Kullanıcı Adı:
Parola:
Üye Kayıt
Üye Aktivasyon
Parolamı Unuttum

Captcha image
Show another code

Giriş
Mahir Kaynak - Star Süleyman Karagülle
Protestonun Anlamı
597 Okunma, 10 Yorum

18/05/2013

 

-Protesto edilen değil, protesto eden zarar görür.

-Örnek olarak eğer Müslümanlara eziyet edilecekse İslamiyet’e karşı bir protesto mitingi düzenlenir, basın onu büyütür, Müslümanları heyecana getirir, sermaye onu Müslümanlardaki ajanları vasıtasıyla destekler. Miting olur. Sonra da onlar yakalanıp zindana atılır. Konya mitingi budur.

 

-Türkiye’deki askeri müdahaleler böyle tezgâhlandı. Gençler oyuna geldi.

-Yalnız gençler oyuna gelmedi. Siyasiler de oyuna geldi. Askerler oyuna geldi. Askerler akıllandı. Siyasiler hala oyunda.

 

-Siyasette de benzer durum vardır. Ülke lehine savunulan ülke aleyhine olur. İktidarın doğru yaptığını eleştirmek iktidarı güçlendirir.

-Muhalefet iktidarı eleştirir, iktidar da işlerine devam edeceğine muhalefete cevap yetiştirmekle meşgul olur. İktidarı kaybetmeme korkusu içinde iş yapamaz hale gelir. Ülke böylece geri bırakılır.

 

-Bahçeli doğru muhalefet yapmaktadır. İktidarı uyarmakta ama gençleri sokağa dökmemektedir. Eskiden de böyle yapılsaydı askeri müdahale olmazdı.

-DP, CHP, MHP ve Milli Görüş partilerini hep destekledim. CHP ile koalisyon aşamasına etkim oldu. Protestoları hiçbir zaman desteklemedim. Bugün BDP bile sokak hareketine karşıdır.

 

-Dünyada izlenen politikaya karşı çıkma yerine onun akışı içinde çıkarımızı bulmamız gerekir.

-Tarihin akışı vardır. Onu kimse değiştiremez. Su denize doğru akıp gidecektir. Baraj yapsak da yine o su biraz sonra denize ulaşır.  Biz bu akan sudan nasıl yararlanacağımızı düşünmeliyiz. Bir de suyun nereye aktığını bilmemiz gerekir.

 

Tamamı için Not supported field expression!

 

 

NOT: Yazıda yer alan italik ifadeler Süleyman Karagülle’ye aittir.

 

 

YORUM:

İnsanlık nereye gidiyor?

                Arif Ersoy, Süleyman Akdemir ve ben 100 gün Avrupa’da dolaşıp Akevler’e ortak aradık. Bu esnada halka yeni ekonomik düzeni anlatırken biz varsayımlar ortaya koyduk.

             a) İnsanlık doğu ve batı uygarlıklarına ayrılmıştır. Doğu uygarlıkları, peygamberlerin uygarlığı hakkı üstün tutarlar, insanlara hukuku öğretirler. Bunlar Mezopotamya, İbrani, Hıristiyanlık ve İslamiyet’tir. Batı uygarlıkları Mısır, Yunan, Roma ve Avrupa uygarlıklarıdır. Bunlar kuvveti üstün tutar ve insanlığı teknikte ileri götürürler.

             b) Uygarlıkların ömrü biner senedir. Hak uygarlıklar 500. yılda iken kuvvet uygarlıkları yeniden doğarlar. Kuvvet uygarlıkları 500. seneye gelince hak uygarlıkları doğar. Bugün batı uygarlığı zirvededir.  Çökmeye başlamıştır. Hak uygarlığı ise yeniden doğmaktadır. İşte bizim faizsiz sistem bu yeni uygarlığın denemesidir.

          c) Uygarlıklar birçok uygarlığın sentezinden doğar, bu sentezi de bir kavim yapar. Miladi tarihten 200-300 sene evvel bir peygamber gelir ve doğu uygarlığını yaşar batı uygarlığını öğrenir. Bunları sentez eder, miladi yıl bin yıl başlarında insanlığa sunar, böylece yeni doğu medeniyeti doğar. Kuran’dan sonra yeni kitap gelmeyecek, yeni peygamber gelmeyecektir. Peygamberlerin yerini âlimler, kitapların yerini müspet ilimle yorumlanmış eski mukaddes kitaplar alacaktır.

       d) Doğu medeniyeti yeniden oluşmakta, batı medeniyeti zirvededir. Bu medeniyetin sentezi işi de Türkiye’ye verilmiştir. Tarih bunu vermiştir. (Biz, Allah vermiştir diyoruz. İlim, tarih vermiştir diyor.)

1980’lerde biz bu varsayımları halka anlatırken biz de öğrenmiş olduk. Sonra Süleyman Akdemir bunu doktora tezi yaptı.

   Erbakan Mamak’dan yeni çıkmıştı. Ona Akdemir’in tezini verdik ve bir hafta içinde okudu. Ondan sonra da çalışmalarımıza O başkanlık etmeye başladı. Her hafta bir veya 2 gün Altınoluk veya Ankara’ya gider, yeni üçüncü bin yıl uygarlığı için çalışırdık. Adil Düzen’i Erbakan’ın başkanlığında Akevler hazırladı. Bu sebeple Milli görüşçüler hiç bir zaman sahip çıkmadılar.

   Erbakan’ın büyüklüğü buradan gelmektedir. Doğruyu bir hafta içinde anladı ve ona teslim oldu. Hayatı boyunca bunun mücadelesini verdi. Bizim ortaya koyduğumuz varsayımlar, kafamızdan uydurduğunuz varsayımlar değildir. Kuran’ın, Tevrat’ın ve İncil’in söyledikleri bugünkü müspet ilmin verileri içinde, tarih ilminin teyitleri ile ortaya konmuş kurallardır.

  Batının bunları anlamaması, işine gelmemesi sebebiyledir. İslam âlemine ulaşmış değiliz. Sonra onlar daha bağımsız değildir.  Milli görüşçüler de Partilerini Akevler ile paylaşmak istemedikleri için reddetmelerini anlıyorum. AK Parti ise Adil Düzen’i bırakma şartıyla iktidar edildiğini zannediyor. Dolayısıyla anlıyorum. Mahir Kaynak’ın bu gerçeği anlayamadığını duymamasına mana veremiyorum.

 

Süleyman Karagülle

Yorumcu
Yorum
Reşat Nuri Erol
19.05.2013
06:46

İftiraya cevap HAYRETTİN KARAMAN

İftiracının işine gelen kısımlarını okuyarak dinleyenlerin kafalarını karıştırdığı kısımlara gelince: 'Peygambermizin, Ehl-i kitabı tek seçenek olarak İslam'a davet etmediğini' söyledim, yine söylüyorum. Tek seçenek demek 'ya müslüman olursunuz ya da sizi öldürürüm' demektir. İslam öyle demedi, bütün insanları İslam'a davet etti, ama müslüman olmak istemeyenlere başka teklifler de sundu. Bunları aşağıda kitabımdan nakledeceğim. Ehl-i kitabın, şirki bırakıp bir Allah'a ve ahirete inandıkları, Peygamberimizden haberdar iseler onun da peygamber olduğuna inanmaları şartıyla kurtulabilecekleri görüşü bana değil, başka bazı alimlere aittir; ben bunu aktardım ve açıkladım. 'Allah'ın oğlu' sözünden maksat O'nun rahmet sıfatıdır' sözü bana ait değil, bir kısım hristyanlara aittir; ben onların böyle dediğini ve bunun tenzih ve tevhide doğru bir adım olduğunu söyledim. Şimdi iki kitaplardan bazı alıntılar yapacağım ki, iftiracının sözü saptırdığı açığa çıksın: Polemik Değil… isimli kitaptan: 'Ben, Hz. İsa'nın niteliklerini şu veya bu mezhepteki bir Hıristyan kardeşimin anladığı gibi anlamayabilirim. Çünkü ben Müslümanım zaten. Ama ben Hz. İsa'ya piç demiyorum, Hz. İsa'ya sahtekâr demiyorum, Hz. İsa diyorum. Allah'ın sevgili bir kulu diyorum, Peygamberi diyorum ve Allah'ın O'na çok müstesna mucizeler lütfettiğine inanıyorum. Bir Müslüman olarak, benden bu kadar. Ancak illa da 'Sen de Hz. İsa'nın İbnullah (Allah'ın oğlu) olduğunu kabul et' dememek lazım, yani onu zorlamamak lazım' (s. 34). Ben, şimdi 'Hz. İsa peygamber değildir,' desem, bundan, Îseviler alınmaz mı? 'Peygamber değil, sahtekârın biri hatta babası da belli değil,' desem, bu hoşlarına gider mi? Gitmez. Peygamberimiz için de 'yalancı' diyen bir Hıristyan, bir Musevi ile bir Müslüman diyalog yapamaz ve birarada bulunamazlar. Aynı masanın etrafına oturamazlar, bunun sonu savaştır. Herkes bunu böyle bilmeli.' (s. 34). 'Ben bu Peygamberi bırakırsam cennete gidemem.' Dikkat edin, bu anlayış, yani Hz. Muhammed'i bırakmak hepsini bırakmak demektir. Çünkü bunların da kurtuluşlarının olacağını kim söylüyordu? Hz. Muhammed söylüyordu. İşte bunu ortadan kaldırırsan, ayağın boşa basar.' (s.36) Diyalog isimli kitabımdan: '…Acaba Kur'an onları yalnızca, tek seçenek olarak Mülüman olmaya mı davet ediyor yoksa başka bir seçenek daha mı var? 'Allah Teala: 'Aranızda ortak/ eşit olacak bir söze gelin; Allah'tan başkasına tapmayalım, ona hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da birimiz diğerimizi Rab edinmesin...'(Âl-i İmrân: 3/64) diyor. Yani aslında bu tevhid inancı bütün ilâhî (aslı vahye dayanan) dinlerde var. Tevhid üç dinde de var. Çünkü aynı kökten geliyor. Farklılıklar sonradan çıkmıştır. Bugün bazı Hristiyanların 'İbn'den (Allah'ın oğlu ifadesinden) maksat 'Allah'ın rahmetidir, O'nun Rahman ve Rahîm sıfatıdır' diye yaptıkları yorum da inançlarının özünde tevhîdin olduğunu gösteriyor; bu yorumlarla bir mânada yitiklerini arıyorlar. Allah birdir netice itibariyle. Ve Allah kullarını tevhide çağırıyor… (s. 182). Evet ben diyorum ki: 1. İslam düşüncesinde 'Şirk koşmadan Allah'a, şüphesiz olarak ahirete iman eden ve salih amel işleyenlerin, Müslüman olmasalar da cennete girebileceklerini' kabul eden bir yorum vardır. 2. Bu yorumu benimseyenlere göre Peygamberimiz (Kur'an, İslam) Ehl-i kitabı, mutlaka ve tek seçenek olarak Müslüman olmaya çağırmıyor; a) Müslüman olmaya, b) Müslüman olmayı kabul etmezlerse (Musevi, İsevî… olmayı terk etmek istemezlerse) şirksiz olarak Allah'a, şeksiz olarak ahrete iman etmeye ve salih amele c) Her ikisini de kabul etmeyenleri belli şartlarla barışa veya teslim olup teb'a olarak yaşamaya (zimmî olmaya) davet ediyor. d) İslam'ı ve barışı kabul etmeyip Müslümanların yurtlarına ve dinlerine saldıranlarla da savaşıyor' (s. 200).

Reşat Nuri Erol
21.05.2013
06:32

Dr. Kıyamet:

ABD batacak Doktor Kıyamet lakaplı Marc Faber'den ABD ekonomisi için korkutucu tahmin... ABD'nin zayıflayan dolar ile iflas edeceğini savunan Faber, artacak enflasyon, varlık ve emtia fiyatlarının ABD Hazine Tahvili yatırımcısını zarara sürükleyeceğini söyledi.

tamamı için:

http://yenisafak.com.tr/ekonomi-haber/dr-kiyamet-abd-batacak-21.05.2013-523394?ref=manset-8

Reşat Nuri Erol
21.05.2013
06:50

İslâmcılık’tan geriye kalan

MÜMTAZER TÜRKÖNE

...

"Başbakan’ımız Mısır’a gidip, İhvancıları karşısına alıp “Ey Mısırlılar, din ile devlet işlerini birbirinden ayırın” dediği zaman İslâmcılığın artık yaşamadığına hükmetmekten başka çare var mıydı? ..."

***

"Zeytinburnu Belediyesi’nin düzenlediği ve üç gün boyunca toplam 49 tebliğ ile İslâmcılığın tartışıldığı sempozyum, kalanlarla gidenleri karşılaştırma imkânı verdi. İdeolojiler dünyası, akıl ve teoriden ziyade duygularla var oluyor. Ateşli taraftarları ve keskin karşıtları olmadan bir ideolojinin yaşadığına hükmetmek çok zor. ..."

***

"Yasin Aktay gibi, İslâmcılığın hâlâ yaşadığını iddia edenlere verilebilecek başka bir cevap bulamıyorum...."

...

TAMAMI VE DEVAMI İÇİN:

http://www.zaman.com.tr/mumtazer-turkone/islamciliktan-geriye-kalan_2092031.html

******************

İslamcıların vaatleri arasında

'hep muhalif olmak' yok Allah iyiliğini versin, sevgili Mümtazer Türköne, geçen yıl ölümünü ilan edip mezarını da kazıp gömdüğü İslamcılığın şimdi de otopsisini yapmaya soyunmuş. Mezarından çıkarıp mı yapacak otopsiyi? Yoksa aslında daha önce öldüğünü düşündüğü İslamcılığın gerçekten öldüğüne kendisi de bir türlü emin olamayıp mezarından çıkarıp yeniden mi öldürüyor? ..."

TAMAMI VE DEVAMI İÇİN:

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/YasinAktay/islamcilarin-vaatleri-arasinda-hep-muhalif-olmak-yok/37772

Reşat Nuri Erol
21.05.2013
11:31

Tayyip Erdoğan’ın kanser tuzakları!

ARSLAN BULUT Tayyip Erdoğan’ın her ABD gezisi öncesinde Türkiye’de bir terör saldırısı oluyor ve Türkler ölüyor.. Bu konuda kimsenin bir itirazı yok! Yine Tayyip Erdoğan’ın her ABD gezisi öncesinde, Cargill firmasının yapay tatlandırıcı üretme kotası artırılıyor! Yapay tatlandırıcılar Avrupa Birliği ülkelerinde yasak. Çünkü bu tatlandırıcıların kanser ve şeker hastalığına yol açtığı kesin. Yani yapay tatlandırıcılar da öldürücü! Kısacası Tayyip Erdoğan’ın her ABD gezisi Türkler için kısa veya orta vadede ölüm demek!

..................

YAZI ŞÖYLE BİTİYOR:

"Tayyip Bey, Türk halkına kanser tuzakları kurmaktadır! Yapay tatlandırıcılar konusunda, Türk halkını 10 yıl süreyle uyardım... İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi uzmanı Prof. Dr. Kenan Demirkol da tıbbi uyarılar yapıyordu. Demirkol, gofretten dondurmaya, bisküviden meşrubata kadar hemen her üründe nişasta bazlı şekerin kullanıldığını anlatıyor ve “Bu ürün, kemik erimesine, kansızlığa, gut hastalığına, karın tipi şişmanlığa, karaciğer yağlanmasına, kanserlere sebep oluyor. Kanserlerde yüzde 40 artışa yol açıyor” diyordu..."

TAMAMI İÇİN:

http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=26843

Reşat Nuri Erol
21.05.2013
11:31

RUŞEN ÇAKIR'IN BUGÜNKÜ YAZISI:

http://haber.gazetevatan.com/milli-gorusun-gunumuzdeki-devami-kim/539772/4/yazarlar

Reşat Nuri Erol
22.05.2013
10:26

Yeniden İslamcılık rüzgârı 22 Mayıs 2013,Zaman YILDIZ RAMAZANOĞLU

YAZIDAN İKİ PARAGRAF:

Kur'an okumalarına sünnetin rehberliği, geleneğin yol göstericiliği eşlik etmeli ve ilmi bir çerçeveye itibar edilmezse işin içinden çıkılmasının zor olacağı bilinmeli. Fakat Kur'an lafızlarında mümkün, muhtemel, muhkem manalar var diye de eskisi gibi korkutulup, yanlış anlama mahzuru gerekçe gösterilerek meal okumaktan men edilmemeli genç kuşaklar. Konuşmalar ufuk açıcı olduğu kadar da kafa karıştırıcıydı. Mertoğlu'na göre İslamcılıkta hukuk en önde gelir ve İslami değerlerin topluma yansıdığı yer fıkıh olurken, Harun Anay'a göre İslam dünyasının başına gelen her şeyin, bütün kötülüklerin müsebbibi yine fıkıhtı. Çünkü her yeri kaplıyor ve başka alanlarda düşünmek için hiçbir alan bırakmıyor. Fıkıh bütün kapıları kapattığı için İslam dünyasında sekülerleşmeye kapı aralanmış. Aslında bütün bu iddiaların ele alındığı yeni çalışmalar yapmak gerekiyor. Neden ahlak değil de fıkıh medeniyetiyiz sorusu önemli geldi bana. Ahlak hukuk ayırımı ne kadar sahihtir ve geçerli olabilir. Ahlakı sadece cinsel ahlaka indirgemenin tezahürlerini ise yakından görüyoruz ne yazık ki.

TAMAMI İÇİN:

http://www.zaman.com.tr/yorum_yeniden-islamcilik-ruzgari_2092398.html

Reşat Nuri Erol
23.05.2013
07:53

İslamcılık mı, Müslümancılık mı? AKİF EMRE Tekrardan İslamcılık tartışması alevlenir gibi oldu. Aslında İslamcılık yapmayanların İslamcılık üzerinde konuşmalarından ibaret olması nedeniyle aldatıcı bir tartışma. Oysa halihazırdaki durum, İslamcılık atfedilen bir siyasal kadronun, İslamcılığın gerektirdiği ilkelere değil ama kadrolara yaslanması durumundan ibaret. Yani İslamcılıkla prensipleri itibariyle ilgisi olmayan ama şu veya bu şekilde Müslümanları kollamayı amaçlayan bir kadro tarafından Müslümancılık yapılması söz konusu. Bu duruma bakarak İslamcılığın öldüğünü veya siyasal iktidarın İslamcı olduğunu ileri sürmek abesle iştigaldir.

DEVAMI:

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/AkifEmre/islamcilik-mi-muslumancilik-mi/37815

Reşat Nuri Erol
25.05.2013
09:19

Hem fonksiyonel, hem rahatlatıcı ALİ BULAÇ

BUGÜNKÜ YAZISI ŞÖYLE BİTİYOR: Tarihte Muaviye ve onu takip eden yöneticilere karşı İslam’ın sivil uleması asıl ve hakiki iktidarın somutlaştığı alan olan bilgiyi üretme ve hukuku yapma tekelini ellerinde tutmaya çalışarak muhalefet etmeye çalıştılar. Ümmetin hak ve hukukunu savundular, sivil ve medeni hayatı devletin uhdesine vermemek üzere mücadele ettiler. Sultanlarla ve halifelerle iş tutan resmi ulema, İslam’ın sahih ulema geleneğini zayıflattı, modern devletlerin İslam dünyasında kurulmasıyla bu gelenek gücünü kaybetti. Şimdiki ulemanın kahir ekseriyeti “dindar olsun da laikliği uygulasa bile fark etmez” dedikleri siyasetçilere meşruiyet zemini arıyor, “laik düzende devlet İslamcılığı”nın mümkün olabileceğini düşünüyorlar. Böyle olunca seküler zeminde siyaset yapanlara kırmızı çizgiler koyabilecek din zayıflıyor. Din iç ve dış siyasetin dışına çıkarıldığında “içeride başarı” ve “dışarıda ulusal çıkar” neyi gerektiriyorsa o temel alınmaya başlar. İç savaşlara destek vermek, rejimleri silahlı ayaklanmalarla değiştirmek, mezhepçilik yapmak normal görünür. İktisat politikası sınırsız büyümeyi hedeflediğinden iç bünyedeki sömürü, yoksullaşma ve adaletsizlik hedefin yan tesiri gibi gözükür; tabiat kaynaklarının tahribi zenginliğin kaynağı olur. Ulusal çıkar bir komşuyu “hinterland” diğerini enerji kaynağı olarak tanımladığından komşunun bölünmesi, mezhep çatışmasıyla çökmesi vicdanları rahatsız etmez. Bu durumda “Ey imân edenler, kendiniz, anne-babanız ve yakınlarınız aleyhine bile olsa, Allah için şahitler olarak adaleti ayakta tutun”. (4/Nisa, 135) ayeti tecvitli kıraatin nesnesi kalır. “Laik düzende din referans alınmaz, ama devlet İslamcılığı olur” modern iktidara dâhiyane çaredir. İmanı İslam(cı), ameli seküler formül hem çok fonksiyonel, hem çok rahatlatıcı.

TAMAI İÇİN:

http://www.zaman.com.tr/ali-bulac/hem-fonksiyonel-hem-rahatlatici_2093502.html

Reşat Nuri Erol
25.05.2013
10:01

MÜMTAZER TÜRKÖNE'YE GÖNDERDİĞİM MESAJ...

Mümtaz Kardeş; Sözün vardı, gönderdiğim dosyalara bakacaktın... Bakamadın; ne diyeyim, canın sağ olsun... Biz 47 yıldır çalışmaya devam ediyoruz... Bizden sonrakiler de çalışacak... Hem de kıyamete kadar... Müslümanlar çalışacak... * Bu işler ARAPÇA ama "KUR'AN ARAPÇASI" ve "FIKIH" olmadan kesinlikle olmaz, olamaz; nitekim olmuyor... İslamcılık hakkında yazdıklarınız ve size karşı yazanlar bunun ya hiç farkında değiller veya çoook ama çok az farkındalar... Bu eksiklik sadece sizde değil; bin yıl önce Türk Hakanlar "İÇTİHAT KAPISINI KAPATMIŞ" VE 1000 YIL YAN GELİP YATMIŞLAR... Malum... Son Peygamber'e kadar bu işleri hep ulu'l-am (azimet sahibi) büyük peygamberler yaptılar... "Elulemau verasetü'l-enbiya / NEBİLERİN VÂRİSLERİ ÂLİMLERDİR." MÜÇTEHİT ALİMLER, KUR'AN ARAPÇASI VE FIKIH BİLEN ÂLİMLER... YANİ "ADİL (EKONOMİK) DÜZEN ÇALIŞANLARI" DİYEBİLİRİM; HİÇ DE MÜTEVAZİ OLMAYA GEREK DUYMADAN... Meydan boş... Müçtehit diyebileceğimiz üç-beş kişi kaldı, onlar da çok yaşlandılar... Keşke.. "100 MÜÇTEHİT YETİŞME VE ÇALIŞMA PROJEMİZ" ile ilgilenseniz... Keşke... Çağdaş bütün ana sorunları çözen "100 LOJMANLI İŞYERİ APARTMANLARI PROJEMİZ" ile ilgilenseniz... Keşke... KUR'AN ARAPÇASI VE FIKIH ile ilgilenseniz... Keşke.. Keşke... Keşke... Keşkeler çooook... Ama... * Kardeş; İslamcılık -sizin yazdığınız anlamda yazarsam- içtihat kapısı kapandığı 1000 yıl öncesinde ölmüştü ama ölüsü bile öylesine güçlüydü ki, bizi bin yıl yaşattı; hâlâ da iyi-kötü yaşatmaya devam ediyor... Ama işte buraya kadar... Merak etme... Allah var ve her şey O'nun kontrolünde... Şimdi... BU ÇAĞIN MÜÇTEHİTLERİ YETİŞİYOR... III. MİLENYUMUN MÜÇTEHİTLERİ YETİŞİYOR... VE ONLAR "ADİL DÜZEN MEDENİYETİ"Nİ KURUYORLAR... ... Yazacak çok şey var... Ama bu kadarı yeterli olsun... Gerisi; aylar öncesinde gönderdiğim dosyalarda... İlgilenmen ve derinleşmen dua ve dileklerimle... Selam, sevgi, saygı ve dualarımla... REŞAD

Reşat Nuri Erol
25.05.2013
10:03

http://yenisafak.com.tr/yazarlar/YasinAktay/islamciligi-olmus-bilmeye-dair/37846



YorumYap

Sayı: 205 | Tarih: 19.5.2013
Mahir Kaynak
Protestonun Anlamı
İnsanlık nereye gidiyor?
597 Okunma
10 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
Kendinden Büyüğüne ‘Demin Arz Ettiğiniz gibi’ Dem
Kültürümüze Sahip Çıkmalıyız
585 Okunma
2 Yorum
Emine Hocaoğlu
Ahmet Hakan
En zorlu yedi soru
Geçmiş olsun
527 Okunma
Lütfi Hocaoğlu
Yusuf Kaplan
Küresel siistemi'müslümanlaşma've islamı bitirme
SIFIRDAN BAŞLAMAK!
513 Okunma
Ali Bülent Dilek
Mehmet Barlas
"Sihirli formül" her zaman aynı sonucu vermez ki.
Türkiye Kimsenin Tetikçisi DE-ĞİL-DİR!
470 Okunma
Tayibet Erzen
Hüseyin Gülerce
ABD gezisinden beklediğimiz nedir?
Beklentimiz İçerden
433 Okunma
Zafer Kafkas