüşür ve sadece “şikâyet” üretir.

Şikâyet eden zihin, “dinamit” bir zihindir — hem kendini hem toplumu yok eder.

Kendini sorgulayan insan ise “enfüsî” boyuta geçer.

Bu zihin, iç dünyasından dış âleme doğru afakî bir yolculuğa çıkar.

Bu zihin “dinamik”tir; şikâyeti teşhise, teşhisi ise “hikâye”ye dönüştürür.

Bu nedenle Yusuf Kaplan Hocamız şöyle der:

“Şikâyet etme, bir hikâye inşa et.”

Hikâye, insanın kendi bilincine ulaşmasıyla başlar.

Her bilgi sahibi hikâye kuramaz.

Bilge insan, bil’me aşamasında kalmaz; bul’ma aşamasına geçer ve “ol”arak kendi kavram köklerinden hikâyesini yazar.

“Köklere inemezseniz, göklere yükselemezsiniz.”

Şikâyet eden zihin köklere inemez.

Yalnızca bil’en kişi de gökleri anlatamaz.

 

yorum

YUSUF KAPLAN PATİNAJ YAPIYOR

TAKDİM 

(Bu TAKDİM Süleyman Karagülle Hocam tarafından KİTAPLARIMIZI yayımlamaya yine çok odaklandığımız bir dönemde, 2012 yılında yazılmıştır. RNE) 

İLİM ADAMLARI kendi dilleri ile anlatırlar ve yazarlar, halk ilim adamlarının konuşmalarını ve yazılarını anlamaz.

YAZARLAR ilim adamlarının anlattıklarını halkın anlayacağı dile çevirirler, halkın anlayacağı hâle getirirler ve okurlarına sunarlar.

İLİM ADAMLARININ ANLATTIKLARI teoriktir ama tamdır, plan ve proje hâlindedir ama uygulanabilir durumdadır, özellikle de sorunlara çözümler ihtiva etmektedir.

YAZARLARIN ANLATTIKLARI ise eksiktir, uygulanabilir plan ve proje değildir ama halkın anlaması ve kavraması gerekenleri dile, söze, yazıya dökmektedir.

HALK onların yazdıkları ile plan ve projenin ne olduğunu anlar, kavrar ve onlar yani yazarlar sayesinde ilim adamlarının yaptığı plan ve projeyi destekler.

İŞ ADAMLARI da plan ve projeleri uygulanacak şekilde anlarlar.

Demek ki bir plan ve projenin uygulanır hâle gelmesi için dört sınıf insana ihtiyaç vardır:

a) PLAN VE PROJEYİ YAPAN ÂLİMLER.

b) PROJEYİ HALKA ANLATAN VE KABUL ETTİREN YAZARLAR.

c) PROJEYİ UYGULAYACAK VEYA UYGULATACAK İŞ ADAMLARI.

d) PROJEYE İNANAN, ANLAYAN, BENİMSEYEN VE UYGULAYAN HALK.

Bugün âlim olanlar Amerika’daki 200 aileden oluşan tekel sömürü sermayesinin elindedir, onların emrindedir. Diyebiliriz ki AKEVLER dışındakiler hariç, tekel sermaye sömürüsünün sözcüleri vardır. Bunlar BATI TİPİ ÜNİVERSİTELERDE “âlimler” değil de sadece “nakledenler” yetiştirmektedirler. Ülkelerdeki BASIN/MEDYA bu âlimlerin görüşlerini değil de sermayenin Batı’daki yazarlarının görüşlerini halka aktarırlar, halkı onlara inandırırlar. Bugünkü İŞ ADAMLARI da Amerika’daki ve dünyanın diğer yerlerindeki tekel sömürü sermayesinin desteği ile iş kurarlar...

Böylece tekel sömürü sermayesi dünyayı sömürmeye devam ederek idare etmektedir. Sermayenin emri ve hizmeti dışında ne ÂLİM ne YAZAR ne İŞ ADAMI vardır; HALK da ister istemez onların işçisidir.

Bu “düzen” bu “sistem” bu “nizam” insanlığa yetmemektedir, bu “ZALİM DÜZEN” insanlığı sömürmektedir.

Fuhuş, faiz, rüşvet ve terör araçları ile dünyadaki bu vahşi sömürü düzeni sürdürülmekte ve korunmaktadır.

*

1967’de İzmir AKEVLER Kooperatifi kurulmuştur...

Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN’ın başkanlığında “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN” plan ve projesi geliştirilmiştir. Necmettin Erbakan bunu siyasi proje yapmış ama halka indirememiştir. Bir kısım arkadaşları Millî Görüş gömleğini çıkararak veya “Adil (Ekonomik) Düzen”i de bırakarak partiler kurup iktidar oldular. Bu süreçte Akevler de ilmî çalışmalarını halka indirememiştir...

“ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”i anlatan yazarlar ve yayıncılar henüz ortaya çıkmamıştır. Bu sebeple halk tarafından Adil Düzen çalışmalarının yani İslamiyet’in ya da Kur’an nizamının teheccüt namazı kılmak ve benzer ibadetleri yapmak olduğu zannedilmiştir; destekleyenler de o anlayış içinde desteklemişlerdir...

Sadece Türkiye’de değil, bütün dünyada bu barajı kıran yalnız ve yalnız BİR YAZAR ortaya çıkmıştır, Millî Gazete’deki köşesinde AKEVLER’in geliştirdiği “ADİL (EKONOMİK) DÜZEN”i anlatmaktadır; Necmettin Erbakan’ın özel ilgisi ve desteği ile yazarlığını korumuştur, hâlen korumaya devam etmektedir...

Açıkça ifade ediyorum ki;

Yeryüzünde mevcut bütün yazarlar tekel sömürü sermayesinin istediklerini yazmaktadır, bilerek veya bilmeyerek tekel sömürü sermayesinin plan ve projelerinin sözcülüğünü yapmaktadırlar, ülkelerindeki âlimleri okumamaktadırlar. ABD’de ile dünyanın diğer yerlerindeki tekel sömürü sermayesinin sözcüsü yazarların söylediklerini ve yazdıklarını Türkiye’de veya ülkelerinde yazıp yaymaktan başka iş yapmamaktadırlar.

İslâmiyet’i savunduğunu zanneden diğer yazarlar ise insanları birbirine düşürmek için yine tekel sömürü sermayesinin desteklediği kimselerdir. Onlar İslâmiyet’e ve Kur’an nizamına hizmet etmemekte, aksine sermayenin siyaseti doğrultusunda ülkelerindeki halkı birbirine düşman etme görevini görmektedirler.

*

REŞAT NURİ EROL ise dışarıdaki sömürü sermayesi sözcüsü yazarların Türkiye’deki sözcülüğünü değil, Akevler’deki ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARININ sözcülüğünü yapmıştır, hâlen de yapmaya devam etmektedir. Bu sebepledir ki elinizdeki bu KİTAPLAR sadece Türkiye’de değil, yeryüzündeki tek tür KİTAPLARDIR. Halkın anlamayacağı ilmî kitaplardan değildir, tekel sömürü sermayesinin sömürüsüne hizmet eden yazarların yazdığı kitaplardan değildir.

ADİL DÜZEN ÂLİMLERİNİN söylediklerini halka ulaştıran gerçek bir yazarın KİTAPLARIDIR; ondan başka da gerçek yazar yoktur.

Biliyorum, ilk anda söylediklerime inanmayacaksınız, inanamayacaksınız.

OKUYUN ve üstünde DÜŞÜNÜN; benzer tek bir kitap bulursanız bana haber verin.

*

REŞAT NURİ EROL’un yazılarının ve kitaplarının okuyucuları bugün için azdır.

Bu durum sakın sizi yanıltmasın ve aldatmasın.

YÜZ SENE SONRA, yüzlerce sene sonra bugünkü yazarlardan yalnız REŞAT NURİ EROL’UN YAZDIKLARI OKUNACAKTIR. Diğer bütün yazarlar Batı senfonisini çaldıkları, bilerek veya bilmeyerek tekel sömürü sermayesine hizmet ettikleri için; aslı varken, geleceğin dünyasında okuyucular onların tercümelerini ne diye okusunlar ki?!.

Başka yazarların yazıları ve kendileri unutulup gidecektir.

-BEDİÜZZAMAN’IN “RİSALELERİ” YAŞAYACAK...

-MEHMET AKİF ERSOY’UN “ŞİİRLERİ” YAŞAYACAK...

-REŞAT NURİ EROL’UN “YAZILARI/KİTAPLARI” YAŞAYACAK…

BU “KİTAPLARI” DİKKATLİCE VE YARARLANARAK OKUYUNUZ...

KİTAPLARDA “III. BİNYIL NİZAM VE UYGARLIĞI”NI BULACAKSINIZ...

Yazardan, kitapları yayımlayanlardan, okuyanlardan ve özellikle de bu yazılanların gereğini yapanlardan Allah razı olsun...

 

İstanbul, Kasım 2012

Süleyman KARAGÜLLE

 

Ali Bülent Dilek






Sayı: 619 | Tarih: 2.11.2025
Yusuf Kaplan
MTO ve Fâtiha: Yeni bir başlangıç
AKEVLER ADİL DÜZEN ÇALIŞANLARI MEYDAN OKUYOR
217 Okunma
Ali Bülent Dilek


© 2025 - Akevler