Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Can Dündar - Cumhuriyet Vahap Alma
‘Cambaza bak’tırıp seçime gittiler
858 Okunma, 0 Yorum

24 günde toplam 41 saat görüştüler. 

Biz koalisyon pazarlığı yaptıklarını sanıyorduk. 
Meğer hiç koalisyon konuşmamışlar. 
Türkiye devrik bir hükümetin kontrolündeyken, her gün ölüm haberleri gelirken, yangın gün be gün büyürken, AKP’liler CHP’ye bir koalisyon teklifi bile yapmamış. 
Ya ne yapmışlar onca gün, bunca saat? 
CHP’liler fikirlerini anlatmış, AKP’liler sessizce not almış. 
Sonra da geçen pazartesi 
Davutoğlu, Kılıçdaroğlu’na gelip “Çok iyi bir insansınız.Ama sizinle uzun süreli bir ilişkiye yokum. İsterseniz 3 ay takılalım” demiş. 
“Ben uzun vadeli bir birliktelik düşünmüştüm” cevabını alınca da teşekkür edip gitmiş. 
Hepsi bu…

‘Cambaza bak!’
Yani “
istikşafi görüşme” dedikleri bir “cambaza bak!” oyunundan ibaretmiş.
Biz görüşmeleri izlerken 
Erdoğan, kafasında kurguladığı oyunu ustaca yönetti ve perde gerisinden seçimi dayattı. 
Güvendiği şey kamuoyu yoklamalarıydı: 
Çözüm masasını devirdikten sonra diline doladığı milliyetçi söylem ve artan gerilim, partisinin oylarını hafif kımıldatmışa benziyordu. Ama iş uzarsa hem olaylar çığırından çıkabilir, hem beklenen ekonomik kriz, sandığı vurabilirdi. 
O yüzden en kısa zamanda seçime gidilmeliydi. Görev vermeyi geciktirerek, görüşmeleri torpilleyerek istediğini elde etti. 
İki liderin buluşmasından hemen önce muhtarlarını topladı; masanın altına mayın döşer gibi, bu koalisyonun olamayacağını, seçimden kaçılamayacağını ilan etti.

‘Bensiz olmuyor’ 
Şimdi ikinci bölüm başlıyor: 
Seçimi garantiye alması için, iktidarı bırakmaması lazım. 
Normal olarak görevi Davutoğlu’ndan alıp Kılıçdaroğlu’na vermesi, o da hükümet kuramazsa ülkeyi seçime, Meclis’teki bütün partilerin üye vereceği bir geçici seçim hükümetinin götürmesi gerekirken, bunu da engelleyecek. 
Seçime, AKP hükümeti ile gidilmesi için tehlikeli, engebeli yollar deneyecek. 
Bir anlamda, iktidarı gasp edecek. 
Önümüzdeki 3 ay çok kritik… 
Olaylar daha da tırmanırsa, Saray entrikasıyla hükümetsiz bırakılmış ülke ve ekonomi hepten sallanırsa, seçim kampanyasında her hafta Saray’da topladığı muhtarlara “
Gördünüz mü bensiz olmuyor” diyen bir Başkan adayı ile gidebiliriz seçime…

Kime yarar? 
Bu kumarın sonucu ne olur? 
Seçmen, 70’lere özgü, “
Bir eli sopalı gelsin/ bu gidişe dur desin” tekerlemesini söyleyerek bu tuzağa mı düşer, yoksa “Sen mesajımı almadın galiba” diyerek bu iktidar gaspına daha ağır bir ceza mı keser?
Bozan taraf biz olmadık” diye övünen CHP’yi ödüllendirir mi, yoksa “Ama oyunun uzamasına alet oldunuz” diye cezalandırır mı?
Soruların cevabı, biraz da önümüzdeki ateşten sonbaharın siyasi, ekonomik gelişmelerine bağlı… 
İşte o yüzden uyanık olmak zamanı…

‘Felaket olur’ 
Bitirirken bir kulis verelim:
Kılıçdaroğlu, milletvekillerini bilgilendirme toplantısında yazarımız 
Prof. Dr. Emre Kongar’ın 31 Temmuz’da yazdığı “AKP’nin çok tehlikeli oyunu” başlıklı köşe yazısına atıf yapmış ve gidişat konusunda hepsini uyarmış. 
CHP liderinin kaygısını daha iyi anlamak için, bu yazıyı, o yazının finaliyle noktalayayım: 
“Kamuoyunun, ‘Bunlar seçim kaybetse de gitmez’ gibi son derece tehlikeli bir düşünceye doğru kaydığına işaret etmek istiyorum: 
Bu yargı geniş kitlelere yerleşirse, Türkiye için felaket olur!”

 

     Hep Aynı Hikaye

     Seçimden hemen sonra siyasi liderlerin hemen hepsi koalisyon için çekimser davrandı. Kimisi de kırmızı çizgilerini beyan edip kapıları tamamen kapattı. Yine de usülden olsa gerek koalisyon görüşmeleri başladı. Görüşmeler sürerken herkesin bilinçaltında sakladığı erken seçim netliğini kazandı. Stratejiler ona göre geliştirildi.

     Sebebi henüz net olmayan –en azından benim için- çatışmaların gölgesinde oy hesapları yapılmaya başlandı. Bu hesapların güdümünde de maalesef can kayıpları mevcut. Yaşanan gerilimlerin, oluşturulan korku politikalarının, kutuplaştırılan beyinlerin hiç mi ehemmiyeti yok? Hangi siyasi pazarlığın ürünü? Sermayenin ezelden oluşturduğu hangi planın parçası? Yoksa herkes samimi de olması gereken mi bu?

     Gerginlik ve huzursuzluğun gölgesinde “Anneler ağlamasın bundan kıymetli söz yoktur. Kürt, Türk, asker, gerilla, polis daha fazla ölmeden önce bunu ancaksız, amasız kurmalıyız. Sözümüz buydu önce ölümler, durdurulmalı. Yarını değil, seçime kadar değil, şu anda İzmir'den çağrı yapmak istiyorum. Ölümlerin durması lazım. PKK'nın amasız olarak silahlı eylemelerini, durdurması lazım. Silahın demokrasi mücadelesi açısından mazareti yoktur.’’ açıklaması geldi Demirtaş’tan. Her ne olursa olsun Türkiye’nin bir sükunete ihtiyacı olduğu kesindir. Tarafı ne olursa olsun, insan hayatının daha ciddiye alınması gerektiği aşikardır. Ülke yönetimine talip olmuş her ferdin insan hayatı üzerinden siyaset yapmaya hakkı yoktur.

     Şüphesiz Allah’ın izni olmadan yaprak kımıldamaz. O’nun izin verdiği bu ortamın hikmetini yine O bilir. Zulmetmeyen Allah’ın elbette bu çerçevede de plansız değildir. Mü’minlerin uyanıp-uyandırılıp ‘’kalk ve yorul’’ ayetinin müdahilleri olması ivedilikle elzemdir. Adil Kuran Düzeni’ni Allah’ın hazırlamış olduğu zeminde oluşturmanın yolu atalet ve dalalet değildir. Tribün mü’minliğinden ziyade sahada cümle aleme adalet ve eşitliğin ne olduğu gösterilmelidir.

 

Vahap Alma



YorumYap

Sayı: 323 | Tarih: 23.8.2015
Ergün Diler
HDP bombayı biliyordu
Türkiye sıkıntıda
1085 Okunma
6 Yorum
Süleyman Karagülle
Can Dündar
‘Cambaza bak’tırıp seçime gittiler
Hep Aynı Hikaye
858 Okunma
Vahap Alma
Ahmet Hakan
Bir vatandaş olarak on talebim var
On talebe on cevap
730 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Mehmet Barlas
Uyuyan güzelin uyanma zamanı hala gelmedi mi?
Ey Çekirge, bu kaçıncı sıçrayışın?
717 Okunma
Tayibet Erzen
Yusuf Kaplan
“Kürt-Türk değil, Müslümanlarla kâfirlerin savaşı bu!”
Yine kedinin bacakları!
700 Okunma
Ali Bülent Dilek