Tutumunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
2824 Okunma, 41 Yorum
Ahmet Hakan - Hürriyet
Lütfi Hocaoğlu

15.12.2011

EĞER “Cüppeli Ahmet Hoca” ile ilgili ortalığa dökülen onca malzemeye, ithama ve iddiaya karşın...

“Cüppeli Hocamız yapmaz öyle şeyler, hepimiz Cüppeliyiz” demeyi tercih ediyorsan...

Sen ideal bir müritsin.

Her tarikata nasip olmaz senin gibisi...

Eğer “cemaat” için “Türkiye’yi onlar yönetiyor. Hatta dünyayı bile onlar yönetiyor” diye konuşuyorsan...

İki ihtimal vardır:

Ya “cemaat” adına korku salarak menfaat temin eden gizli bir cemaatçisin...

Ya da “cemaat” seni gerçekten çok etkilemiş.

Eğer önde gelen “cemaat” üyesi isen...

Ve “cemaat” için yapılan “Türkiye’yi onlar yönetiyor. Hatta dünyayı bile onlar yönetiyor” türü yorumlar karşısında susmayı tercih ediyorsan...

Tek bir ihtimal var:

Durumdan memnunsun.

Ve işin keyfini çıkarıyorsun.

Eğer “tutukluluk” konusunda...

“Hiçbiri çıkmasın, hepsi içeride kalsın” diyor, başka da bir şey demiyorsan...

Gerçekten çok acımasız birisin.

Acilen “adalet duygusu geliştirme” ve “hakkaniyet edinme” kurslarına başlamalısın.

Eğer gönlünü AK Parti’nin parçalanmasına bağlamışsan...

Ve “parçalansalar da bu iş bitse” diyorsan...

Kelimenin tam anlamıyla ucuzcusun.

“Ucuz zaferlerin zevk vermemesi” konulu bir konferans, sana ilaç gibi gelecektir.

Eğer sahada yenemediğin bir takımın operasyonlarla alt edilmesine razı oluyorsan...

Hatta bundan gizli bir keyif duyuyorsan...

Sen “düellocu” değil, “pusucu”sun...

Eğer eline geçen her fırsatı iktidara değil de muhalefete vurmak için kullanıyorsan...

Yani muhalefete muhalefet yapma konusunda mahirsen...

Sen bir kahramansın.

Ama sahte kahraman...

Eğer eleştiri oklarını bir kez olsun içinde bulunduğun cemaate, derneğe, gruba, partiye yöneltmiyor...

Ve karşı tarafı ok yağmuruna tutuyorsan...

Sen iflah olmaz bir gettocusun.

Yazının tamamı için tıklayınız.

 

 

Yorum:

Cübbeli ve her şeyin sorumlusu cemaat (!)

Cübbelinin kaseti çıkmış.

Kasetinde ayıp şeyler varmış.

İnsanlar buna inanır veya inanmaz. Montajdır veya değildir. Kendisi inkâr ettiği için kesin bir şey söylenemez. Velev ki doğru olsun. Bu kasetin Cübbelinin diğer kasetleri yanında hiç bir ehemmiyeti yoktur. Diğer kasetlerinin ise kendisinin olduğu açıktır ve bunu kabul eder ve hatta orada söylediklerini savunur.

Bunlardan bir derlemeyi http://www.dailymotion.com/video/xbxe4s_cubbelyyy-dynden-cikaran-sozlery_fun adresinden izledim.

Cübbeli vaaz veriyor. Peygamberin Hızır’dan üstün olduğunu anlatmayla başlıyor işe. Arkasından Cebrail’den de üstün olduğunu söylüyor. Miraçta Peygamberin yanında Cebrail’in yaya kaldığını anlatıyor. Sonra bir hikâye anlatmaya başlıyor ciddi ciddi. Peygamber bir gün Cebrail’e sormuş. “Sen vahyi nereden alıyorsun?” demiş. Cebrail cevap vermiş. “Bir perdenin arkasından alıyorum ama perdenin arkasını hiç görmedim”. Peygamber “Sen o perdeyi bir arala” demiş. Cebrail itiraz eder gibi olunca Peygamber tekrar “Sen o perdeyi bir arala” demiş. Cebrail bir sonraki vahyi almaya gittiğinde perdeyi aralamış. Ne görsün? Peygamber içeride oturuyor. Bunu ciddi ciddi anlatıyor. Arkasından 15 sene önce Azrail’in canını almak için hocaefendisine geldiğini, hocaefendisinin ise Azrail’e ben gelmek istemiyorum dediğini ve onun böyle bir hakkının olduğunu anlatıyor. Sonra Resulullah’ın zaman ve mekandan beri olduğunu, şu anda burada olduğunu söyledikten sonra 18.000 alemin Resulullah’ın nurundan yaratıldığını, onun bu alemlerin hepsinin arasında gezip dolaştığını açıklıyor. Resulullah’ın bedeninin kabirde olduğunu ama kabirde onun kısıtlanmadığını söyledikten sonra Peygambere göre yerin altı, göğün üstü, arş, kürsü, hepsi eşittir diyor. Onun kabrinde diri olduğunu söylüyor. Ama bu öyle bir hayatla diriliktir ki bütün diriler hayatını ondan alıyor diyor. Nurunun alemleri kapladığını, cennetlerin bile olun nuruyla aydınlandığını söylüyor. Videonun en son kısmında ise cemaat üyeleri topluca görünüyor. Bayram Ali hoca konuşuyor. Peygambere Ya resulallah diye hitap ederek “sen bizim cananımızsın” dedikten sonra başlıyor Peygamberin benzetilemeyeceği şeyleri ve nedenlerini saymaya: “Ona güneş diyemem, güneş batar. Ona su diyemem, su durdum mu kokar. Ekmektir diyemem, ekmek durdum mu bayatlar. Çok leziz bir yemektir diyemem, yemek durdum mu ekşir.” Sonra ana fikre geliyor sıra: “Muhammed Mustafa’nın benzetilebileceği hiç bir varlık yoktur” (haşa) dedikten sonra “İmam-ı Rabbaninin dediği gibi Muhammed=Allah, eti kemiği var farklı olarak, o kadar” (haşa) diyerek şirkini açık ve net söylüyor.

Başa dönelim.

Velev ki Cübbeli zina, fuhuş, kaçakçılık, çete vs. gibi suçları işlemiş olsun. Ne olur? Allah isterse affeder. Ama şirki affeder mi? Cevabı Kuran’dan verelim:

Kesinlikle Allah ona şirk koşulmasına mağfiret etmez. Bunun dışındakine dilediği kimse için mağfiret eder. (Nisa 48)

Hıristiyanlar İsa’ya Allah’ın oğlu demiş. Bu sözden dolayı yer gök çatlayacak. Ya Muhammed’e Allah’ın kendisidir (haşa) dendiği için ne olacak? Hıristiyanlar ne kadar da masum kaldılar buna göre.

Tutuklanan Cübbeli bir şey daha patlattı. Neymiş efendim, olayın sorumlusu cemaatmiş. Ne olursa, ne başlarına gelirse cemaatten zannediyor insanlar. Ahmet Hakan güzel analiz yapmış. Sadece Cübbeli mi? Milli Görüşçüler de cemaat düşmanı. Neymiş efendim, cemaat bütün kötülüklerin anasıymış. Önce siz kendinize bakın. Kendinizi düzeltin. Size oy verselerdi böyle mi diyecektiniz cemaat hakkında? Size oy veriyorlar diye il başkanınız ne kadar komik bir açıklama yaptı Cübbelinin tutuklanmasıyla ilgili, duymadınız mı? Neymiş efendim, o bölgedeki patrikhaneyi güçlendirmek için bu cemaatle uğraşıyorlarmış.

Ama akılsız insanlar için bunlar bir şey ifade etmez. Onlar zorlama te’viller yaparlar. O sözün amacı budur, bu sözün amacı budur. İmam Rabbani söylediyse doğrudur. Onu sen anlayamazsın. Senin kafan basmaz. Sen kendini her şeyi biliyor mu zannediyorsun? Sen tasavvufa mı saldırıyorsun? Senin dini yönün sıfır. Anlamadığın konularda konuşma. Eğer Rabbani söylediyse orada bir incelik vardır, dırdır da dırdır, dırdır da dırdır.

Allah insana akıl vermiştir. Yanında da kitap vermiştir. Kitabı anlayalım ve uygulayalım diye akıl vermiştir. Kitabı semerimizde taşıyalım, zora gelince 41 Yasin okuyalım diye değil. Kitapsız İslamiyet adamı böyle şirke götürür. Allah’ın tek affetmeyeceği günah da şirktir. Ama insanın en meyilli olduğu günah da şirktir. İnsanlar gayba inanamazlar. İlla gözleri görecek, elleri temas edecek ilahlarına. İnanacakları Allah’ın illa ki eti kemiği olacak. Bu durumda ne yapsınlar? Eti kemiği olan bildikleri en kıymetli insanı, Peygamberi ilahlaştıracaklar. Ne diyelim Allah insanları kitabı sadece taşıyanlar, kitap yüklüler olmaktan kurtarsın.

 

 

Lütfi Hocaoğlu


YorumcuYorum
bünyamin demir
18.12.2011
19:13

lütfi bey şirk demek biraz ağır olmuş. Tasavvufta bu tür anlatımlar insanları etkilemek için yapılır. Buna yorum farkı diyelim, aksi halde art niyet aramamız gerekir.

Vahap Alma
19.12.2011
00:08

''Muhammed=Allah, eti kemiği var farklı olarak, o kadar'' alıntı Cümlesi pek de etkilemek istiyora benzemiyor... Öyle olsa bile ne gerek var etkilemek için böyle konuşmaya... Hidayet olmak isteyene Kur'an'ı gösterse kafi değil mi???

Tayibet Erzen
19.12.2011
00:47

Durum o kadar içler acısı ki, art niyet arayacak kadar kötü niyetli olmaya bile gerek yok. Allah ıslah etsin, hidayet versin!

Hakan Kandal
20.12.2011
02:56

Adil düzene göre bir kişi samimi olarak ineğe bile tapsa Allaha görünürde tapan kişiden çok daha yücedir. Bu açıdan, vadeti vücutculara hemen şirke battılar demek şeriatçı tez canlılığıdır. Kişinin ifade ettiği düşüncede samimi olup olmadığı önemlidir. Kuranda şirkin anlamı çok açıktır. Patron Allah mıdır yoksa ondan farklı olan başka varlıklar mı? Vahdeti vücutcular patron Allahtır ama zaten Allah kim? tüm insanlık tüm varlıklar O'nun parçası diyerek bizim şirk gibi bir kavramla işimiz yok demeye getirmektedirler. Gerçekten de samimi olarak vahdeti vücuta inanan birisini şirkle nasıl suçlayacağız? Adamlar bizim gibi Allah ayrı insan ayrı düşüncesinde değiller. Peygamberi Allaha eşit görme durumu vahdeti vücut içinde çok rahat açıklanabileckken elbette söz konusu kişi hallacı mansur değil de peygamber olunca biz şeriatçilere çok ters geliyor. Kişi inandığından mı sorumludur yoksa inanmadığı halde inanıyormuş gibi görünmesinden mi sorumludur? Adamlar samimi ise buna iman etmişse bunun yargısı bize düşmez ama eleştirimizi getiririz. Kişisel görüşüm piyasadaki vahdeti vücutcuların, tarikat oluşumlarının çoğunun şarlatan olduğudur o başka mesele. Bana göre Kuranda affedilmeyecek şirk günahıyla kastedilen, patron Allah deyip aslında başka güçlere, varlıklara tapma günahıdır. Cemaat buna çok iyi bir örnektir. Patron Allah mıdır yoksa sermaye mi sorusuna görünürde Allah deyip gerçekte sermaye demişlerdir. İşte görünürde ben Allaha tapıyorum, patron O'dur deyip gerçekte sermayeye, ABD'ye AB'ye tapanlar şirke batanlardır. Onları kurtarmaya çalışsan sen de batarsın, uzak duracaksın. Hayatın her alanında insan şirke bulaşabilir ki bu da insan oluşumuzdan kaynaklanır. Ama bu ayette kastedilen şirk gündelik hayattaki Allahın affedeceği küçük şirkler değil, büyük şirktir. Siyasi şirktir.Doktor da her yazısında bu şirke savaş açmış olan Milli Görüşe savaş açmış görünmektedir. Milli Görüş demek patron Allah'tır demektir. Yani şeriatçidir milli görüş ve şirkin küçüğüne de karışmamıştır.

Tayibet Erzen
20.12.2011
09:42

O zaman Hz.Muhammed boşuna geldi. Mekke müşriklerinin putlarına saygı gösterilmesi gerekirdi, çünkü onlar bizim put dediğimiz cisimlere samimiyetle inanmışlardı. Öyle mi?

Vahap Alma
20.12.2011
09:54

Hakan Bey'in üzerinde durduğu konu ''şirk'' değil ''münafık''tır. Bakara suresi ve Kuran'ın daha bir çok yerine bakarsa daha iyi anlar kanısındayım.

ziya küçük
20.12.2011
10:04

hristiyanlar da müşrik mi oluyor ? samimi de olsalar değişir mi?

Tayibet Erzen
20.12.2011
10:34

Bakara-62: “Şüphesiz, iman edenler, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiiler, kim Allah’a ve ahiret gününe inanıp uyumlu iş yaparsa ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için hiçbir korku yoktur ve onlar hüzünlenmeyecekler.”

Bu ayet Hıristiyanların da cennete gireceklerinin delilidir. Bunun yanında “Müslüman’ım” deyip de kalbi ve fiili şirke bulaşanların şirke bulaşacak hıristiyandan veya başka bir inanç sahibinden bir farkı kalır mı?

Nisa-48’de ise şirki affetmeyeceğini bunun ışında olanı istediğine affedeceğini söylüyor.

ziya küçük
20.12.2011
10:53

O zaman cübbeli gibilerin de şirki masum olamaz mı? Onlar da hristiyanlar gibi inançlarının doğru olduğunu düşünüyorlar. Samimiyetle iman ediyorlar ve salih amel işlemeye çalışıyorlar, şirk koşan hristiyanlar gibi. Hristiyanların inancı bu değil mi? Şirk yani.

Hakan Kandal
20.12.2011
11:21

Müşrikler de taptıkları putların gerçek olmadığını biliyorlardı, samiri putuna tapan yahudiler de biliyorlardı o buzağı cansız bir nesneden başka bir şey olmadığını. Ama kendi nefislerindeki şirki 3 boyutlu dünyada bu cansız nesnelere yansıtmışlardı. Yani kendi nefislerine tapıyorlardı. Bu şirktir ve patron Allah değil benim demektir. Münafık kişi aynı zamanda şirke batan kişidir. Çünkü münafık kişi için inandığı tek şey kendi çıkarı ve nefsidir.

Hakan Kandal
20.12.2011
11:35

Hiç kimse hiç kimsenin asıl iç yüzünü bilemez. Biz insanlar hakkında şeriatle hükmederiz. Zahire göre yorumlarız işin içine de biraz sezgilerimizi ekleriz. Cübbeli veya Fethullah Gülen hakkındaki kanaatlerimiz bu eksene göredir. Ama bu kişilerin asıl kalbini sadece Allah bilir. Biz sadece kendi açımızdan görüş bildiriyoruz. Buna da düşünce özgürlüğü denir. Eğer ben kalbimde ve beynimde fethullah güleni haklı görüp dilimde haksız gösteriyorsam o zaman Allah katında haksız duruma düşerim. Bu nedenle birisine kafir dersen o da kafir değilse sen kafir olursun yaklaşımı hatalıdır. Kişi söylediğine inanıyorsa ve bunun için kendince kanıtları-delilleri varsa ortada sorun yoktur.

Tarikatlara ve cemaatlara sermayenin verdiği ihale nasıl olur da müslümanları Kurandan uzaklaştırırız ihalesidir. Bu ihaleyi hangi cemaatin kazandığı malumdur. Ortada bir pasta var ve cemaat-tarikat oluşumları bu paydan daha fazla almak için birbiriyle me ücadele içindedirler. Bu tarikat ve cemaatleri büyük felaketler beklemektedir. Çünkü Allahın affetmeyeceği şirke batmıştırlar. Bu nedenle Kurandaki şirk ifadesi bence öncelikle siyasi anlamdadır, güç eksenli bir şirktir. İtikadi-imani şirkler ikincil şirklerdir.

Hakan Kandal
20.12.2011
12:10

Burada Tayibet şunu söyleyebilir, o zaman putlara tapan herkes aslında kendi nefslerine tapan kişilerdir. Samimiyetle bir puta tapma, bir ikona tapma söz konusu değildir. Buna şöyle cevap verebiliriz. Bir insanın kendisi dışında canlı-cansız bir varlığı kendisinden daha yüce hatta en yüce görmesi tamamen bireyseldir. Bu kişi samimiyetle bu varlığa kendi tanrısı olarak tapıyorsa ve bunu bir başka kişiye zorla dikte etmiyorsa o kişi şirkte olmaz. Çünkü bu inancı onu bağlamaktadır. Oysa mekkedeki müşrikler, eski yunanlılar bu inançlarını başkalarına dikte etmişler ve kendi tanrılarına inanmayanlara kan kusturmuşlardır. Yani kendi nefislerini başkalarına dikte etmişlerdir. Allahın özgür irade verdiği kişilere baskı yapıp kendi tanrılarına inanmaya zorlamışlardır. Bu kişiler şirk günahını işlemişlerdir. İlla puta tapan müşrik olmak grekmez,Türkiye'de insanları kendi inandıkları gibi inanmaya, yaşamaya zorlayanlar da şirk günahını işlemişlerdir. İşte o başörtüsü düşmanları yarın Allahım bizi affet diye çığıracaklar, mamafih...

Tayibet Erzen
20.12.2011
12:18

Bakarada geçen ayet teslis inancına sahip olan Hıristiyanları değil, mümin olanları kastediyor. Yahudi derken de aynı şekilde.

Kişilerin amelleri önemlidir, zaten kalbi itikadı ispatlamak mümkün değildir. Biri çıkıp da “Muhammed=Allah” diyorsa işin felsefesi bu noktada bitmiştir. Neyi neye benzeteceğini şaşıracak kadar raydan çıkmış bir anlayıştan bahsediyoruz. Kuran’ın neresinde böyle açık bir kapı gördünüz. Amelde tolerans payı olsaydı, her şey bu kadar net ifade edilmezdi.

Bunu anlamak için herhangi bir kavramın özüne veya bir zatın sözüne gerek olduğunu sanmıyorum. Hz. İbrahim'in imanı tek başımıza bile olsak Allah'ı bulabileceğimizin delilidir. Tasavvuf veya başka bir isim altında olayı arap saçına çevirip, ermişler sınıfı türetmenin alemi yok. Tevhid gayet nettir. Allah'ın helal dediğine helal, haram dediğine haram diyeceksin ve bunlara uyacaksın.

ziya küçük
20.12.2011
12:21

Teslis inancına sahip olmayan hristiyan var mı? Teslise gerçekten inanmış ise samimi ise yine de sorunlu mudur durum?

Tayibet Erzen
20.12.2011
12:42

Niye olmasın? Şimdi peygamberi Allah'ın habibi değil de salt kulu olarak gören müslümanların olması gibi.

Samimiyete gelince, bana göre iş ortaklığa gelmişse iyi niyetin bir anlamı yoktur. İyi niyet bir set değildir, nerede duracağınızı bilemezsiniz. Aşırı koruyucu ebeveyn gibi tehlikelidir. O yüzden Kitap vardır, Hz. Peygamberin uygulaması vardır. Onları rehber edinmek lazım.

Samimiyet diyorsunuz ya; Kendi iradesine ve imanına güvenmeyip, sırf günah işlememek, haddi aşmamak için tarikat, cemaat veya bu tür bir topluluğa mensup olup, oranın imamına tabii olan insanlar, istişaresiz iş yapamaz, herşeyi bu insanların rehberliğiyle yapar hale geliyorlar. Şimdi kim çıkıp da bunların sapmış olduğunu söyleyebilir. İçten inanıyorum ki o insanlar iyi kimselerdir ancak helal ve haramları Allah'ın kitabını orijin kabul ederek uygulamıyorlar. Çünkü O'nu anlayacak, O'na muhatap olacak seviyede göremiyorlar kendilerini. Oysa Kur'an herkese hitap eder, herkes onu isterse anlar.

Hakan Kandal
20.12.2011
12:50

vahdeti vücutcu değilim ama buna inanan ve bu inancını da bana zorla dikte etmeyen ve de günümüz zorbalarına iman etmemiş bir kişiye şirktesin diyemem. Çünkü adam kendini zaten tanrının parçası görüyor, inancının temeli bu. Güle oynaya ben şirkteyim diyor, tanrının ortağıyım diyor, inancı bu. Ayetteki kastedilen şirk bu şirk mi? Bence kastedilen kendi nefslerine tapan kişilerin şirki. Allah yerine kendini tanrı gören kişiler. Bununla yetinmeyip başkalarını da kendilerine tapmaya zorlayanlar. Kastedilen şirk bu. Vahdeti vücutcuların şirkine taktığınız kadar cemoların şirkine biraz taksanız inandırıcı olurdu. Muhammed eşittir Allah denildiğinde kıyametleri koparıyorsunuz ama İsrailin otoritesine boyun eğilmeli dendiğinde içtihat farkı diyorsunuz değil mi? Bu çifte standartlar inanılırlığınızı zedeliyor.

Her şey sadece samimiyettir. Teslise bile olsa samiyetle inanıp başka bir canlıya da zararı dokunmamış, kendi halinde bir insan nye cehenneme gidecekmiş?

Lütfi Hocaoğlu
20.12.2011
12:53

Şirke düşme ile müşrik arasında fark vardır. Kuran bunları değişik şekilde sınıflandırır. Ellezine eşreku dediği grup şirki müessese haline getiren gruptur. Elmüşrik dediği kimse de Allah’a ortak koşma kendinde istimrar eden kimsedir. Yazıda verdiğim ayeti okursanız müşrike ya da ellezine şereke’ye mağfiret etmez demiyor, En yüşrike’yi yani ona ortak edilmesini mağfiret etmez deniyor. Yani şirk durumu son derece ciddidir. Bir kere bile ortak ettiğin anda müşrik olmayabilirsin ama şirktesindir. O şirk fiilin mağfiret edilmez.

Bu yazıda vahdet-i vücuttan bahsetmiyorum. Onlar da böyle bir iddiada değiller. Yani zorla teviller yapmaya gerek yok. Bütün hayatların kaynağı Muhammed’dir diyorlar. Vahdet-i vücutsa neden Muhammed’dir. O zaman sen de hayatların kaynağı olmalısın. O kadar komik ki Peygamber kendi kendine vahiy gönderip Cebrail’i mi kandırıyor? Bunun açıklanabilecek hiç bir tarafı yok Hakan. Zorlama tevillere de gerek yok. Apaçık şirktir.

Bir insan bilip anladığı şeylerden sorumludur. Bu nedenle şirki yapanın bu konuda ilmi yoksa, kitabı anlamıyorsa, cahilse sorumlu olmayabilir. Ama Arapça dil kurallarını gayet iyi bilip, bunu okutup da sonra şirk fiilini işliyorsa ve bu kendisine defalarca tebliğ edildiyse hiç bir mazereti yoktur.

Mekke müşriklerinin şirki yazıda verdiğim şirke göre son derece masumdur.

Ben de zaten kişilerden değil, yaptıkları fiilden söz ediyorum. Bu fiili ister Cübbeli ister başkası yapsın şirktir.

Cengiz ve Hakan’a soruyorum: Muhammed=Allah şirk midir, değil midir? Peygamberin kendi kendisine vahiy gönderdiğini iddia etmek şirk midir, değil midir? Peygamberin ElHayy olması, bütün hayatların kaynağı olması şirk midir, değil midir?

Tasavvufun mantığı eğer şirke götürüyorsa “Batsın o mantık.”

Sizin yaptığınız tasavvuf maskesi altında şirki meşrulaştırmaktır, bu da şirkün ala şirktir. Bu iddianızda devam ederken dikkat edin, sonunda mağfiret yok ona göre.

ziya küçük
20.12.2011
12:55

Bilmiyorum lakin teslis inancını kabul etmeyen hristiyana rastlamadım.

Olsa dahi tek imani konu bu mudur?

Müslümanlarda dahil çok az tevhid inancında olan var o zaman size göre?

Tayibet Erzen
20.12.2011
12:59

Cübbeli'yi ve türevlerini ciddiye alıp, imam kabul eden cemaat ehillerini sayarsak, tevhid ehli gerçekten azdır, diyebiliriz.

ziya küçük
20.12.2011
13:06

Tüm tarikatler imamlarını ciddiye aldığı için şirkteler , Fethullah Hoca cemaati de şirkte diyebiliriz aynı durumdalar hemen hemen. Bir tarikate ve cemaate girmek tehlikeli demek ki. Uzak durmak en iyisi...

Hakan Kandal
20.12.2011
13:45

Doktor, şirkin ne olduğuna açıklık getirmiyor. Sadece o fiili bir kez bile işlesen hapı yuttun diyor. Rahmeti gazabından büyük olan Allahın açıkça affetmeyeceğini dile getirdiği bu suç nedir? 3 kez Cumaya gitmedin dinden çıktın gibi bir ifadesi var doktorun. Allaha ortak koşmak ne demek? Daha ötesi kendini tanrı görmek ne demek? Allaha ortak koşmak bir anda olabilecek bir eylem midir? Bir süreç mi gerektirir? Allah burada acaba tek bir fiilden mi yoksa bir sürecin sonunda oluşan durum-fiilden mi bahsetmektedir. Hem neden Allah bu fiili asla affetmeyeceğini ilan etmektedir? Olaya Allah açısından bakmaya çalışalım; birileri çıkmış enel hak demiş, ben Allahın bir parçasıyım demiş, Allaha ortak koşmuş, ben de tanrıyım diyerek. Bu durumda her şeye gücü yeten Allah nye kızsın ki, dönüp bakmaz bile. Birileri İsa Allahın oğlu diyor ve buna inanıyor kimseyi de bu inanca zorlamıyor, başka inançlara da saygısızlık etmiyor. Allah bu kişiye nye kızsın nye hiç affetmesin. Birileri de Muhammed eşittir Allah diyor, öyle inanıyor, elbette saçmalık ama öyle inanıyorsa, Allah inanma özgürlüğü vermişse şimdi Muhammedi mi kıskanacak? Vay sen nasıl bana değil de benim yarattığım bir insana taparsın, vurun kellesini mi diyecek Allah?

Şirk fiili ile Allahın neyi kastettiğini ifade ettim. Doktor da ifade etsin asla Allah tarafından affedilmeyecek günahın ne olduğunu. Hiç kimse Allaha yaptıkları ve söyledikleriyle zarar veremez. İnsanlar sadece kendidlerine ve başkalarına zarar verebilirler. Hiç bir insan bu anlamda Allaha karşı bir zarar verme eyleminde bulunamayacağı için Allah niçin ceza versin kendisine atılan iftiralara. Allahın da bir hakkı var demek komik değil mi? Allahın hakkı dediğimiz sadece insanlığın hakkıdır. Allah insanları yarattığı için, kendi yarattığı kullarına bir haksızlığı başka insanlar yapınca kızmakta ve cezayı kesmektedir. Ama direkt kendisine bir insanın haksızlığı mümkün müdür? Demek ki Allaha karşı suç işlemek mümkün değildir. Bir tane meczup ben tanrıyım dedi, kimseye de bana tapın demedi ama onu parçalara ayırdılar, bugün aklı başında olan ve bana tapın diyen binlerce insan var. Oysa onları başlarının üstünde gezdiriyorlar.

Hakan Kandal
20.12.2011
14:01

Muhammed eşittir Allah diyen birisi eğer bu inancını başkalarına dikte etmiyorsa ve bu inancında içi dışı birse , Allaha karşı suç işlemiyordur. Çünkü Allahın yarattığı herhangi bir kula bir zararı yoktur. Bu açıdan Allaha karşı haksızlık diye bir suç yoktur. Çünkü Allaha haksızlık yapılamaz. Yani sen nasıl tüm alemleri yaratmış Allah varken Muhammede inanırsın ha! demez Allah. Ama batıni boyutları sıfır ve ekside olan şeriatçılar der. Bilakis işte bu yaklaşım Allahı bir insan seviyesine indirmektir. Batıni boyut ekside olan şeriatçılar böylece farkında olmadan şirke düşerler.

Hakan Kandal
20.12.2011
14:18

Biz batıni boyutu sıfır ve eksi olmayan şeriatçılar Kurandaki Allaha inanıyoruz, çünkü Allah bize bunu ilham etti, bir hinduya da başka bir tanrıyı ilham etti. Bizim asıl Allahı biliyor olmamız bir hindunun bizden daha iyi bir insan olmayacağı anlamına asla gelmez. Bilgi bu oyunda hiçbir şeydir. Allahı ilgilendiren tek şey samimiyet ve kötülüklere karşı gösterilen dirençtir. Bunun mekanızması da sadece Allaha malumdur. Allah nasıl karar veriyor kim iyi kim kötü, bilmiyoruz? Şimdi tartıştığımız noktaya gelelim. Bizler Kurandaki Allahı bizden başkalarına zorla dikte ediyor muyuz? Hayır, neden? Allah bize dinde zorlama yoktur emrini verdiği için. Peki, niye bu emri vermiş Allah?

X kişi eşittir Allah diyen birisi de bu inancını bana dikte etmeyince, kendince bu inancı yaşayıp ölüp gittiğinde bana hiç bir zararı olmayacaktır. Olsa olsa kendine zararı olacaktır, onu da Allah bilir. Bu durumda bu suç mu Allahın asla affetmeyeceği günahtır? Bu yaklaşım Allahı kendisine atılan iftiraya hemen kızıp öç alan herhangi bir insana indirgemektir. Şirklerden bir şirk de budur. Allahtan fazla Allahçı olmak. Muhammed eşittir Allah diyenlere çıldırıyorsunuz ama Allah yerine sermayeden ve batıdan korkanlara karşı sempatiniz üst seviyelerde.

Tayibet Erzen
20.12.2011
14:24

Cengiz Bey,

Menfaat bağlamında kurduğunuz ilişkiyi, anlayamadım. Eğer bu mantık doğruysa şu anda bir çok topluluk(tarikat, cemaat vs) kendi mensuplarını resmen sömürüyor. Hem madden, hem manen. Bu durumda adamlar tevhidden yola çıkarak şirkin alasını ulaşıyorlar demektir!

Bizim tepkimiz zaten kitlelerin etkilenmesi ve bir yanlış ardında sürüklenmesi. Yoksa Cübbeli veya başka birkimse istediği kadar batsın, o onun bileceği iş. Hesap kollektif değil, bireysel olacak. Ama bu insanlar liderlik, imamlık yaptıkları için sadece kendilerinden değil, onların arkasından sürüklenen binlerce saf insandan da sorumlular. Bu sorumluluk da onların bu açık şirkini masum yapamıyor.

Tayibet Erzen
20.12.2011
14:36

Ziya Bey;

İnsan sosyal bir varlıktır. Bir cemaat, adı olmasa da, bilinçli olmasa oluşuyor zaten. Ama belli bir amaç uğruna bir araya gelen insanların oluşturduğu cemaat artık bir misyon yüklenmiştir ve bireysellik lüksünü kaybetmiştir. Aslında şunu demek istiyorum: Bizim inancımıza göre kişiyi kendi içtihadı bağlar nasıl isterse öyle inanır ancak inandığı doğrultudan sapmaz, sanırım en önemli ölçü bu. Buna samimiyet veya ihlas diyebiliriz.

Günümüzdeki tüm cemaat ve tarikatlar için şirkteler demek maksadını fazlasıyla aşan bir iddia olur. Bunu ima bile etmiyorum, kesinlikle. Ancak Cübbeli ve türevlerinden kastım açık bir şirk içindeyken cemaat öncülüğü yapan insanların, kendi kitlelerine katacağı birşey olmadığı gibi vereceği zararların olmasıdır.

Hangi cemaat olursa olsun liderinin helalini helal, haramını haram kabul ediyorsa artık onu tanrı, onun inançlarını da düzen kabul ettiğinden ve bir yandan da Allah'a iman ettiğini iddia ettiğinden dolayı şirktedir, diyorum. En doğrusunu Rabbim bilir.

Lütfi Hocaoğlu
20.12.2011
16:37

Hakan’a

Benim yazıda bahsettiğim itikadi anlamda şirktir. Siyasi şirk başkadır.

Ben insan bir kere şirk yapınca affedilmez demedim. Dikkatle okursan şirk fiilini affetmez dedim. Zaten ayet öyle diyor. Mesela birisi şirk fiilini işledi. O fiili affetmez, o kişiyi değil. Ama sonuçta hesap gününde her zaman onlar günah hanesinde olacaklardır. Ama kişide bu şirk istimrar ederse o müşriktir ki zaten cehennemi boylayacağı ayetlerde çok açıktır.

Diğer taraftan Hakan’ın mantığındaki tuhaflığa gelelim. Allah niye kızsın mantığına.

İnsanlar fuhuş yapsın, zina etsin, Allah niye kızsın ki niye dönüp baksın?

İnsanlar faiz yesin, birilerini sömürsün, Allah niye kızsın ki niye dönüp baksın?

Hakan,

Sadece Kuran’ı oku. Allah’a kimse zarar veremediği halde Allah insanları niye cehenneme atıyor. Yoksa kimseyi atmayacak mı batıni mantıkla? Sen de yazıda yazdığıma geliyorsun. Batıni tarafı olmayan şeriatçılarmışız? Batıni taraf şirkse, varsın olmasın.

Allah’a ortak koşmak demek yalnızca Allah’ta olan vasıfların başkalarında da olduğunu söylemektir. Allah’ın ElHayy vasfını alıp da başkasına verirseniz, o kimseyi bütün hayatların yaşam kaynağı yaparsanız ortak etmiş olursunuz. Zaten eşitlediğiniz anda ortak etmeniz çok açık ve nettir. Hele ki Cebrail’i elçi olarak gönderen Allah dışında biri varsa o da Allah’a ortak oluyordur. Bunlar batıni taraflarsa, şirk ne?

Hakan’ın mantığına göre hiç şirk yok. Allah “şirk koşmayı affetmiyorum” diye öylesine demiş. Yani Kuran’da yalan mı söylemiş. (haşa) Ona ne zararı var milletin şirk koşmasının, değil mi?

İnsanlar fiillerinden sorumludur. Muhammed=Allah diyen biri bunu içinde tutuyorsa henüz fiile dökülmemiştir. Ama etrafına bunu söylüyorsa geçmiş olsun.

İnsanlar kendilerine zararı dokunmayan şeylere kızmazlar, ilgilenmezler. Eğer Allah’ta kendisine zararı dokunmayan şeyle ilgilenmiyorsa asıl bu Allah’ı insani boyuta indirgemedir. Allah’ın süphan özelliğini yok saymadır. Çok tehlikeli bir mantıktır. Günahları meşru hale getirir. Çünkü şarap içmemizin Allah’a ne zararı var, zinanın O’na ne zararı var, kumarın O’na ne zararı var? Allah günahkarları niye cehenneme atıyor?

Sonuç değişmedi. Her zaman şirk işleyenler olacak ve şirki şiddetle savunanlar da olacak.

Cüneyt Özcan
20.12.2011
17:13

Şirke bir de şu cenahtan bakılması meseleyi belki daha da güzel anlamamıza yardımcı olur.

"Şüphesiz ki şirk büyük bir zulümdür"

Öyle ise affedilmeyen şirk, kul hakkı yemekle eşdeğer olan şirktir. Bunun kapsamına

"Nefsini ilah edineni gördün mü?"

ile tarif edilen güruh girer en başta. Türev mantığıyla daha alt kademede buraya "iftira ile kul hakkına girme" dahi girer. Bu bağlamda Bediüzzaman: "Mevcudatın işlemiş olduğu ve onlara tevdi edilen görevleri inkâr ederek iftira edilmesi" 'ni de sokar. Yani mevcudâtı manasız addetmek te bir nevi mevcudata karşı yapılan bir iftiradır. Ancak bunun kul hakkı olarak görülüp-görülmeyeceği hususunda fikredilebilir. Ancak büyük zulmün kul hakkı ve derecesiyle birebir ilişkisi olduğunu söylemek gerekir. Kuran arapçasına vakıf olmadığım için umarım yorumda yanılmıyorumdur.

Lütfi Hocaoğlu
20.12.2011
19:30

أَفَرَأَيْتَ مَنِ اتَّخَذَ إِلَهَهُ هَوَاهُ وَأَضَلَّهُ اللَّهُ عَلَى عِلْمٍ وَخَتَمَ عَلَى سَمْعِهِ وَقَلْبِهِ وَجَعَلَ عَلَى بَصَرِهِ غِشَاوَةً فَمَنْ يَهْدِيهِ مِنْ بَعْدِ اللَّهِ أَفَلَا تَذَكَّرُونَ

İlahını hevası edineni ve Allah'ın onu ilim üzerine saptırdığını ve işitmesini ve kalbini mühürlediğini ve görmesi üzerine perde kıldığını gördün mü? Allah'tan sonra ona kim hidayet edecek? Tezekkür etmez misiniz? (Casiye 23)

Bu ayette "hevasını ilah edinen" değil, "ilahını heva edinen" diyor. Yani Allah'ı kendi hevasına göre şekillendirenlerden bahsediyor. Hem de arkasından öyle bir bağlama yapıyor ki ilim üzerine şaşırtıldıklarını söylüyor. Ellerindeki ilimle Allah'ı öyle bir hale getiriyorlar ki ilahları hevaları haline geliyor. Sonraki soru çok daha mükemmel. Allah'tan sonra ona kim hidayet edecek? Çünkü o kimseler ilahlarını hevalarına göre şekillendirdiler. Artık bu durumdan sonrası onlar için Allah'tan sonrasıdır. Çünkü kafalarındaki Allah başka bir şeydir, hevalarına göre oluşturdukları ilahlarıdır artık. Artık Allah'tan sonrası bir döneme girmişlerdir.

Hakan Kandal
21.12.2011
05:21

İtikadi şirk zaten kişiyi siyasi şirke götürür.Lafzen şirk ise tartışmalı bir sorundur. Kişinin niyeti bilinmemektedir. Kuranda çöl bedevileri için iman ettik demeyin islam olduk deyin denmektedir. Kelimeyi şehadeti getiriyorlar ama iman etmemişler henüz. Lafzen inandım demek ki asıl olan değil.itikadi şirk ve iman bizim kesin olarak bilemeyeceğimiz şeyler. Doktor bir şeriatçı olarak nasıl itikadi olarak birilerini Allahın rahmet dairesinden çıkarabiliyor anlamadım. Şeriat zahire bakar, kalplere değil. Ayette bahsedilen ifade bu dünya için mi yoksa uhrevi gazabı işaret etmektedir? Allaha eş koşan-doktor by ayetteki itikadi şirktir diyor- kişiyi biz nasıl mahkeme edeceğiz. Muhatap olan Allah nasıl mahkemeye gelecek? Yok topluluk Allaha adına mahkemede Allah'ı temsil edecek diyorsanız o zaman itikadi şirk dünyevi şirke mi dönüştü, hani dinde zorlama yoktu? Yok eğer kastedilen uhrevi gazap ise o zaman doktor bilgisi sadece Allaha malum olanı nasıl bilmektedir? Doktor bu uhrevi cezanın kimlere uygulandığına bizzat şahit mi olmuştur?

Dinde zorlama yoktur ayeti müslümanlara mı yoksa insanlığa mı bir emirdir.Ayet devam eder çünkü doğruluk sapıklıktan ayrılmıştır. Allah insanları inançları hükmünde serbest bırakmıştır. isteyen doğruluğa iman eder isteyen de bilerek ve isteyerek ve farkında olarak şeytana ve nefsine iman eder. Bir insan itikadi şirke bilerek bulaşır. Bir insan öyle inanıyor dye biz ona şirktesin diyemeyiz. Bu bence itikadi şirk de değildir, arızi bir durumdur.Allah iman edenleri karanlıklardan aydınlıklara çıkaracağını vaat ediyor.İnkar edenleri de yani Allahı bildiği halde bile bile Allah yerine sermayeye, AB'ye tapanlara da aydınlıklardan karanlıklara çıkaracağını söylüyor. itikadi şirkin mahiyeti sadece Allah bilir ama siyasi şirki zahiren görebilmeyi Allah bazı kullarına nasip etmiştir.

Hakan Kandal
21.12.2011
05:45

itikadı şirk siyasi şirke götürür diyerek bir çelişkiye düşmüyorum. Kişi kendi kalbinde Allahı inkar etmişse ve çıkarı gereği nefsini veya nefisne uygun başka bir varlığı tanrı edinmişse bu öyle ya da böyle kişinin kendi dünyevi yaşamına da yansır. Bu şirki siyasi şirke dönüşür. Ama kendi inancını başakasına zorlamayan ve kendisine yapılmasını istemediğini başkasına da yapmayan birisi lafzen ne derse desin önemli değildir, bu kişiyi Allah karanlıklardan aydınlıklara çıkaracaktır çünkü bu kişi siyasi şirkte değildir, çünkü çıkarı için ya da nefsi öyle emrettiği için dünyayı karanlıklara boğan kişilere iman etmemiştir. Bu kişi itikadi şirkteymiş gibi görülse de itikadi şirkte değildir.

İtikadi şirk siyasi şirke götürür ifademizle başka bir çelişkiye de düşmüyoruz, itikadi şirkin mahiyetinin sadece Allah tarafından bilineceğini söylemiştik o zaman siyasi şirke düşmüş birisi itikaden de şirke düşmüştür diyerek bir çelişkiye mi düşüyoruz? Hayır, biz sadece zahiri olana dair bilgimiz ve gözlemlerimizle batıni olana bir kıyas yapıyoruz. Asıl olan batıni yani itikadi iman veya imansızlıktırdır. Sadece Allahın bildiği gerçek iman veya imansızlıktır. Asla kesin olarak bir insan başka bir insan hakkındaki Allahın nihai hükmünü bilemez. Eğer Allah bu bilgiyi kendisi bir insana vermemişse tabii. Biz kendimize ana eksen olarak itikadi iman nedir itikadi şirk nedir önce tanım getiriyoruz sonra buna göre hipotezlerde bulunuyoruz. itikadi iman , çıkarsız ve nefsin ihtiraslarına karşı mücadele eden imandır. itikadi şirkse çıkarcı ve nefsin ihitiraslarına boyun eğmiş kendi nefsini tanrı yapıp başkalarına da bu tanrıya tapmaya zorlama niyetinde olan şirktir. Siyasi şirki sonuç olarak görüp o kişi itikaden de şirk içindedir diyoruz. Bunda da yüzde yüz emin olamayız diyoruz. Doktor ise nasıl bir şeriatçilik örneğiyse adamın içini görüp itikaden nalları dikmiştir deyip anti-şeriatçı bir yaklaşım gösteriyor.

Reşat Nuri Erol
21.12.2011
07:05

41. yorum da benden:

"İyi tartışıyorsunuz, nazar değmesin; 41 kere maşallah!.."

Lütfi Hocaoğlu
21.12.2011
10:39

Ayette onlara sorsanız yerleri gökleri kim yarattı diye, Allah derler der. Buradaki mantık örügü budur. Onlar samimi değildirler inancında. inanmadıklarını savunurlar. Putlar aracıdır faydası var derler. En püf noktada ise, onlar menfaatlerini korumak için o şirki desteklerler.

Tasavvufçulara sorarsanız kim yarattı diye Allah derler. Ama diğer insanları kandırmak için Allah’tan gelmeyen hikayeler uydururlar ve bu Allah’tandır derler. Çünkü Mekkeli müşrikler gibi faydası var derler. Sonra da bazıları onlar hak yolda der. Çünkü onlar için tek gerçek Milli Görüş putudur. Ona oy verme dışında her şey şirktir onlara göre. Allah aşkına söyleyin o hikayelerin kime ne faydası var?

Fikir fiille eşit değildir. Fikir işin entellektüel boyutudur. içinde tutan fikir değil hislerinde tutandır.

Dışarıya söyleyip diğer insanlara bunu anlatmak, onları saptırmak fiildir. Nasıl fiil değildir?

Şarap içmek topluluğa zarar verdiği için kamu adına yasaktır. Benzerlerinde de illet sarhoşluktur. Allah'a zararı yok ama Allah'ın tecelli ettiği topluluğa zarar verebilme riski taşır.

Yani şarap içmek günah değil mi?

Birileri de çıkar onların hak üzere olMAdıklarının ilmi kendilerine verildikten sonra sırf bize benzer diye destekler ve "muhammet - allah" demek şirktir diye kendi nefsini temize cıkarmaya çalışır. bana göre onlar çok daha masumdur.

Birileri çıkar da sadece Milli Görüşçü olmayıp Erbakan’ı ilahlaştırmadıysa, onun her dediği doğrudur demediyse onlar mı şirkte yoksa Erbakan mutlak müçtehittir, onun her dediği doğru çıkacaktır diye onu ilahlaştıran mı şirkte?

Doktor bir şeriatçı olarak nasıl itikadi olarak birilerini Allahın rahmet dairesinden çıkarabiliyor anlamadım. Şeriat zahire bakar, kalplere değil.

Açıkça Muhammed=Allah demek zahir değil mi? Başkalarını Allah yolundan saptırmaya çalışmak masum mu? O zaman Allah Kuran’da Allah üçün üçüncüsüdür dedikleri için niye kızıyor? Yani Allah size göre abesle iştigal mi ediyor? (haşa) Diğer taraftan ben kimseyi rahmet dairesinden çıkarmıyorum. Allah kendisi söylüyor ayette. Boşuna mı söylüyor? O zaman o ayeti yorumlayın. Yok yok yorumlamayın. O ayetteki şirk size göre Milli görüşçü olmamak. Bunu diyeceğiniz için gerek yok yorumlamanıza.

itikadi şirkin mahiyetinin sadece Allah tarafından bilineceğini söylemiştik

O zaman Kuran’da Allah’ın anlattığı şirk bizim mahiyetini bilmediğimiz öylesine söylenmiş bir söz olmaz mı?

Bu tip çelişkilere gerek yok. Biz şeriatçıyız demek inancımız yok mu demek? Asıl burada çelişkiye düşen sizsiniz. Bizi salt şeriatçı olmakla suçlarken kendiniz salt şeriatçı oluyorsunuz, itikadı sıfırlıyorsunuz. Biz şeriatçıyız ve itikada da son derece önem veriyoruz ElHamdülillah. Şirkin ne olduğunu da çok iyi biliyoruz ElHamdülillah.

Uğur Tanış
22.12.2011
05:25

Millî Görüş lîderi ve Saadet partisi genel başkanı prof. dr. Necmettin Erbakan, Dînini değiştireceksin. Dîn değiştirmek iki türlü olur. Bir: İslâm'ı yasaklarsın, iki: bir de İslâm'ı değiştirirsin. Bugün Türkiye'de ikinci metot tatbîk ediliyor. Dînler bahçesi. ‘Aynı yerde kilise, havra, cami‘ yapılıyor. Bu İslâm itikâdına uymaz. Allah nazarında tek dîn İslâm'dır. Hıristiyanlık ve Yahûdîlik hurafedir. Bunların Cenâb-ı Hakk'la irtibâtları kesilmiş. Bunlar gerçek değildir. Şimdi bu dînler bahçesi içerisine kilise, havra, cami‘ yapmış. Cami‘nin üzerine ‘Lâ ilâhe illallah' demiş, ‘Muhammedun Resûlüllah' dememiş. Neden? Yahûdîler ve Hıristiyanlar da cennete gidecekmiş. Böyle Müslümanlık olmaz.” http://www.habervaktim.com/haber/152835/%E2%80%9Ckeramet_bizde_degil_milli_goruste%E2%80%9D.html

2010-11-08

üç buçuk ‘asırdan beri Avrupalılar ma‘a'l-esef cehenneme gidiyor. http://millicozum.com/mc/EKiM-2010/dunyasini-degistirmeden-dunyamizi-degistirecek-adam.html

Erbakan, Se‘âdet partisi genel başkanı AKP dîni de değiştirmeye çalışıyor. Nasıl? - Dînler Bahçesi diye bir yer açmadı mı? O bahçenin içinde kilise var, o bölgede Hıristiyan vatandaş yok. O bahçeyi gidin Paris’e kurun dedik, hayır illâ İstanbul’a. Bahçedeki câmi‘nin üstünde Lâ ilâhe illallâh yazıyor, Muhammedü'r-Resûlüllah yazmıyor. Bu ne demek biliyor musun? Bütün İslâm dînini ortadan kaldırmak demek. Şimdi biz AKP’nin dîni değiştirme çalışmalarını kitêb yapıyoruz. http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1034839&Date=02.01.2011&CategoryID=78

Lütfi Hocaoğlu
22.12.2011
21:17

Benim eleştirdiğim konu şu: siz fıkhı oluştururken kuranda Allah geçen yerleri topluluk yada devlet olarak tanımlarsınız. Yani Allahı topluluğa eşitlersiniz. Ben de bunu kabul ediyorum, bunda bir çelişki görmüyorum. Kurandaki müteşabihlerin bir kısmını bu usulle anlayıp hayata aktarabiliyoruz. Ama siz buna rağmen Allah-muhammed diyen birini yerden yere vurabiliyorsunuz. Halbuki onlarda sizdekine benzer bir mantıkla bunu yapmakta o tecelliyi orada görmektedirler. Tıpkı sizin Allahın tecellisini toplulukta görmeniz gibi. Ama sizin çifte standartlı olmanız nedeni ile kendiniz kabul edip kullandığınız bir kriteri başkasına yar etmiyorsunuz. Siz nasıl ki Allah - topluluktur derken topluluğu Alllaha eşitlemiyor sadece bir illet ile bir kıyas kuruyorsanız onlar da kendi mantıkları içinde sizinkine benzer benzetmelerle kendi sorunlarını çözüyorlar. Ve onlar bunu kimseye dikte etmiyorlar, sadece kendi inançlarını beyan ediyorlar. siz Milli Görüşçü olmadıkça Allah bu çifte standart hastalığından sizi kurtarmayacak, bu hatalara hep düşürecek. Halbuki bu o kadar basit bir mantıkla sizin mantığınız içinde de açıklanabilir ki buna göremeyecek kadar kör etmiş Allah.

Biz Kuran’daki bazı Allah lafızlarının topluluğu ifade ettiğine yine Kuran’daki ayetlerden belirli usul kaideleri içinde ulaşıyoruz. Bunlardan başlıca örnekler şunlardır:

Allah mübteda iken haber olan ifade nekre gelmişse yani Allahu alîmun derse bu durumda Allah yerine topluluk anlarız. Ama Allahu hüvel el-alîm derse topluluk anlamayız, Allah’ın şahsıdır.

Allah lafzı geçtikten sonra ve o Allah lafzı Allah’ın şahsını gösteriyorsa sonraki ifadede hüve zamiri dönmeyip Allah lafzı tekrarlandıysa burada ikinci Allah lafzı topluluktur.

Bunun gibi başka karinelerde vardır. Ama topluluğu Allah’a yine eşitlemeyiz, sadece Allah’ın halifesi olarak bu ayetler topluluğu işaret eder deriz.

Sonuçta delilimiz Kuran’dır, anlamamız usülledir.

Gelelim savunduğunuz Muhammed=Allah’çılara. Delilleri nedir? Kuran mıdır? Yoksa yazıda geçen uydurma hikayeler mi? Bu usul geçerli ise iş kolaydır. Önce yazarsınız bir hikaye. Gerçekmiş gibi anlatırsınız. Sonra o yalan olduğu kesin olan delillerle hükümlere varırsınız, bu şirki de sadece beyan edersiniz. Allah üçün üçüncüsüdür diyenlerde beyan ediyorlar. Onların hiç günahı yok size göre. Getirsinler Kuran’dan delilleri, usullerini açıklasınlar o zaman. Ama getiremezler. Oysa Kuran’da tam tersi deliller vardır. Allah’a hiç bir şeyin benzetilemeyeceğini hatta benzerinin benzeri yoktur yazan ayet varken Muhammed=Allah dediğiniz anda şirk koşmuş olmaz mısınız?

Şu anda buradaki konu itikadi şirktir. İtikadi şirki savunamaycağınız çok açık ve net olduğu için, bunu da bildiğiniz için sözü sürekli olarak siyasi şirke getirerek olayın yönünü değiştirip Akevleri de siyasi şirkle suçlamaya getirerek kasmaya gerek yok. Siyasi şirkin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum, sonunun ne olduğunu da gayet iyi biliyorum. Şunu unutmayın, itikaden şirkte olan sonunda siyaseten de şirkte olmaya gidecektir.

Laİlaheİllallah

sizin için önemsiz olabilir. Sizin için

La görüş illa Milli görüş

ayet olabilir. Benim için

Laİlaheİllallah

en ön plandadır. İtikadı çürük olanların sözleri ise başka insanların sapmasına sebep olur ve şeytanın vazifesini paylaşmış olurlar. (Yazıdaki örnekte olduğu gibi)

Maalesef sizi Milli Görüşçü olma hastalığı kaplamış. Ayetlerin yerine Erbakan sözleri almış. Bizim delilimiz kesinliğinden şüphe olmayan ayetler, sizin deliliniz ise size göre doğruluğu kesin olan, asla yanılmayacak olan, her içtihadı ileride icma olacak olan Erbakan’ın sözleri, pardon yanlış söyledim, ayetleriniz.

Milli Görüş ve Erbakan saplantısından kurtulmadıkça bu çifte standarttan asla kurtulamayacaksınız. Kafanızı temizleyin. Sadece ayetlere dayanın, bakın nasıl da doğru yola geleceksiniz. Bu sadece benim önerim. İster yaparsınız, ister yapmazsınız. Siz bilirsiniz. Tebliğ bizden, hidayet Allah’tan.

Hakan Kandal
22.12.2011
21:39

Allahı topluluğa eşitlemekle , Peygambere eşitlemek metot olarak aynı olabilir ama aynı anlamlara götürmez.Direkt Allaha karşı bir haksızlık yapılamaycağına göre Allaha yapılan hakısızlık, topluluğa yapılan haksızlıktır ama peygambere de yapılan haksızlık mıdır? Bu tartışılabilir. Bazı tarikatlerin bu anlamda sonsuz bir varlığı sonlu bir varlığa eşitlemesi sadece o sonlu varlığı aslında sonsuz görmesi ile mümkün olabilir. Peygamberi de İsa peygaömber gibi tanrılaştırma mı amaçlanmaktadır yoksa hakkında "sen olmasaydın kainatı yaratmazdım" kudsi hadisi olduğu ileri sürülen peygamber gerçekten de olmasaydı bu dünya yaratılmaz mıydı? Bu sorulara sadece tasavvufun kendi mantığı içinde cevap verilebilir.Şeriat dairesinde bu sorular tartışılmaz bile. Çünkü herhangi bir insan çıkar ve der ki o zaman beni niye yarattın ? Sadece Muhammedini yaratsaydın madem ki onun için kainatı yaratttın.Bunu deme hakkı olurdu ama patron Allah ise canının istediğini yapar.Kim karışabilir ki buna?

Erbakan dinler arası diyalogun asıl hedefinin İslamiyetin asıl fonksiyonunun gizlenmeye çalışılması olarak ifade etmiştir. La ilahe illallah yazılacak ama muhammedün resullüllah ifadesi dinler arası diyalogda yer almayacak diyerek sermayenin asıl hedefini gözler önüne sermiştir. Kişisel görüşüm Erbakan'ın burada Hıristiyan ve Yahudilere itikaden yanlış yoldasınız demekten ziyade siyaseten anlış yoldasınız demek istediği yönündedir. Sermayenin boyunduruğu altında Hıristiyan ve Yahudiler Hak'la bağlantılarını kesmişlerdir demek istemektedir. Burada asıl önemli olan ise Muhammedün Resullullah ifadesinin niye diyalog bildirgesinde yer almadığına yönelik vurgusudur. Bugün peygamber hayatta değil ama Allah ezeli ebedi hayatta. Muhammedün Resulullah demesek ne olur ki? Peygamber 1400 sene önce Allahın resulü idi şimdi direkt peygamberi nasıl muhatap alabiliriz ki?

Sermaye bu ifadeyi müslümanların anlayışından ve hafızasından çıkarmak istiyor. Çünkü bu ifade ile kastedilen İslam dininin ön gördüğü devlet-dünya düzenidir. Peygamberin Allahın resulü olması ifadesi sermaye için itikadi bir sıkıntı değildir. Asıl sorun siyasidir. Peygamberin Allahın resulü olması demek İslam devletinin başkanı olması demektir. Başkanı ortadan kaldırırsanız devlet de olmaz. Müslümanlar Allah'ın sadece tek olduğuna değil aynı zamanda Kuran'ın emrettiği islam düzenine de iman ettiklerine şehadet getirirler. Bugün cemaatlere işte İslam düzenini müslümanlara unutturma ihaleis verilmiştir. Tarikatlerin de böyle bir derdi yoktur onun için d eiçi boş balonlar gibi havalarda süzülmektetdirler.

Hakan Kandal
23.12.2011
05:19

Doktora eleştirimiz gayet açık, itikadi şirke gösterdiği ilgi ve alakayı niye siyasi şirke göstermiyor. Yapılan tartışmalardan anlaşılıyor ki; o bizim siyasi şirk dediğimize yani sermayeye, ABD'ye, AB'ye tapmaya siyasi risk demiyor. Reel politik diyor, çünkü onların kalbi temiz, iyi niyetli onlar. Zahire bakması gerekirken niyet okuma yapıyor. Biz zahire bakarak niyet okuma yapıyoruz, doktor da kendi nefsine göre batına bakıp zahiri yorumluyor. Aynı zamanda itikadi şirk konusunda da aynı fikirde değiliz. İslam düzenini reddeden, onun yerine tağut düzenine bel bağlamış kişi siyasi şirktedir ve asıl o kişinin itikadı bozuktur. X eşittir Allah gibi Kuranın şeri yorumuna ters ifadelere sahip kişiler eğer siyaseten şirk içindeyseler zaten sapıktırlar. Ama kendilerince bu bozuk düzene karşı tavır alıyorlarsa bu kişilerin itikadı bize değil Allaha kalmıştır. Adil düzende herkes kendi inancını ve düşüncesini özgürce ifade eder ve propagandasını yapar. Hakaret etmemek ve şiddete teşvik etmemek dışında her düşünce özgürdür. X eşittir Allah diyenlere başkalarının itikadını bozuyor diye yasaklama getirilemez. Adil Düzen serbest rekabet içinde herkesin kendini pazara çıkardığı yerdir. İsteyen istediği düşünceyi alır.

Hakan Kandal
23.12.2011
05:32

Kuran-ı kerim bir düzen kitabı iken Kuranda devletle siyasetle ilgili ayetler çok azdır, kuran kişisel bir din kitabıdır diyenlere gösterilen müsamahayı anlayamıyoruz sadece. Resmen Allahın dinini sırf sermaye kendi düzenini dünyaya yerleştirsin diye satanlara duyulan bu sempati bu kalbi yakınlık Adil Düzene yapılmış bir hakarettir. Adil Düzene karşı çıkan herkes zalim düzenin adamıdır. Bu adamlara sempati beslemek Adil Düzen imanı eksikliğidir. Adil Düzencilerin dikkatli olması gerekmektedir. Çünkü Allah istediğini aydınlıklardan karanlıklara da düşürebileceğini söylemektedir.

Lütfi Hocaoğlu
23.12.2011
11:18

Biz itikadi şirki savunmuyoruz, sizin çelişkinizi beyan ediyoruz. Kul hakkı en temel haktır. İnsanlığın barış yolu ile refaha ve huzura girmesi varken küçük hesaplarla bu düzeni ayakta tutan ve yaşatanları desteklemeniz fitneyi ve zulmü doğurmaktadır. Buna bakmadan gidip itikadi şirke takıyorsunuz. Siyasi şirke düşmüş kişi aynı zamanda itikadi şirkede düşmüştür. Siz siyasi şirkinizle itikadınızda da şirk içindesiniz zaten. Başkasının itikadi şirkine değil kendi itikadi şirkinize bakın. Kimse Allah yolundan sizin saptırdığınız kadar saptıramaz zaten. Ama tersine itikadi şirk içindeki herkes siyasi şirk içinde olmayabilir.

Ben Allah yolundan saptırıyor muyum? Nasıl yapıyorum bunu?

Gece gündüz hiç kimsenin henüz yapmadığı türden Kuran çalışmaları yapıp, bunları insanlar hak yola gelsinler, faydalansınlar diye hiç bir menfaat gütmeden yapmak mı şirk. Her gece Adil Düzen için çalışmalar yapıp, bunlardan insanların faydalanması için çalışmak mı şirk? Şu anda yazı yazdığınız bu siteyi yapmak için gece-gündüz uykularımdan fedakarlık ederek çalışan ben, bunu yaptığım için mi şirkteyim?

Sizin şirk kavramınız maalesef biraz garip. Allah yolunda çalışanlara şirkte diyene ne denir?

Allah yolunda çalışanların çalışmaları sizi rahatsız edebilir. Kendi yapmadığını başkalarının yapması ve onların da Milli Görüş saplantısı içinde olmaması sizi rahatsız edebilir, gerebilir. Onlara saldırarak nefsini rahatlatabilirsin. Eğer nefsini böylece temize çıkaracaksan buyur çıkar.

Çünkü siz Adil Düzen için çalışıyorsunuz. AKP aman gitmesin CHP gelecek demek Allah yok demektir. ha AKP ya CHP ne farkeder, ikisi de aynı. Biri bizden görünüp aldatıp yapar, diğeri zulmedip yapar. Zulüm var ise işimiz kolay çünkü Allah buna müdahale eder ve Adil düzen gelir. Ama siz bu hareketinizle fitneyi uzatırsınız.

Ak parti veya CHP veya SP ne fark eder ki? Sanki sizin SP’niz, Milli Görüşünüz Adil Düzen için çalışıyor. O imkân bir kere verildi size. Ama ne yaptınız. Adil Düzen ekibini hemen kendinizden uzaklaştırdınız. Her hafta görüştükleri Adil Düzen ekibine Erbakan 7 ay sonraya randevu verdi. Çünkü Adil Düzen ekibi varken zulüm düzenini işletemezdi. Sonra da zulüm düzenini ne güzel idare ettik diye övündünüz. Sonra da ona kılıflar buldunuz. Neymiş hastalık varmış, hastanın acil tedavisi için zulüm düzenini ne güzel idame ettirmişiz. Asıl bugün zulüm düzeni içinde biz ehven-i şer olanı destekleriz. Adil Düzen gelene kadar bir nebze vakit kazandırır.

Şirk olan şu: onların hak olmadığını bildiğniz , inandığınız halde sırf kendi dünyevi menfaatiniz için (adil düzen çalışalım, kimse aman akevlere dokunmasın, mescidi dırarcığımız yıkılmasın, cücüklerimiz) o düzeni acısız bir şekilde devam ettirecekleri desteklersiniz. Sırf bu yüzden aman feto canım gülo dersiniz...Halbuki onların Adil Düzene bir faydası olmadığının ilmi sizin yanınızdadır. Siz siyasi şirk içinde olduğunuz için itikadi şirktesiniz de....

Biz onların Adil Düzene bir faydaları olmadığını gayet iyi biliyoruz. Onların da, Milli Görüşün de hak olmadığını gayet iyi biliyoruz. Sizin SP’nizin de Adil Düzene en ufak bir faydası olmayacağını biz de siz de gayet iyi biliyorsunuz. Eğer varsa faydası niye siz SP içinde çalışmıyorsunuz. Niçin bizim onlarla çalışmamız gerektiğini söylüyor ama siz onlarla bir çalışma içine girmiyorsunuz. Çünkü gayet iyi biliyorsunuz ki Adil Düzen için en çok çalışanlar Milli Görüşçü olmayan Akevler ekibidir. Bunun içinizde oluşturduğu rahatsızlık hissi nedeniyle, nefsinizi rahatlatmak için her fırsatta onlara saldırıyorsunuz. Lütfen kendi işinize bakın. Bir çalışın, görelim üretiminizi. O çok sevdiğiniz Milli Görüşünüzün de üretimlerini görelim. Önce siz onlara bir katılın. Uzaktan bize onlara katılın demeden önce kendiniz yapın da görelim neler yapıyorsunuz Milli Görüşçülerinizle beraber.

Ahmet Yücel
22.09.2015
22:18

''Ete kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm.'' Diyen Yunus Emre'de itikadi şirke mi düşmüştür?

''Enel Hakk'' diyen Hallacı Mansur'da itikadi şirke düşmüştür?

''Arşa, Kürs'e, Levh'e sığmam, mümin kulumun kalbine sığarım.'' Kudsi hadis olarak hatırlıyorum.

''Ararsan Mevla'yı kalbinde ara,

Kudüs'te, Mekke'de hacda değildir.'' Kelamı Kibar

Gerek Yunus Emre, gerekse Hallacı Mansur vb Allah dostları, Allah'ı kalbinde buldular ve Allah'ın ahlakı ile ahlaklandı iseler, bu manada Allah'tan kalpleri bir an bile ayrı olmadığı için. yukarıdaki sözleri söyledilerse, yine de onlar için itikadi şirke düştüler denilebilir mi? Bunu yaşamadığı halde, yukarıdaki sözleri kendi adına söyleyenler için, itikadi şirke düştüler denilirse doğru olabilir.


Şehidlerin ölmediğine nasıl inanıyorsak, ''Alimin mürekkebi, şehidin kanından efdaldir.''Hadisi şerif, alimlerin, peygamberlerin, Peygamber Efendimizin de ölmediğine inanmak, bizim anlayamayacağimız bir hayatla, ölmediğine inanmak yanlış mıdır?

Peygamberimiz, benim için salavat getirdiğinizde, bu bana ulaşır, benim haberim olur, buyuruyorlar. Demek ki, ölü değiller.

Sonuçta ruh ölmüyor, Kabir ya Cennet bahçesi, ya Cehennem çukurudur. İnsanlar için hal böyleyken, şehitler, evliyalar ve enbiyalar için, peygamberimiz için, Allah'ın farklı bir hayat vermesi imkansız mıdır ki, karşı gelelim?

Peygamber Efendimiz, Miraçta peygamberlerle görüştüğünü, 50 vakit namazın, Musa as'ın peygamber efendimizin ümmetine olan şefkatinden dolayı, Allah'tan hafifletmesini iste, ümmetin buna güç yetiremez dediğini, sonunda 5 vakit namaz, miraç hediyesi olarak ümmete farz kılındığını, anlatmıştır. Buradan da onların farklı bir hayat ile ölmediğini anlıyoruz.

Ahmet Yücel
22.09.2015
22:43

Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah Teâlâ'nın velîleri için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır. Yûnus 62

Ey o bütün iyman edenler! Allahtan korkun ve sadıklarla beraber olun.    Tevbe 119

"Benim veli kuluma düşmanlık edene ben harp ilan ederim. Kulum Bana, üzerine farz kıldığım şeylerden daha sevimli hiçbir şeyle yaklaşamaz. Kulum farzlardan sonra nafilelerle yaklaşmaya devam ederse ben onu severim. Ben onu sevince de onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı, düşünen aklı ve konuşan dili olurum." (Buhari Rikak 38)
Kudsi hadis

Benim ümmetimin velileri, Ben-i İsrail peygamberleri derecesindedir.  Hadis-i şerif

Her asırda benim ümmetimden sabikun (önde gelenler) vardır ki, bunlara büdela ve sıddıkun ıtlak olunur (söylenir). Haklarındaki inayet ve merhameti ilahiye o kadar boldur ki, sizler o sayede yer ve içersiniz. Yer yüzü halkı için vukuu tasavvur olunan bela ve musibetler onlarla kaldırılır. Hadis-i Şerif
 

Evliyaullah o kimselerdir ki, görüldükleri zaman Allah hatırlanır. Hadisi şerif (Nesai)

Allah ve Rasulü, Allah dostlarını severken, överken, Müslümanlar da sevmelidir, dil uzatmak ise asla doğru olmaz.

Ahmet Yücel
22.02.2016
23:46

Sevgili Cengiz hocam, yorumlarınız içinden bir cümleyi alıyorum:

''Zulüm var ise işimiz kolay çünkü Allah buna müdahale eder ve Adil düzen gelir. ''

Zulüm varsa, o zulmü kullarına layık gören de yine Allah CC değil midir?

Biz Allah'ın Müslüman kulları, dünyaya daldık, Ahireti unuttuk, büyük günahları açıktan işler olduğumuz gibi, misal olarak,''Bu zamanda faizsiz işler yürümüyor.'' vb cümleleri söyler olduğumuz için, Cenabı Allah bize yine kul eliyle zulmü layık görmüş olamaz mı?

Allah kullarını nasıl terbiye edeceğini bilemez mi?

Yine sizin sözünüze döneyim, Zulüm varsa bu da Allah'tan, belki biz tövbe ederek, pişman olarak, Allah'a dönünceye kadar bu zulüm devam edecek. Belki o zaman Adil Düzen gelecek, belki de o zaman Ak Parti Adil Düzen ve Milli Görüş icraatlarını uygulayacak.





Sayı: 131 | Tarih: 18.12.2011
Ahmet Hakan
Tutumunu söyle, sana kim olduğunu söyleyeyim
Cübbeli ve her şeyin sorumlusu cemaat (!)
2824 Okunma
41 Yorum
Lütfi Hocaoğlu
Mahir Kaynak
(Bu hafta yazı yazmamıştır!)
Tekel sermaye
757 Okunma
7 Yorum
Süleyman Karagülle
Mehmet Şevket Eygi
Ahlaksızlıkla Bir Yere Varamayız
Kuran'ı Anlamaya Çalışmak
745 Okunma
Emine Hocaoğlu
Zülfü Livaneli
karanlıkta yıldız gibi parlayan bir hekim
Hak gelmeden batıl gitmez
740 Okunma
2 Yorum
Ali Bülent Dilek
Hüseyin Gülerce
AB'ye Girmediğimiz İyi Mi Oldu?
AB'ye Güvenmek
674 Okunma
3 Yorum
Zafer Kafkas
Ruhat Mengi
Yapacak bir şey kalmamışsa
Balık Hafızası
664 Okunma
4 Yorum
Vahap Alma
Ruşen Çakır
İslamcıların rakibi yine İslamcılar
Rakibimin Düşmanı Dostumdur
634 Okunma
Tayibet Erzen
Nihal Bengisu Karaca
Son Yemek...
Cübbe altından sopa...
566 Okunma
Hakan Kandal